KÜNYE
T.C. Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2022
- T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2021/265 Esas - 2022/166
- Esas no
- 2021/265
- Karar no
- 2022/166
- Hakim
- —
- Katip
- —
- Davacı
- —
- Vekilleri
- —
- Davalı
- —
- Vekili
- —
- Dava
- Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 12/04/2021
- Kararın yaz. tarih
- 10/03/2022
Karar Metni
1.172 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İddia ve savunmaların özeti;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkili şirket ile davalı arasında 01/06/2019 tarihinde 1 adet Kaizen ...yazıcı makinesi alımına ilişkin anlaşma yapıldığını, ürün bedeli olan 22.760,00 TL nin müvekkili tarafından davalıya ödendiğini, makinenin alındığı günden itibaren sürekli olarak arızalandığını ve bunun davalıya bildirildiğini, onarılmak üzere 17/09/2020 tarihinde söz konusu makinenin davalıya teslim edildiğini,
uzun süre teslim edilmeyen makine akıbetinin sorulması için davalı ile yapılan yazışmalarda makine onarımının henüz yapılmadığının parça değişiminin beklenildiğinin ifade edildiğini ilerleyen zamanda yine makinenin teslim edilmemesi üzerine Samsun 6.Noterliğinin 10/11/2020 tarih ve 36606 yevmiye nolu ihtarnamesiyle ihtar çektiklerini,
yapılan arabuluculuk görüşmelerinde makinenin müvekkiline teslim edildiğini ancak aynı sorunun iki kere daha tekrarladığını beyanla alınan ürünün iadesi ile sözleşmeden dönme haklarını kullanmak suretiyle ürünün satış bedeli olan 22.760,00 Tl nin işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından alınan ürünün 11/06/2019 tarihinde teslim edilerek kurulum eğitiminin kullanacak olan personele verildiğini, davacı tarafından iddia ettiği arızaların bildiriminin kendilerine yapılmadığını, yapılmış ise ispatlanması gerektiğini, teslim tarihinden 16 ay sonra Samsun 6.Noterliğince ihtarname çekildiğini, ihtarnamenin usulüne uygun olarak çekilmediğini beyanla davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Toplanan deliller,
Davacı vekili, dava dilekçesi ekinde;arabuluculuk son tutanağı, satış sözleşmesi ve ödeme dekontu, makineye ilişkin fotoğraflar dosyaya ibraz edilmiş ve 30/04/2021 tarihli delil dilekçesi ekinde mail yazışmalarını dosyaya ibraz etmiş, davalı vekili cevap dilekçesi ekinde mail örneğini, makinedeki soğutma sıvısının bittiğine dair görüntü ile makinede test aşamasında yapılan ürünlerin görüntülerini dosyaya sunmuştur. 19 Mayıs Vergi Dairesinden, Samsun Esnaf ve sanatkarlar Odası başkanlığından gelen cevabi yazılar dosya arasına alınmıştır.
Delillerin tartışılması, değerlendirilmesi ve gerekçe:
Dava, satış sözleşmesine dayalı olarak teslim edilen malın ayıplı olması iddiasına dayalı malın bedelinin tahsili istemine ilişkin alacak davasıdır.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir.
Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez.
TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir.
Tacir'in tanımının yapıldığı 6102 sayılı TTK m.12'ye göre, "(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. (2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. (3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur."
Esnaf'ın tanımının yapıldığı TTK m.15'e göre, "(1) İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır. Ancak, tacirlere özgü 20 ve 53 üncü maddeler ile Türk Medenî Kanununun 950 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü bunlara da uygulanır."
Bu açıklamalar ışığında, somut olaya bakıldığında; davanın taraflar arasında mal alım sözleşmesine dayandığı anlaşılmakla bu nevi davaların ticari dava olduğuna ya da Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceğine ilişkin bir yasal düzenleme mevcut değildir.O halde, eldeki davanın ticari dava olarak kabulü, uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın birden ticari işletmesi ile ilgili olmasına ve her iki tarafın tacir olmasına bağlıdır.
Davacı tacir olup davalının tacir olmadığı sabittir. Zira, davalının ticaret sicil kaydının bulunmadığı işletme hesabına göre defter tuttuğu, gelir ve giderinin VUK 177. Maddesinde belirtilen sınırı aşmadığı dosya kapsamından anlaşılmakta olup bir kimsenin bir şirketin yönetici ortağı olması ona kendiliğinden tacir sıfatını kazandırmamaktadır. Sadece davacının tacir olması işi ticari dava haline getirmeyecektir.
Buna göre, davalı her hâlde tacir değildir ve taraflar arasında bir tüketici işlemi de bulunmadığından uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemelerince çözüme kavuşturulması gerekmektedir.
15/02/2022 10:27:20 Katip ¸ Hakim · ¸
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/265, K. 2022/166, 15 Şubat 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama