KÜNYE
T.C. Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/65
- Karar No
- 2024/545
- Karar tarihi
- 16 Mayıs 2024
- T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- *** Esas - ***
- Esas no
- ***
- Karar no
- ***
- Hakim
- ***
- Katip
- ***
- Davacı
- ***
- Vekili
- Av.
- Davalı
- ***
- Dava
- İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- ***
- Karar tarihi
- ***
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- ***
Karar Metni
1.460 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; borçlu ...'ın müvekkiline olan borcu sebebiyle Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ...
E sayılı dosyası ile icra takibi açıldığını ve borçlu tarafından 02/03/2021 tarihinde takibe itiraz edildiğini, takibin durduğunu, borçlu ... itiraz dilekçesinde müvekkile herhangi borcu olmadığını belirttiğini, ancak müvekkili ile borçlu arasında 01 ... plakalı araç için tanzim ve başlangıç tarihi 16/01/2019 olan 1 yıllık Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçe düzenlendiğini bu poliçenin bedeli yani borçlu tarafın sigorta poliçesinin bir suretini teslim aldıktan sonra ödemekle yükümlü olduğu brüt prim miktarının 821,57 TL olduğunu,
2918 Sayılı Yasa gereği Trafik sigortasının ülkemizde zorunlu bir sigorta olduğunu ve araç sahibi olan herkes bu sigortayı yaptırmakla yükümlü olduğunu, ekte sunulan kredi kartı ile pim ödeme formundan görüleceği üzere ... adına sigorta prim ödemesini kendisine ait olan kredi kartından taksitler halinde yaptığını, yapılan bu prim ödemesinin borçlu sigortalı ... tarafından hala acente yetkilisine iadesi gerçekleşmemiş olması hasebiyle hakkında icra takibi başlatma gereği hasıl olduğunu belirterek borçlu tarafından Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına,
fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla borçlunun dosya borcunu faiziyle birlikte ödemesine, borçlu tarafından haksız ve dayanaksız ve kötüniyetli olarak likit alacağa yapılmış bulunan itiraz sebebiyle davalı aleyhine takip bedelinin % 20 sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından daha önce de icra takibi başlatıldığını ve bu iddianın ticaret mahkemesi tarafından reddedildiğini, aynı dosya ile iki kez icra takibi yapıldığını iki kere arabuluculuya gidildiğini, üç kez de mahkemelere intikal edip reddedildiğini, ilk ticaret mahkemesinin reddetmesinden 1 yıl sonra tekrar yeni dosya açılıp icra takibi başlatıldığını ve itiraz ettiğini, arabulucu ve mahkeme aşamalarından sonra ikinci kez ticaret mahkemesinde itirazın iptali davası açıldığını, davacıya bir kez trafik sigortası yaptırdığını, parasını peşin olarak elden verip , poliçeyi aldığını,
davacıyı daha önceden hiç tanımadığını , ticari alışverişi de bu yaptırdığı poliçeden ibaret olduğunu, kendisinin kendi kartıyla taksit yaptığından bilgisinin olmadığını, bu sebeple icra takibinin iptal edilmesi ve icra dosyasının kapatılmasını, itirazın iptali davasının reddini, kendisine ödünç para verme gibi bir şeyin söz konusu olmadığını, peşin olarak parasının ödendiğini, icra takibi yüzünden maddi manevi zarar gördüğünü belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi *** K sayılı dosyası 29/11/2022 tarihli kararı ile "TTK'nın 5/1. maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi, asliye ticaret mahkemesine aittir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinin ilk cümlesinde tarif edilmiş olup, her iki tarafın da "Ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davalarıdır.
Mutlak ticari davalar ise tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır.
Bu durumda, somut uyuşmazlık, zorunlu mali mesuliyet Sigorta Poliçesinden kaynaklanmakta olup, sigorta hukuku TTK'nın 6. Kitabında 1401 ve devamı maddelerinde düzenlendiğine göre, TTK'da düzenlenen hususlardan olması nedeniyle, eldeki dava mutlak ticari dava olup Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı içinde bulunduğundan" bahisle görevsizlikle mahkememize tevzi edildiği anlaşılmıştır.
Arabuluculuk son oturum tutanağının dosya arasına alındığı, ... A.Ş'den 01 ... plakalı araca ait 16/01/2019 tarihli ... poliçe nolu sigorta poliçesinin onaylı bir örneği ile bu sigorta priminin kim tarafından ödendiği ve ödeme kayıtlarının ve poliçenin iptal edilip edilmediği, ayrıca davacının ve *** Aracılık hizmetleri Ltd.Şti'den prim tahsil yetkisinin olup olmadığı hususlarına ilişkin bilgi ve belgelerin sorulduğu ancak cevap verilmediği, Sigorta Bilgi Gözetim Müdürlüğünden 16/01/2019 tarihli ... poliçe nolu sigorta poliçesinin geçerli olup olmadığı, iptal edilip edilmediğine dair bilgi ve belgeler, Türkiye Noterler Birliği'nden, ... A.ş'den bilgi ve belgelerin celp edildiği anlaşılmıştır.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Davacı taraf davalı hakkında Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile takip yapıldığını, davalının itiraz ettiğini, davalı ait 01 PJ 470 plakalı aracın 16/01/2019 tarihli ZMSS poliçesini düzenlediğini, davalının poliçenin prim tutarının 821,57 TL olduğunu, davalının ZMSS poliçe ücretini ödemediğini belirterek yapılan takibe itirazın iptalini dilemiştir.
Davalı ise, başka mahkemelerde dava görüldüğünü ve reddedildiğini, davacıyı tanımadığını, bir poliçe yaptırdığını, kendisinin kartıyla taksit yaptırdığından haberinin olmadığını, poliçe bedelini peşin olarak ödediğini belirterek davanın reddini dilemiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, ...'ya ait ... poliçe numaralı 16/01/2019 tanzim tarihli poliçe bedelinin davacı tarafından ödenip ödenmediği, davalının ise bu ödemeyi davacıya yapıp yapmadığı, davalının itirazının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda ... A.Ş tarafından sunulan ZMSS poliçesi ve ödeme kayıtlarının incelenmesinde, davalıya ait 01 ... plakalı ticari aracın ZMSS poliçesi ile sigortalandığı, poliçe priminin 821,57 TL olduğu, primin davacıya ait kredi kartından ödendiği görülmüştür. Davalı taraf ödemenin peşin olarak yapıldığını iddia etmiştir.
Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. (TMK m. 6) İleri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. (HMK m.190)
Davalı taraf kanun gereği ödemeyi ispat etmek zorundadır. Ancak ödemeyi ispat edemediğinden asıl alacak yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
-İcra inkar tazminatına dair değerlendirmede;
İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir.
Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (HGK'nun 07.06.2006 tarih *** Karar sayılı kararı).
Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece hükmedilen asıl alacak miktarı poliçe ve ödeme kaydı dikkate alınarak hüküm kurulmuştur. Hükmedilen miktarın likid bir alacak olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
-Faize ait değerlendirmede;
Taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğundan 818 sayılı BK'nun 101.maddesinde; "Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla mütemerrit olur" hükmü getirilmiştir. 6098 sayılı TBKnun 117.maddesinde bu hüküm ''Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer'' şeklinde düzenlenmiştir. Temerrüt, ya bir ihtar ile ya da dava açılması ile gerçekleşir. Somut olayda davacı tarafça sunulan herhangi bir ihtar olmadığından davacının işlemiş faize ait istemi reddedilmiştir.
Katip *** · e-imzalıdır Hakim *** · e-imzalıdır
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/65, K. 2024/545, 16 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama