KÜNYE
- Mercii
- Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/27
- Karar No
- 2025/1017
- Karar tarihi
- 23 Aralık 2025
Karar Metni
1.925 kelime·10 dk okuma·22 bölüm
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
KARAR NO
HAKİM
KATİP
ALACAĞI TEMLİK ALAN
DAVACI
VEKİLİ
DAVALI
DAVA
5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ
KARAR TARİHİ
KARARIN YAZILDIĞI TARİH
Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
BEYANLAR
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle şu hususları belirtmiştir; müvekkil ... Bankası A.Ş. ile davalı ... arasında bankacılık hizmetleri, aylık taksit ödemeli ticari kredi, business card ve sair sözleşmeler imzalandığını, bu sözleşmeler kapsamında davalının ek hesap, ticari kredi kartı ve taksitli ticari krediler kullandığını ancak borçlarını ödememesi üzerine T.C. Konya.
Noterliği’nin 01.10.2024 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, buna rağmen alacağın tahsil edilemediğini, bunun üzerine Konya. İcra Müdürlüğü’nün ...
E. sayılı dosyası ile 175.692,06 TL alacak için ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının 13.11.2024 tarihinde borca, faize ve ferilerine haksız ve kötü niyetli şekilde itiraz ederek takibi durdurduğunu, dava şartı olan zorunlu arabuluculuğa 03.12.2024 tarihinde başvurulduğunu ancak 13.12.2024 tarihli son tutanakla anlaşma sağlanamadığını, banka kayıtlarından borcun açıkça sabit olduğunu ve davalının itirazının sırf zaman kazanma amaçlı bulunduğunu, ayrıca borçlunun mal kaçırma ihtimali nedeniyle ihtiyati haciz şartlarının oluştuğunu belirterek; fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla Konya.
İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyada yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, davalının %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle şu hususları belirtmiştir; Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasında harca esas değer 175.692,06 TL olmak üzere (fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla) dava açıldığı, dosyaya sunulan 12.09.2025 tarihli bilirkişi raporunda takip tarihi itibarıyla davacı ... Bankası A.Ş.’nin talep edilebilir alacağının 205.717,28 TL olarak tespit edildiği, bu bilirkişi raporu doğrultusunda davanın ıslah edilerek dava değerinin 30.025,22 TL artırılmak suretiyle toplam 205.717,28 TL’ye çıkarılmasının gerekli hale geldiği, bu nedenle davanın miktar yönünden ıslahına karar verilmesi ve hüküm kurulurken bu hususun dikkate alınmasının talep edildiği belirtilmiştir.
MAHKEMEMİZCE TOPLANAN DELİLLER VE YAPILAN İŞLEMLER
Bilirkişi 10/06/2025 tarihli raporunda özetle şu hususları belirtmiştir; yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda davacı ...
Bankası A.Ş. ile davalı asıl borçlu ... arasında taksitli ticari kredi sözleşmeleri ve ticari kredi kartı sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmelere istinaden davalıya taksitli ticari krediler kullandırıldığı ve kredi kartı tahsis edildiği, kredilerin ödenmemesi üzerine kat ihtarnamesi gönderildiği ve ihtarnamenin 06.10.2024 tarihinde e-tebliğ ile tebliğ edilerek 3 günlük ödeme süresi verildiği, bu kapsamda temerrüt tarihinin 10.10.2024 olduğu,
banka tarafından sunulan belgelerden 616,59 TL ihtarname masrafı yapıldığının anlaşıldığı ancak icra takibinde talep edilen ... numaralı ek hesap/KMH alacağına ilişkin belge sunulmadığından bu kalemin hesaplamaya dahil edilmediği,
22.10.2024 tarihli icra takibi itibarıyla yapılan karşılaştırmalı hesaplamada taleple bağlılık ilkesi gözetilerek davacı bankanın davalıdan 68.667,59 TL ve 56.388,63 TL tutarında iki ayrı taksitli ticari kredi alacağı ile 48.137,93 TL kredi kartı asıl alacağı olmak üzere toplam 173.194,15 TL asıl alacak, 8.900,75 TL işlemiş faiz, 445,04 TL BSMV ve 616,59 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 183.156,53 TL alacağı bulunduğu, ticari taksitli krediler için icra takip tarihi itibarıyla uygulanması gereken temerrüt faiz oranının %94,150, kredi kartı borcu için ise %90,360 olduğu,
bankanın icra takibinde talep ettiği bazı faiz kalemlerinin bu oranların altında kaldığı, sonuç olarak davacı bankanın icra takip tarihi itibarıyla davalıdan toplam 183.156,53 TL alacağı bulunduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Bilirkişi (... ) 12.09.2025 tarihli ek raporunda özetle şu hususları belirtmiştir; yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda davacı ...
Bankası A.Ş. ile davalı asıl borçlu ... arasında taksitli ticari kredi sözleşmeleri, ticari kredi kartı sözleşmesi ve KMH (ek hesap) tanımlamasının bulunduğu, bu sözleşmelere istinaden davalıya taksitli ticari krediler kullandırıldığı, kredi kartı tahsis edildiği ve KMH tanımlandığı, borçların ödenmemesi üzerine gönderilen kat ihtarnamesinin 06.10.2024 tarihinde e-tebliğ ile tebliğ edildiği, 3 günlük ödeme süresi sonunda temerrüt tarihinin 10.10.2024 olduğu, banka tarafından 616,59 TL ihtarname masrafı yapıldığının belgelendiği, 22.10.2024 tarihli Konya.
İcra Müdürlüğü ...
E. sayılı takip itibarıyla taleple bağlılık ilkesi gözetilerek yapılan hesaplamada davalıdan 68.667,59 TL ve 56.388,63 TL tutarında iki ayrı taksitli ticari kredi, 48.137,93 TL kredi kartı ve 18.092,55 TL KMH olmak üzere toplam 191.286,70 TL asıl alacak, 13.258,68 TL işlemiş faiz, 555,31 TL BSMV ve 616,59 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 205.717,28 TL alacak bulunduğu, ticari taksitli krediler için uygulanması gereken temerrüt faiz oranının %94,150, kredi kartı ve KMH için %96,360 olduğu, bankanın icra takibinde talep ettiği temerrüt faiz oranının %40,540 olduğu,
talep edilen alacak ile hesaplanan alacak arasındaki farkın temerrüt tarihinden önce temerrüt faizi işletilmesinden kaynaklandığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Tarafların iddia ve savunmaları dikkate alındığında uyuşmazlık konusunun Bankacılık Sözleşmesine dayalı itirazın iptaline ilişkin olduğu görülmüştür.
Kredinin tanım olarak 5411 sayılı Bankacılık Kanununda (Ban. K) kanun koyucu tarafından bir belirlemesi yapılmamıştır. Bununla birlikte kredi sınırlarının çizilmesinde bankanın hangi işlemlerinin kredi sayılacağı hususu Ban. K madde 48 belirlenmiştir.
Buna göre, krediler, bankalarca verilen nakdî krediler ile teminat mektupları, kontrgarantiler, kefaletler, aval, ciro, kabul gibi gayri nakdî krediler ve bu niteliği haiz taahhütler, satın alınan tahvil ve benzeri sermaye piyasası araçları, tevdiatta bulunmak suretiyle ya da herhangi bir şekil ve surette verilen ödünçler, varlıkların vadeli satışından doğan alacaklar, vadesi geçmiş nakdî krediler, tahakkuk etmekle birlikte tahsil edilmemiş faizler, gayrinakdî kredilerin nakde tahvil olan bedelleri, ters repo işlemlerinden alacaklar, vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ile benzeri diğer sözleşmeler nedeniyle üstlenilen riskler, ortaklık payları ve Kurulca kredi olarak kabul edilen işlemler izlendikleri hesaba bakılmaksızın bu kanun uygulamasında kredi sayılacağı şeklinde düzenlenmiştir.
Kredinin birden çok çeşidi olmakla beraber uygulamada en çok kullanılan tür nakit ödeme yapılmak suretiyle verilen kredilerdir. Bu tür ise, nakdi kredi olarak tanımlanabilecektir. Bu itibarla kredi kartı hesabı suretiyle kullandırılan kredi, tüketici ya da ticari krediler nakdi krediye örnek olarak verilebilecektir.
Nakdi kredinin alt türlerinden olan sabit vadeli para ödüncü kredisinde değinilecek olursa; banka parayı bir defada kredi alana verecek, kredi alan ise almış olduğu bu para ödüncünü tek defada veya taksitler halinde kararlaştırmış oldukları vadede geri ödeyecektir.
Bu kredi sözleşmelerinde cari hesap şeklinde çalışmaz. Bu nedenle kredinin yenilenmesi, döner çalışması söz konusu değildir. Banka krediyi bir defada verir, kredi alan ödeme yapmakla belli limite kadar tekrar kredi çekme imkânı yoktur. Kredi belli bir limite kadar cari hesap şeklinde açılmamıştır. Bu sebeple kredi alanın ödemeler yaparak krediyi döner olarak kullanması mümkün değildir ... ... : Kredi ve Kredi İşlemlerinin Hukuki Açıdan Değerlendirilmesi, Pamukkale Journal of Eurasian Socioeconomic Studies 6/2 (Aralık2019), 45-46).
Kredi Sözleşmesinin genel hükümler bağlamında hukuki niteliği; Türk Borçlar Kanunu (TBK) madde 386 ve devamında düzenlenmiştir. Kanuni tanım da dikkate alındığında, kanun koyucu tüketim ödüncüne ancak ya bir miktar para ya da tüketilebilen bir şeyin söz konusu olabileceği, ödünç verenin bu ödüncü devretmeyi yükümlendiği, ödünç alanın ise aynı nitelik ve miktardaki şeyi geri vermeyi taahhüt ettiği tam iki tarafa borç yükleyen, rızai sözleşme olarak tanımlamıştır.
Sözleşmenin rızai niteliği sebebiyle; banka ve kredi talep edenin anlaşması halinde artık sözleşmenin kurulacağı yorumu yapılabilecektir. Bu nedenle ayrıca paranın devredilmesi şart değildir. Bu hususa ilişkin ihtilaf olması halinde ancak tarafların yükümlülükleri dairesinde bakmak ve değerlendirmek gereklidir (... ... ,s.47).
Kanun koyucu, ticari olmayan tüketim sözleşmelerinde ancak kararlaştırılmış olması halinde faiz istenebileceğini belirlemişken, ticari işlerde ise, tarafların bu konuda herhangi bir anlaşması olmasa bile faiz talebinde bulunulabileceği şeklinde düzenleme yapmıştır.
İtirazın iptali davası, takip alacaklısı tarafından takip borçlusuna karşı itirazla duran takibin devamını sağlama amacıyla açılan bir davadır. Alacaklı davayı kazanır; yani borçlunun itirazı hükümden düşürülürse bununla aynı zamanda borçlunun itirazı da iptal edilmiş olur.
Mahkeme bir alacak davasında olduğu gibi bu davada da tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere inceleyecek, borçlunun ödeme emri itirazının doğru olup olmadığı hususunu araştırır. Burada alacaklı alacağını ispat bakımından İcra ve İflas Kanunu madde 68'de sınırlı sayıda belirtilmiş bulunan belgelere bağlı değildir. Alacaklı bir alacak davasında olduğu gibi alacağını Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre her tür delil ile ispat edebilecektir (... ... ... :İcra ve İflâs Hukuku, Ankara 2018, s. 172-184).
İtirazın iptali davasında davacı alacaklı takip konusu alacağın varlığını ispat etmelidir. Ancak borçlunun itirazındaki beyana göre ispat yükü yer değiştirebilir. İtirazında borcunun varlığını kabul edip, ödeme savunmasında bulunan borçlu bu savunmasını ispat etmelidir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu madde 6'ya göre; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her bir taraf hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür hükmü amirdir.
Tüm dosya kapsamı beraber değerlendirildiğinde; Davacı ile müvekkil ... Bankası A.Ş. ile davalı ... arasında bankacılık hizmetleri, aylık taksit ödemeli ticari kredi, business card ve sair sözleşmeler imzalandığını, bu sözleşmeler kapsamında davalının ek hesap, ticari kredi kartı ve taksitli ticari krediler kullandığını ancak borçlarını ödememesi üzerine iş bu davayı dermeyan ettiği, dosyanın alacak durumunun tespiti amacıyla uzman bilirkişiye tevdine karar verildiği, yapılan tespitlere göre davalı şirketin davacı bankaya icra takibine esas miktar mucibince kısmen borçlu olduğunun tespit edildiği, ilgili bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu dikkate alındığında davalının itirazının kısmen haksızlığına karar verilmiştir.
Davacının icra inkar tazminatı talebi hususu değerlendirildiğinde. İcra ve İflas Kanunu madde 67/2 gereğince; alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının talebinin yanı sıra mahkemenin, itirazın iptali yargılaması sonucunda borçlunun ödeme emrine karşı yapmış olduğu itirazın haksız olduğuna karar verilmesi gerekir.
Borçlunun itirazının haksız olduğunun tespiti yapabilmek için borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın likit yani muayyen/belirli olması gereklidir. Buna karşılık likit olmayan alacaklarda alacağın miktarı belirli değildir. Yani borçlu tarafından alacağın gerçek miktarını tespit edebilmek için bütün unsurlar bilinmemekte veya bilinememektedir.
Bu sebeple borçlu ne kadar borcu olduğunu kendisi tespit edememe durumu içerisindeyse yapmış olduğu itirazda haklı olacaktır (... : İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflas Hukuku Ders Kitabı, İstanbul 2018).
Somut olayda; davalılar yönünden yapılan icra takibine konu alacak yönünden fazla hesaplama yapıldığı böylece alacağın likit olmadığı gibi ilgili itirazların da kötü niyetli yapıldığına dair mahkememizde herhangi bir kanaat oluşmaması sebebiyle talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜ M
(Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere);
DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE
1-Konya . İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile; 205.717,28 TL (191.286,70 TL asıl alacak, 13.258,68 TL işlemiş faiz, 555,31 TL BSMV ve 616,59 TL ihtar masrafı) üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin 8.485,63 TL istemin REDDİNE,
-Şartları oluşmaması sebebiyle icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE,
2-Kabul miktarı üzerinden hesaplanan toplam 14.052,55 TL karar ilam harcından davacının ödediği peşin ve ıslah harcı toplamı olan: 3.513,39 TL'nin masubu ile bakiye 10.539,16 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafça yatırılan peşin ve ıslah harcı toplamı olan: 3.513,39 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafça ödenen 615,40 TL başvuru harcının kabul ret oranı nazara alınarak 591,02 TL 'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı tarafça yapılan 5.305,00 TL masrafın kabul/ ret oranına göre 5.094,84 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafça masraf yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiğinden ve bu ücret ve ayrıca adliye arabuluculuk bürosu tarafından yapılmış zaruri giderler de Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılandığından ve bu giderler de yargılama gideri sayıldığından buna göre 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin (kabul/talep oranına göre) 3.457,39 TL'sinin davalıdan; 142,61 TL'sinin davacıdan alınarak Hazine’ye gelir kaydına (harç tahsil müzekkeresi yazılmasına).
8-Karardan sonra yapılacak masrafların % 96,04 oranında (kabul oranı) davalıya; % 3,96 oranında (ret oranı) davacıya yüklenmesine,
9-Artan gider/delil avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
10-Davacı taraf kendisi vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Kabul edilen kısım yönünden; davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize iletilmek üzere bulundukları yer Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verecekleri dilekçe veya tutanağa kaydedilmek koşuluyla beyanda bulunmak suretiyle Konya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Reddedilen kısım yönünden; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda miktar itibari ile kesin olarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 23/12/2025
Katip Hakim
Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/27, K. 2025/1017, 23 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama