KÜNYE
- Mercii
- Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/20
- Karar No
- 2025/548
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2025
Karar Metni
2.004 kelime·10 dk okuma·20 bölüm
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
"TÜRK MİLLETİ ADINA"
T.C. GEREKÇELİ KARAR
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
KARAR NO
BAŞKAN
ÜYE
ÜYE
KATİP
DAVACI
VEKİLİ
DAVALI
DAVA : TAZMİNAT
DAVA TARİHİ
KARAR TARİHİ
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; müvekkili ile davalı kooperatif arasında 2003 yılında yapılan gayrimenkul satış sözleşmesi uyarınca 76.000,00 EURO bedelle 4 dairenin satışı konusunda anlaşma sağlandığını, müvekkilinin bedellerini ödediğini ve dairelerin teslim edildiğini, dairelerin uzun süredir kirada olduğunu, ancak kooperatifin kötü yönetimi nedeniyle kooperatifin borçları ödenmeyip dairelere haciz konulduğunu ve icra yoluyla satıldığını, müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin taşınmaz bedellerinin tahsili için kooperatifle birçok kez uzlaşma görüşmesi yaptığını,
sonuç alamayınca arabuluculuk sürecine başvurulduğunu, arabuluculukta da sonuç alınamadığını, bunun üzerine İzmir. İcra Müdürlüğü'nün ...
E. sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, ancak kooperatifin kötü niyetle itiraz ederek takibi durdurduğunu, oysa borçlu kooperatifin borcu kabul ettiğini, sadece ödeme gücünün olmadığını beyan ettiğini, müvekkilinin kooperatif üyeliğinin devam ettiğini, dairelerinin satıldığını, bedellerinin ödenmediğini, icra takibine kötü niyetle itiraz edildiğinden bahisle itirazın iptaliyle takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili ıslah dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalı kooperatif aleyhine açılan davada başlangıçta dava konusu itirazın iptali ve icra inkar tazminatı olarak belirtilmişse de, yargılama sırasında ortaya çıkan sebepler doğrultusunda dava konusunu değiştirme ve dava dilekçesini ıslah etme gereği doğduğunu, Yargıtay içtihatları uyarınca davacının dava konusunu ıslah yoluyla değiştirme hakkı bulunduğunu, davacının amacının, kooperatif borcundan dolayı icra yoluyla satılan 4 bağımsız bölümün güncel rayiç bedelinin ve uğranılan zararın faiziyle birlikte davalıdan tahsil edilmesi olduğunu,
davayı itirazın iptali olarak takip etmek istemediklerini ve dava dilekçesini ıslah ederek. Konya İli ... İlçesi ...
Mahallesi’ndeki belirtilen ... bağımsız bölümün güncel rayiç bedeli ile uğranılan zararın faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesi talebiyle dava konusu talebi değiştirdiklerini, bu nedenle ıslah yoluna başvurduklarını, sonuç olarak, ıslah taleplerinin kabulü ile dava konusunun belirtilen şekilde değiştirilmesine ve taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili talep açıklama dilekçesiyle özet olarak; davacının, davalı kooperatiften satın aldığı ve kooperatif borçları nedeniyle satılan taşınmazların bedelleri ile kira kaybı zararlarının davalıdan tahsili için başlatılan davada, mahkemenin 28.12.2023 tarihli duruşmasında verdiği kesin süre doğrultusunda taşınmazların değerleri ve zarar miktarını bildirmek üzere beyanda bulunduğunu, müvekkiline ait Konya Selçuklu’daki taşınmazlardan ...
Ada J Blok 3. kat ... ve ... numaralı dubleks meskenlerin her birinin 3.500.000 TL, ... Ada ... parsel 1 numaralı ve ...
Ada ... parsel ... numaralı bağımsız bölümlerin her birinin 2.000.000 TL değerinde olduğunu, kira kaybı olarak ise dubleks daireler için aylık 8.000 TL, normal daireler için aylık 4.000 TL’den toplam 800.000,00 TL zarar oluştuğunu, taşınmaz bedelleri ve kira kaybı toplamının 11.800.000 TL olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 11.800.000 TL’nin faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini, taşınmazların değerleri ve kira gelirlerinin tespiti için mahallinde keşif yapılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, tazminat isteminden ibarettir. Davacı dava dilekçesiyle, 4 adet üyelik nedeniyle ödenen paranın iadesinin temini amacıyla başlatılan İzmir 16.İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takibine yapılan itirazın iptalini istemiş, 28/12/2023 tarihli dilekçeyle davayı tamamen ıslah ederek tazminat davasına çevirmiştir. 10/01/2024 tarihli tavzih dilekçesi ve ıslah dilekçesi dikkate alındığında davacının eldeki davadaki talebi 11.000.000,00 TL 4 adet taşınmazın rayiç değeri ve 800.000,00 TL 4 adet taşınmaz için ecrimisil bedeli olmak üzere toplam 11.800.000,00 TL'nin tahsilinden ibarettir.
Davanın tamamen ıslahında, ıslah edilmiş dava ilk dava gününde açılmış sayılır. Buradan hareketle zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin dolup dolmadığının ilk dava tarihine göre tespiti gerekir.
Bu husus Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26.05.2022 tarihli ve 2019/3-178 Esas, 2022/738 Karar sayılı ilamında “Gerek öğreti gerekse uygulamaya göre, davanın tamamen ıslahında yeni bir dava açılmamış sayılacak, tamamen ıslah edilen dava ilk açılan davanın devamı niteliğinde olduğundan, bunun doğal sonucu olarak, zamanaşımı ilk davanın açıldığı tarihteki duruma göre dikkate alınacaktır.
Onun için davanın tamamen ıslahında ıslah olunan dava, ilk dava gününde açılmış sayılacaktır.” şeklinde vurgulanmıştır. Dolayısıyla, eldeki tazminat davasının ilk dava günü olan 11/05/2021 tarihinde açıldığı kabul edilmiştir.
Taraflar arasındaki ihtilaf; davacının kooperatif üyesi olup olmadığı, üyeliğinin peşin bedelli üyelik niteliğinde olup olmadığı, 4 adet taşınmaza hak kazanıp kazanmadığı, taşınmazların üçüncü kişilere devredilmiş olması karşısında davacının bu taşınmazların rayiç değerlerinin tahsilini isteyip isteyemeyeceği, davacının ecrimisil isteminde bulunmasının mümkün olup olmadığı, mümkünse tutarının ne kadar olmasının gerektiği, dolayısıyla davacının tazminat isteminde bulunmasının mümkün olup olmadığı ile mümkün ise tutarının ne kadar olduğu hususlarından ibarettir.
Yargıtay. Hukuk Dairesi'nin ... E. ... K. sayılı ilamı. "1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 23. Maddesi uyarınca ortaklar, hak ve yükümlülüklerde eşit konumdadır. Yönetim kurulu bu ilkenin dışına çıkmak istediği takdirde, bu hususu genel kurul gündemine alarak, genel kurulun tartışmasına açıkça sunması gerekmekte veya genel kurulun yapılan uygulamayı açıkça ya da zımnen benimsemesi gerekmektedir.
Bu nedenle, sabit ve peşin bedel ödemek suretiyle ortaklığa alınmadaki bu usule uyulmamışsa, böyle bir ortağın (devam eden inşaatların finansmanına katılımı için) üyelik aidat yükümlülüğü devam eder. Açıklanan usule uyulmuşsa, ortaklığa alınmadaki bu farklılık, ortaklığa alındıktan sonra üyelik aidatı istenmesini mümkün kılmaz ise de kooperatifin amacına ulaşıncaya kadar yapılan genel yönetim ve altyapı giderlerinden ortağın sorumluluğu devam eder.
Genel kurulca açık yetki verilmedikçe ya da benimsenmedikçe, 1163 Sayılı Kanun'un 23. maddesine aykırı şekilde yönetim kurulunun diğer ortaklardan farklı statüde ortaklığa kabul kararı vermesine veya akçalı konularda bir ortağı farklı statüde konumlandırmasına geçerli hukuki sonuç bağlanamaz." şeklindedir.
Anılan emsal nitelikteki ilam dikkate alındığında, peşin bedelli üyeliğin söz konusu olması için kural olarak bu hususun genel kurulda görüşülmesi gerekir. Genel kurulda yönetim kuruluna peşin bedelli üyelik konusunda yetki verilmesi ve yönetim kurulunun bu yetkiye dayalı olarak peşin bedelli üyelik konusunda karar alması mümkündür.
Davalı kooperatifin 21.02.2004 tarihli 2003 yılı olağan genel kurul toplantısının 7 nolu gündem maddesi ile peşin bedelli üyelik konusunda yönetim kuruluna yetki verildiği, davacı ile davalı kooperatif arasında imzalanan tarihsiz "TAAHHÜTNAME" başlıklı belge ile kooperatife ait 4 adet taşınmazın sabit bedelle davacıya devredildiği dolayısıyla davacının peşin bedelli kooperatif üyesi olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca, taraflar arasında görülen Konya. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...
E. sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde, 10/12/2018 tarihli, ... E. ... K. sayılı ilam ile davacının peşin bedelli üye olduğuna, sonradan peşin bedelli üyelerden para toplanmasına ilişkin genel kurul kararının davacı yönünden yok hükmünde olduğuna karar verildiği, kararın 21/12/2018 tarihinde davacı vekiline, 24/12/2018 tarihinde ise kooperatife tebliğ edildiği, dosyada kesinleşme şerhi yoksa da şeklen kararın kesinlemiş olduğu anlaşılmıştır.
Dolayısıyla davacının üyeliğinin peşin bedelli üyelik olduğu kesinleşmiş ilam ile de ortaya konulmuştur. Yine, davacı tarafından ibraz edilen kooperatif yönetim kurulu kararları, kroki niteliğindeki belge, kira sözleşmeleri ve abonelik sözleşmeleri uyarınca davacının 4 adet üyeliğinin ... Ada J Blok üçüncü kat 15 nolu dubleks mesken, ... ada 1 parsel zemin kat, ... nolu bağımsız bölüm, ...
Ada ... nolu parsel 3.Kat ... nolu bağımsız bölüm, ... ada ... parsel zemin kat, ... nolu bağımsız bölüme ilişkin olduğu kabul edilmiştir.
Yargıtay. Hukuk Dairesi’nin ... E. ... K. sayılı ilamı; “…Bir yapı kooperatifinin ana amacı ortakların akçalı yükümlülüklerini yerine getirmeleri karşılığında anasözleşmeye uygun, konut ya da işyeri teslim etmektir. Kooperatif anasözleşmesinin 62. maddesi uyarınca, konutlar maliyet bedelleri kesinleştikten sonra ortaklar veya temsilcilerinin katılımıyla noter önünde çekilecek kura ile dağıtılır.
Konutların anasözleşmenin 59/2. maddesine göre ortaklara dağıtılması halinde kur’aya başvurulmaz. Bu durumda, bir konutun ortağa tahsis edildiğinden söz edilebilmesi için, ya kur’a sonucu konutun tahsis edilmiş olması veya konutların genel kurulca belirlenecek esaslar dahilinde ortaklara dağıtılmış olması ve genel kurulun bu dağıtımı açık veya zımni olarak onaylaması gerekir.
Anlatılan ilkeler dışında, yönetim kurulu genel kurulun karar veya onayı olmaksızın bir konutu belli bir ortağa tahsisine karar veremez. Geçerli bir işlemle bir ortağa tahsis edildikten sonra, daire tahsis edilen ortağın ortaklığı devam ettiği sürece, bu ortağın rızası olmaksızın kendisine tahsis edilen dairenin başka ortağa tahsisine olanak bulunmamaktadır.
Çeşitli nedenlerle konut ya da işyeri tahsisi imkansızlığı ortaya çıktığında ortağın uygun bir tazminat isteme hakkı bulunmaktadır. Ortağın tüm ödemelerini yapmış olduğu belirlenirse verilecek tazminat miktarı emsal bir konutun dava tarihi itibari ile değeridir. ..." şeklindedir.
Davacının peşin bedelli kooperatif üyesi olması, hissesine isabet eden dairelerin üçüncü kişilere devredilmiş olması ve tahsis edilebilecek boş dairenin bulunuğunun iddia ve ispat edilememesi karşısında davacının taşınmazların rayiç bedellerini talep edebileceği kabul edilmiştir. Dosya kapsamına uygun olduğundan hükme esas alınan 29/03/2025 tarihli bilirkişi raporu ile dava tarihi olan 11/05/2021 tarihi itibariyle 4 nolu ve 1 nolu BB'nin rayiç değerinin 367.500,00 TL, 15 nolu BB ve 16 nolu BB'nin rayiç değerinin ise 500.000,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla davacının taşınmaz bedeli olarak talep edebileceği toplam tazminat tutarının 1.735.000,00 TL olduğu sonucuna varılmıştır.
Davacı 31/12/2024 tarihli tavzih dilekçesi ile 02/10/2017 tarihinden itibaren ecrimisil isteminde bulunduğunu açıklamıştır. Taşınmazların tapu kaydının incelenmesinde, 1 nolu BB'nin 25/12/2013, 4 nolu BB'nin 02/10/2017, 15 nolu BB'nin 18/02/2013 ve 16 nolu BB'nin 29/09/2017 tarihinde üçüncü kişilere devredildiği anlaşılmıştır.
Davacı 02/10/2017 tarihinden itibaren ecrimisil isteminde bulunduğundan, bu tarih ile dava tarihi arasındaki dönem yönünden 4 taşınmaza ilişkin olarak da ecrimisil isteminde bulunabileceği kabul edilmiştir. Dosya kapsamına uygun olduğundan hükme esas alınan 29/03/2025 tarihli bilirkişi raporu ile 4 adet taşınmazın 02/10/2017-11/05/2021 arası dönem için ecrimisil bedelinin 310.016,64 TL olduğu tespit edilmiştir.
Dolayısıyla davacının ecrimisil bedeli olarak talep edebileceği toplam tazminat tutarının 310.016,64 TL olduğu sonucuna varılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... E. ... K. sayılı ilamı. "Bu genel açıklamalardan sonra mahsup konusuna ilişkin düzenlemelerin incelenmesinde yarar bulunmaktadır: Mahsup, bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı külfetlerin, bu alacaktan indirilmesini ifade eder.
Meselâ, bir malı sahibine iade ile yükümlü zilyedin o mal için yaptığı bazı masraflar, o maldan elde ettiği semerelerin bedeline mahsup edilir (MK. m. 907). Bunun gibi, haksız fiilden zarar gören kimsenin bu fiilden elde ettiği bir menfaat olmuşsa, böyle bir menfaat uğranılan zarara mahsup edilir. Görülüyor ki bu olaylarda karşılıklı alacaklar yoktur; sadece, alacağın net miktarını bulmak için yapılan bir hesap ameliyesi bahis konusu olmaktadır (... ...
Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1993, s. 1013). Mahsup yenilik doğuran bir hakkın kullanılması olmayıp sadece alacağın gerçek miktarını belirlemek üzere yapılan bir işlemdir. Burada ayrı ve müstakil iki alacak bulunmamaktadır. Mahsup savunmasını, alacak miktarının indirilmesinde yararı olan herkes ileri sürebilir ve borcu sona erdiren durum olması nedeniyle hâkim tarafından resen nazara alınır." şeklindedir.
Davacının peşin bedelli üye olması sebebiyle aidat ödeme yükümlülüğü bulunmamakla birlikte genel yönetim ve altyapı giderlerinden sorumluluğu devam etmektedir. Dolayısıyla, varsa genel yönetim giderinden kaynaklı davalı alacağının davacı tazminatından mahsubu gerekir. 29/03/2025 tarihli rapor ile davacının hissesine düşen gider tutarının 4.395,76 TL olduğu tespit edilmiştir. Bu kapsamda davacının talep edebileceği toplam tazminat tutarının (1.735.000,00 + 310.016,64 - 4.395,76 =) 2.040.620,88 TL olduğu sonucuna varılmış ve davanın bu tutar üzerinden kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Başkan Üye Üye Katip
Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/20, K. 2025/548, 25 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama