KÜNYE
T.C. Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 14 Mart 2024
- T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2023/319 Esas - 2024/168
- Esas no
- 2023/319 Esas
- Karar no
- 2024/168
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Borçlu
- ...
- Dava
- Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 02/06/2023
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 22/03/2024
Karar Metni
1.774 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının Sakarya 2. İcra Dairesi'nin 2022/16608 Esas sayılı dosyasında ...tarihli ... Nolu ...TL bedelli fatura ile takip başlattığı, takibe davalı tarafından itiraz edildiğini, yapılan itirazın iptalini, takibin devamını, davalının icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf; süresinde cevap dilekçesi vermemiş, dolayısıyla davacının ileri sürmüş olduğu tüm vakıaları inkar etmiş sayıldığı anlaşılmıştır.
Bilirkişi ... 29/01/2024 tarihli dilekçesinde özetle; Davacının 2022 yılına ait ticari defterlerinin usulüne uygun tasdik ettirildiği, Davacının kendi ticari defterlerine göre Davalıdan takip tarihi olan ... tarihi itibariyle ... TL asıl, ...TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda ... TL alacaklı olduğu, Davacının takipten sonra ise tahsil tarihine kadar değişen oranlarda faiz talep edebileceği, Sonuç ve kanaatine varılmaktadır. '' şeklinde rapor sunduğu görülmüştür.
Olaya ilişkin yasal düzenlemeler ve yargı içtihatları değerlendirilecek olursa;
İcra Takibine İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. (2004 sayılı kanun 62.madde)Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. (2004 sayılı kanun 67.madde)
Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır. (HGK 2017/(19)11-1309 Esas. 2021/377 Karar)
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir.
Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
TTK’nın 21. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 Esas. 2021/197 Karar )
İtirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Davacı tarafından icra takibinin dayanağı olarak takip talebine ekli faturalar gösterilmiş, mahkemece davacının iddia ettiği alacak miktarının tespitinde teslim belgelerine dayalı faturalardaki alacağın sabit olduğu kabul edilmiştir. Ancak mahkemece icra takibine dayanak yapılan fatura konusu alacak miktarının ödenip ödenmediği noktasında, takip konusu edilmeyen faturalar da inceleme konusu yapılarak karar verilmesi yerinde değildir. (HGK 2017/(19)11-1309 e. 2021/377 k.)
Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1). HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir.
Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.
Ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanunu, bazı belgelere senetle ispat kuralının aşılabilmesi ve hakimin delilleri değerlendirirken takdir yetkisini kullanabilmesi imkanını vermiştir. Ancak belgenin, kesin delille ispatlanması gereken bir vakıa karşısında bu kuralı aşıp değerlendirilmeye alınabilmesi için HMK m. 202'de belirtilen bütün unsurları karşılaması gerekmektedir.
Hakimin bu konuda yani kurala istisna getiren "kanuni unsurlar" üzerinde ise herhangi bir takdir yetkisi yoktur; bu unsurların objektif olarak gerçekleşmesi gerekir. Bir belge ancak aleyhine kullanılacak kişiden kaynaklanmışsa ve hukuki işlemi muhtemel gösteriyorsa delil başlangıcı sayılabilir. Bu bağlamda elektronik veriler de delil başlangıcı teşkil edebilir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/5327 esas- 2021/5363 karar)
Somut Olay Yukarıdaki Açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa;
Davacı tarafından davalı aleyhine dava konusu edilen fatura ile ilgili olarak Sakarya 2. İcra Müdürlüğü’nün 2022/16608 esas sayılı takip dosyası ile ...TL asıl alacak ve ...TL takip öncesi faiz alacağı olmak üzere toplam ...TL üzerinden ilamsız takip başlattığı, başlatılan takipteki ödeme emrinin davalı borçluya 20.12.2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalının ödeme emrine tebliğ tarihinden önce 16.12.2022 tarihinde 2004 sayılı yasanın 62.maddesindeki yedi günlük sürede itiraz ettiği, itiraz dilekçelerinin davacı tarafa tebliğ edilmediği, eldeki bu davanın 02.06.2023 tarihinde 2004 sayılı yasanın 67.maddesindeki bir yıllık sürede açıldığı, davadan önce arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği anlaşılmış ve esasa geçilmiştir.
Dosya kapsamında davacı tarafın davalı ile aralarındaki faturaya dayanarak davaya konu takibi açtığı anlaşılmıştır.
Az yukarıda detaylandırıldığı üzere; faturalar tek başına taraflar arasındaki akdi ilişkiyi gösteren bir delil olmayıp, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/(19)11-944 Esas. 2021/197 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; hizmet sağlayan tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, taraflar arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir.
Yine TTK’nın 21.maddesine göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır.
Bu bağlamda taraflar arasındaki akdi ilişkinin olup olmadığının tespiti amacıyla davacının delil olarak dayandığı ticari defterlerinin incelenmesi gerekmiş, bu hususta dosyamıza sunulan 29.01.2024 tarihli bilirkişi raporuna göre; davacının 2022 yılına ait ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, dava ve takip konusu yapılan ...tarihli .... nolu ...TL tutarlı faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, ... tarihli ... nolu ...TL tutarlı faturanın davacı ve davalının BA ve BS formları ile beyan edildiği, davalı tarafından ticari defterlerin süresinde ibraz edilmediği,
davaya konu fatura ile ilgili taraflar arasında ticari ilişki kurulduğu ve davacının davalıdan ticari defterlerine göre ...TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır.
Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1). HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir.
Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.
Dosya kapsamında alınan 29.01.2024 tarihli bilirkişi raporuna göre davacının defterlerinin usulüne uygun tutulması ve davalıya tutulması zorunlu, uyuşmazlığın niteliğine göre 2022 yıllarına ait ticari defterleri sunması veya bulundukları yeri bildirmesi için iki haftalık kesin süre verilmesi, bu hususta davalı şirkete 05.10.2023 tarihinde muhtıra çıkarılması,
muhtıranın 10.10.2023 tarihinde davalı şirkete tebliğ edilmesine rağmen verilen yasal sürede ticari defterlerin sunulmadığı gibi yerlerinin de bildirilmemesi nazara alındığında 6100 sayılı HMK’nın 222/3.maddesi gereği davacının usulüne uygun defter kayıtlarına itibar etmek gerekmiş, bu şekilde taraflar arasında akdi ilişkinin kurulduğu anlaşılmış, faturanın davacı ve davalı tarafın BA ve BS formlarında kayıtlı olduğu, davalının TTK’nın 21. maddesindeki 8 günlük itiraz süresinde fatura içeriklerine itiraz etmediği, dolayısıyla davalının fatura içeriklerini kabul ettiği anlaşılmıştır.
Yukarıda detaylandırıldığı üzere; 6100 sayılı HMK’nın 222/2 ve 3 maddelerine göre davacının ticari defter kayıtları nedeniyle; taraflar arasında takibe konu ... tarihli ... nolu ...TL tutarlı fatura nedeniyle davacının davalıdan takip tarihi itibariyle ...-TL alacaklı olduğu, bu nedenle davalının takibe yaptığı itirazın asıl alacak yönünden haksız olduğu, defter kayıtlarına göre ve dosyaya sunulan kayıtlara göre anılan bedel yönünden faturaya ilişkin davalı tarafından bir ödeme de yapılmadığı anlaşılarak, anılan bedel yönünden davacının haklı olduğu, davalının likit olan bu bedel yönünden itirazında haksız olduğu, alacağın likit olduğu da nazara alındığında 2004 sayılı yasanın 67.maddesindeki şartları oluşan icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiştir.
Davacı tarafın takipten önceki dönem için faiz talep ettiği, 6098 sayılı yasanın 117.maddesi gereği muaccel bir borcun borçlusunun alacaklının ihtarıyla temerrüde düşeceğinin düzenlendiği, davadan önce davalının temerrüte düşürülmediği, dolayısıyla temerrütün icra takibi ile gerçekleştiği, takip öncesi işlemiş faizi davacının talep edemeyeceği anlaşılmış davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
14/03/2024 Katip ... · e-imzalı Hakim ... · e-imzalı
Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/319, K. 2024/168, 14 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama