KÜNYE
T.C. Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi T.C. Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi "Türk Milleti Adına"
- Mercii
- Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/40
- Karar No
- 2024/264
- Karar tarihi
- 4 Nisan 2024
- Esas no
- —
- Karar no
- —
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Vekili
- —
- Dava
- Tapu İptali ve Tescil-Tazminat-Tespit
- Dava tarihi
- —
- Karar tarihi
- —
- Kararın yazıldığı tarih
- Mahkememizde görülmekte olan Tapu İptali ve Tescil-Tazminat-Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
- Gereği düşünüldü
- —
Karar Metni
910 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; taraflar arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşme uyarınca müteahhitin inşaat ruhsatı tarihinden sonra en geç 3.8.2019 tarihine kadar inşaatı bitirip teslim etmek zorunda olduğunu, en geç 30.12.2019 tarihine kadar iskan ruhsatı almak zorunda olduğunu, gelinen aşamada aleyhine tespit talep edilen yüklenici firmanın sözleşmede belirtilen sürede inşaatı tamamlayamadığını, bu sebeple avans olarak davalıya devredilen hissenin müvekkili adına tescilini,
arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili fesih edildiğinin tespitini ve menfi zararın tahsilini talep ettiklerinini, taraflarınca sulh hukuk mahkemesinde açılan davada yapılan tespite göre inşaatın 20.05.2022 tarihi itibarıyla %65 seviyesinde olduğunu, inşaatın Yargıtay kararlarına göre ileriye etkili fesih şartı olan %90 seviyesini geçmemiş olduğunu, taraflar arasında sözleşmede vade için kesin süremin belirlenmiş olduğunu, ayrıca inşaatin yaklaşık 2 yıldır durma noktasında olduğunu, borçluya süre verilmesinin bir fayda sağlamayacağını, yüklenici borçlunun temerrüdü sonucunda arsa sahibinin seçimlik haklara sahip olduğunu,
alacaklı konumunda olan müvekkilinin geriye etkili fesih yolunu seçtiği için menfi zararlarını isteyebileceğini, menfi zarar kalemleri arasında sözleşmenin geçerliliğine inanılarak başka bir sözleşme fırsatının kaçırılması dolayısıyla uğranılan zararların ve sözleşmenin 14. maddesinde belirtilen yoksun kalınan gerçek kira karşılığının olduğunu, sonuç olarak avans olarak devredilen taşınmaz hissesinin üzerindeki hacizlerin terkini ile müvekkil şirket adına tesciline karar verilmesine,
sözleşmenin geriye etkili fesih edildiğinin tespitine, menfi zararları ile sözleşmede belirtilen gerçek kira karşılığının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; davanın kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin söz konusu sözleşmenin imzalanmasından sonra üzerine düşen edimleri sözleşmeye uygun şekilde yerine getirmek için hemen çalışmalara başladığını, çalışmaları aralıksız olarak devam etmekteyken tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisinin ortaya çıktığını, pandemi sebebiyle tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hayatın durduğunu, tam kapanma dönemi boyunca işçilerin çalışmamasından dolayı inşaat sektörünü de durduğunu, bu sebeple başta inşaat şirketleri olmak üzere birçok şirketin borca batık hale geldiğini,
bir takım gecikmeler yaşanmışsa da müvekkilinin bu zorlu süreçte tüm görev ve sorumluluklarını yerine getirdiğini, işinin başında durmaya devam ettiğini, 2018 yılından bu yana küresel çapta ekonomik olarak büyük dalgalanmalar yaşandığını, devam eden enflasyondan da en çok inşaat sektörünün etkilediğini, malzeme fiyatlarının büyük oranda arttığını, maliyet artışlarını müvekkilinin davacıya yansıtmadığını, tüm zararı kendisinin üstlendiğini, dava dilekçesinde ileri sürülen geriye etkili feshin şartlarının gerçekleşmediğini, zorlu şartlara rağmen üzerine düşeni yaptığını, dava konusu inşaatın %80'in üzerinde tamamlandığını,
taşınmaz üzerindeki inşaatın devam ettiğini, müvekkilinin temerrüde düşmediğini, karşı tarafın temerrüte düşürmek için herhangi bir ihbar ya da ihbarda bulunulmadığını, temerrüdü kabul etmemekle birlikte uyuşmazlık konusu olayda olağanüstü durum mücbir sebep olarak sayılan hallerin gerçekleşmesi rağmen davacının ek süre kararlaştırılması yönünde girişimde bulunmadan dürüstlük kurallarını ihlal eden tutumlar sergilediğini, yeniden bir ifa zamanı kararlaştırmak gerekirken haksız kazanç elde etmek için bu dava yoluna başvurduğunu, müvekkilinin kusuru olmaması sebebiyle eserin tamamlanamamış olması durumunda tazminat istenemeyeceğini,
temerrüte düşme konusunda kendi eylemleri dışında gerçekleşen olaylar sebebi ile müvekkilinin kusuru bulunmadığından haksız olarak açılan davanın reddini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, Konya . Noterliğinin 15/05/2018 tarihli ... yevmiye numaralı taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin haklı nedenlerle geriye etkili olarak feshedildiğinin tespiti, 5.000 TL menfi zararın davalıdan tahsili ve Konya ili ... ilçesi ... Mah. ... Ada ... Parsel sayılı taşınmazın 50/1309 hisseye tekabül eden kısmının davalı adına olan kaydının iptali ile davacı adına tescili isteminden ibarettir.
Davacı vekili 05/02/2024 tarihli dilekçesi ile 6100 sayılı HMK'nın 123. maddesi uyarınca davayı geri aldıklarını beyan etmiştir.
Davalı vekili 05/02/2024 tarihli dilekçesi ile davanın geri alınmasına muvafakat ettiklerini, vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin olmadığını beyan etmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 123. maddesi uyarınca; Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir. Bu takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.
6100 sayılı HMK'nın 331/3. maddesi uyarınca; Davanın açılmamış sayılmasına karar verilen hâllerde yargılama giderleri davacıya yükletilir.
Yargıtay . Hukuk Dairesi'nin ... E ... K sayılı ilamı; ''Bu itibarla, davanın geri alınması sonucu davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi ve HMK'nın 331/3. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilen hâllerde yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesi gerektiği gözetilerek davada yapılan yargılama giderlerinden davacı tarafın sorumlu tutulması ve davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi hükmünün yukarıda açıklanan gerekçelerle davalı idare vekilinin temyiz itirazları doğrultusunda HMK’nın 371.maddesi uyarınca BOZULMASINA,'' şeklindedir.
Somut olayda, davalı tarafça davanın geri alınmasına muvafakat edildiğinden davanın 6100 sayılı HMK'nın 123. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına ve arabuluculuk ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/40, K. 2024/264, 4 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama