KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2024
- T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/2334 - 2024/2720
- Dosya no
- 2022/2334
- Karar no
- 2024/2720
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 26/05/2022
- Numarası
- ... Esas, ... Karar
- Davacılar
- -
- Vekili
- Av.
- Davalı
- ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ -
- Vekili
- Av.
- Dava
- Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 19/11/2024
Karar Metni
1.245 kelime·6 dk okuma·7 bölüm
....Asliye Ticaret Mahkemesinin 26.05.2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 10/05/2019 tarihinde, sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken yaya olan müvekkili ...'e çarpması sonucu oluşan trafik kazasında müvekkilinin yaralandığını, zarara uğradığını, ... plakalı aracın ZMMS poliçesinin ... Sigorta tarafından düzenlendiğini, müracaatta bulunduklarını ancak müvekkiline ödeme yapılmadığını, işbu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile; 7.000,00 TL daimi maluliyet ve 100,00 TL geçici işgöremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sigortalı araç sürücüsünün kusurunun olmaması sebebiyle davanın esastan reddi talep ettiği, müvekkili şirketin sorumluluğundan bahsedebilmek için sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması gerektiğini, davacı tarafın müvekkili şirkete sunulması gereken zorunlu evrakları sunmadığını, davacının eksik evrak sunması sebebiyle davanın usulden reddi gerektiğini, kusur durum tespiti yapılırken kaza tespit tutanağında belirtilen bu hususun göz önünde bulundurulması gerekmekte olduğunu beyan ederek müvekkili şirket yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacının maluliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davacılar vekili; ilk derece mahkemesine sunulan itiraz dilekçesinde de belirtildiği üzere müvekkili davacının şikayetlerinin devam etmesinin yanı sıra kazadan ve yapılan muayenelerin akabinde müvekkilinin ayağının aynı yerden 3 kez kırılmış olup halen yürümekte güçlük çektiğini, bu denli bir yaralamadan sonra müvekkilinin maluliyet oranının bulunmadığına yönelik rapora göre hüküm tesis etmenin yerinde olmadığını, müvekkilinin yara izlerinin mevcut olup bu izlerin dahi başlı başına maluliyete sebep olacak oranda olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, TBK'nın 54/3 ve 55.md gereğince açılmış ve çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden kaynaklanan maddi tazminat davasıdır.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup karar davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Sürekli iş göremezlik tazminatına yönelik yapılan incelemede;
Mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için varlığı ya da yokluğu gerekli olan hallere dava şartı denilmekte olup dava şartları mahkemeye ilişkin dava şartları, taraflara ilişkin dava şartları ve dava konusuna ilişkin dava şartları olarak karşımıza çıkmaktadır Aynı davanın, daha önceden esas hakkında kesinleşmiş bir hükmün olmamasının (kesin hüküm) HMK m.114/1-(İ) maddesinde dava şartı olarak kabul edilmiş olup bilindiği üzere dava şartları yargılamanın her aşamasında hakim tarafından resen dikkate alınması gereken bir durumdur.
Kesin hüküm 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 303.maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “(1)Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir....”
Dairemizce Sigorta Tahkim Kuruluna müzekkere yazılarak 10.08.2020 tarihli 2020/65124 Karar sayılı kararın istenildiği, gelen yazı cevabına baktığımızda davacı tarafından dava konusu uyuşmazlık hakkında 09.06.2020 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulmuş, Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından 10.08.2020 tarihli 2020/65124 Karar sayılı kararı ile trafik kazası tespit tutanağında ve bilirkişi raporunda yapılan değerlendirme ve tespitlerin somut olayın şartlarına uygun ve denetime elverişli bulunmuş olması nedeniyle hükme esas alınabileceğine,
talep edenin kazada tam kusuru bulunduğundan tazminat talebinin reddine karar verildiğinden yeniden bilirkişi raporu alınmasına gerek görülmeyerek itirazların reddine karar verildiği, söz konusu karara yapılan itiraz üzerine İtiraz Hakem Heyeti tarafından 24.09.2020 tarih, ... Karar sayılı karar ile davacı tarafından yapılan itirazın reddine karar verildiği, kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
Tahkim Komisyonunun verdiği kararlar, mahkeme kararları gibi ilam niteliğinde olup; ilama konu alacak yeniden bir davaya konu edilemez. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/5567 E -2022/11707 K; 2021/17082 E - 2021/3724 K; 2021/2969 E - 2021/3503 K sayılı kararları; 11. Hukuk Dairesi 2013/16717 esas ve 2013/21322 karar sayılı ilamı) 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nun 114. maddesinde aynı davanın daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması dava şartı olarak düzenlenmiş olup dava şartı yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınması gereken bir husustur.
Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinin 24.09.2020 tarih, ... Karar sayılı kararıyla taraflar yönünden davaya konu uyuşmazlık konusunda esas yönünden karar verildiği, kararın kesinlemiş olduğu anlaşılmakla, HMK 114/1-i ve 115 maddeleri gereğince kesin hüküm gereğince sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken esastan reddine karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir.
Geçici iş göremezlik tazminatına yönelik yapılan incelemede;
Mahkemece işbu dava dosyasında alınan 23.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda davacı yayanın kusursuz olduğu, sürücü ...'nın %100 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği görülmüştür.
Davacı dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında davacının tedavi süresince gelir getiren bir işte çalıştığı ve bu kaza sebebi ile çalışamaması nedeni ile bu gelirinden mahrum kaldığına ilişkin olarak herhangi bir iddiada bulunmamış, bir delil de göstermemiştir. Yapılan ekonomik sosyal durum araştırmasında davacının 8 yaşında öğrenci olduğu, geçimini anne babasının karşıladığı belirlenmiştir. Buna göre davacının gelir getiren bir işte çalışmadığı anlaşılmakla geçici iş görmezlik tazminatı talep edemeyeceği görülmüş bu itibarla davacı vekilinin bu talebe yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir. (Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2015/3443 E-2017/9234 K; 2016/9637 E-2017/7037 K ; 2014/24888 E-2017/6115 sayılı kararı ve benzeri birçok kararı)
Mahkemece, tüm bu nedenlerle; geçici iş göremezlik yönünden davanın reddine karar verilmesi yerindedir. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Açıklanan ve benimsenen nedenlerle ilk derece mahkemesince davanın esastan reddine karar verilmiş ise de, mahkemece HMK 114/1-i ve 115 maddeleri gereğince sürekli iş göremezlik zararı yönünden kesin hüküm bulunduğundan dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde esastan karar verilmesi yasaya aykırı olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu sebeple kısmen kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/2334, K. 2024/2720, 19 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama