KÜNYE
T.C. Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 21 Mayıs 2025
- T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2024/747 Esas - 2025/324
- Esas no
- 2024/747 Esas
- Karar no
- 2025/324
- Hakim
- —
- Katip
- —
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Vekilleri
- —
- Dava ihbar olunan
- —
- Vekili
- —
- Dava
- İtirazın İptali
- Dava tarihi
- 01/11/2021
- Karar tarihi
- 20/05/2025
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 20/06/2025
Karar Metni
1.280 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
"29/09/2020 tarihinde idaresindeki plakalı araç Kocaeli ili Kandıra ilçesinde seyir halinde iken davalıya ait plakalı tırın kayarak plakalı araca çarptığını, durmaksızın yola devam ettiğini, tutanaklarda da bu şekilde belirtildiğini, aracın sol tarafının tamamen hasarlandığını, Kandıra Trafik Tim Komutanlığınca düzenlenen 29/09/2020 tarihli kaza tespit tutanağında da plakalı çekicinin sürücüsünün olduğunun tespit edildiğini, kural ihlalinde bulunduğunu, araç sürücüsünün herhangi bir kural ihlalinin bulunmadığının belirtildiğini, dava dışı sürücü Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği ifadede çarpıp kaçtığını itiraz ettiğini,
kaçtığından dolayı alkol raporu da alınamadığını, araçta oluşan hasar ve zararın plakalı aracın sigortalı olduğu Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası kapsamında davacı şirket tarafından karşılandığını, bedelin 34.800,00 TL olduğunu, hal böyle iken sigortanın rücu hakkının bulunduğunu, Sakarya 2. İcra Dairesinin 2021/1176 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, yetkisizlikten dolayı Akyazı İcra Müdürlüğünün 2021/411 Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığını, borçlunun haksız olarak itiraz ettiğini, açıklanan durumlar sebebiyle kötü niyetli ve asılsız olarak itiraz edildiğini belirterek,
davalının icra takibine itirazının iptalini, %20'den az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görev itirazlarının bulunduğunu, görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davalının kaza yerini terk ettiği hususunun gerçek dışı olduğunu, davalının araç maliki olduğunu, aracı kullanan olmadığını, dava dışı ise kaza sırasında hiçbir şey hissetmeden yoluna devam ettiğini, kazanın meydana geldiğini sonradan öğrendiğini, bilinçli olarak olay yerini terk etmediğini, hasar fiyatının fahiş olduğunu, meydana gelen kazada da kusurlu olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Tüm dosya ve kapsamına göre;
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, ZMMS sigortacısının sigortalısına rücu koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.
Mahkememizin 2022/515 Esas ve 2023/99 Karar numaralı dosyasında verilen karar, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 2023/857 Esas ve 2024/1359 Karar numaralı ilamı ile kaldırılmış, bu sebeple yeni esas numarası üzerinden yargılamaya devam edilmiştir.
Sigortacının rücu hakkı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95-(2) maddesinde düzenlenmiş olup, anılan maddede; "Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir" düzenlemesine yer verilmiştir.
Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının B.4. maddesinde sigorta ettirene rücu halleri düzenlenmiştir.
Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/3036 soruşturma numaralı dosyasında yer alan KYOK kararlı iddianamede davalının "olay günü şoförlüğünü yaptığı tır ile Kandıra istikametinden Kaynarca istikametine gittiğini, kazanın gerçekleştiğini hissetmediğini, sabah kalktığında aracın sol arka tarafından ezikler olduğunu gördüğünü, daha sonra Kandıra İlçe Jandarma Komutanlığı'nda trafik kazasına karıştığını söylediklerini, karakola gelerek tırın dorsesini karşı aracın panelvanını yırttığını, jandarmanın göstermiş olduğu resimlerden gördüğünü, herhangi bir kasti hareketinin olmadığını" şeklinde beyanda bulunduğu kayıt altına alınmıştır. Davalının soruşturma aşamasında verdiği beyan ile mevcut dosyada verdiği beyanlar arasında çelişki oluşmadığı tespit edilmiştir.
Dosya makine mühendisi bilirkişi ve sigorta alanında uzman bilirkişiden oluşan heyete tevdi edilerek talep ve savunmalar ile davaya konu trafik kazasından dolayı tarafların kusur oranlarının belirlenmesi, plakalı araçtaki hasarların ve hasar bedelinin ne olduğu, davalı sigorta şirketinin taleplerden sorumlu olup olmadığı, rücu kapsamında olup olmadığı, hesabın denetlemeye açık şekilde rapor tanzim edilmesi istenmiştir.
Bilirkişi heyetince sunulan 12.02.2025 tarihli raporda; "Kazanın oluşumunda plakalı araç sürücü ASLİ (%100) oranda kusurlu olduğu, Kazanın meydana gelmesinde plakalı araç sürücü herhangi kusur ve kabahatinin olmadığı, plakalı araçta kaza sonrasında meydana gelen hasarın giderilmesi için gerekli olan yedek parça ve işçilik bedelinin KDV dahil 39.551,64 TL (Otuz Dokuz Bin Beş Yüz Elli Bir Lira Altmış Dört Kuruş) olduğu, Davacı tarafından ödenen 34.800,00 TL tutarın kaza sonrası olay yerinin terkedilmesinden dolayı rücuen tazminat koşulunun oluştuğu" şeklinde mütalaada bulunulmuştur.
18.03.2025 tarihli celsede kazanın meydana gelme şekli dikkate alınarak Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığına vermiş olduğu ifade dikkate alınarak meydana gelen kazada dorseli bir çekiciyi kullanan şoförün kazayı hissetmeme durumunun yeniden değerlendirilmesi ve itirazların giderilmesi için ek rapor alınmasına karar verilmiştir.
Bilirkişi heyetince sunulan 29.03.2025 tarihli ek raporda olayın meydana geldiği sırada Çekici ve Çekiciye bağlı dorsenin plakalı araca çarpma ve/veya sürtünmesinden kaynaklı etkilerin sürücü tarafından hissedilmediği şeklinde mütalaada bulunulmuştur.
Somut olayda:
Davacı taraf 29.09.2020 tarihinde sigortalısı olan davalının plakalı aracın plakalı araca çarptığı ve durmaksızın yoluna devam ettiğini, olay yerini terk ettiğini, plakalı araçta meydana gelen hasarın karşılandığını, karşılanan zararın olay yerini terk, ağır kusur hali ve diğer rücu nedenleri gerçekleştiğinden iadesinin gerektiğini ileri sürmüştür. Buna karşılık davalı taraf kaza sırasında hiçbir şey hissetmeden yoluna devam ettiğini, kazanın meydana geldiğini sonradan öğrendiğini, bilinçli olarak olay yerini terk etmediğini ileri sürmüştür.
Meydana gelen kazada davalının, 2918 Sayılı Yasanın 52. bendinde belirtilen "a) Sürücüler, Kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak," ve aynı maddenin "b) Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadırlar." hükümlerini ihlal ettiğinden kazanın oluşumunda tamamen kusurlu olduğu açıktır.
Davacı sigorta şirketi, sigortalının olay yerini terk etmesi nedeniyle, sigortalının yükümlülüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüş ise de salt olay yerinde bulunmamak sigortacının kendi sigortalısına rücu hakkını vermez.
(Yargıtay Kapatılan 17. Hukuk Dairesinin 2016/5264 Esas, 2019/1876 Karar numaralı ilamı) Buna göre; davalının 29.09.2020 tarihinde karıştığı kazada çekiciye bağlı olarak hareket eden dorse ile seyir halindeyken kazaya karıştığı, 29.03.2025 tarihli ek bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere dorsenin, çekicinin "king pin" olarak adlandırılan bölgesine yerleştirildiğinden sürücünün dorseye gelen darbeleri veya dorsenin sağa ve sola hareketinin tamamını hissetmeyebileceği, mevcut olayda da davalının kazanın etkilerini hissetmediği ve olay yerini kasten terk etmediği sonucuna varılarak rücu şartının gerçekleşmediği sonucuna varılmıştır.
Aksi yönde ispat külfeti üzerinde olan davalı tarafça somut delil ibraz edilmediğinden itirazlarına da itibar edilmemiştir.
Davacı taraf dava dilekçesinde davalının kazada ağır kusur hali içerisinde olduğunu ileri sürse de rücu nedeni olarak belirlenen ağır kusurun kabulü için “tam kusur” olarak değil, kasta yakın bir kusurun varlığı gerekmektedir.
(Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 2021/310 Esas ve 2021/2001 Karar numaralı ilamı) Bu bağlamda, somut olayda; kazaya sebebiyet veren aracın dava dışı plakalı araca zarar verdiği açık ise de ispat yükü üzerine düşen davacının davalının kusurlu davranışının kasta yakın nitelikteki bir kusur olduğunu ispat edememesi karşısında ileri sürülen bu neden yönünden de rücu koşulu gerçekleşmemiştir.
Kaldı ki, Kandıra Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/3036 soruşturma numaralı dosyasında davalının başka araca çarpmasında kasıt olduğu yönünde dosya kapsamında delil bulunmadığı belirtilmiştir.
Davacı taraf dava dilekçesinde diğer rücu nedenlerine de dayanmış ancak bu yönde dava dilekçesinde anlatımda bulunmadığı gibi ispat külfeti üzerinde olmasına rağmen delil de ibraz etmemiştir. Dolayısıyla diğer rücu nedenleri bakımından inceleme yapılamamış, davalının ispat külfetini yerine getirememiş olduğuna kanaat getirilmiştir.
Davacı tanığı dava konusu kazaya karışan diğer aracın ( plakalı araç) şoförü olduğu, mevcut kaza nedeniyle hakkında aleyhe sonuçların doğabileceği, bunu bilerek samimi olmayan beyanda bulunabileceği, dolayısıyla husumetli tanık olabileceği dikkate alınarak tanık olarak dinlenmesi uygun bulunmamıştır.
Sonuç olarak, dava konusu olayda rücu şartlarının gerçekleşmediğine, takibe yapılan itirazın yerinde olduğuna kanaat getirilerek açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Katip Hakim
Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/747, K. 2025/324, 21 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama