KÜNYE
T.C. Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/808
- Karar No
- 2025/794
- Karar tarihi
- 3 Aralık 2025
- T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 202..... Esas - 202.....
- Esas no
- 202.... Esas
- Karar no
- 202.....
- Hakim
- —
- Katip
- —
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Vekili
- —
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 02/12/2024
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 02/01/2026
Karar Metni
1.635 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle:Davalı şirketin davacı şirketten cam ve seramik sanayinde kullanılan ham maddelerden biri olan nefelin siyenit satın aldığı ve davalı şirket tarafından talep edilen ürünlerin, süresinde ve kusursuz olarak davacı şirkete tarafından gereği gibi teslim edildiği, teslim edilen ürünlerden sonra MIN2023000000027 Fatura Numaralı, 19.04.2023 Tarihli ve 183.140,84-TL.
Bedelli ve MIN2023000000045 Fatura Numaralı, 26.05.2023 Tarihli ve 181.088,49-TL. Bedelli 2 (iki) adet fatura keşide edilmesine rağmen davalı şirketin bu faturaları ödemekten imtina ettiği, üstelik davalı şirkete gönderilen ve itiraz edilmeyen bu faturalarda.
TTK.'nun 23'üncü maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca 8 (sekiz) gün içinde itiraz edilmeyen faturaların içeriğinin kabul edilmiş sayılacağı, İşbu faturaların vadesinde ödenmediğin aylık % 6 vade farkı kesileceği, Fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihi arasındaki kur farklarında, TBK.'nun 83'üncü maddesine istinaden kur farkı faturası ile talep edileceği de borçlu şirkete, fatura içeriğinde ihtar edildiği, Ancak davalı şirket, kendisine gönderilen bu faturaları geç ödemeyi kar sayarak, yine kendisine gelen verilen; .......A.Ş.'ne ait 17.07.2024 Vade Tarihli ve 138.816,00-TL.
Bedelli, ......A.Ş.'ne ait 07.08.2024 Vade Tarihli ve 65.000,00-TL. Bedelli ve .....A.Ş.'ne ait 13.09.2024 Vade Tarihli ve 148.070,00-TL. Bedelli müşteri çeklerini, davacı şirkete vererek, hem davacı şirkete yaklaşık 15 (onbeş) ay sonra ödeme yaptığı, hem de toplamda 12.343,33-TL. eksik ödeme yaptığı, bunun üzerine davacı şirket önce, dava konusu MIN2024000000022 Fatura Numaralı, 05.03.2024 Tarihli ve 93.401,83-TL.
Bedelli ve MIN2024000000023 Fatura Numaralı, 05.03.2024 Tarihli ve 76.057,16-TL.
Bedelli 2 (iki) adet "VADE FARKI" faturası keşide ettiği, ancak bu faturalara da TTK.'nun 23'üncü maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca 8 (sekiz) gün içinde itiraz edilmediği, davalı şirket tarafından 169.458,99-TL.'lik fatura alacağının ödenmediği, davalı şirketin davacı şirket tarafından tanzim edilen ve dava konusu olan "VADE FARKI" faturalarına itiraz etmediği ve bu şekilde fatura içeriğini kabul etmiş durumda olduğu, davacı şirket, alacağını tahsil edebilmek adına, davalı borçlu hakkında Sakarya 1. İcra Dairesi'nin 2024/12413 E. Sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığı, borcun tamamına itiraz edildiği,
borçlunun itirazı haksız ve kötü niyetli olup, alacağın tahsilini geciktirme amacı taşıdığı, ihtiyati haciz kararı verilmesi, adli yardım talebinin kabul edilmesi, itirazın iptaline karar verilmesi ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi konularının ileri sürüldüğü tespit edilmiştir.
Davalı taraf cevap dilekçesinde özetle: Davalı şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığı, Davacının vade farkı/kur farkı talep etmesinin herhangi bir yasal dayanağı bulunmadığı, davacının faturaya konu malın teslim edildiğini ispat yükümlülüğü altında olduğu, cari hesap ilişkisine dayalı ticari ilişki de alacağın likit olmadığı,
davalı şirket temerrüde düşürülmeden faiz talep edilemeyeceği, icra inkar tazminatına ve vekalet ücreti alacağına iptal edilen miktar üzerinden hükmedilmesi gerektiği, vekalet ücreti ve yargılama masrafları açısından da iptal edilen kısım üzerinden hesaplanması gerektiği, Davacı taraf, davasında haksız çıktığı miktar üzerinden davalı şirkete kötüniyet tazminatı (icra inkar) ödemeye mahkum edilmesi gerektiği, davacının ihtiyati haciz talebinin ve davanın reddine karar verilmesi konularının ileri sürüldüğü tespit edilmiştir.
Beyoğlu Vergi Dairesi Müdürlüğü, ......Bankası A.Ş, ......A.Ş, Ali Fuat Cebesoy Vergi Dairesi Müdürlüğü, ....A.Ş'den temin edilen bilgi ve belgeler incelenmiştir.
Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde;
Dava ; Sakarya .....İcra Müdürlüğünün 202...... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ilişkindir.
Taraflar arasındaki anlaşmazlık: Sakarya .... İcra Müdürlüğünün 202..... Esas sayılı takip dosyası kapsamında fatura ilişkisinden dolayı davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının takibe karşılık ödeme yapıp yapmadığı, davalının itirazının haklı olup olmadığı, fatura içeriğinin teslim edilip edilmediği, taraflar arasında vade farkı anlaşmasının olup olmadığı, yok ise bu yönde bir teamül olup olmadığı, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin gerekip gerekmediği, davanın reddine karar verilmesi halinde davalının kötüniyet tazminatı talebinin yerinde olup olmadığı hususlarında olduğu anlaşıldı.
Sakarya .... İcra Müdürlüğünün 202..... Esas sayılı dosyası incelendiğinde, davacının takip alacaklısı, davalının takip borçlusu olduğu, 93.401,83 TL fatura alacağı, 76.057,16 TL fatura alacağı, 29.410,06 TL işlemiş faiz, 23.948,63 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 222.817,68 TL üzerinden takibin yürütüldüğü, takip sebebinin "05.03.2024 tarihli, MIN2024000000023 nolu, 76.057,16 TL tutarlı, Fatura Alacağı 76.057,16 TL, 05.03.2024 tarihli, MIN2024000000022 nolu, 93.401,83 TL tutarlı, Fatura Alacağı 93.401,83 TL" şeklinde olduğu, başlatılan takipteki ödeme emrinin davalı borçluya tebliğe çkarıldığı, süresi içerisinde borca itiraz edildiği ve takibin durduğu, davanın süresinde açıldığı anlaşıldı. Dava açılmadan önce arabuluculuk dava şartının sağlandığı görüldü.
Dava dilekçesinde dava değeri 169.458,99 TL olarak belirtildiği, bu miktarın takibe konu edilen 05.03.2024 tarihli, MIN2024000000023 nolu, 76.057,16 TL tutarlı, 05.03.2024 tarihli, MIN2024000000022 nolu, 93.401,83 TL tutarlı faturaların toplam miktarı olduğu, işlemiş faizin talep edilip edilmediği yönünde mahkeme ara kararına karşı davacı vekilinin 26.12.2024 tarihli dilekçesinde işlemiş faize yönelik ıslah haklarını saklı tuttuklarını beyan ettiği, tahkikat sonuna kadar da ıslah dilekçesi ibraz edilmediği anlaşılmakla davaya konu talep miktarının fatura bedelleri toplamı olan 169.458,99 TL olduğu sonucuna varılmıştır.
Davacı taraf, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, faturalar düzenlendiğini, bu faturalara geç ödeme yapıldığını, bu nedenle vade farkı faturası düzenlendiğini, icra takibine geçildiği ileri sürmüştür. dava konusu alacağın düzenlenen cari hesaptam kaynaklandığını belirtmiştir.
Davalı taraf ise davalıya borcu bulunmadığını, davacının vade farkı/kur farkı talep etmesinin herhangi bir yasal dayanağı bulunmadığını ileri sürmüştür.
Tarafların süresi içerisinde ticari defterlerin bulunduğu yer adresini bildirdiği tespit edilmiştir.
Mahkememizce tarafların ticari defterlerinin incelenmesi için dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir.
Davacının ticari defterlerini inceleyen bilirkişi ........sunduğu 21.03.2025 tarihli bilirkişi raporunda, davacının ticari defterlerinin delil olma vasfına haiz olduğu, davaya konu takip talebinde talep edilen alacağın vade farkı faturasından kaynaklandığı, taraflar arasında yazılı vade farkı sözleşmesinin olmadığı, vade farkına yönelik faturalara itiraz olmadığı, davacının davalıdan 300.219,57 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir.
Davalının ticari defterlerini inceleyen bilirkişi .......'ın sunduğu 11.03.2025 tarihli raporda davalının ticari defterlerinin delil olma vasfına haiz olduğu, davalının kendi ticari defterlerine göre davacıya 12.342,50 TL alacaklı olduğu, vade farkına yönelik faturaların davacının ticari defterlerinde yer almadığı belirtilmiştir.
Alınan raporlar taraflara tebliğ edilmiş ve rapora itirazlar incelenmiştir.
Vade farkının alınacağına yönelik taraflar arasında oluşmuş bir teamül olup olmadığı yönünde değerledirme yapmak üzere dosya bilirkişilere tevdi edilmiş ve ek rapor sunmaları istenmiştir.
Davacının ticari defterlerini inceleyen bilirkişi Nihat Canıpek sunduğu 12.10.2025 tarihli bilirkişi raporunda, fatura üzerinde vade tarihinin belirlendiği, belirlenen tarihte ödeme yapılmadığı, buna yönelik itirazın sunulmadığı, vadeli satış yapıldığı bu nedenle ticari teamülün oluştuğu belirtilmiştir.
Davalının ticari defterlerini inceleyen bilirkişi ......'ın sunduğu 03.10.2025 tarihli raporda, taraflar arasında vade farkı sözleşmesinin olmadığı, ödemelerin gecikmeleri nedeniyle vade farkı faturalarının düzenlendiği, ancak vade farkının alınacağına dair teamül oluşmadığı belirtilmiştir.
Dosya kapsamı ve kök ve ek raporlar dikkate alınarak tarafların ticari defter kayıtlarına göre taraflar arasında akdi ilişkinin kurulduğu anlaşılmıştır.
Takibe konu alacak miktarının ve dava konusu uyuşmazlığın kaynağı ise 05.03.2024 tarihli, MIN2024000000023 nolu, 76.057,16 TL tutarlı, 05.03.2024 tarihli, MIN2024000000022 nolu, 93.401,83 TL tutarlı vade farkı faturalarıdır.
Davacının tek taraflı olarak vade farkı faturası düzenlemesi ve bunu kendi defterlerine kaydetmesi ile davalının bu vade farkı alacağından sorumlu olup olmayacağının ayrıca değerlendirilmesi gereklidir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 27/06/2003 tarihli kararında vade farkı; mal ve hizmet satım sözleşmesinde kararlaştırılan veya ticari teamüllere göre vade tarihinden başlayarak fiili ödeme tarihindeki mal ve hizmet bedeline ekleme yapılmak suretiyle semenin ulaştığı miktarı ifade ettiği kabul edilmiştir.
Taraflar arasında geçerli sözleşme ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda faturalara (bedelin belli bir sürede ödenmesi halinde vade farkı ödenir) ibaresinin yazılarak karşı tarafa tebliği ve karşı tarafça TTK.’nun 23/2. maddesi uyarınca sekiz gün içinde itiraz edilmemesi halinde bu durum sadece fatura münderecatının kesinleşmesi sonucunu doğurup vade farkının davalı yanca kabul edildiği ve istenebileceği anlamına gelmeyecektir. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 27/06/2003 tarihli 2001/1 Esas 2003/1 Karar)
Vade farkının talep edilebilmesi için taraflar arasında vade farkının alınacağına dair sözleşmede açık hüküm bulunması veya vade farkı uygulamasının taraflar arasında sürekli uygulanan teamül haline gelmiş olması gereklidir. Bu yönde bir sözleşme ya da uygulama yok ise faturaya vade farkı alınır şeklinde bir şerhin bulunması ve bu faturaya itiraz edilmemesi vade farkının kabul edildiği anlamına gelmemektedir. Bu hususun ispatı yükü vade farkının istenebileceğini iddia eden davacıdadır.
Taraflar, aralarında vade farkının alınacağına dair yazılı bir sözleşme olmadığını açıkça beyan etmişlerdir. Taraflar arasında vade farkının alınacağın dair yerleşmiş bir uygulama/teamül olduğuna dair bir belge ve bilgi de sunulmamıştır.
Ayrıca vade farkı faturaları davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı gibi ......'ın sunduğu 03.10.2025 tarihli ek raporda da belirttiği üzere geçmiş dönemlerde teamül oluşturacak şekilde vade farkı faturasının düzenlenmediği tespit edilmiştir. Takibe konu faturalar üzerinde vade farkının alınacağı yazılmış olması ve davalının faturaya itiraz etmemiş olması halinde dahi davalının vade farkını kabul ettiği anlamı çıkarılamaz.
Dolayısıyla, davacının ticari defterlerini inceleyen bilirkişi ....... sunduğu 12.10.2025 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde teamülün oluştuğu yönündeki görüş yerinde değildir.
Takip dosyasında sadece vade farkına dair iki fatura üzerinden takibin yürütüldüğü, itirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı olduğundan yargılamanın bu iki fatura üzerinden yapılması gerektiği, yukarıda değinildiği üzere vade farkının alınacağına dair yazılı bir sözleşme sunulmadığı gibi taraflar arasında bir teamülün olduğu da ispatlanamadığı, faturaya itiraz etmemenin sonucunun sadece fatura münderecatının kesinleşmesi sonucunu doğurup vade farkının davalı yanca kabul edildiği ve istenebileceği anlamına gelmeyeceği anlaşılmakla davalının takip dosyasına yaptığı itirazın haklı olduğu kanaatiyle açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı taraf her ne kadar kötüniyet tazminatı talebinde bulumuşsa da davacının kötüniyetli olduğuna dair delil ibraz etmemesi, ihtiyati haciz kararı gibi bir kararın alınmamış olması ve şartlarının oluşmaması nedenleriyle kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Katip · e-imzalıdır Hakim · e-imzalıdır
Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/808, K. 2025/794, 3 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama