İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAKARAR

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi E.2023/1111 K.2023/2331

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

Esas2023/1111Karar2023/2331Tarih19 Aralık 2023Okuma12 dk · 2.462 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.HUKUK Dairesi

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
Karar tarihi
19 Aralık 2023
Esas no
2023/1111
Karar no
2023/2331
İncelenen dosyanın mahkemesi
İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Karar tarihi
21/12/2022
Numarası
2021/340 Esas - 2022/765 Karar
Dava
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.462 kelime·12 dk okuma·1 bölüm

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.

12/09/2018 tarihinde ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın hakimiyetini kaybetmesi ve devrilmesi neticesinde tek taraflı ve yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen tek taraflı trafik kazasında yolcu konumunda bulunan davacının ağır yaralandığını ve malul kaldığını, kazanın meydana gelmesinde sürücü ... asli ve tam kusurlu olduğunu, Güvence Hesabına 17/06/2020 tarihinde başvuru yapıldığını ancak verilen cevapta taleplerinin karşılanmayacağının belirtildiğini, davalının maddi zararlarının giderilmesi amacıyla Sigorta Tahkim Komisyonuna 2020.E.94277 sayılı dosya ile başvuruda bulunulduğunu,

Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından verilen kararda uyuşmazlık dosyasına sunulan maluliyet raporunun hüküm kurmaya elverişli olmaması gerekçesiyle başvurunun usulden reddine karar verildiğini belirterek fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik sürekli iş göremezlik dolayısıyla 100,00 TL,

geçici iş göremezlik dolayısıyla 100,00 TL ve geçici bakıcı gideri dolayısıyla 100,00 TL olmak üzere toplamda 300,00 TL maddi tazminatın davalının temerrüde düştüğü tarihten itibaren işlemiş avans faiziyle birlikte davalıdan müşterek ve müteselsil sorumluluk çerçevesinde tahsili talep ve dava etmiştir.Davacı vekili ıslah dilekçesi ile talebini 206.007,00 TL'ye yükseltmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen kaza sonrasında kuruma yapılan başvuru üzerine ... no.lu hasar dosyasının açıldığını, ...’ın % 31 maluliyeti dikkate alınarak tazminat hesaplaması yapıldığını, TRH 2010 Hesap Tablosu ve %1,8 teknik faiz uygulaması suretiyle yapılan hesaplama sonucu 210.736,00 TL tazminat belirlendiğini, söz konusu aktüerya hesaplamasında, gelir durumu ile ilgili olarak herhangi bir belge sunulmaması sebebi ile asgari ücretin baz alındığını,

davacı Hediye'nin %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edilmesi nedeniyle %25 oranında kusur indirimi yapılarak 158.052,00 TL tazminatın 11/06/2021 tarihinde hak sahibine ödendiğini, ödeme mukabilinde müvekkili şirketin başvuru sahiplerince ibra edildiğini, sorumluluğu kabul etmemekle birlikte öncelikle ibranamenin iptali şartlarının somut olayda mevcut olup olmadığını, Güvence Hesabı tarafından ödenen tazminat tutarı ile bilirkişi tarafından tespit edilecek tazminat miktarı arasında fahiş fark ya da ödemenin yetersiz olduğunun tespiti halinde ancak ibranamenin hükümsüz sayılabileceğini, aksi halde başvurunun reddi gerektiğini,

yine kabul anlamına gelmemek kaydıyla geçici iş göremezlik ve bakıcı giderlerinin sağlık giderleri olarak kabulü gerektiğini ve Güvence Hesabının sorumluluğunda olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacının maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile, davacının 192.347,68 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 08/06/2021 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

davacının 9.600,32 TL geçici iş göremezlik tazminatının 08/06/2021 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının geçici bakıcı giderleri talebinin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ile davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle.

Dava konusu uyuşmazlıkta müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu traktörde istiap haddinin aşıldığı gerekçesiyle müterafik kusur indirimi yapıldığını ancak bu hususla ilgili kusur raporu alınmadığını, yalnızca aktüer raporunun bir kısmında bahsedildiğini, kusur raporu alınmaksızın kusur indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, öncelikle kusurlu davranış ile olayın meydana geliş şekli arasında illiyet ilişkisi olması gerektiğini, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte, araçta altı kişi olarak seyahat etmenin hangi trafik kuralı ihlaline sebebiyet verdiğine (veyahut hangi rizikoya) ilişkin hususun anlaşılamadığını,

müterafik kusur indirimi söz konusu ise tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini değerlendiren Yargıtayca bu oranın altında veya üzerinde yapılan indirimlerin doğru olmadığına karar verildiğini, mahkemece geçici bakıcı isteminin reddedildiğini ancak belgesiz sağlık giderlerinin Sigorta Şirketi tarafından ödenmesi gerektiğini, zaten sağlık gideri olan geçici bakıcı giderine ilişkin belge sunulduğu takdirde talebin muhatabının sigorta şirketi değil SGK olacağını, aktüer raporunda mevcut asgari ücret güncel olmadığından hesaplamanın hatalı olduğunu,

müvekkilinin muhtemel bakiye ömrünün eksik ve hatalı hesaplandığını, müvekkilinin kaza tarihinde 51 yaşında olup, muhtemel bakiye ömrünün 29 yıl olduğunu, 80 yaşına kadar hesaplama yapılması gerekirken eksik hesaplamanın söz konusu olduğunu, hesaplama yönteminin de yerleşik Yargıtay kararlarına uygun olmadığını, kararda hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin yüksek hesaplandığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle.

Davacıya yapılan ödeme sonrasında, ek tazminat istemine ilişkin kuruma yapmış olduğu herhangi bir başvuru bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili kurumun başvuru sahibine ibraname mukabilinde ödemede bulunarak kazadan kaynaklanan tüm sorumluluğunu yerine getirdiğini, başkaca sorumluluğu bulunmadığını, ödeme tarihindeki verilere göre hesaplama güncellendiğinde yapılan ödemenin yeterli olacağının anlaşılacağını, bilirkişi tarafından tanzim edilen raporda,

müvekkili kurum tarafından yapılan ödemenin tenzil edildiğini ancak Güvence Hesabı tarafından ödenen tazminatın kurumun hesaplama yaparken uyguladığı esasa göre yani “davacının %31 maluliyeti dikkate alınarak, TRH 2010 Hesap Tablosu ve %1,8 teknik faiz uygulaması suretiyle hesaplama yapılmalı ve elde edilen miktarın –kabul anlamına gelmemek üzere- toplam tazminattan tenzil edilmesi gerektiğini, ödenen tazminatın da asgari ücret artışları üzerinden güncellenmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın eksik olup, bu hususta güncelleme yapılması,

davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, yeni genel şartlardaki esaslara göre hesaplama yapılması, hesaplamalarda ölüm tablosu olarak TRH 2010 tablosu ile iskonto oranı (teknik faiz), %1,8-1.65 olarak dikkate alınması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile alınacak maluliyet raporunun Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları a.5 (c) bendindeki şartları taşıması,

ayrıca dosya kapsamında mevcut bulunan çelişkiler dikkate alınarak Adli Tıp Kurumu Üst Kurulundan rapor alınması gerektiğini, Dicle Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim tarafından hazırlanan 17/03/2020 tarihli raporda maluliyet oranının %31 olarak tespit edildiğini, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen raporda ise vücut engel oranının %39 olduğunun rapor edildiğini, söz konusu raporlar arasında çelişki giderilmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, müvekkili kurumun geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin sorumluluğunun söz konusu olmadığını, bakıcı giderinin sağlık gideri teminatından karşılanması gerektiğini,

kusur raporu aldırılmaksızın hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, Güvence Hesabı'nın kazaya sebebiyet veren sigortasız aracın kusuru oranında sorumlu olduğunu, hesaplanan tazminattan müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, kurum tarafından aldırılan 23/05/2019 tarihli bilirkişi raporuna göre,

trafikte güvenli seyahate uygun olmayan tutma ve korunma tedbirlerinden yoksun traktör römorku üstünde kendi iradesiyle seyahati sebebiyle zarar gören ...’ın %25 oranında tali kusurlu olduğu kanaatine varıldığını ayrıca ... plakalı traktörde yolcu taşıma kapasitesi 1 kişi olmasına rağmen araçta sürücü dahil toplam 7 kişinin yolculuk yaptığını, kararın gerekçesinde müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine ilişkin açıklama yapılmışsa da hüküm kısmında indirim yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının yaralanmasına sebebiyet veren şahıstan davacı ve şikayetçi olmadığını, artık hukuk mahkemesinde de dava açamayacağını,

müvekkili şirketin dava tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu olabileceğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.

Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Somut olayda, 12/09/2018 tarihinde dava dışı sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı traktörün hakimiyetini kaybetmesi ve devrilmesi sonucu meydana gelen tek taraflı trafik kazasında traktörün römorkunda bulunan davacının yaralandığı ve bu yaralanması nedeniyle aracın ZMMS poliçesi bulunmadığından davalı Güvence Hesabı'ndan geçici iş göremezlik,

sürekli iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatı talep ettiği anlaşılmıştır.

Mahkemece, gerekçeli kararda yer alan vekalet ücretlerinin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre doğru şekilde belirlenmiş olması, zaten dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmiş olması, davacının yaralanmasına sebebiyet veren şahıstan davacı ve şikayetçi olmamasının hukuk davası açmasına engel teşkil etmemesi, yine ek tazminat talebi için KTK'nın 97. Maddesi gereğince yeniden başvuru yapılmasına gerek bulunmaması; bilirkişi raporunda zaten müterafik kusur indirimi yapıldığından ayrıca mahkemecede yapılmasına gerek bulunmaması nedeni ile bu hususlara değinen istinaf talepleri yerinde görülmemiştir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hali söz konusu) ise hakim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.

Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir.Somut uyuşmazlıkta davacının tek taraflı kaza yapan traktör römorkunda yolcu konumunda bulunduğu dosya kapsamından anlaşılmakla kusurun tespiti yolcu olan davacı için sonuca etkili değildir. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince kusur raporu alınmamış olması eksiklik oluşturmayacaktır.

Ancak davacı yolcuya kendi can güvenliğini tehlikeye atarak nizamlara aykırı şekilde traktör römurkuna binerek yolculuk yaptığı için verilen %25 oranındaki kusur kazanın oluşmasına etken sürüş kusurlarından olmayıp davacının yolcu taşınması mümkün olmayan traktör römurkuna binmesi zararın artmasına sebep olan müterafik kusur niteliğindedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/4187 E. ve 2023/7599 K. sayılı kararı).

Bu nedenle müterafik kusur indirimi yapılmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Ancak Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre müterafik kusur indirim oranı % 20 olduğu da dikkate alınmak suretiyle bu oranda indirimle tazminatın belirlenmesi gerekirken, yolcu olan davacı için % 25 müterafik kusur indirimine göre hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Hatır taşıması bir kimseyi ücretsiz olarak ve bir karşılık almadan ve bir yararı bulunmadan taşıma halidir.

Yani hatır için taşımada taşımanın karşılıksız olması veya alınan karşılığın önemsiz olması gerekir. Taşıma, işletenin veya sürücünün değil taşınanın yararına olmalıdır.

Mahkemece, taşımanın hatır için olduğu değerlendirilerek tazminattan hatır indirimi yapılabilmesi için davalının bu yönde savunma getirmesi ve taşımanın hatır için olup olmadığı, tarafların yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı gibi olayın özel şartlarını ortaya koyması gerekmektedir. Davalı vekili cevap dilekçesinde ve istinaf dilekçesinde hatır taşıması indiriminin uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.

Mahkemece hatır taşıması bulunup bulunmadığı tartışılmadan ve koşulları oluşmuş ise %20 oranında hatır indirimi yapılmadan eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır.

Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır.

Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine,

20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.

(Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları) Kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunmayan (20.02.2019 tarih ve 30692 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan) Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliği hükümlerine göre maluliyet raporu alınamayacağına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir.

Dosyada bulunan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından düzenlenen maluliyet raporunda.

Davacı ...'ın 12/09/2018 tarihli kazada meydana gelen yaralanması dikkate alınarak Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik esas alınarak bedensel özür oranı hesaplandığında, kişinin tüm vücut özür oranının %39 olduğu, kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin 2 ay olduğu, tıbbi iyileşme süresinin kırık tespiti ve tedavi süreci göz önüne alındığında 6 ay olduğu kanaati bildirilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun davacının maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlendiği ve yeterli olduğu anlaşılmıştır.

Ancak davalı vekili Dicle Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından hazırlanan 17/03/2020 tarihli raporda maluliyet oranının %31 olarak tespit edildiğini, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen raporla bu rapor arasında çelişki bulunduğunu öne sürmüş, dosya kapsamında ve UYAP üzerinden yapılan araştırmada bu rapora rastlanmamış, bu raporun gönderilmesi için mahkemece yazılan 18/05/2022 tarihli yazıya cevap verilmediği görülmüştür.Dava dilekçesinin üçüncü sayfasının üst kısmında Dicle Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı'ndan rapor alınmasının talep edildiği,

ortalarında ise Dicle Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı'ndan alınan maluliyet raporunun sunulduğunun belirtildiği, oysa dava dilekçesine Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen raporun eklendiği görülmüştür.

Bu durumda davacı vekiline, davacı hakkında Dicle Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı'ndan alınmış maluliyet raporu bulunup bulunmadığı, dava dilekçesinde maddi hata yapılıp yapılmadığı konusunda beyanda bulunmak ve gerekirse dava dilekçesini düzeltmek üzere mehil verilmesi, böyle bir rapor varsa dosyaya sunulması, raporun temini halinde raporlar arasında maluliyet oranları bakımından çelişki varsa çelişkinin giderilmesi için ATK'dan rapor alınması gerekirken dosyada maluliyet raporları konusundaki belirsizlik giderilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin KTK'nın 98.maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 02/03/2022 tarih, 2022/312 E. ve 2022/3685 K. sayılı kararında; geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri yönünden sigorta şirketlerinin sorumluluğunun devam ettiği yönünde karar vermiştir.

Bu nedenle davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/6911 E. ve 2021/10351 K., 2021/5305 E. ve 2021/7685 K. sayılı kararları).

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı tarafından düzenlenen raporda, "kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin 2 ay olduğu," belirtilmesine ve bu durumda davacının 2 ay süre ile geçici bakıcı ihtiyacı ispat edilmesine rağmen mahkemece bakıcı gideri için belge sunulmadığı gerekçesiyle bu talebin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

Trafik kazası sonucu bedensel zarara uğrayan ve buna dayalı olarak iş gücü kaybı tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürlerinin belirlenmesi gerekmektedir. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir tespit olduğundan gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır.

Bu nedenle yapılan bilimsel çalışmalar sonucu “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi ve yargı mercileri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından Yargıtay 4. Hukuk Dairesi de tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılmasının uygun olacağına karar verilmiştir.(Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/376 E. ve 2023/4016 K. sayılı kararı).

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 99. maddesinde, sigorta şirketlerinin zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde maddi tazminattan sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta kaza tarihi itibariyle yaralanma halinde kişi başı ZMMS poliçe limiti 360.000,00 TL'dir. Bilirkişi raporunda limiti aşacak şekilde 511.330,37 TL tazminat hesaplanmıştır.

ZMMS poliçe limitini aşacak şekilde tazminat hesap edilmesi halinde, davacıya daha evvel ödenen güncelleme yapılmaksızın poliçe limitinden mahsubu ile bakiye tazminata hükmetmek gerektiğinden aksi yöndeki davalı vekili istinaf talebi yerinde görülmemiştir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/1095 E. ve 2020/4563 K. sayılı kararı).Mahkemece alınan aktüer bilirkişi raporunda; bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak,

davadan önce davalı Güvence Hesabı tarafından yapılan 158.052,00 TL ödeme poliçe limitinden düşülerek hesaplama yapılmış olmasında ve ödeme nedeniyle ibraname düzenlenmediğinden ödeme tarihindeki verilere göre tazminat hesabı yapılmamış olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-Davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,4-Duruşma yapılmadığından,

vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,5-Davacı ile davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/12/2023

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2023/1111, K. 2023/2331, 19 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1111
Karar No
2023/2331
Tarih
19 Aralık 2023

İlgili Kararlar

  • Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/1111 K.2023/1141
  • Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/1112 K.2023/1273
  • Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/1112 K.2023/1173
  • Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/1112 K.2023/1129
  • Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/1113 K.2023/1010
  • Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi E.2023/1114 K.2023/1479

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.