KÜNYE
T.C. Sakarya
- Mercii
- Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 31 Mart 2026
- T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2025/139 Esas - 2026/184
- Esas no
- 2025/139 Esas
- Karar no
- 2026/184
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
- Vekilleri
- Av. ...
Karar Metni
1.547 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
Av. ...
DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ...
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/02/2025
KARAR TARİHİ : 31/03/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 02/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı, davalı ile arasında vinç ve operatör teminine ilişkin hizmet sözleşmesi bulunduğunu, bu kapsamda ifa edilen hizmet karşılığı düzenlenen 01.11.2024 tarihli 168.645,17 TL bedelli MIR2024000000035 numaralı fatura, 11.11.2024 tarihli 196.752,70 TL bedelli MIR2024000000036 numaralı fatura, 18.11.2024 tarihli 206.404,73 TL bedelli MIR2024000000037 numaralı fatura ve 23.11.2024 tarihli 240.045,17 TL bedelli MIR2024000000038 numaralı faturaların düzenlendiğini, bu faturalara süresinde itiraz edilmediğini ve ödeme yapılmadığını, başlatılan icra takibine davalının haksız itiraz ettiğini,
alacağın vinç çalışma formları, faturalar ve cari hesap dökümleriyle sabit olduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına, %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı taraf cevap dilekçesinde özetle: Davalı, davacıdan herhangi bir alacak bulunmadığını, iddiaların dayanaksız olduğunu, ticari defterlerinin incelenmesi sonucu alınacak bilirkişi raporu ile bu durumun ortaya çıkacağını, fatura edilen hizmetin tesliminin davacı tarafından yazılı delille ispatlanması gerektiğini, sunulan belgelerde bu ispatın sağlanamadığını, faturaların teslim belgesi niteliğinde olmadığını, alacağın likit olmadığını, temerrüt koşullarının oluşmadığını, faiz talebinin yerinde olmadığını, icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, hükmedilmesi halinde bunun yalnızca tespit edilen miktarla sınırlı olacağını ve davacı tarafın haksız çıktığı kısım yönünden müvekkile icra inkar tazminatı ödemesi gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde;
Dava, fatura ilişkisinden kaynaklanan icra takibine yönelik itirazın iptali taleplidir.
Taraflar arasındaki anlaşmazlık: Sakarya 1. İcra Müdürlüğünün 2025/1037 Esas sayılı takip dosyası kapsamında fatura ilişkisinden dolayı davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının fatura ilişkisine karşılık ödeme yapıp yapmadığı, davalının itirazının haklı olup olmadığı, faturaları iade edip etmediği, fatura içeriği olan hizmetin yapılıp yapılmadığı, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin gerekip gerekmediği, davanın reddine karar verilmesi halinde davalının kötüniyet tazminatı talebinin yerinde olup olmadığı hususlarında olduğu anlaşıldı.
Sakarya1. İcra Müdürlüğünün 2025/1037 sayılı dosyası incelendiğinde, davacının takip alacaklısı, davalının takip borçlusu olduğu, 168.645,17 TL asıl alacak, 196.752,70 TL asıl alacak, 206.404,73 TL asıl alacak, 240.045,17 TL asıl alacak, 16.552,64 TL faiz, 17.358,71 TL faiz, 16.161,77 TL faiz, 17.094,18 TL faiz olmak üzere toplam 879.015,07 TL üzerinden takibin yürütüldüğü,
takip sebebinin " 04.11.2024 tarihli MIR2024000000035 numaralı fatura, vinç çalışma formu, puantaj kayıtları, cari hesap 168.645,17 TL, 18.11.2024 tarih MIR2024000000037 numaralı fatura, vinç çalışma formu, puantaj kayıtları, cari hesap 206.404,73 TL, 11.11.2024 tarihli MIR2024000000036 numaralı fatura, vinç çalışma formu, puantaj kayıtları, cari hesap 196.752,70 TL, 23.11.2024 tarih MIR2024000000038 numaralı fatura, vinç çalışma formu, puantaj kayıtları, cari hesap 240.045,17 TL" şeklinde olduğu, başlatılan takipteki ödeme emrinin davalı borçluya 02.02.2025 tarihinde tebliğ edilmiş sayıldığı,
bu tarihten önce davalının 28.01.2025 tarihinde borca itiraz ettiği ve takibin 28.01.2025 tarihinde durduğu, davanın süresinde açıldığı anlaşıldı. Dava açılmadan önce arabuluculuk dava şartının sağlandığı görüldü.
Defterdarlıktan temin edilen belgeler incelenmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesine göre. “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır.
Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir”. Alacak davasında ispat yükü kural olarak alacaklı olduğunu iddia eden tarafa yani davacıya düşer. Zira hukuki ilişkinin varlığını iddia eden ve bundan dolayı alacaklı olduğunu ileri süren taraf davacı olduğu için 4721 sayılı TMK’nın 6. maddesi (HMK. md. 190) uyarınca ispat külfeti davacı alacaklıdadır.
Kuşkusuz bu kuralın uygulanabilmesi için davalı borçlunun dava konusu hukuki ilişkiyi inkar etmesi ve borcun hiç doğmadığını ileri sürmesi gerekmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222-(3) maddesine göre, usulüne uygun tutulan ticarî defter kayıtlarının sahibi lehine delil olabilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir (HGK 2017/(19)11-944 e. 2021/197 k. Sayılı ilamı). Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/3854 esas 2019/1521 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/8630 esas 2023/2818 karar sayılı ilamı).
Somut olayda;
Davacı taraf, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, dava konusu alacağın düzenlenen faturalardan kaynaklandığını, faturaların tebliğ edildiğini ve süresinde itirazın yapılmadığını belirtmiştir. Davalı taraf davanın reddini talep etmiştir.
Taraflar süresi içerisinde ticari defterlerin bulunduğu yer adresini bildirdiği tespit edilmiştir.
Mahkememizce tarafların defterlerinin incelenmesi için dosya bilirkişilere tevdi edilmiştir.
Davacının ticari defterlerini inceleyen bilirkişi ... 'in sunduğu 03.08.2025 tarihli raporda davacının ticari defterlerinin delil olma vasfına haiz olduğu, takibe konu faturaların ticari defterde kayıtlı olduğu, faturalara karşı itiraz işlemi yapılmadığı, faturaların BA ve BS formlarında yer aldığı, davacının ticari defter kayıtlarında davalıdan 1.031.849,16 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir.
Davalının ticari defterlerini inceleyen bilirkişi ... 'ın sunduğu 18.07.2025 tarihli raporda, davalı ticari defterlerinin E defter olarak tutulduğu, davalı yetkilileri yasal defterlerinin beratlarına ve gib sistemine yüklenen kayıtlarına ulaşamadıklarını bu nedenle de defterleri sunamadıklarını, bu aşamada Mahkemeye ibraz edebilecekleri kayıtların bulunmadığını beyan ettikleri, faturaların BA ve BS formların yer aldığı belirtilmiştir.
Mahkememizin 04.11.2025 tarihli duruşmasının 1 numaralı ara kararına istinaden davalı tarafın ticari defterin bulunduğu adresi bildirmesi üzerine 23.12.2025 tarihli duruşmada dosya bilirkişiye tekrar tevdi edilmiştir.
Davalının ticari defterlerini inceleyen bilirkişi ... 'ın sunduğu 08.01.2026 tarihli raporda davalının ticari defterlerinin delil olma vasfına haiz olduğu, takibe konu faturaların ticari defterde kayıtlı olduğu, faturalara karşı itiraz işlemi yapılmadığı, faturaların BA ve BS formlarında yer aldığı, davalının ticari defter kayıtlarında davalıya 811.847,77 TL borçlu olduğu belirtilmiştir.
Alınan raporlar taraflara tebliğ edilmiş ve rapora itirazlar incelenmiştir.
Dosya kapsamı ve hüküm kurmaya elverişli bulunan 03.08.2025 tarihli ve 08.01.2026 tarihli bilirkişi raporları hükümde dikkate alınarak; takibe konu faturaların davalının ticari defterlerinde yer aldığı, tarafların ticari defterlerinin birbirini doğruladığı, faturaların BA ve BS formların yer aldığı tespit edilmiştir. Bu doğrultuda, taraflar arasında akdi ilişkinin kurulduğu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca, takibe konu faturalara 8 gün içinde itiraz edilmediği anlaşıldığından, bu faturalar kapsamında satışın gerçekleştiği kabul edilmiştir.
Taraflarca sunulan ticari defter kayıtlarının delil niteliği taşıdığı ve kayıtların birbiriyle örtüştüğü miktarın 811.847,77 TL olduğu, dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında yapılan değerlendirmelerin yerinde olduğu ve ek rapora ihtiyaç duyulmadığı kanaatine varılmıştır. Bu kapsamda, davacının davalıdan 811.847,77 TL alacaklı olduğu hususu, tarafların ticari defter kayıtlarıyla ispat edilmiştir.
Davalı tarafından borcun bulunmadığı ya da ödemenin yapıldığına ilişkin herhangi bir delil ibraz edilmemiştir. Ayrıca, takibe konu faturaların davalının ticari defterlerine kaydedildiği, ticari defter mündericatının sahibi aleyhine delil sayılacağı ve BA olarak vergi dairesine bildirildiği göz önüne alındığında, malın teslim edilmediği yönündeki davalı itirazının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.
Bu nedenlerle, davalının 811.847,77 TL tutarındaki asıl alacağa yönelik itirazı yerinde görülmeyerek, davanın asıl alacak yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Davacı tarafça takip tarihinden önce davalıyı temerrüte düşürdüğüne dair delil ibraz edilmemesi nedeniyle temerrüt durumunun oluşmadığı ve davacının işlemiş faize yönelik talebinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Kabul edilen alacak likit olduğundan kabul edilen alacak miktarının üzerinden yüzde 20 oranında icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiştir.
(Emsal mahiyette ayrıca bknz. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 2024/1724 Esas, 2026/372 Karar numaralı ve 03.03.2026 tarihli ilamı, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 2024/1725 Esas, 2026/313 Karar numaralı ve 20.02.2026 tarihli ilamı)
Katip ... · ¸E-İmzalıdır Hakim ... · ¸E-İmzalıdır
Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/139, K. 2026/184, 31 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama