KÜNYE
- Mercii
- Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/711
- Karar No
- 2025/450
- Karar tarihi
- 27 Haziran 2025
Karar Metni
2.826 kelime·14 dk okuma·19 bölüm
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... E. - ... K. T.C.
KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR
ESAS NO
KARAR NO
BAŞKAN
ÜYE
ÜYE
KATİP
DAVACILAR : 1-
2- 3- 4- 5-
VEKİLLERİ
DAVALILAR : 1-
VEKİLİ
2-
VEKİLİ
DAVA
MADDİ ve MANEVİ TAZMİNAT
DAVA TARİHİ
KARAR TARİHİ
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
Davacılar tarafından davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili 07/09/2024 tarihli dilekçesiyle; davalılardan ...
Sigorta A.Ş. tarafından ZMMS poliçesi düzenlenen ve davalılardan ...'a ait olup yine kendisinin sevk ve idaresindeki, ... plakalı aracın, 06/07/2024 tarihinde, kaza sırasında yaya olan davacıların destek ve murisi ...'a çarpması sonucu ...'ın 07/07/2024 tarihinde vefat ettiğini, kusurun davalı tarafta olduğunu, davacıların kendisinin desteğinden yoksun kaldıkları gibi bu kaza nedeniyle büyük bir üzüntü de yaşadıklarını beyan ederek,
davacıların her biri için 100'er TL. olmak üzere toplam 500 TL. destek tazminatının kaza tarihinden itibaren (sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren) işleyecek ticari faizi ile birlikte her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline ayrıca, davacıların her biri için 100.000'er TL. olmak üzere toplam 500.000 TL. manevi tazminatın da kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan ...'tan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davada dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır.
Davalılardan ... Sigorta A.Ş. vekili; öncelikle zamanaşımı, derdestlik ve 2918 s. KTK'nin 97. maddesi gereğince dava şartı yokluğu itirazlarında bulunmuş ve ayrıca davanın esastan da reddini istemiştir.
Davalılardan ... vekili; öncelikle arabuluculuğa ilişkin dava şartı yokluğu itirazında bulunmuş ve ayrıca davanın esastan da reddini istemiştir.
Davacılar vekili tarafından davaya ilişkin arabuluculuk tutanak sureti ile sigorta şirketine başvuruya ilişkin belge suretleri ve ...'ın veraset belgesi sureti ibraz edilmiş, dava konusu kazaya ilişkin Konya . Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... E. sayılı davasına ilişkin ilgili belge suretleri getirtilmiş, davalı tarafa ait ... plakalı aracın UYAP trafik kaydı çıkartılmış, SGK İl Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davacılara yapılan bir ödeme veya aylık olup olmadığı araştırılmış, gerçek kişi olan tarafların ekonomik ve sosyal durumları araştırılmış, trafik bilirkişisinden 17/02/2025 tarihli kusur raporu, tazminat bilirkişisinden de 04/04/2025 tarihli tazminat raporu alınmıştır.
Davacılar vekili 07/04/2025 tarihli ıslah dilekçesiyle; maddi tazminat taleplerini davacılardan ... yönünden 4.526.557,50 TL.'ye, ... yönünden 280.281,90 TL.'ye, ... yönünden 318.175,62 TL.'ye, ... yönünden 630.831,44 TL.'ye ve ... yönünden 545.374,79 TL.'ye yükseltmiş, davalılardan sigorta şirketinin poliçe limitleriyle sınırlı sorumlu olması ve ayrıca, (dava dilekçesinden farklı olarak) sigorta şirketinin de diğer davalı ile birlikte olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faizden sorumlu tutulmasını istemiştir.
İncelenen dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde;
Dava, "Maddi ve Manevi Tazminat" davasıdır.
Somut olayda ; davalılardan sigorta şirketi tarafından zamanaşımı, derdestlik ve 2918 s. KTK'nin 97. maddesi gereğince dava şartı yokluğu itirazlarında bulunulmuş ise de ;
a) 2918 s. KTK.nın 109/2 maddesi ve TCK.nın 85. maddesi ile TCK.nın 66/1-d maddesi gereğince, taksirle ölüme sebebiyet verilmesi halinde ceza davası zamanaşımı süresinin 15 yıl olması, kaza tarihiyle dava ve ıslah tarihleri arasında da bu sürenin geçmemiş olması nedeniyle davalı tarafın zamanaşımı itirazının reddine,
b)Sebebi gösterilmeyen derdestlik itirazının reddine,
c)Davacılar tarafından 30/07/2024 tarihinde sigorta şirketine e-mail yoluyla başvurulmuş ve gerekli belgelerin gönderilmiş olması nedeniyle, 2918 s. KTK'nin 97. maddesine ilişkin dava şartının bulunmadığı itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalılardan ... kendisi yönünden zorunlu arabuluculuğa başvurulmadığını ve bu yöndeki dava şartının eksik olduğunu beyan etmiş ise de; trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davaları yönünden işleten ve sürücüye ilişkin olarak arabuluculuğa başvurulması dava şartı olmadığından bu yöndeki itiraz da reddedilmiştir.
Dosya kapsamına uygun görülerek hükme esas alınan ve Konya . Asliye Ceza Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası içerisindeki savcılık aşamasında alınan 16/07/2024 tarihli kusur raporu ve 06/07/2024 tarihli kaza tespit tutanağı ile de uyumlu olduğu görülen trafik bilirkişisi ... 17/02/2025 tarihli raporuna göre, meydana gelen kazada davalılardan ...'un %100 kusurlu, davacıların destek ve murisi ...'ın ise kusursuz olduğu kabul edilmiştir.
Maddi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede ;
Davacıların destek ve murisinin kaza tarihi itibariyle daha yüksek bir kazanç elde ettiğine dair bir delil veya belge bulunmadığından kendisinin asgari ücret kazandığı kabul edilmiştir.
Tazminat hesabının ne şekilde yapılacağı konusunda da 2918 s. KTK'da ve 6098 s. TBK'da açık bir düzenleme bulunmadığından, bu kapsamda yapılacak hesaplama yönteminin de yargı kararları ile yerleşik hale gelen uygulamalara göre yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Konya BAM . HD.'nin 27/03/2025 gün ve ... E. ... K. sayılı emsal kararına göre, "Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi gerekir."
Ancak Yargıtay HGK’nun 06.12.2022 gün ve ... E. ... K. sayılı emsal içtihadına göre ise, "Ülkemizde uzun yıllar 1931 tarihli PMF (Population Mesculine et Fèminine) adı verilen Fransa nüfus verisinden oluşturulan ve cinsiyet ayrımı olmayan Fransız Yaşam Tablosu kullanılmışken daha sonra Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, ... Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesinin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” kadın ve erkekler için ayrı ayrı hazırlanmıştır.
Yaşam sürelerinin tespitinde kullanılan tablolar arasında farklılık bulunması tazminat miktarını önemli ölçüde etkilemektedir. Şöyle ki. PMF 1931 yaşam tablosu cinsiyet ayırımı gözetmeyen bir tablo olup, kadın-erkek ayrımı yapılmamıştır. Bu tabloda yeni doğan bir insanın ömrü ortalama 56,64 olarak kabul edilmiştir. Oysa TRH 2010 yaşam tablosunda çok yerinde olarak kadın ve erkekler için ikili bir ayrıma gidilmiştir.
TRH 2010 yaşam tablosunda yeni doğan bir insanın ömrü kadınlarda 78,02 erkeklerde ise 71,93 olarak belirlenmiştir. Her iki tablo karşılaştırıldığında başlangıçta yaşam süreleri arasında 15 ilâ 22 yıl arasında değişen sürelerde farklar doğmakta, orta yaşlarda yaşam süreleri birbirine yaklaşmakla birlikte sonuç olarak muhtemel yaşam ve bakiye ömür sürelerinin PMF 1931 tablosunda daha az, TRH 2010 tablosunda daha fazla olduğu anlaşılmaktadır.
Hukuk Genel Kurulunda da hangi yaşam tablosunun esas alınması gerektiği yönündeki uyuşmazlık tartışılmış ve gerçek zarar hesabının özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesaplama olması nedeniyle gerçeğe en yakın verilerin kullanılması gerekliliği karşısında bakiye ömür süresinin belirlenmesinde ülkemize özgü ve güncel verileri içeren TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınması gerektiği sonucuna varılmıştır (Hukuk Genel Kurulunun 02.12.2021 tarihli, ... E., ... K. ve 21.12.2021 tarihli ... E., ... K. sayılı kararları)"
Bu nedenle uygulama birliğinin sağlanması ve adalete olan güvenin korunması, farklı yerlerdeki zarar gören kişilerin farklı yaşam tablosu uygulamalarına maruz kalmalarının önlenmesi gibi sebepler ve hakkaniyet düşüncesiyle, TRH 2010 yaşam tablosunun dikkate alınmasının daha uygun olacağı sonucuna varılmış, Konya BAM 3. HD.'nin PMF 1931 yaşam tablosunun uygulanmasına yönelik görüşü benimsenmemiştir.
Tazminat bilirkişisinin terditli hazırlanmakla birlikte, dosya kapsamına uygun görülerek güncel asgari ücret oranları, TRH 2010 yaşam tablosu ve Mahkememizce kabul edilen kusur oranına göre düzenlenen kısmı hükme esas alınan 04/04/2025 tarihli raporuna göre; davacıların destek zararının, davacılardan ... yönünden 4.526.557,50 TL., ... yönünden 280.281,90 TL., ... yönünden 318.175,62 TL., ... yönünden 630.831,44 TL. ve ... yönünden 545.374,79 TL. olduğu,
davalılardan sigorta şirketinin ise poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere sorumlu olduğu tutarların, davacılardan ... yönünden 1.293.051,48 TL., ... yönünden 80.065,02 TL., ... yönünden 90.889,70 TL., ... yönünden 180.202,62 TL. ve ... yönünden 155.791,18 TL. olduğu belirlenmiştir. Davacı taraf sigorta şirketi ve diğer davalı yönünden bu rapora uygun ıslah dilekçesi sunduğundan davacıların maddi tazminat davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacılar vekili 07/04/2025 tarihli ıslah dilekçesiyle, maddi tazminat olarak destek tazminatının dışında ayrıca defin ve taziye gideri talebinde de bulunmuş ise de; ıslah edilen ve miktarı belirtilen destek tazminatının dışında, defin ve taziye giderleri için herhangi bir rakam belirtmediği gibi, dava dilekçesinde istenilmeyen defin ve taziye giderlerinin ıslah dilekçesiyle dava dilekçesindeki taleplere eklenmek suretiyle istenilmesi mümkün görülmediğinden, defin ve taziye giderleri yönünden usulüne uygun ıslah ve dava bulunmadığının tespiti ile defin ve taziye giderleri hakkında herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Manevi tazminat talepleri yönünden yapılan değerlendirmede ise ;
Kazanın meydana geldiği tarih, kazada vefat eden ...'ın davacılara yakınlık derecesi, davalı sürücü ile ...'ın kusur durumu, istenilen manevi tazminatların miktarı, tarafların ekonomik ve sosyal durumu ile manevi tazminatın amacı birlikte değerlendirilerek davacıların manevi tazminat davalarının da kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Maddi ve manevi tazminatlara istenilen faiz yönünden yapılan değerlendirmede;
Davacı taraf, maddi ve manevi tazminatlara sigorta şirketi yönünden dava tarihinden, diğer davalı yönünden kaza tarihinden itibaren, ıslah dilekçesinde ise her iki davalı yönünden kaza tarihinden itibaren ticari faiz (avans faizi) yürütülmesini istemiştir.
Davalı tarafa ait ... plakalı araç ticari araç olmayıp hususi araç olduğundan, hükmedilen maddi ve manevi tazminatlara ticari faiz (avans faizi) değil, ancak yasal faiz olarak hükmedilebileceği, davalılardan sigorta şirketi hariç diğer davalının sorumluluğunun haksız fiile dayalı olması nedeniyle talep gibi davalılardan ...'un kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden de sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Davalılardan sigorta şirketi yönünden faiz başlangıç tarihinin değerlendirilmesinde ise, davacıların sigorta şirketine 30/07/2024 tarihinde e-mail yoluyla başvurmaları, taleplerinin sigorta şirketine aynı tarihte tebliğ edilmiş sayılması nedeniyle, 2918 s. KTK.'nin 99. maddesi gereğince tebliğden itibaren 8 iş günü sonra sigorta şirketinin 10/08/2024 tarihinde temerrüte düştüğü ve bu tarihten itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu olduğu sonucuna varılmış, davacı tarafın fazlaya ilişkin fer'i nitelikteki faiz talepleri de reddedilmiştir.
Davacılardan ... tarafından dava öncesi arabulucuya başvurulmuş ve arabuluculuk bürosu tarafından zorunlu arabuluculuk anlaşmazlık son tutanağı düzenlenmiş ise de;
2918 s. KTK'nin 97. maddesine göre, "zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir."
6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-18. maddesine göre de, "özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz."
Yargıtay . HD’nin 29/09/2021 gün ve ... E. ... K. sayılı emsal içtihadında da açıklandığı üzere, "Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise, özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz."
Sigorta şirketine karşı açılan tazminat davası yönünden, özel kanun niteliğindeki 2918 s. KTK'nin 97. maddesi gereğince, davadan önce sigorta şirketine başvurunun zorunlu olması ve bu durumda 6325 s. Kanunu'nun 18/A-18. maddesi gereğince, 18/A maddesindeki zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümlerin sigorta şirketi yönünden uygulanamayacak olması, davalı işleten ve sürücünün ise zorunlu arabuluculuk uygulamasına tabi olmaması nedeniyle, arabuluculuk tutanağının zorunlu arabuluculuk tutanağı olarak hazırlanmasına rağmen, gerçekte ihtiyari arabuluculuk tutanağı niteliğinde olduğu kabul edilmiştir.
Her ne kadar 6100 s. HMK'nin 323. maddesine ve 6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümlerine göre, ihtiyari arabuluculuk giderleri yargılama giderleri içerisinde gösterilmediğinden, bu arabuluculuk giderlerinden davacının sorumlu olduğu düşünülmüş ise de;
dava öncesi zorunlu arabuluculuğa başvurulmasının gerekip gerekmediği konusunda, uygulamada farklılıklar bulunduğundan ve bu nedenle davacı tarafın hem sigorta şirketine hem de arabulucuya başvurması makul görüldüğünden, Mahkememizce ihtiyari sayılan ve kural olarak davacıya yükletilmesi gereken arabuluculuk giderlerinin, hakkaniyet ve adalet gereğince arabulucuya başvuran tacir olmayan davacı ile davalılardan sigorta şirketi arasında davanın kabul ve ret oranına göre dağıtılması gerektiği sonucuna varılmış ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan Üye Üye Katip
Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/711, K. 2025/450, 27 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama