KÜNYE
T.C. Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi T.C. Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1104
- Karar No
- 2023/1134
- Karar tarihi
- 14 Aralık 2023
- Esas no
- ***
- Karar no
- ***
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... - ...
- Vekili
- Av. ... -
- Davalı
- ... - ... ...
- Vekili
- Av. ... -
- Dava
- Alacak (Vekalet ücretinden kaynaklı
- Dava tarihi
- ***
- Karar tarihi
- ***
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- ***
Karar Metni
1.217 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Tapu İptali Ve Tescil davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Davalı kooperatifin karar defterinin 58 sayılı ve 16/07/2018 tarihli kooperatif kararı gereğince 4163 ada ve 1 sayılı 150-0039 numaralı hissesinin üyeliğinin tarafına verildiğini, Kayseri 8. Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ve 20/02/2020 tarihli kooperatif hisse devri sözleşmesi ile devralındığını, davalı kooperatifin kendisini saf dışı bırakmak avukatlık ve vekalet ücreti ödememek adına Kayseri 7. Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile hiçbir geçerli sebep göstermeksizin kendisini azlettiğini, tapu tescili yapılana kadar taahhüt edilen aylık ayrı ayrı 2.000,00 TL avukatlık ücretinin ödenmediğini ileri sürerek.
10.000,00 TL vekalet ücretinin arabuluculuk başvuru tarihi olan 19/11/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; haksız azilden kaynaklanan vekalet ücreti alacağı konulu davanın görevli mahkemesinin tüketici mahkemesi olduğunu, kooperatif üyesi olduğunu iddia eden davacının diğer üyeler gibi bütün yükümlülükleri yerine getirmeden daire sahibi olmasının mümkün olmadığını, müvekkili ile davacının karşılıklı anlaşarak vekalet ilişkisini sonlandırdığını savunarak davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, vekalet alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Dava davacı vekili tarafından ... tarihinde alacak talebi ile ile bilikte tapu iptali ve tescil talepli olarak açılmış, dava mahkememizin 2023/505 esas sırasına kaydedilmiş ancak ... tarihli ön inceleme duruşmasında davacı tarafça diğer talep edilen vekalet ücretlerine ilişkin davasının işbu dosyadan tefrik edilmesi ve ayrı esasa kaydedilmesine karar verilmiş ve dava dosyası alacak talepleri yönünden tefrik edilerek işbu esasa kaydedilmiştir.
TTK’nın 4. maddesine göre; ticarî davaların iki grup altında incelenmesi mümkündür. Bunlar; tarafların sıfatına ve işin ticarî işletmeyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ticarî sayılan davalar (mutlak ticari davalar) ile her iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğan davalar (nispi ticari davalar)dır.
Mutlak Ticari Dava; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticari nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava olarak sayılan davalar olup, TTK’nın 4/1. maddesinde a ve f bentlerinde 6 bent halinde sayılan dava türleri mutlak ticari davadır. Taraflar arasındaki var olduğu iddia edilen ilişkinin satım sözleşmesinden kaynaklanması ve satım sözleşmesinin TTK' nın 4/1 maddesinde düzenlenmemesi, Borçlar Kanunu'nda düzenlenmesi nedeni ile davanın mutlak ticari dava olmadığı anlaşılmıştır.
Nisbi ticari dava ise; her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nisbi ticari dava olarak adlandırılmaktadır.
TTK’nın gerekçesinde; ticari davalar ile ticari olmayan hukuk davalarını ayırmada kullanılan kıstasın “bir yandan her iki tarafın tacir sıfatı ve uyuşmazlığın konusunu teşkil eden işin bu sebepten dolayı ticari sayılması keyfiyeti, diğer yandan tarafların sıfatına bakılmaksızın sadece işin ticari mahiyeti” olduğu açıklanmıştır.
Bu anlamda bir davanın nisbi ticari dava sayılabilmesi için; davaya uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Değişiklik Yapılmasına Dair 6335 Sayılı Kanunun 2. Maddesi ile değişik TTK'nın 5. maddesinin 3. fıkrası ile Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü itirazından çıkarılmış, görev ilişkisine dönüştürülmüştür.
HMK'nın 114. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine göre, görev dava şartıdır. Aynı Kanunun 115/1. maddesi gereği mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. HMK'nın 138. maddesine göre, mahkeme dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verebilir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava, vekalet ilişkisinden kaynaklanan vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin avukat olduğunu ve davalı ile 12/09/2019 tarihinde davalının Fişekçioğlu Demir Çelik San. Ve Tic.
A.Ş.den işçilik alacaklarının tahsili için Avukatlık Kanununa uygun olarak 10.000 TL den az olmamak üzere iş yerinden tahsil edilecek meblağın %15 i oranında anlaştıklarını ve sözleşme imzaladıklarını, müvekkilinin dava ve arabuluculuk işlemlerini yerine getirmesine rağmen davalının Kayseri 3. İş Mahkemesinin 2019/933 Esas sayılı dosyasında iş yeri ile anlaştığını bildirerek davadan feragat ettiğini, davalı ile ileşime geçildiğinde ise müvekkilinin duruşmalara girmediği için 400 TL danışma ücretinden başka bir ücret ödemeyeceğini söylediğini,
alacağın tahsili amacı ile Kayseri Genel İcra Dairesinin 2019/97661 Esas sayılı dosyası ile davalı adına icra takibi başlattıklarını ancak davalının haksız yere takibe itiraz ederek takibi durdurduğundan bahisle, davanın kabulü ile itirazın iptaline, takip konusu alacağın %20 den az olmamak üzere davalının tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesi talep edilmiştir.
Avukatlık ücret sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlığın giderilmesi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu tarafından talep edilmesi üzerine. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 12/07/2018 tarih *** Karar sayılı kararı ile "Gerçekten de. TBK'ya göre daha özel bir Kanun konumunda olan Avukatlık Kanunu'nda, kamu hizmeti gören avukatların hak ve sorumluluklarına ve avukatlık sözleşmelerinin hüküm ve sonuçlarına ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.
Ancak, bu yöndeki bir belirleme, özel hukuk hükümlerine göre avukat – müvekkil arasında yapılan sözleşmelerin, TBK 502 ve devamı maddelerinde düzenlenen vekalet sözleşmelerinden ayrı bir sözleşme türü olduğu sonucunu doğurmayacaktır.
Yürürlükteki 6502 sayılı TKHK'da Tüketici işlemi, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden ... gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, ... vekâlet, ... her türlü sözleşme ve hukuki işlemi, ... ifade eder." şeklinde tanımlandığına göre, artık Kanunun bu tanımından hareketle, avukat – müvekkil arasındaki vekalet sözleşmesinden kaynaklı ilişkinin niteliğinin buna göre belirlenmesi gerekeceği açıktır.
Hal böyle olunca, Vekil-Müvekkil arasında vekalete dayalı sözleşmesel bir ilişki kurulduğu gözetilerek, sözleşmesel ilişkinin temelindeki işlemin, tüketici işlemi olup olmadığının açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre mahkemelerin görevli olup olmadıklarının belirlenmesi gerekeceği tartışmasızdır. Bu açıklamalar ışığında daireler arasındaki uyuşmazlıkların giderilmesine karar verilmesi gerekmiştir." avukatlık ücret sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda sözleşmesel ilişkinin temelindeki işleme göre görevli mahkemenin belirlenmesi gerektiğine karar vermiştir.
Somut olayda, avukat olan davacının mesleki faaliyette bulunan kişi olması nedeniyle tacir konumunda olmadığı, davalının ise kooperatif olduğu ve tacir statüsünde olduğu ve bu kapsamda vekaletname verdiği görülmüştür.
Dosya kapsamına göre, dava konusu vekalet alacağı uyuşmazlığının TTK'nın 4. maddesine göre, ticari dava olmadığı, bu nedenle de mahkememizin görevi alanına girmediği, Asliye Hukuk Mahkemelerinin bu uyuşmazlığı çözmekte görevli olduğu, 6335 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonra mahkememiz ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi haline getirildiği, görev ilişkin usul hükümlerinin uygulanmasının gerektiği, görevin kamu düzeniyle ilgili olduğu, HMK'nın 115. ve 138. maddeleri gereği mahkemenin görev hususunu kendiliğinden araştırmakla yükümlü olduğu ve davanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebileceği dikkate alındığında, mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiştir.
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/1104, K. 2023/1134, 14 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama