KÜNYE
/// Türk Milleti Adına /// T.C. Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 12 Nisan 2021
- T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2019/697 Esas - 2021/230
- Esas no
- 2019/697 Esas
- Karar no
- 2021/230
- Hakim
- —
- Katip
- —
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av
- Davalı
- —
- Vekili
- —
- Dava
- Tazminat (Değer Kaybından Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 22/10/2019
- Gerekçeli karar tarihi
- 16/04/2021
Karar Metni
1.041 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülen Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili DAVA dilekçesi ile özetle: Davalı sigorta şirketine ZMMS ile sigortalı ... plakalı aracın, davacıya ait ... plakalı araca çarpması şeklinde gerçekleşen ... tarihli trafik kazasında, davacıya ait aracın değer kaybına uğradığını, maddi hasara ilişkin zararın yanında değer kaybı zararının da karşılanması gerektiğini, davadan önce davalıya müracaat edilmiş ise de sonuç alınamadığını, davdan önceki zorunlu arabuluculuk görüşmelerinin de olumsuz sonuçlandığını beyanla, gerçek zarar belirlendiğinde dava değerini artırma hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100-TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili CEVAP dilekçesi ile özetle: ... plakalı aracın davalıya 21.11.2018-2019 tarihleri arasında ZMMS ile sigortalandığını ancak sorumluluğun gerçek zarar miktarı ve sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu, ayrıca davadan önce 02.08.2019 tarihinde davacıya 7.079,23-TL tutarında ödeme yapıldığını ve sorumluluğun bu suretle sona erdiğini, aksinin kabul edilecek olması halinde dahi gerçek zararın belirlenmesi için tahkikat yürütülmesi gerektiğini beyanla, davanın reddini dilemiştir.
Hasar ve servis dosyaları ile davacıya ait aracın tramer kaydı celp edilerek dosya arasına alınmıştır.
Mahkememizce alınan 05.11.2020 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle: Kazanın münhasıran sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile gerçekleştiği, davacıya ait araçta ZMMS Genel Şartları Ek-1'deki esaslara göre 8.664,69-TL tutarında değer kaybı oluştuğu ve sigorta şirketince davadan önce yapılan ödemenin mahsubuna göre davacının bakiye zararının 1.585,46-TL olduğu mütala edilmiştir.
Davacının itirazları üzerine mahkememizce alınan ek raporda özetle: Davacıya ait aracın kaza tarihindeki hasarsız 2.el piyasa değerinin 125.000-TL ve kazadan sonraki 2.el piyasa değerinin 115.000-TL olduğu, buna göre araçta 10.000-TL tutarında objektif değer kaybı oluştuğu mütala edilmiştir.
Davacı vekili bedel artırım dilekçesi ile; talep miktarını (10.000-TL - 7.079,23-TL) 2.920,77-TL'ye artırdıklarını bildirmiş ve bu tutarın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Bilirkişi raporları ve bedel artırım dilekçesi davalı vekiline usulünce tebliğ edilmiştir.
Dava, trafik kazası sebebiyle oluşan değer kaybı zararının tazmini istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesi ile, ... tarihli trafik kazası sebebiyle müvekkiline ait araçta oluşan değer kaybı zararının tazminini talep etmiş, talep miktarını bedel artırım dilekçesi ile artırmıştır. Davalı vekili ise davanın reddini dilemişlerdir.
2918 s. KTK'nun "Maddi ve Manevi Tazminat" başlıklı 90. maddesi, "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.
Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 6098 sayılı TBK'nun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır." şeklinde olup, maddede italik olarak yazılı kısımların, Anayasa Mahkemesi'nin 09.10.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 2019/40 Esas ve 2020/40 sayılı kararı ile Anayasaya aykırı olduklarına karar verilmiştir.
Buna göre ve kararın gerekçesinde belirtildiği üzere, tazminat sorumluluğu ve kapsamının belirlenmesine ilişkin 6098 sayılı TBK'daki genel esaslara aykırı olan Genel Şartlar'ın ilgili hükümlerinin uygulanması mümkün değildir.
Trafik kazalarından kaynaklı değer kayıplarına ilişkin tazminat kapsamının ne olduğu konusunda TBK'daki genel hükümlerde bir açıklık yoktur. Bu konuda, Yargıtay'ın müstakar hale gelmiş içtihatları bulunmakta olup, yüksek yargı kararlarında değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki fark olarak tanımlanmış ve araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki farkın göz önüne alınması gerektiği yerleşik hale gelmiştir.
01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren ve yürürlük tarihinden sonra akdedilen sözleşmelere uygulanacağı öngörülen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın "kapsama giren teminat türleri" başlıklı A.5 maddesinde "değer kaybı", maddi zararlar teminatı içerisinde düzenlenmiş, sigortalının sorumlu olduğu araç kazalarında değer kaybının, ilgili branşta ruhsat sahibi sigorta eksperleri tarafından tespit edileceğine ve değer kaybının tespitinin bu Genel Şart ekinde yer alan esaslara göre yapılacağına işaret edilmiş, değer kaybının ne şekilde hesaplanacağı Genel Şartlar Ek-1'de ifade edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda işaret edilen iptal kararına kadar gerek ilk derece ve gerekse istinaf mahkemeleri, değer kaybının ne şekilde hesaplanacağının poliçe tarihine göre belirlenmesi ve zararın 01.06.2015 tarihinden önce düzenlenen poliçeler için "objektif değer kaybı" esasına, sonrasında düzenlenen poliçeler için ise Genel Şartlar'a göre tayin edilmesi gerektiği yönünde kararlar vermiş ve bu kararlarda görülmüştür ki Genel Şartlar ekindeki esaslara göre belirlenen tazminat tutarı zarara uğrayanın gerçek zararının çok altında tespit edilmekte, zarara uğrayanın gerçek zararı karşılanamamaktadır.
Buna göre, Genel Şartlar ekindeki esaslara göre hesaplanan tazminat tutarı, genel hükümlere göre tayin edilecek objektif değer kaybı esasına göre belirlenen tutarın çok altında kalmaktadır ve Genel Şartlar'daki bu yöne ilişkin düzenlemelerin tam tazmin ilkesi ile örtüşmeyip genel hükümlere aykırı olduğundan uygulanması mümkün değildir.
Bu sebeplerle, ZMMS Genel Şartları Ek-1'deki esasların somut olayda uygulanamayacağı ve değer kaybının objektif değer kaybı esasına göre belirlenmesi gerektiği değerlendirilmiş, hal böyle olunca davacıya ait aracın kaza tarihindeki 2. el piyasa değeri ile kazadan sonraki 2.el piyasa değeri arasındaki farkın (10.000-TL) davacının gerçek zararı olduğu kabul edilmiştir. Davadan önce davalıya yapılan ödemenin mahsubuna göre davacının bakiye zararının (10.000-TL - 7.079,23-TL) 2.920,77-TL olduğu değerlendirilerek bu miktar üzerinden hüküm kurulmuştur.
Bu sebeplerle, davanın kabulüne karar verilmiş, davalıya 24.07.2019 tarihinde müracaat edildiği ve davalının bu tarihten 8 iş günü sonrasına tekabül eden 06.08.2019 tarihinde temerrüte düştüğü kabul edilmiş, sigortalı aracın hususi olduğu nazara alınarak bu tarihten itibaren yasal faize hükmedilmiştir.
Zorunlu arabulucuk sürecinde, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320-TL arabuluculuk ücreti, 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin 13.fıkrasının son cümlesi ile 14.fıkrası gereğince, yargılama gideri olarak davalıya tahmil edilmiştir.
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/697, K. 2021/230, 12 Nisan 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama