KÜNYE
- Mercii
- Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/847
- Karar No
- 2025/720
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2025
Karar Metni
2.614 kelime·13 dk okuma·20 bölüm
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... E. - ... K. T.C.
KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR
ESAS NO
KARAR NO
BAŞKAN
ÜYE
ÜYE
KATİP
DAVACI
VEKİLİ
DAVALILAR : 1-
VEKİLİ
2-
VEKİLİ
3-
VEKİLLERİ
DAVA
MADDİ ve MANEVİ TAZMİNAT
DAVA TARİHİ
KARAR TARİHİ
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili 28/12/2023 tarihli dilekçesiyle; davalılardan ...'a ait olup, kaza sırasında davalı ...'un sevk ve idaresindeki, ZMMS poliçesi de davalılardan ...
Sigorta A.Ş. tarafından düzenlenen ... plakalı araç ile davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, 12/07/2023 tarihinde trafik kazası yapması sonucu, davacının yaralandığını, davacının geçici ve sürekli iş gücü kaybı zararı ile SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri zararına ve bakıcı gideri zararına uğradığını, ayrıca bu olay nedeniyle büyük bir acı ve üzüntü de yaşadığını, kusurun davalı tarafta olduğunu beyan ederek,
davacının geçici iş göremezlik zararından dolayı 500 TL., sürekli iş görememezlik zararından dolayı 500 TL., SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri zararından dolayı 500 TL. ve bakıcı gideri zararından dolayı 500 TL. olmak üzere toplam 2.000 TL. maddi tazminatın, kaza tarihinden (sigorta şirketi yönünden 11/08/2023 müracaat tarihinden) itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini ayrıca,
200.000 TL. manevi tazminatın da kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır.
Davalılardan ... Sigorta A.Ş., öncelikle 2918 s. KTK.'nin 97. maddesi gereğince dava şartı yokluğu itirazında bulunmuş, davalılardan ..., öncelikle yetki, görev ve zamanaşımı itirazında bulunmuş ayrıca, davalıların tamamı davanın esastan da reddini istemiştir.
Dava konusu kazaya ilişkin Konya . Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasına ilişkin ilgili belgeler ile ilgili hastanelerden tedavi belgeleri, sigorta şirketinden sigorta dosyasına ilişkin ilgili belgeler getirtilmiş, tarafların ekonomik ve sosyal durumları araştırılmış, SGK'ya müzekkere yazılarak davacıya yapılan ödeme ve bağlanan aylık olup olmadığı sorulmuş, taraf tanıkları dinlenilmiş, davalı tarafın aracına ilişkin Tramer kaydı ve trafik kayıtları getirtilmiş, Meram Tıp Fakültesi bilirkişi heyetinden maluliyete ilişkin 01/07/2024 tarihli rapor, trafik bilirkişisinden 17/03/2025 tarihli kusur raporu ve tazminat bilirkişisinden de 11/06/2025 tarihli rapor alınmıştır.
İncelenen dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde;
Dava, "Maddi ve Manevi Tazminat" davasıdır.
Somut olayda ; Davalılardan sigorta şirketi öncelikle 2918 s. KTK.'nin 97. maddesi gereğince dava şartı yokluğu itirazında bulunmuş ise de, davacının davalı sigorta şirketine 11/08/2023 tarihinde başvurduğu belirlendiğinden, dava şartı yokluğu itirazı reddedilmiştir.
Davalılardan ... öncelikle;
a)Yetki itirazında bulunmuş ise de, haksız fiilden doğan davaların zarar görenin yerleşim yerinde de görülebilecek olması, davacının yerleşim yerinin Konya olması nedeniyle yetki itirazı reddedilmiştir.
b)Görev itirazında bulunmuş ise de, sigorta şirketinin (de) taraf olduğu trafik kazasından kaynaklanan tazminat davalarının mutlak ticari dava olarak ticaret mahkemelerinde görülmesinin gerekmesi nedeniyle görev itirazı da reddedilmiştir.
c)Zamanaşımı itirazında bulunmuş ise de, 2918 s. KTK.nın 109/2 maddesi ve TCK.nın 89. maddesi ile TCK.nın 66/1-e maddesi gereğince, taksirle yaralanmaya sebebiyet verilmesi halinde ceza davası zamanaşımı süresinin 8 yıl olması, kaza tarihi ile dava tarihi ve talep artırım tarihi arasında da bu sürenin geçmemiş olması nedeniyle davalı tarafın zamanaşımı itirazı da reddedilmiştir.
Dosya kapsamına uygun görülerek hükme esas alınan trafik bilirkişisinin 17/03/2025 tarihli raporuna göre; meydana gelen kazada davalı sürücü ...'un %75, davacının ise %25 oranında kusurlu olduğu, aynı kazaya ilişkin Konya . Asliye Ceza Mahkemesi'nin 28/01/2025 tarihli kusur raporunda da davalı sürücünün asli kusurlu, davacının tali kusurlu olduğu belirlenmiş, raporların birbirini teyit ettiği görülmüş, mahkememizdeki rapor esas alınarak davalı sürücünün %75, davacının ise %25 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiştir.
Maddi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede ;
Maluliyet (sürekli iş gücü kaybı) yönünden hangi yönetmeliğin uygulanacağına ilişkin KTK'da ve TBK'da açık hüküm bulunmadığından, bu boşluğun içtihatlarla doldurulması gerektiği kabul edilmiştir.
Konya BAM . HD.'nin 13/05/2025 gün ve ... E. ... K. sayılı emsal kararına göre, "haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre, haksız fiil tarihi 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir."
Ancak, Yargıtay. HD'nin (Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair) 30/05/2024 gün ve ... E....
K. sayılı kararında, "Trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında; sürekli iş göremezlik oranının tespitinde kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında ise Özürlülük Ölçütü,
Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasına; tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılmasına. Konya Bölge Adliye Mahkemesi. Hukuk Dairesi ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi. Hukuk Dairesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi. Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi.
Hukuk Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi. Hukuk Dairesi ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi. Hukuk Dairesi'nin kesin kararları arasındaki görüş ve uygulama UYUŞMAZLIKLARININ BU ŞEKİLDE GİDERİLMESİNE" karar verilmiştir.
Yargıtay . HD'nin yukarıda yazılı emsal ve istikrar kazanmış içtihadı gereğince, ihtilaflara kazanın meydana geldiği tarihteki ilgili maluliyet yönetmelik hükümlerinin uygulanmasının gerektiği sonucuna varılmış, bu nedenle Konya BAM . HD'nin uygulaması benimsenmemiştir.
Davaya konu trafik kazası 12/07/2023 tarihinde meydana gelmiş olduğundan, yukarıda yazılı Yargıtay . HD'nin kararı gereğince dava konusu ihtilafa Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik Hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilmiştir.
Terditli hazırlanan ve dosya kapsamına uygun görülerek Erişkinler İçin Engellilik Yönetmeliği hükümlerine göre hazırlanan kısmı hükme esas alınan Meram Tıp Fakültesi bilirkişi heyetinin 01/07/2024 tarihli raporuna göre; davacının geçici işgöremezlik süresinin 9 ay, bakıcı ihtiyacının 4 ay, sürekli işgücü kaybı oranının %37 olduğu ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinin de 18.000 TL. olduğu kabul edilmiştir.
Tazminat hesabı yönünden yapılan değerlendirmede ise;
Tazminat hesabının ne şekilde yapılacağı konusunda da 2918 s. KTK'da ve 6098 s. TBK'da açık bir düzenleme bulunmadığından, bu kapsamda yapılacak hesaplama yönteminin de yüksek yargı kararlarıyla yerleşik hale gelen uygulamalara göre yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Konya BAM . HD.'nin 27/03/2025 gün ve ... E. ... K. sayılı emsal kararına göre, "Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi gerekir."
Ancak Yargıtay HGK’nun 06.12.2022 gün ve ... E. ... K. sayılı emsal içtihadına göre ise, "Ülkemizde uzun yıllar 1931 tarihli PMF (Population Mesculine et Fèminine) adı verilen Fransa nüfus verisinden oluşturulan ve cinsiyet ayrımı olmayan Fransız Yaşam Tablosu kullanılmışken daha sonra Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, ... Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesinin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” kadın ve erkekler için ayrı ayrı hazırlanmıştır.
Yaşam sürelerinin tespitinde kullanılan tablolar arasında farklılık bulunması tazminat miktarını önemli ölçüde etkilemektedir. Şöyle ki. PMF 1931 yaşam tablosu cinsiyet ayırımı gözetmeyen bir tablo olup, kadın-erkek ayrımı yapılmamıştır. Bu tabloda yeni doğan bir insanın ömrü ortalama 56,64 olarak kabul edilmiştir. Oysa TRH 2010 yaşam tablosunda çok yerinde olarak kadın ve erkekler için ikili bir ayrıma gidilmiştir.
TRH 2010 yaşam tablosunda yeni doğan bir insanın ömrü kadınlarda 78,02 erkeklerde ise 71,93 olarak belirlenmiştir. Her iki tablo karşılaştırıldığında başlangıçta yaşam süreleri arasında 15 ilâ 22 yıl arasında değişen sürelerde farklar doğmakta, orta yaşlarda yaşam süreleri birbirine yaklaşmakla birlikte sonuç olarak muhtemel yaşam ve bakiye ömür sürelerinin PMF 1931 tablosunda daha az, TRH 2010 tablosunda daha fazla olduğu anlaşılmaktadır.
Hukuk Genel Kurulunda da hangi yaşam tablosunun esas alınması gerektiği yönündeki uyuşmazlık tartışılmış ve gerçek zarar hesabının özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesaplama olması nedeniyle gerçeğe en yakın verilerin kullanılması gerekliliği karşısında bakiye ömür süresinin belirlenmesinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınması gerektiği sonucuna varılmıştır (Hukuk Genel Kurulunun 02.12.2021 tarihli, ... E., ... K. ve 21.12.2021 tarihli ... E., ... K. sayılı kararları)"
Bu nedenle uygulama birliğinin sağlanması ve adalete olan güvenin korunması, farklı yerlerdeki zarar gören kişilerin farklı yaşam tablosu uygulamalarına maruz kalmalarının önlenmesi gibi sebepler ve hakkaniyet düşüncesiyle, daha güncel de olan TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınmasının daha uygun olacağı sonucuna varılmış, Konya BAM . HD.'nin PMF 1931 yaşam tablosunun uygulanmasına yönelik görüşü benimsenmemiştir.
Tazminat bilirkişisinin (terditli hazırlanmakla birlikte) güncel asgari ücret oranları ile TRH 2010 yaşam tablosu ve Mahkememizce kabul edilen maluliyet ve kusur oranlarına göre hazırlanan kısmı hükme esas alınan 11/06/2025 tarihli raporuna göre de; davacının geçici işgöremezlik zararının 91.245,15 TL., sürekli iş göremezlik zararının 1.641.132,16 TL., sürekli bakıcı gideri zararının 40.243,50 TL., SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri zararının ise 13.500 TL. olduğu belirlenmiştir.
Davacı vekili 18/06/2025 tarihli talep artırım dilekçesiyle, maddi tazminata ilişkin taleplerini; geçici iş göremezlik yönünden 91.245 TL., sürekli iş göremezlik yönünden 2.168.733 TL. bakıcı gideri yönünden 40.243 TL. ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri yönünden 13.500 TL. olmak üzere toplam 2.313.721 TL.'ye yükseltmiştir. (Toplam 2.313.721 TL. istenilmesi karşısında geçici, sürekli ve bakıcı giderlerindeki kuruşlar hesaba dahil edilmemiştir.)
Davacı tarafından talep artırım dilekçesiyle istenilen geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri tazminatları yönünden; istenilen tazminatlar hükme esas alınan rapora uygun olduğundan bu zararlar yönünden tazminat talebi kabul edilmiş, davalı sigorta şirketinin de tedavi giderleri teminatını aşmayan bu tazminat kalemlerinin tamamından sorumlu olduğu kabul edilmiştir.
Davacı tarafından talep artırım dilekçesiyle istenilen sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden ise; istenilen tazminat, TRH 2010 yaşam tablosu ve Erişkinler Hakkındaki Yönetmeliğe Göre Belirlenen ve hükme esas alınan tazminattan (1.641.132,16 TL.) fazla olduğundan, istenilen tazminatın 1.641.132,16 TL.'lik kısmı kabul edilmiş, fazlaya ilişkin kısmı reddedilmiş, sigorta şirketinin kaza tarihi itibariyle geçerli olan ölüm ve sakatlık teminatına göre bu tazminatın 1.200.000 TL.'lik kısmından sorumlu olduğu kabul edilmiştir.
Manevi tazminat talepleri yönünden yapılan değerlendirmede ise ;
Kazanın meydana geldiği tarih, davacının yaralanmasının derecesi, tarafların kusur durumu, istenilen manevi tazminatın miktarı, tarafların ekonomik ve sosyal durumu ile manevi tazminatın amacı birlikte değerlendirilerek davacının manevi tazminat davasının tamamen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekili dava ve talep artırım dilekçesinde maddi ve manevi tazminat taleplerine kaza tarihinden itibaren, sigorta şirket yönünden ise başvuru dilekçesi tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesini istemiş ise de; davalılardan sürücü ve işletenin sorumluluğu haksız fiile dayandığından, davalılardan sürücü ve işleten yönünden talep gibi kaza tarihinden itibaren faize hükmedilebileceği, davacının sigorta şirketine 11/08/2023 tarihinde başvurması, dilekçenin sigorta şirketine 14/08/2023 tarihinde tebliğ edilmesi,
2918 s. KTK.'nin 99/1. maddesi gereğince sigorta şirketinin 8 iş günü sonra 25/08/2023 tarihinde temerrüte düşmesi nedeniyle, sigorta şirketi yönünden ise 25/08/2023 tarihinden itibaren faize hükmedilebileceği kabul edilmiştir. Davalı tarafa ait aracın hususi araç olması nedeniyle faize de avans faizi olarak değil, yasal faiz olarak hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmış, fer'i nitelikteki fazlaya ilişkin faiz talepleri reddedilmiştir.
6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-18. maddesine göre de, "özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz."
Yargıtay . HD’nin 29/09/2021 gün ve ... E. ... K. sayılı emsal içtihadında da açıklandığı üzere, "Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise, özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz."
Davalılardan sigorta şirketine karşı açılan maddi tazminat davası yönünden, özel kanun niteliğindeki 2918 s. KTK'nin 97. maddesi gereğince, davadan önce sigorta şirketine başvurunun zorunlu olması ve bu durumda 6325 s. Kanunu'nun 18/A-18. maddesi gereğince, 18/A maddesindeki zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümlerin sigorta şirketleri yönünden uygulanamayacak olması nedeniyle, arabuluculuk tutanağının zorunlu arabuluculuk tutanağı olarak hazırlanmasına rağmen, gerçekte ihtiyari arabuluculuk tutanağı niteliğinde olduğu kabul edilmiştir.
Her ne kadar 6100 s. HMK'nin 323. maddesine ve 6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümlerine göre de, ihtiyari arabuluculuk giderleri yargılama giderleri içerisinde gösterilmediğinden, bu arabuluculuk giderlerinden davacının sorumlu olduğu düşünülmüş ise de;
sigorta şirketleri yönünden dava öncesi zorunlu arabuluculuğa başvurulmasının gerekip gerekmediği konusunda, uygulamada farklılıklar bulunduğundan ve bu nedenle davacının hem davalı sigorta şirketine ve hem de arabulucuya başvurması makul görüldüğünden, Mahkememizce ihtiyari sayılan ve kural olarak davacıya yükletilmesi gereken arabuluculuk giderlerinin, hakkaniyet ve adalet gereğince tacir olmayan davacı ile davalılardan sigorta şirketi arasında davanın kabul ve ret oranına göre dağıtılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davacı tarafın talep artırım dilekçesinde sigorta şirketini poliçe limitleriyle sorumlu tutması, sigorta şirketi yönünden poliçe limitleriyle sınırlı sorumluluğa karar verilmesi ve sigorta şirketi yönünden reddedilen bir talep bulunmaması nedeniyle, ihtiyari sayılan arabulucuk giderlerinin tamamından sigorta şirketinin adalet ve hakkaniyet prensipleri gereğince sorumlu tutulması gerektiği sonucuna varılmış ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan Üye Üye Katip
Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/847, K. 2025/720, 5 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama