KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi Velayeten ( ... ... )
- Karar tarihi
- 16 Ocak 2024
- T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/982 - 2024/127
- Dosya no
- 2022/982
- Karar no
- 2024/127
- Başkan
- ...
- Üye
- ...
- Üye
- ...
- Katip
- ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 10/12/2021
- Numarası
- ... Esas, ... Karar
- İstinaf eden davacı
- ... ...
Karar Metni
951 kelime·5 dk okuma·11 bölüm
... ... VEKİLİ : Av... DAVALI : ... VEKİLİ : Av...
DAVA
Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ : 16/01/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 16/01/2024
Adana 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/12/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 14/02/2017 tarihinde tek taraflı kaza meydana geldiği, meydana gelen kazada davacının yaya konumunda olduğu, ... plakalı aracın kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğu, kaza nedeniyle davacının ciddi oranda geçici ve kalıcı sakatlığa duçar olduğu, bu kazanın gerçekleşmesinde ... plakalı aracın sürücüsünün tazminatı gerektirir derecede kusurlu olduğu, kusurlu olan aracın davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olduğu, bu nedenle şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracın davalı şirket nezdinde sigortalı olduğu, kabul manasında olmamak üzere davcının maluliyetinin İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından tespit edilmesi gerektiği, sigorta poliçesinin ancak ve ancak gerçek ve doğrudan olan zarar kalemleri için teminat verdiğini, geçici iş göremezlik tazminatı talepleri tedavi teminatı içerisinde değerlendirildiğinden teminat dışında olduğu, sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı aracın kusuru oranında olduğu, bu nedenle kusur durumunu Adli Tıp Kurumu tarafından tespitinin istendiği, kabul manasına gelmemek üzere tazminat hesaplamalarındaki gelirin asgari ücret olarak alınması gerektiği, öncelikle açılan davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, açılan davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davacı vekili; maluliyet raporunun 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği Çerçevesinde düzenlenmesi gerektiğini, 19.04.2021 tarihli adli tıp raporunda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre tespit edilen %3,3 maluliyet oranının yargılamaya esas alınması gerektiğini, hareket kısıtlılığı nedeni ile Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre maluliyet oranı tespit edilirken müvekkili için başka yönetmelikte oran tayin edilememesinin hakkaniyete aykırı olup eksik ve özensiz olan bu raporu kabul etmediklerini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, meydana gelen yaralamalı trafik kazası sonucu açılmış olan maddi tazminat talebine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise üniversite hastanelerinin adli tıp anabilim dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/6247 E - 2021/9135 K; 2021/5898 E - 2021/8467 K; 2021/4501 E - 2021/7401 K sayılı kararları)
Açıklamalar ışığında eldeki dosyaya baktığımızda İlk olarak Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 26.02.2021 tarihli maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olmayan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlendiği ve maluliyet oranının %3,2 olduğu,
davalı vekilinin itirazı üzerine düzenlenen ve mahkemesince hükme esas alınan 08.10.2021 tarihli Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen maluliyet raporunun ise, kaza tarihi olan 04.07.2016 tarihinde yürürlükte bulunan 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümleri çerçevesinde davacının tüm tedavi belgeleri, son film ve grafileri ile önceki maluliyet raporu incelenerek düzenlendiği ve maluliyetin bulunmadığının bildirildiği,
maluliyet oranları arasındaki farkın esas alınan yönetmeliklerin farklı olmasından kaynaklandığı, davacı vekilinin rapora itiraz ederken davacıya ait farklı bir heyet raporu, sağlık tedavi evrakı, vb belge sunmadığı anlaşılmıştır. Bu yönüyle davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davanın reddine karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/982, K. 2024/127, 16 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama