KÜNYE
T.C. Adana Bam 3. Hukuk Dairesi T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 12 Ekim 2021
- Dosya no
- 2020/1431
- Karar no
- 2021/1593
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ...(...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- —
- Numarası
- —
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av...
- Davalı
- ...
- Vekili
- Av...
- Dava
- Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Karar tarihi
- —
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 12/10/2021
Karar Metni
781 kelime·4 dk okuma·7 bölüm
Adana 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin .... tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 08/07/2018 tarihinde sürücü ... idaresindeki .... plakalı araç ile seyir halinde iken yaya geçindinden geçmekte olan ...'a çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin yaralandığını, kazaya sebebiyet veren ... plakalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, kaza sonrasında davalı ... şirketine başvuruda bulunduklarını ancak herhangi bir sonuç alamadıklarını belirterek fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla 100 TL sürekli iş gücü kaybı tazminatının sigorta limitini aşmamak üzere, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkili şirket tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacının maluliyetinin ve kusur oranlarının tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davacı vekili; müvekkilinin kaza neticesinde kot fraktürleri ve pelvis fraktürünün meydana geldiğini, müvekkilin 3 ay boyunca %100 malul sayılırken kalıcı maluliyet belirlenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin kaza sonrasında ciddi maluliyetler oluşmasına rağmen denetime uzak ve hakkaniyete aykırı olarak Adli Tıp raporunun düzenlendiğini, rapor tarihi itibariyle raporun erişkinler için ergenlilik değerlendirmesi hakkında yönetmelik çerçevesinde düzenlenmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, meydana gelen trafik kazası sonucu yaralanan davacının açmış olduğu kalıcı iş göremezliğe yönelik tazminat davasıdır.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup karar davacı vekili tarafından maluliyet raporunun hatalı olduğu, yanlış yönetmeliğe göre alındığı ileri sürülerek istinaf edilmiştir.
Bilindiği üzere Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
Buna göre 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki kazalar için 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu,
20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir.
Açıklamalar ışığında eldeki dosyaya baktığımızda, kaza tarihinin 08/07/2018 olup mahkemesince hükme esas alınan 02/03/2020 tarihli Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 08/07/2018 tarihinde yürürlükte bulunan 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümleri çerçevesinde düzenlendiği, davacının son film ve grafileri incelenmek sureti ile raporun hazırlandığı,
kemik kırığının tek başına maluliyete sebep olmayacağı, davacının rapora itiraz ederken davacıya ait farklı bir heyet raporu, sağlık tedavi evrakı... vb belge sunmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davacı vekilinin soyut beyana dayalı istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/1431, K. 2021/1593, 12 Ekim 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama