KÜNYE
T.C. Kayseri
- Mercii
- Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/879
- Karar No
- 2025/399
- Karar tarihi
- 29 Nisan 2025
- T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- *** Esas - ***
- Esas no
- ***
- Karar no
- ***
- Hakim
- ***
- Katip
- ***
- Davacı
- ***
- Vekili
- Av.
- Davalı
- ***
- Vekili
- Av.
- Dava
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- ***
- Karar tarihi
- ***
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- ***
Karar Metni
2.103 kelime·11 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile davacının 2014 yılında aralarında araç alım satım yapmak üzere sözlü olarak sözleşme yaptıklarını, anlaşmaya göre davalı araçları davacıya sunacağı, davacınında kendi portföyündeki müşterilere satacağı hususunda olduğu, sözlü sözleşme kapsamında davalı ile yapılacak işlemleri güvence altına almak için 49.500 TL tutarında senet imzaladığını, bu senet anlaşmanın tam ve eksiksiz bir şekilde yerine getirilmesini teminat altına almayı amaçladığından,
senedin belirli kısımları, araç satışlarının gerçekleşmesi ve ödeme bilgilerinin belirlenmesi sonrasında doldurulmak üzere boş bıraktığını, davalının araç takası banka havalesi ve elden yapılan ödemeleri inkar ettiğini davacıdan haksız bir şekilde para tahsil etmek amacıyla 26/07/2014 tarihinde KAyseri 4. İcra Müd. *** esas sayılı dosyası ile 48.662 TL'lik icra takibi başlattığı, icra dairesinin hata yaparak borcu 156.000 TL ye çıkardığını, bu hatanın düzeltilmesi için dilekçe verdiğini fakat icra müdürlüğünce herhangi bir düzeltme yapılmadığını, bu konu ile ilgili İcra Hukuk Mahkemesine dava açtığını ve kazandığını,
dava sonrasında net olarak 28.605,29 TL borç durumu olduğu, davalıya yapılan ödemeler, eft kayıtları İcra Hukuk Mahkemesi davasında ele alınmadığını, bu nedenlerden dolayı Kayseri Genel İcra Müdürlüğü*** esas sayılı takip dosyasındaki 28.605,29 TL ile işlemiş faiz ve diğer alacaklar yönünden borçlu olmadığının tespit edilmesini, vekalet ücreti ile yargılama masraflarının davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ***Esas (Kapatılan Kayseri 4. İcra Müdürlüğü'nün *** Esas sayılı dosyası) Defaten borçlunun iş yerinde haciz yapıldığını, takip borçlusuna 103 davetiyesinin defaten gönderilmek sureti ile gıyaben yapılan hacizlerin bildirildiğini, takip borçlusunun, yapılan hiçbir haciz işlemine süresi içerisinde veyahut dışında itiraz etmediğini belirterek davanında reddine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.
Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün *** esas sayılı dosyanın Uyap kayıtları celp edilmiş, incelenmesinde, alacaklısının ***, borçlusunun *** olduğu, toplam 48.662,12-TL alacak üzerinden takibin başlatıldığı görülmüştür. Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın *** soruşturma sayılı dosyası uyap üzerinden celp edilmiştir. Kayseri Vergi Dairesi Başkanlığı'na ve Gaziantep Vergi Dairesi'ne müzekkere yazılarak davacının ve davalının tacir olup olmadığı hususu araştırılmış, gelen yazı cevaplarıyla, davacının bilanço hesabına göre defter tuttuğu, davalının ise ikinci sınıf tüccar olduğu görülmüştür.
Dava dilekçesinde yemin deliline dayanıldığından davacı tarafa yemin teklif edip etmeyeceğini bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verilmiş, kesin süreye uyulmadığı takdirde yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı davacı vekiline ihtar edilmiş, davacı vekilinin 12/06/2024 tarihli dilekçe ile yemin metni sunduğu, dilekçeden bir suretin davalı asile tebliğ edildiği, mahkememizin 05/11/2024 tarihli duruşmasında davalı asil *** 'ün "davacı ile araç ticaretim yoktu ancak zaman zaman arkadaş vasıtasıyla tanıştığım için iki üç defa dükkanına gitmişimdir.
Ben bir dolandırıcılığa maruz kaldım. Mağdur olduğum için annem bana satmam için bir bağ verdi. Ben bağı satarken bağ karşılığında araç aldım. Benim araba ticareti gibi bir işim yoktur. Davacı bana ot işi yaptığını söyledi. Bağ karşılığı almış olduğum arabaları aldı. Bir ay sonra parasını vereceğini söyledi. Kendisi sözleşme ve senet yaptı. Dosyada mevcut olan senet bu anlaşma karşılığı verilen senettir. Kendisi düzenleyip senedi bana verdi.
Bu alış veriş dışında herhangi bir ticaretim olmadı. Senedi kendisi doldurup bana verdi. Öncelikle 2.000,00-TL daha sonra 2.500,00-TL bana havale yaptı. Ondan sonra bana bir araç verdi. Ben de bu aracı 20.000,00-TL 'ye sattım.
20.000,00-TL'yi de bu şekilde tahsil ettim.***'dan alınan araç için tarafıma 26.500,00-TL ödenmesi gibi bir durum yoktur. *** Bank'tan tarafıma yapılan tarihlerini hatırlamamakla birlikte tarafıma banka havalesiyle az önce yukarıda da söylemiş olduğum 2.000,00 ve 2.500,00 TL dışında başka herhangi bir ödeme yapılmamıştır. Davacı bana 2.000,00 ve 2.500,00 TL'lik başkaca ödeme yapmamıştır. Ben ***'i tanırım. *** vasıtasıyla benimle görüşmek istedi.
Bir ayda ödeyeceğim dedi bunun üzerine 2- 2,5 yıl geçtikten sonra görüşmeyi talep etti. Bünyan 'da TECO petrolde görüştük. Özkan denen şahsı tanımıyorum. Ancak görüşmemizde bana bir araç verme teklifinde bulundular. Ödeme miktarlarını da çok aşağılara çektiler. Ben de sinirlenerek görüşmeden ayrıldım. Herhangi bir mutabakat anlaşmamız olmamıştır. Bu görüşmeden sonra eve döndüğümde bana telefon açtı. Telefonda "mahkemeyi, avukatı devreden çıkartalım dedi.
Ben de 40.000,00 TL ödemesini kabul ettim. Kendisi 50.000,00 TL ödemeye de razı olduğunu, bıktığını söyledi. Ancak ben bir hafta içinde ödemesini söyledim. Ben de ödemesini yapması karşılığında icra dosyasını kaldıracağımı " bildirdim. Biz senedi icraya koyduğumuzda şu anda mahkemenizde kabul etmiş olduğum 2.000,00-2.500,-TL ve araç satışından almış olduğum 20.000,00-TL'yi senetten mahsup ederek kalan kısım yönünden takip yaptık." şeklinde yemini eda ettiği görülmüştür.
Kayseri 8. Noterliği'ne müzekkere yazılarak 38*** plakalı, 22/05/2014 tescil tarihli, *** model *** 406 hususi otomobil ile 38*** plakalı *** model, 23/05/2014 tescil tarihli *** marka kamyonetin Noter Satış Sözleşmeleri celp edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE
Dava; bonodan kaynaklı menfi tespit talebine ilişkindir.
Dava, Kayseri 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin *** esas - *** karar sayılı ilamı ile görevsizlik kararı verilerek dosya mahkememize tevdi edilmiş olup mahkememizin iş bu esas sırasına kaydının yapıldığı görülmüştür.
Davacı taraf davalının kendisi hakkında Kayseri Genel İcra Dairesinin *** esas sayılı dosyasında kendisi hakkında takip yapıldığını, dava dosyasına konu bonodan dolayı 28.605,29 TL yönünden menfi tespit talebinde bulunmuştur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık noktasının davacının Kayseri Genel İcra dairesinin *** esas sayılı dosyasına konu bononun bedelini ödeyip ödemediği noktasında toplanmaktadır.
Davaya konu Kayseri Genel İcra Dairesi'nin *** esas sayılı icra takip dosyası üzerinde yapılan incelemede borçlusunun mahkememize ait işbu dosya davacısı, alacaklısının yine mahkememize ait işbu dava davalısı olduğu alacaklı tarafından borçlu aleyhine dayanağı bonodan kaynaklı toplam 49.500,00 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı görülmüştür.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuya ilişkin yasal düzenlemeler ile hukuki kavram ve kurumların ortaya konulmasında yarar vardır. Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine dayanır.
Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye, bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan bu ilişki "kambiyo ilişkisi" olarak anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu "kambiyo taahhüdü"nde bulunmuş olur.
Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl/temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Bu genel açıklamadan sonra, hemen belirtmelidir ki bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 779/1).
2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 170/b maddesinin aynı Kanun’un 72. maddesine yaptığı yollama gereğince kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte de menfi tespit davası açılabileceği açıkça anlaşılmaktadır. İİK’nin 72/1. maddesi, “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir” hükmünü haizdir. Buna göre borçlu, henüz aleyhine başlatılmış bir icra takibi yokken alacaklıya karşı borçlu bulunmadığının tespiti için menfi tespit davası açabileceği gibi aleyhine icra takibine başlanmasından sonra da menfi tespit davası açması mümkündür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümler poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun koyucu, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (TTK m. 778 ve 818).
Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır.
Temel borç ilişkisinin taraflarından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar.
Zira bir borç ilişkisi için kambiyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 133/2. maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur.
Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez.
Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir.
Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir anlatımla borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Bununla birlikte borçlunun takas def’îni kullanması hâlinde ise, ne temel borç ilişkisine, ne de kambiyo senedi borcuna dayanılmakta, borçlu, kambiyo senedinden doğan borcu ile hamildeki alacağını takas etmektedir.
Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgilerine karşı öne sürülebilen mutlak def’îlere dayanmaktadır.
Örneğin kambiyo senedinin zorunlu şekil şartları içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmi ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit talebine konu oluşturur.
Bu kapsamda genel ispat kurallarına ilişkin olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince, bir kambiyo senedinin teminat senedi olduğundan bedelsizliğine dair iddia ile açılan menfi tespit davasında ispat yükü, iddia olunan bu vakıadan kendi lehine hak çıkaran senet borçlusuna ait olacaktır. Zira borçlu olunan bir senede ilişkin açılan menfi tespit davasında senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispatı sonucu verilecek olan karar ile sorumluluk ortadan kalkacaktır. Bu tür bir karar ile lehine hak kazanan, dava konusu senet borçlusu olduğundan anılan senedin bedelsiz olduğuna dair iddianın ispat yükü de yine senet borçlusu üzerindedir.
Bonolar kural olarak, birer kredi vasıtasıdır. Aksine sözleşme veya âdet bulunmadıkça edimlerin aynı anda ve karşılıklı olarak ifa edilmesine ilişkin genel ilkenin (TBK m.96) bir istisnası olarak, alt hukuki ilişkinin karşı edimini alan borçlu, para borcunu derhal ödemek yerine bir bono düzenleyerek karşı âkide verebilir. Hatta bu ödemeleri taksitler hâlinde ve ardışık vadelerde düzenlediği bonolara bağlayabilir. Böylelikle bono, keşidecisine ödeme konusunda zaman kazandırırken, lehdarına da ciro suretiyle ticari ilişkisini sürdürmek olanağı sağlar.
Mahkememiz dosya kapsamında taraflara ticari defterlerini sunmak üzere süre verildiği, tarafların defterlerini sunmadıkları görülmüştür. Söz konusu bononun nakden kaydı ile düzenlendiği, ancak davacının dava dilekçesindeki beyanı ve tarafların soruşturma aşamasındaki kabulleri dikkate alındığında bononun araba alım satımına karşılık verildiği anlaşılmakla beraber davacının ödeme yaptığına dair delillerinin bulunmadığı, dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı, mahkememizce davalının yeminin yaptırıldığı anlaşılmakla davacı tarafça ispat edilemeyen davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip *** · e-imzalıdır Hakim *** · e-imzalıdır
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/879, K. 2025/399, 29 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama