KÜNYE
- Mercii
- Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/127
- Karar No
- 2022/471
- Karar tarihi
- 5 Temmuz 2022
Karar Metni
1.377 kelime·7 dk okuma·20 bölüm
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
YÜCE TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
KARAR NO
HAKİM
KATİP
DAVACI
VEKİLİ
DAVALI
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Niteliktekinde Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))
DAVA TARİHİ
KARAR TARİHİ
GEREKÇE YAZIM TARİHİ
Davacı taraf vekilinin davalı taraf aleyhine açtığı işbu dava mahkememizin ... Esas sırasına kaydedilmekle, mahkememizce yapılan aleni/açık yargılama sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle.
Müvekkilinin davalı ...'e aralarındaki ticari ilişki nedeniyle fason malları işleyip gönderdiğini fakat bunun karşılığında parasını alamadığını, davalı ... in ise söz konusu malları almasına ve faturalara itiraz etmemesine rağmen işbu faturalara ilişkin müvekkiline hiçbir ödeme yapmadığını, müvekkilinin davalıdan ödeme yapmasını talep ettiğinde bu haklı talebe olumlu yanıt vermeyen davalının müvekkilini ekonomik olarak zor duruma soktuğunu, müvekkilinin tüm bu iyi niyetli çabalarına ve davalıya verdiği süreye rağmen parasını alamayınca son çare olarak Konya.
İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası ile faturalara ilişkin icra takibi başlattığını, ancak davalı-borçlunun müvekkilini zarara uğratmak ve tahsili geciktirmek için takibe haksız ve kötü niyetle itiraz ettiğini,
borçlunun icra müdürlüğüne verdiği itiraz dilekçesinde alacak ve ferilerine itiraz ettiğini, faturalarla ilgili herhangi bir itirazda bulunmadığını, müvekkilinin ise halen alacağını tahsil edemediğini, buna rağmen davalının borcunu ödememek için açıkça kötü niyetli olarak borca itiraz ettiğinin ortada olduğunu, bu nedenlerle davanın kabulü ile, davalı-borçlunun yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline ve icra takibinin devamına, haksız olarak yapılan itiraz sebebiyle davalı-borçlu aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı-borçlu üzerine birakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalıya dava dilekçesi ekli meşruhatlı davetiye tebliğ edildiği halde cevap dilekçesi vermemiştir. Davalıya duruşma günü de tebliğ edildiği halde geçerli bir özür bildirmeksizin duruşmalara da katılmamıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
I.DAVANIN NİTELENDİRİLMESİ
Taraflar arasında görülmekte olan davanın; Taraflar arasında sözlü olarak akdedildiği iddia edilen satış sözleşmesi gereğince ödenen bedelin iadesi talepli başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davası olduğu, taraflar arasındaki ihtilafın ise taraflar arasında herhangi bir satış sözleşmesi olup olmadığı, var ise sözleşme dolayısıyla satışı kararlaştırılan ürünün teslim edilip edilmediği, teslim edilmemiş ise davacının davalıdan herhangi bir alacağı olup olmadığı var ise miktarının ne olduğu hususlarında olduğu anlaşıldı.
II. EMSAL ALINAN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLAMI
1.T.C. Konya Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesinin 09/04/2021 Tarih ve ... Esas-... Karar sayılı ilamında;
"Her ne kadar davalı şirket ise de davacının gerçek kişi olduğu, tacir kaydının bulunmadığı, 6102 sayılı TTK 11/2 maddesi ile Esnaf ve Sanatkarlar ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin 18/06/2007 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı gereğince 2013 sayılı VUK mükerrer 177.maddesi gereğince bilanço hesabı esasına göre defter tutma hadlerine göre esnaf olduğu, işletme hesabına göre defter tuttuğu, bu sebeple davanın TTK 4.maddesi gereğince ticari dava niteliğinde olmadığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla Konya Asliye . Ticaret Mahkemesince açılan davada genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğundan, davalının istinaf kanun yoluna başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." denilmiştir.
2.T.C. Yargıtay . Hukuk Dairesinin 03/10/2019 Tarih ve ... Esas-... Karar Sayılı İlamında;
"Dosya içeriğinden, davalı kiracı ... gerçek kişi olduğundan tacir olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar kamu düzenine ilişkin olduğu halde davalının Ticaret Sicili ve Odasında kaydının bulunup bulunmadığı, Vergi Dairesi veya Mal Müdürlüğünden bilanço esasına göre defter tutup tutmadığı hususları sorulup gerektiğinde davalının ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak Türk Ticaret Kanunu’na göre tacir olup olmadığı araştırılmamıştır." denilmiştir.
III.DEĞERLENDİRME VE NETİCE
Taraflar arasındaki dava, satım sözleşmesinden kaynaklı olması sebebiyle 6100 Sayılı Kanunun 5. maddesinden kaynaklanan mutlak ticari dava mahiyetinde değildir.
Dava dosyasının incelenmesinde gerek davacı gerekse de davalının gerçek kişi olduğunun anlaşılması üzerine tacir sıfatı bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla ilgili kurum ve kuruluşlara müzekkere yazılmıştır.
Dosya içerisinde yer alan T.C. Gelir İdaresi Başkanlığı Selçuk Vergi Dairesi Müdürlüğünün 11/03/2022 tarihli müzekkere cevabında davalının 2020 hesap döneminde işletme hesabına göre 2021 yılı hesap döneminde ise Bilanço usulüne göre defter tuttuğu ifade edilmiş ve müzekkere cevabı ekinde yıllık gelir vergisi beyannameleri de gönderilmiştir.
Dosya içerisinde yer alan T.C. Gelir İdaresi Başkanlığı Selçuk Vergi Dairesi Müdürlüğünün 11/03/2022 tarihli müzekkere cevabında davacının 2020 ve 2021 yılı hesap dönemlerinde "işletme hesabına" göre defter tuttuğu ifade edilmiş ve müzekkere cevabı ekinde yıllık gelir vergisi beyannameleri de gönderilmiştir.
T.C. Konya Ticaret Sicil Müdürlüğünün 07/03/2022 tarihli müzekkere cevabında gerek davacının gerekse de davalının herhangi bir tacir kaydına rastlanılmadığı bildirilmiştir.
Bir davanın ticari dava olup olmadığı 6100 Sayılı TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup, ticari davalar kendi aralarında mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar için tarafların sıfatlarına ve dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmazken, nispi ticari davalarda dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığı kriter olarak kabul edilmiştir.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır.
Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1.maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez.
TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde.
Her ne kadar 2021 yılı hesap dönemine göre bilanço usulüne göre defter tutmakla mükellef olan davalı gerçek kişi tacir ise de davacı gerçek kişinin tacir kaydının bulunmadığı, 6102 sayılı TTK 11/2 maddesi ile Esnaf ve Sanatkarlar ile Tacir ve Sanayicinin Ayrımına İlişkin 18/06/2007 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı gereğince 2013 sayılı VUK mükerrer 177.maddesi gereğince bilanço hesabı esasına göre defter tutma hadlerine göre esnaf olduğu,
işletme hesabına göre defter tuttuğu, bu sebeple davanın TTK 4.maddesi gereğince TİCARİ DAVA NİTELİĞİNDE OLMADIĞI anlaşılmakla Davanın 6100 sayılı HMK m. 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevli olmadığı anlaşıldığından dava şartı yokluğundan usulden reddine, davaya bakmakla görevli Mahkemenin T.C. Konya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine karar verilerek Mahkememizde oluşan vicdani kanaatin tezahürü olarak aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Katip Hakim
Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/127, K. 2022/471, 5 Temmuz 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama