KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Ocak 2025
- T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/3404 - 2025/158
- Dosya no
- 2022/3404
- Karar no
- 2025/158
- Başkan
- ...
- Üye
- ...
- Üye
- ...
- Katip
- ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- MERSİN 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 21/09/2022
- Numarası
- 2020/344 Esas, 2022/683 Karar
- Davacılar
- 1-...-
Karar Metni
1.423 kelime·7 dk okuma·13 bölüm
2-...-
VELİ : ...-
VEKİLLERİ : Av. ... Av. ...
DAVALI : 1-... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 2-... ... -
3-... ... - VEKİLLERİ : Av. ... Av. ...
DAVA
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ : 28/01/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 28/01/2025
Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/09/2022 tarih ve 2020/344 Esas, 2022/683 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin babaları müteveffa ... ...'nın 08/07/2019 tarihinde ... plakalı araç sürücüsü olan davalı ... ...'ın kusurlu bir şekilde kendisine çarpması sonucu kaldırıldığı hastanede kaza nedeni ile vefat ettiğini, müteveffanın 08/07/2019 tarihinde Mezitli İlçesi Atatürk Mah. İnönü Bulvarı Egemenlik kavşağı batı-doğu çıkışı üzerinde yaya geçidi bulunmayan yoldan geçmek zorunda kaldığını ve karşıdan karşıya geçerken kazanın gerçekleştiğini, müvekkilinin kazanın oluşumunda kusurunun olmadığını, ... plakalı aracın davalı ... ...'a ait olduğunu, davalı ...
Sigorta A.ş tarafından sigortalı olduğunu, davalı sigorta şirketine başvurulduğunu ancak hesaplanan bedelin ödemediğini şirket tarafından düşük bir bedelin teklif edildiğini bu teklifinde kendileri tarafından kabul görmediğini, müvekkilleri ... ve ... için ilerde taleplerini arttırma haklarını saklı tutarak ayrı ayrı 500,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 08/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...
Sigorta A.Ş'den sigorta poliçe limiti ile sınırlı ve sorumlu olmak üzere tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsilini, müvekkilleri ... ve ... için ayrı ayrı 125.000,00 TL olmak üzere toplam 250.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 08/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ... ... ve ... ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müteveffanın adli tıp raporunda alkollü olduğunun sabit olduğunu, bilirkişi raporlarında alkolün kazaya etkilerinin değerlendirilmediğini, müvekkilleri ...'nın kazayı tüm detayları ile kolluk güçlerine anlattığını, beyanlarında herhangi bir çelişkinin bulunmadığını, müteveffanın gelir düzeyi vergi kayıtlarının ortaya çıkartılması gerektiğini, müvekkillerinden ...'in asgari ücretle çalıştığını ...'nın ise işsiz olduğunu, istenilen manevi tazminat tutarının fazla olduğunu, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak görülmemesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı sigorta şirketi cevap dilekçesinde özetle; davacıların kusura ilişkin iddialarının yersiz olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, davayı kabul anlamına gelmeyerek birlikte, davacıların müteveffanın gelirine ilişikin soyut beyanlarının hesaplamada dikkate alınamayacağını, müteveffanın resmi kayıtlarda bilinen son gelirinin esas alınarak hesap incelemesinin yapılmasına karar verilmesi gerektiğini, davacıların, müteeffa ... ... ile destek olgusunu ispat etmesi gerektiğini belirterek hukuki dayanaktan yoksun haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davalı araç sürücüsünün kusursuz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davacılar vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece alınan kusur raporunda kusur oranı belirlenirken sürücünün hızının yüksek olduğu hususunun göz ardı edildiğini, kazanın meydana gelmesinde müteveffanın kusur sorumluluğunun bulunmadığını, dosya kapsamında alınan eksik, hatalı ve çelişkili bilirkişi raporları neticesinde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, ölümlü trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, davalı sürücünün kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacılar vekili istinaf etmiştir.
Davacılar vekilinin kusura yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
08.07.2019 günü saat 21.10 sıralarında davalı sürücü ... ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobille İnönü Bulvarı üzerinde seyri sırasında olay yerine geldiğinde sağ tarafından yola giren yayaya aracının sağ dikiz aynası ve sağ ön kapı camı kısımları ile çarpması sonucu davacıların desteği yaya ... ...'nın ölümü ile neticelenen dava konusu olay meydana gelmiştir.
Olay tarihli kaza tutanağında davalı sürücünün kusurunun olmadığı belirtilmiştir.
Mahkemece alınan 05/04/2021 tarihli İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin kusur raporunda; Davalı sürücü ... ...'ın kusursuz, davacıların desteği yaya ... ...'nın %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.
İstanbul Teknik Üniversitesi Karayolları fen heyetinden alınan 16/09/2021 tarihli kök ve 27/12/2021 tarihli ek raporlarda; Ölen alkollü (0,73 promil) yaya ... ...’nın, meydana gelen dava konusu kazada %75 oranında asli kusurlu olduğu, ... plakalı otomobilin davalı sürücüsü ... ...’ın ise, meydana gelen dava konusu kazada %25 oranında tali kusurlu olduğu rapor edilmiştir.
Mahkemece çelişkiyi gidermek için alınan Ankara KGM Traf. Güv. D. Bşk'lığı bilirkişileri ..., ..., ...'nin 08/08/2022 tarihli raporunda; müteveffa yaya ... ...'nın, meydana gelen olayda % 100 (yüzde yüz) oranında, tamamen kusurlu olduğu, davalı sürücü ... ...'ın olayda kusursuz olduğu belirtilmiştir.
Bunun üzerine mahkemece davalı sürücünün kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde olayla ilgili olarak ceza yargılamasının yapıldığı Mersin 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/11/2020 tarihli, 2019/506 Esas ve 2020/400 Karar sayılı kararıyla davalı sürücünün tali kusurlu olduğu belirlenerek taksirle adam öldürmek suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinafı üzerine Adana BAM 14. CD'nin 07.11.2022 tarihli, 2021/1377 Esas ve 2022/3197 Karar sayılı kararı ile 07.11.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar ceza mahkemesinin kabul ettiği maddi olgular hukuk mahkemesi hakimini bağlayacaksa da ceza mahkemesinin kusura ilişkin belirlemesi ve kabul ettiği kusur oranı hukuk mahkemesi hakimini bağlamaz. Başka deyişle hukuk mahkemesi hakimi, tarafların tazminat sorumluluğunun bulunup bulunmadığı yönünden değerlendirme yapacağından ceza mahkemesinin kusura ilişkin değerlendirmesi ile bağlı değildir.
Bu bağlamda, Mersin 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/506 ve 2020/400 Karar sayılı kararıyla davalı sürücünün taksirle adam öldürme suçundan mahkumiyetine karar verilmişse de ilk derece mahkemesince çelişki gidermek için alınan Ankara KGM Traf. Güv. D. Bşk'lığı bilirkişileri ..., ..., ...'nin 08/08/2022 tarihli raporundaki.
"Davalı sürücü ... ...'ın, yönetimindeki araç ile bölünmüş yolun sağ şeridi takiben geldiği olay yerinde, seyir yönüne göre sağındaki yan yolu geçerek kontrolsüzce taşıt yoluna giren müteveffa yayanın, yönetimindeki aracın sağ yan kesimine çarpması şeklinde meydana gelen olayda, olayın oluşumu ile illiyetli herhangi bir dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kural ihlalinin bulunmadığı" yönündeki değerlendirmenin yerinde olduğu,
kazanın yoldan geçen bir yayaya çarpma şeklinde değil, aksine yol kenarındaki yayanın dikkatsizce ve kontrolsüzce yola girmesi neticesinde kendisini geçen aracın sağ aynasına çarpması şeklinde gerçekleştiği, nitekim davalı sürücünün ölene, aracının ön tarafı ile değil sağ ayna ve sağ yan kısmı ile çarptığı, yani davalı sürücü kendi yolunda ilerlerken davacıların desteğinin -muhtemelen alkolün etkisi ile- tamamen dikkatsiz ve kontrolsüz biçimde karşıya geçmeye çalışması neticesinde, kendisini geçen davalının kullandığı araca sağ yan tarafından çarptığı, dolayısıyla davalı sürücünün öleni görmediği gibi,
gördüğü kabul edilse bile yol kenarında duran birinin aniden yola doğru hareket etmesini öngörmesinin beklenemeyeceği, bunun kabulü halinde her araç sürücüsünün yolun kenarında bir yaya görmesi halinde durması gerekeceği, yaya geçidinin bulunmadığı yerlerde yayaların geçen araçları bekleyip uygun bir zamanda karşıya geçmeleri gerektiği, İTÜ raporunda davalı sürücünün fren yapması ve/veya sola doğru manevra yapması gerektiği belirtilmişse de sürücülerin bir anda yola çıkan birisine çarpmamak için kendi şeridini ihlal edecek ve başka bir kazaya sebep olacak şekilde manevra yapmasının beklenemeyeceği,
yayayı geçen birisinin fren yapmasının beklenemeyeceği gibi yandan araca çarpan yaya olup sürücünün fren yapmasının kazayı önlemede bir etkisinin olmayacağı, sonuç olarak davalı sürücünün davacılar desteğinin yola gireceğini öngörme ve kazayı önleme ihtimal ve şansının olmadığı, dolayısıyla davalı sürücünün tazminat yönünden bir kusuru ve sorumluluğunun olmadığı, bu sebeple davalı aracın işleteni ve trafik sigortacısının da bir sorumluluğu olmadığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olması yerindedir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/3404, K. 2025/158, 28 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama