KÜNYE
T.C. Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/130
- Karar No
- 2025/1063
- Karar tarihi
- 3 Aralık 2025
- T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- ... Esas -...
- Esas no
- ...
- Karar no
- ...
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av....
- Davalı
- ...
- Vekili
- Av....
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- ...
- Karar tarihi
- ...
- Karar yazım tarihi
- ...
Karar Metni
1.742 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
Mahkememize açılan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili kurumun ihale ettiği işler kapsamında dava dışı ...'ın 01/11/2014-31/10/2017 tarihinde arasında ... ve Bilgi Teknolojileri ... Ltd. Şti., 01/11/2017-31/03/2018 tarihleri arasında ... Temizlik Hizmetleri ... Ltd. Şti.'de, 01/04/2018-31/01/2020 tarihleri arasında ...
Personel A.Ş.'de çalıştığını ve 31/01/2020 tarihinde malulen emekli olduğunu, ...'ın malulen emekli olması nedeniyle 01/11/2014-31/01/2020 tarihlerini kapsar şekilde kıdem tazminatı ödemesi olan 22.442,19-TL damga vergisi kesilerek ... Personel A.Ş. tarafından ...'ın hesabına 12/03/2020 tarihinde 22.271,85-TL olarak ödendiğini, dava dışı işçinin taşeronlar bünyesinde ...
Genel Müdürlüğünde işe başladığı 01/11/2014 tarihi ile ...'ye devredildiği 01/04/2018 tarihleri arasındaki çalışmaya kapsayan 14.494,40-TL tutarındaki kıdem tazminatının asıl işveren sıfatıyla müvekkili tarafından 26/03/2020 tarihinde ödendiğini, ...'ın söz konusu şirkette 01/11/2014-31/10/2017 tarihleri arasındaki çalışmasına isabet eden 12.824,10-TL kıdem tazminatı tutarının rücuen tahsili için müvekkili tarafından Kayseri Genel İcra Dairesinin ...esas sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin borca ve tüm fer'ilerine itiraz ettiğini ve takibin durdurulmasına karar verildiğini,
borçlu şirket ile arabuluculuk görüşmesi yapıldığını ancak bir sonuç alınamadığını, davalı şirketin yaptığı itirazın haksız ve hukuka aykırı olduğundan bahisle davanın kabulü ile davalının Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde: davacının müvekkilinden herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığını, dava dışı işçiye ödenen miktarların müvekkilinden tahsilinin kabul edilemeyeceğini, işçinin davacı idarenin çalışanı olduğunu, talep edilen işçilik alacak kalemlerinin de davacı tarafça ödenmesi gerektiğini, İş Kanunu'nun 112/1-A maddesine göre 'aralıksız olarak aynı kamu kurum veya kuruluşuna ait işyerlerinde çalışmış olanların bu sürelere ilişkin kıdem tazminatı başta olmak üzere tazminat ve alacaklarından ilgili kamu kurum veya kuruluşu sorumludur.' hükmü bulunduğunu,
bu nedenle talep edilen miktarların müvekkiline rücu edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının rücu talebinin iç ilişkide hüküm doğurabilmesi için taraflar arasındaki rücu ilişkisine yönelik sözleşmenin varlığının gerektiğini, müvekkili ile davacı idare arasında rücuya dair herhangi bir sözleşme bulunmadığını, neticeten davanın usulden ve esastan reddine, haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle davacının takip tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasının uyap kayıtları, ihale alım sözleşmesi, SGK kayıtları ve tarafların dayandığı tüm deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasında: alacaklının ...Genel Müdürlüğü, borçlunun ... ve Bilgi Teknolojileri Mühendislik Müşavirlik Hizmetleri Ticaret Ltd. Şti. olduğu, 22.364,01-TL toplam alacak üzerinden ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.
Dosyaya mübrez 13/08/2025 tarihli bilirkişi raporunda: yüklenicinin tüm tazminattan çalıştırdığı süreyle sorumlu olduğunun kabulü halinde; davacı kurumca fazla istemde bulunulmadığı, bu nedenle itirazın iptali gerektiği, sözleşmede hüküm bulunmadığının kabulü halinde asıl işveren ile yüklenicinin yarı yarıya sorumluluğu esasına göre; davacı tarafca takipte fazla istemde bulunulduğu, davalı itirazının 6.803,72-TL asıl alacak (kıdem tazminatı) ve 5.144,82-TL avans faizi olmak üzere toplam 11.948,53-TL yönünden iptali gerekeceği, icra inkar tazminatı konusundaki takdirin mahkemeye ait olduğu görüş ve kanaatinde olduğunu bildirmiştir.
YARGILAMA VE GEREKÇE
Dava, itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır.
Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir.
Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir.
SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.
İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır.
İşveren tarafından bu ödemelerin ferileri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir.
Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir.
Davalı yüklenici tacir olup, 6102 sayılı TTK'nın 19/2. maddesi gereğince taraflardan biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, kanunda aksine hüküm yoksa diğer taraf için de ticari iş sayılmaktadır. Ticari işlerde 3095 sayılı Yasa'nın 2/2. maddesine göre avans oranında faiz istenebilecektir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2021/2067 Esas, 2022/2176 Karar ; 2021/2179 Esas, 2022/2226 Karar)
Bu durumda davalı yüklenicinin son işveren olması nedeniyle yukarıda belirlenen ilkeler çerçevesinde son iş verenin ihbar tazminatı alacağının fer'ileri ile birlikte tamamından sorumlu olduğu, kıdem tazminatından ve fer'ilerinden ise ödeme yapılan dava dışı işçilerin davalı yüklenici-son işverende çalıştıkları dönem için bu işverende geçirdikleri çalışma süreleri ile orantılı olarak sorumlu olacağı anlaşılmıştır. (Kayseri BAM 6. HD 18/05/2023 tarih, 2023/871 Esas, 2023/957 Karar)
Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında 2014/... kayıt numaralı ihaleye ilişkin 01/11/2014 - 31/10/2017 tarihlerini kapsar hizmet alım sözleşmesi ile teknik şartnamenin düzenlendiği, dava dışı ... isimli işçiye 12/03/2020 tarihinde davacı şirket tarafından 22.271,85-TL kıdem tazminatı ödemesi yapıldığı, ...'ın 696 sayılı KHK kapsamında ...
Personel A.Ş'ye devrolunması nedeniyle işçinin taşeronlar bünyesinde ... Genel Müdürlüğü'nde işe başladığı 01/11/2014 tarihi ile ...
Personel A.Ş'ye devrolunduğu 01/04/2018 tarihleri arasındaki çalışmayı kapsayan 14.494,40-TL tutarındaki kıdem tazminatının işçi hesabına ödendiği, işçinin 01/11/2014 - 31/10/2017 tarihleri arasında (3 yıl) davalı bünyesinde sigortalı olarak çalıştığı, toplam hizmet süresinin 5 yıl 3 ay olduğu, ücretinin en son 4.535,81-TL olduğu, buna göre yapılan hesaplamada 5 yıl 3 ay için kıdem tazminatının 23.813,00-TL, davalı yüklenici nezdinde geçen hizmet süresine oranlandığında 13.607,43-TL davalının sorumluluğunda olduğu, ödeme tarihinden takip tarihine kadar bu tutara 10.289,63-TL avans faizi işlediği,
yapılan hizmet alım sözleşmesi ve teknik şartnamede yüklenicinin çalıştıracağı işçilerin kıdem tazminatlarının tamamından işverenin sorumlu olacağına dair bir düzenleme bulunmadığı, Yargıtay 23. HD son uygulaması ve Kayseri BAM 6.HD güncel uygulamasına göre bu durumda kıdem tazminatının tamamından yüklenicinin sorumlu olacağı, işverenin bu tutarı ödemesi halinde tamamını yükleniciye rücu edebileceği kabul edildiğinden bilirkişi raporunda hesaplanan asıl alacak ve işlemiş faiz tutarı takipte talep edilenden fazla olduğundan taleple bağlı kalınarak açılan itirazın iptali davasının kabulüne karar verilmiştir.
Davacı açtığı davada icra inkar tazminatı da talep etmiştir. Ancak davalının ödemesi gerekli tutar mahkememizce bilirkişi raporu alınmak suretiyle hesaplatıldığı, bu durumda takip tarihi itibariyle likit bir alacak söz konusu olmadığı, İİK 67/2 maddesi uyarınca icra inkar tazminatının şartları oluşmadığından davacının bu talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki hükmün tesisi uygun görülmüştür.
03/12/2025 Katip ... Hakim ...
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/130, K. 2025/1063, 3 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama