KÜNYE
T.C. Kayseri
- Mercii
- Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/378
- Karar No
- 2025/509
- Karar tarihi
- 27 Mayıs 2025
- T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- ... Esas -...
- Esas no
- ...
- Karar no
- ...
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- ...
- Vekili
- Av....
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- ...
- Karar tarihi
- ...
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- ...
Karar Metni
2.366 kelime·12 dk okuma·5 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ile müvekkili şirket arasında ticari alım - satımdan ve hizmetten kaynaklanan ticari ilişkiye bağlı olarak düzenlenen faturalardan takibe konu edilen 5 adet faturadan dolayı alacaklı olduğunu, alacağın ödenmemesi nedeniyle 13/03/2024 tarihinde Kayseri İcra Müdürlüğü'nün ...
E. Sayılı dosyası ile takip başlattığını ancak davalının işbu icra takibine yasal süresi içinde haksız ve mesnetsiz olarak itiraz ederek takibi durdurduğunu, dilekçe ekinde sunulan takibe konu edilen 20/09/2023 tarihli 8.956,44 TL bedelli fatura, 31/08/2023 tarihli 16.166,21 TL bedelli fatura, 09/10/2023 tarihli 4.571,81 TL bedelli fatura 20/10/2023 tarihli 3.092,88 TL bedelli fatura 25/10/2022 tarihli 23.021,80 TL bedelli fatura dolayı davalının borçlu olduğunu bu nedenle icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibe devamına, davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine,
vekalet ücreti ile yargılama masraflarının davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Dava dilekçesinin davalıya tebliğ edildiği ancak cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür.
DELİLLER
Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır. Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası celp edilmiş, incelenmesinde, alacaklının ...Yedek Parça İmalat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi, borçlunun ...Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi olduğu, toplam 60.741,71-TL asıl alacak üzerinden takibin başlatıldığı, davalı tarafından süresi içerisinde yapılan itiraz sonucu takibin durduğu ve iş bu davanın süresinde açıldığı görülmüştür.
Mimarsinan Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne ve Mesir Vergi Dairesi'ne müzekkere yazılarak dava konusu faturaların davacı ve davalı ...Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi tarafından bilanço alım (BA) belgelerinde ve sair beyan ve belgelerde kullanılıp kullanılmadığı sorulmuş, gelen yazı cevabıyla Form Ba-Bs'lerin gönderildiği görülmüştür.
Tüm deliller toplandıktan sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmış, muhasebeci - mali müşavir bilirkişi ... 20/11/2024 tarihli raporunda özetle;
1-Dosya kapsamında davalının yazılı temerrüdüne rastlanmadığı için faiz hesaplaması yapılmadan yapılan tespit ve hesaplamaya göre davacının takip talebi asıl alacak toplamı 52.809,14-TL den takibe konu faturalardan sonra yapılan tahsilatlar toplamı 26.693,11-TL nin düşülmesi ile 26.116,03-TL (52.809,14-26.693,11) alacağının olacağı hesap ve tespit edildiği,
2-Davacının takip talebindeki TTK 1530 kapsamında faiz talebinin kabul edilmesi halinde yapılan hesaplamaya göre davacının 26.786,03-TL asıl ve 3.192,31-TL işlemiş olmak üzere toplam 29.978,34-TL alacağının olacağı hesap ve tespit edildiği yönünde rapor sunulmuştur. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edildiği rapora karşı davacı vekilinin itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür. Davacı vekilinin itirazı doğrultusunda bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiş, 12/02/2025 tarihli ek raporda özetle;
-Davacının itirazının neye olduğunu esasında itiraz dilekçesinin 2. maddesinde çok güzel özetleyerek "Bilirkişi raporu eksik ve hatalıdır. Zira bilirkişi, davalı şirketin, takibe konu faturalardan sonra toplam 26.693,11 TL tahsilat yaptığını ileri sürerek, toplam fatura alacağından bu bedeli mahsup etmiş bir sonuç elde etmiştir." şeklinde yaptığını,
-Ancak eksikliğin ve hatanın ne olduğunu belirtmediğini, bununla birlikte dava itirazın iptali davası olup takiple sıkı sıkıya bağlı olduğunu, takip dayanağının ise fatura olduğunu, fatura takiplerinde alacak hesabın içtihatlar ile kök raporda yapıldığı şekilde olacağını, ez cümle kök rapordaki hesaplama içtihatlar doğrultusunda olup, kök rapordaki hesaplamayı değiştirecek bir olgunun olmadığını bildirir yönde tespit ve kanaatini sunmuştur. Rapordan birer suretin taraflara tebliğ edildiği rapora karşı davacı vekilinin itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE
Dava, alacağın tahsiline yönelik olarak başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nun 67/1. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.
6545 sayılı Yasa'nın 45/3. maddesi uyarınca dava değeri itibarı ile tek hakim tarafından basit yargılama usulüne göre yargılama yapılarak dava sonuçlandırılmıştır.
Taraflar arasında uyuşmazlık; icra takibine konu edilen nedenlerle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının icra takibine haklı olup olmadığı, bu itirazın iptalinin gerekip gerekmediği, icra inkar tazimatının koşullarının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Bilindiği üzere, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir. (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219, 223). İcra dosyasında itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğ edildiğine ilişkin bir belge bulunmadığı gibi, eldeki davanın bir yıllık yasal süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. ve devamı maddelerinde düzenlenen itirazın iptali davalarının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan ispat külfetiyle ilgili kurallar itirazın iptali davasında da geçerlidir.
Taraflar iddia ve savunmalarını HMK’nda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
İtiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bu dava icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır ve takibe bağlılık alacağın hem miktarı hem de kaynağı yönünden mevcuttur.
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesi;
“Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır”hükmünü haizdir.
Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6102 sayılı TTK m. 21 maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Diğer yandan belirtmek gerekir ki; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. (6762 sayılı TTK’nın 87) maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukukî sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır.
Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’daki cari hesaba ilişkin hükümler uygulanamaz.
Tek başına fatura düzenlenmesi, akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.
HMK’nun "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. maddesi;
"(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklindedir.
7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi" ibaresi "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" şeklinde değiştirilmiştir.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nun 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK'nun 222/1).
Ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanununa göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK'nun 222/2).
Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK'nun 222/4). Ticari defterler usulüne uygun tutulsun tutulmasın aleyhe olan kayıtlar delil olur (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin, 28/05/2009 gün ve 2008/10995 Esas, 2009/5037 Karar sayılı ilamı).
Az yukarıda değinildiği üzere HMK'nun 222. maddesinin 3 . fıkrası "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
(Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü çerçevesinde davacının usulüne uygun tutmuş olduğu defterleri kendi lehine delil olduğu kabul edilmiştir.
Kural olarak, muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. Temerrüt ya bir ihtar ile ya da dava açılması suretiyle gerçekleşir. İade talebinde bulunulmadan temerrüt faizi işlemez (TBK'nun l17/1. maddesi).
Yargılama sonunda yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, dosya kapsamında davalının yazılı temerrüdüne rastlanmadığı için faiz hesaplaması yapılmadan yapılan tespit ve hesaplamaya göre davacının takip talebi asıl alacak toplamı 52.809,14-TL den takibe konu faturalardan sonra yapılan tahsilatlar toplamı 26.693,11-TL nin düşülmesi ile 26.116,03-TL (52.809,14-26.693,11) alacağının olacağı hesap ve tespit edildiği,
davacı ödeme emrinde TTK 1530/7 maddesi uyarınca ticari temerrüt faizi talep etmiş ise de bu maddenin taraflar arasında mal tedarik sözleşmesi bulunması halinde uygulanmasının söz konusu olabileceği, somut uyuşmazlıkta ise taraflarca böyle bir sözleşmenin sunulmaması nedeniyle takip konusu alacağa ticari temerrüt faizi uygulanmasının mümkün olmayacağı anlaşılmakla alacağa ödeme emrindeki taleple bağlı kalınarak takip tarihinden tahsil tarihine kadar yıllık %9 oranında ve değişen oranlarda yasal faiz işletilmesine (Bknz emsal Yargıtay 11. HD 2017/3266 Esas,
2018/4228 Karar) sübut bulmadığından dolayı davacının fazlaya ilişkin itirazın iptali isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Davacı taraf dava dilekçesinde icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur.
İİK'nun 67/1. maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir.
Takibe konu edilen alacak taraflar arasındaki alım satıma dayalı ticari ilişki nedeniyle düzenlenen faturaların içeriğinden, taraflar arasındaki icra takibinden, incelenen ticari defter ve kayıtlardan tespiti ve hesabı mümkün olduğundan ve davacının davalıdan alacaklı olduğu da sabit olduğundan alacağın likit ve belirlenebilir olduğu görülmekle itirazın iptaline karar verilen 26.116,03-TL'nın takdiren %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Katip ... · e-imzalıdır Hakim ... · e-imzalıdır
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/378, K. 2025/509, 27 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama