KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2025
- T.C. ADANA BAM 17. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2025/668 - 2025/1310
- Dosya no
- 2025/668
- Karar no
- 2025/1310
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 17/07/2025 ( Arar Karar
- Numarası
- 2025/1080 Esas (Derdest
- Davacı
- ... PAKETLEME NAKLİYE GIDA DAYANIKLI TÜKETİM MALLARI TURİZM SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ
- Vekili
- Av.
- Davalı
- ... ELEKTRİK DAĞITIM ANONİM ŞİRKETİ
- Vekili
- Av.
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 03/10/2025
Karar Metni
2.088 kelime·10 dk okuma·4 bölüm
... Asliye Ticaret Mahkemesinin 17/07/2025 tarih ve 2025/1080 Esas sayılı ara kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı Vekili Dava Dilekçesinde Özetle: Davalı şirket tarafından müvekkili şirket aleyhine 27.03.2025 tarihli tutanağı ile kaçak elektrik tüketimi tespiti tutanağının tanzim edildiğini, akabinde söz konusu tutanağa istinaden 28.03.2025 tarihli - ... no.lu ve toplam 4.344.630,48 TL tutarlı fatura düzenlendiğini, söz konusu fatura ve dayanak tespit tutanağını ekte sunduklarını,
müvekkili şirket tarafından icra tehdidi altında ve elektrik kesintisine maruz kalmamak adına söz konusu faturaya istinaden davalı şirket nezdinde yapılandırma (taksitlendirme ) işlemini yapmak durumunda kalındığını ve bu kapsamda davalı şirkete 09.04.2025 tarihinde 820.773,03 TL,09.05.2025 tarihinde 820.773,03 TL ve yine 10.06.2025 tarihinde 820.773,03 TL olmak üzere toplam 2.462.319,09 TL ödeme yapılmak zorunda kalındığını, ancak davalı şirketin müvekkili şirket aleyhine tesis ettiği söz konusu işlem ve düzenlenen faturanın açıkça hatalı ve hukuka aykırı olup,
bu sebeple söz konusu fatura ( ve dayanak tespit tutanağına) istinaden iş bu tarihe kadar müvekkili şirketten tahsil edilen toplam 2.462,319,09 TL ‘nin -ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte -davalıdan tahsili ile davacı müvekkili şirkete ödenmesine,
söz konusu faturanın bakiye kalan kısmı (1.882.311,39 TL) yönünden ise müvekkili şirketin davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine, müvekkili şirketin kaçak elektrik tüketimi ve usulsüz işlemi mevcut olmayıp, davalı şirkete borcu olmadığını, müvekkili şirket tarafından icra tehdidi altında ve özellikle dava konusu yerin taş ocağı sahası olması sebebiyle elektrik kesintisine maruz kalınmaması adına, yapılandırma ( taksitlendirme ) işlemi yapılmak suretiyle davalı tarafa ilk taksitler kapsamında ihtirazi kayıt ile kısmi ödeme yapılmak durumunda kalındığını, henüz ödenmeyen bakiye kısım mevcut olduğunu,
bu kapsamda davalı şirketin henüz tahsilat yapılmamış olan söz konusu bakiye kısım bakımından da yargılama devam ederken müvekkilinden tahsilat yapması ve bu hususta icrai işlemlere başlaması durumu ve tehlikesinin söz konusu olduğunu, bu husus ise hak kaybına ve telafisi imkansız neticelere sebebiyet vereceğini, ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile dava konusu faturanın (ve bu faturaya dayalı taksitlendirme işlemlerinin) tahsili işlemlerinin yargılama sonuçlanıncaya (kesinleşinceye) kadar tedbiren durdurulmasına karar verilmesini, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı Vekili Cevap Dilekçesine Özetle: Müvekkili şirketçe, davacı şirket aleyhine 27.03.2025 tarihli kaçak elektrik tüketim tespit tutanağı tanzim edildiğini, akabinde söz konusu tutanağa konu kaçak elektrik tüketimine istinaden 28.03.2025 tarihli ... numaralı 4.344.630,48 TL tutarında faturanın düzenlendiğini, davacı şirket, icra tehdidi altında kalmamak ve elektrik kesintisine maruz kalmamak adına mezkur faturaya istinaden müvekkili şirket nezdinde yapılandırma yapılmak durumunda kalındığını ve bu kapsamda 09.04.2025 tarihinde 820.773,03 TL, 09.05.2025 tarihinde 820.773,03 TL,
10.06.2025 tarihinde 820.773,03 TL olmak üzere 2.462.319,09 TL ödeme yapılmak zorunda kaldıklarını, müvekkili şirketin tesis ettiği işlemin ve faturanın hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, bu sebeple borçlu olmadığını ve ödenmiş olan tutarlarının iadesinin gerektiğini beyan ettiğini, davacı şirket, kaçak elektrik kullanımının söz konusu olmadığını, dava konusu 27.03.2025 tarihli tutanağa konu olan taş ocağı sahasında mevcut trafoların yetersiz kalması ve üçüncü bir trafoya ihtiyaç duyulması sebebiyle bir trafo satın alındığını ve trafonun taş ocağı sahasına getirilerek monte edildiğini,
söz konusu trafoya sadece deneme ve kontrol amacıyla enerji verildiğini, herhangi bir tüketim yapılmadığını, işbu enerji verme eyleminden çok kısa bir süre sonra müvekkili şirket personellerinin sahaya gelip söz konusu tespiti yaptığını, davacı şirketin mezkur iddialarının asılsız olup, borçtan kurtulmak amaçlı kurgulanmış beyanlardan başka bir şey olmadığını, davacı şirketin müvekkili şirket kayıtlarında bir sayaç bulunduğu iddiası asılsız olduğunu, ilgili tesis müvekkili şirkete, güç artırımı başvurusunu yapmış olup,
müvekkili şirketçe güç artırımı süreci tamamlanmadan yeni 1600 kW trafo ve yeni sayaç üzerinden kullanım yapmaya başladığını, buna istinaden müvekkili şirket personellerince, davaya konu ... numaralı tesisata, davaya konu 27.03.2025 tarihinde kayıtlı olmayan sayaç üzerinden tutanağın tanzim edildiğini, yani 27.03.2025 tarihinde düzenlenen tutanak yasal olarak tesis edilmemiş bir sayaçtan kullanım üzerine düzenlendiğini, tahakkuk hesaplaması ise, Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği 44/2-a madde hükmüne istinaden tespit edilen gücü esas alınarak yapıldığını,
Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği madde 45/1-c bendi kapsamında 13.02.2025 - 27.03.2025 tarih aralığına yönetmeliğin 46/3 hükmü esas alınarak fatura edildiğini, 12.05.2025 tarihinde abonelik açması kaçak başlangıç tarihi için doğru bulgu ve belgelerın dayanak alındığını, buna istinaden müvekkili şirketçe Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği maddelerine uygun bir şekilde hesaplamanın yapıldığını, müvekkili şirketçe yönetmelik hükümlerine uygun bir şekilde hesaplamanın yapıldığını ve bu hesaplamaya istinaden borcun tahakkuk ettirildiği hususunun sabit olduğunu, davacı şirket davaya konu faturaya ilişkin ödemeleri 09.04.2025,
09.05.2025, 10.06.2025 tarihlerinde gerçekleştirdiğini, bir başka deyişle. davacı şirketçe ödeme yapılan tarihlerde, müvekkili şirketçe başlatılan bir icra takibinin söz konusu olmadığını, henüz bir icra takibi dahi yokken icra tehdidinin söz konusu olmayacağını, buna istinaden davacı şirketin yapmış olduğu ödemeleri icra tehdidi altında yapmış olmasının mümkün olmadığı hususunun izahtan vareste olduğunu,
nitekim bu husus da davacı şirketin kaçak elektrik kullanımı yaparak müvekkili şirketçe tahakkuk ettirilen borcun yükümlüsü olduğunu ikrar ettiğinin bir göstergesi olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, haksız ve kötü niyetli dava nedeniyle davacının asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderlenin ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ: Mahkemece".... Davacı tarafın İİK 72. Maddesine dayalı menfi tespit talepli dosyada dava konusu fatura nedeniyle elektriğin kesilmemesi ve bu faturaya dayalı taksitlendirme işlemlerinin tahsilinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir verilmesi talebinde bulunduğu, bu durumun "gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir verilebilir." kriterine uygun olmakla HMK 389. Madesinde düzenlenen ihtiyati tedbir kararı verilmesi şartlarının mevcut olduğu anlaşılmakla talebin kabulüne, davalı tarafın tedbire ve teminata yönelik itirazlarının reddine ...." karar verilmiştir.
DAVALI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Mahkemece tek teminat bedeli ile iki ayrı tedbir kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın teminat talebinin kabulü için şartların oluşmadığını, ihtiyati tedbir kararında yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediğini, davacı borçlunun elektrik tüketimi, EPTHY 42/1-c düzenleme hükmü gereği kaçak elektrik tüketimi kapsamında olduğundan, elektrik dağıtım lisansı kapsamında faaliyet gösteren müvekkili şirket görevlilerince davacı şirket adına ... numaralı tesisata 27.03.2025 tarihinde ... sayılı, kayıtlı olmayan sayaç tesisatı ile tutanağın düzenlendiğini,
yeni trafo ve sayaç üzerinden kullanıma devam edilmesi nedeniyle aynı şekilde kayıtlı olmayan sayaç tesisatı üzerinden ... , ... , ... sayılı tutanakların tutulduğunu, kaçak tüketimin tespiti sürecinin usule uygun şekilde gerçekleştirildiğini, davacı tarafın söz konusu davada haksızlığı ortada iken ayrıca kaçak tüketim yapılan tesisata tedbir kararı verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı borçlunun ihtiyati tedbir talep edecek şartlara haiz olmadığı gibi bu talep yalnızca müvekkili şirketin alacağını sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu,
tedbir kararının uygulanması halinde müvekkili şirketin ve kamunun zarara uğrayacağını, tek teminat karşılığı iki ayrı tedbir kararının verilemeyeceğinden, değinilen sebeplerle, tamamen mevzuat hükümlerine göre müvekkili kurum tarafından belirlenen kaçak elektrik kullanım bedeli ile müvekkili şirket görevlileri tarafından düzenlenen kaçak elektrik tüketimi tespit tutanakları ve yapılan tüm iş ve işlemler ilgili yönetmeliğe, hukuka ve hakkaniyete uygun olduğundan, müvekkili kurum aleyhine verilen, kesilen elektriğin tedbiren yeniden bağlanması kararı hukuka aykırılık teşkil etmekte olup, tedbir kararının ortadan kalktığının tespiti,
mahkeme aksi kanaatte olacak ise dava bedelinin en az %40'ı üzerinden teminat belirlenmek suretiyle yeniden değerlendirilmesinin gerektiğini, ihtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin verilen kararın yapılacak istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; Kaçak elektrik tespit tutanağı nedeni ile borçlu olunmadığının tespiti ve ödenen bedelin istindatı istemine ilişkin olup uyuşmazlık tedbir koşullarının oluşup oluşmadığına yöneliktir.
İnceleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek tedbir istemine yönelik yapılmıştır.
Geçici Hukuki Koruma tedbirlerinden olan “ihtiyati tedbir” 6100 Sayılı HMK’nun 389-399. maddelerinde düzenlenmiştir. HMK’nun 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları, 391. maddesinde ihtiyati tedbir kararının kapsam ve içeriği, 393. maddesinde ihtiyati tedbir kararının uygulanması, 394. maddesinde ihtiyati tedbir kararına itiraz ve uygulanacak usule yer verilmiştir. HMK’nun 391/3. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talebinin reddi halinde kanun yoluna başvurma olanağı getirilmiştir.
İhtiyati tedbir öğretide "Kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır." şeklinde tarif edilmiştir (Medeni Usul Hukuku 12.Baskı Sh.714-Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez, Prof. Dr. Oğuz Atalay, Prof. Dr. Muhammet Özekes). Anılan tariften de anlaşılacağı üzere, ihtiyati tedbirin diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesinde “ (1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
(2) Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır.” hükmü yer almaktadır. Söz konusu maddede ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, ihtiyati tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir.
Mahkemece, ihtiyati tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır. İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır.
Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin sadece uyuşmazlık konusu hakkında verileceği düzenlemiştir.
6100 sayılı HMK'nın ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerekçesinde geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuş, "yaklaşık ispat" kavramından bahsedilerek kabul edilmiştir. Yaklaşık ispat durumunda hakim, o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Yaklaşık ispatta tam ispat aranmamakla beraber basit bir iddia da yeterli kabul edilemez.
Karşı tarafı riskle karşı karşıya bırakacak veya onun ticari hayatını ya da yaşantısını zora sokacak nitelikte verilecek tedbir kararının amacına uygun düşeceğinin kabulüne olanak bulunmamaktadır.
Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
İİK'nun menfi tespit ve istirdat davaları başlıklı 72.maddesinde:
"Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.
İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.
İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurul- masına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir." hükmüne yer verilmiştir.
İİK 72. Madde menfi tespit davalarında ihtiyati tedbir ile ilgili özel düzenleme olup davanın takipten önce veya sonra açılması, verilecek tedbirin şekli yönünden değişikliğe yol açmaktadır. Eldeki davada, dava konusu alacak ile ilgili olarak icra takibi başlatıldığına dair bilgi ve belge sunulmadığından İİK 72 md gereğince dava konusu faturaların ödemesinin durdurulmasına ve yeterli oranda teminat alınmasına karar verildiği anlaşılmakla; ilk derece mahkemesince HMK'nın 389. maddesindeki koşullar gerçekleşmiş olduğundan davacının tedbir talebinin kabulüne ve davalının tedbir kararına itirazı üzerine bu itirazın reddi ile tedbirin devamına yönelik karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 md gereğince reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2025/668, K. 2025/1310, 25 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama