KÜNYE
T.C. Adana Bam 3. Hukuk Dairesi T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 29 Kasım 2021
- Dosya no
- 2020/1836
- Karar no
- 2021/1952
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- ...
- Numarası
- ... Esas, ... Karar
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Dava
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- ...
Karar Metni
1.324 kelime·7 dk okuma·7 bölüm
Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tek taraflı trafik kazasında ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan ...'in yaralandığını, ... plakalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, davalı sigora şirketine yapılan başvuru neticesinde ... tarihinde yapılan 122.087,18 TL'lik ödemenin yetersiz olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, 100,00 TL geçici iş göremezlik, 100,00 TL kalıcı iş göremezlikten kaynaklanan tazminatın ticari veya yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
ISLAH
Davacı tarafından geçici iş göremezliğe ilişkin tazminat talebinin 13.319,97 TL'ye ıslah edildiği anlaşılmıştır.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça eksik belge ile başvuru yapıldığından davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, davacının geçici iş göremezlik tazminatı taleplerinin teminat dışı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davacı vekili süresi içerisinde verdiği istinaf dilekçesinde; 100,00 TL olarak talep etmiş oldukları geçici iş göremezlik tazminatı taleplerini 13.319,97 TL olarak arttırdıklarını, geçici iş göremezlik taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, trafik kazası nedeniyle meydana gelen yaralanmadan kaynaklı geçici iş göremezlik ve kalıcı iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiği yönündeki istinaf talebi yönünden yapılan incelemede;
Davalı vekili her ne kadar geçici iş göremezlik zararından sigorta şirketlerinin sorumluluğunun bulunmadığını, bütün sorumluluğun Sosyal Güvenlik Kurumunda olduğunu ileri sürmüş ise de,
Mahkemenin karar tarihinden sonra 09/10/2020 günlü resmi gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü kararı dikkate alındığında davacının zararının belirlenmesinde ... günlü ZMSS genel şartlarının tümü ile dikkate alınamayacağı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle davacının tedavi sürecinde uğramış olduğu geçici iş görmezlik zararının davacının gerçek zararı niteliğinde olduğu, dolayısıyla davalı ... şirketi tarafından davacının uğramış olduğu bu zararın karşılanması gerektiği anlaşıldığından geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır.
Davacı vekili 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı talebinde bulunmuş olup, mahkemece aldırılan bilirkişi raporuna göre davacının talep edebileceği geçici iş göremezlik talebinin 13.319,97 TL olacağı belirlenmiştir. Davacı vekili tarafından harcı ikmal edilerek bedel attırım dilekçesi verildiği dikkate alındığında, geçici işgörmezlik tazminatı yönünden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulması gerekmiştir.
Davalının hatır indirimi yapılması yönündeki iddiası yönünden yapılan incelemede;
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve yargılama aşamasındaki beyanlarında hükmolunan tazminattan hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de,
Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 6098 sayılı TBK’nin 51.maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hatır taşımasından ya da kullanmadan söz edebilmek için yaralanan ya da ölen karşılıksız taşınmış olmalıdır.
Taşınan veya kullananın yararının söz konusu olduğu durumda hatır taşıması ilişkisi gündeme geleceğinden işletenin sorumluluğu genel hükümlere göre değerlendirilecek ve ödenceden indirim yapılacaktır. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi, ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir.
Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söz edilemeyecektir.
Somut olayda; dosyada mevcut nüfus kayıtları incelendiğinde hatır için taşındığı iddia edilen davacının dava dışı sigortalı araç sürücüsünün kızı olduğu, baba kız arasında hatır taşıması olamayacağı anlaşılmakla davalının hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğine yönelik iddiası yerinde görülmemiştir.
Davalının müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği yönündeki savunması yönünden ise,
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde (Borçlar Kanunu'nun 44.)düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir.
Somut olayda kaza tespit tutanağı ve dosyadaki diğer evraklar incelendiğinde davacının ... plakalı araçta yolcu konumunda olduğu, dosya kapsamından davacının kaza anında emniyet kemerinin takılı olmadığına ilişkin bir delil bulunmadığı gibi bu hususun davalı tarafça da usulünce kanıtlanmadığı, davacının araç içinden fırlayarak uçma veya uçarak bir cisme çarpma gibi bir durumunun da olmadığı anlaşılmaktadır. İspat yükü, bunu ileri süren davalı tarafa ait olacaktır. Bu nedenle hükmedilen tazminattan müterafik kusur nedeni ile indirim yapılmasını gerektirir her hangi bir olgu bulunmadığından davalı vekilinin bu yöndeki itirazları da yerinde görülmemiştir.
HMK 353/1-b-2 maddesine göre" Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilebileceği düzenlenmiştir. Dosya kapsamına göre yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığı anlaşılmakla davalının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak üzere kaldırılmasına karar verilmesi kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2020/1836, K. 2021/1952, 29 Kasım 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama