KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 12 Eylül 2025
- T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/1503 - 2025/1833
- Dosya no
- 2023/1503
- Karar no
- 2025/1833
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- MERSİN 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 12/01/2023
- Numarası
- 2021/... Esas, 2023/...Karar
- Davacı
- ... - ----
- Vekili
- Av. -----
- Davalı
- ... SİGORTA A.Ş.
- Vekili
- Av. -----
- Dava
- İtirazın İptali
- Karar tarihi
- 11/09/2025
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 12/09/2025
Karar Metni
1.562 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.01.2023 tarih ve 2021/... Esas, 2023/...Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı firmanın sigorta acentesi olup müvekkiline ait ... plaka sayılı aracın kazası sonucu acentenin sorumluluğunu yerine getirmediğini, bu nedenle haklarında Mersin 7. İcra Müdürlüğünün 2021/... esas sayılı takip dosyası ile takibe geçildiğini, borçlunun takibe itiraz ederek durdurduğunu, itirazın yerinde olmadığını, kötü niyetli olduğunu, bu nedenle itirazın iptali ile takibin devamına %20 den aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle görev yönünden itirazlarının bulunduğunu, esasa ilişkin olarak, kazanın park halinde duran motosiklete park yerinden çıkmak isteyen ... plakalı aracın çarpması sonucu meydana geldiğini, yani devrilme hasarının bulunduğunu, motosikletin hasarlı parçaları incelendiğinde debriyaj kolu , gaz elciği, grenaj üzerinde net bir şekilde görülen sürüklenme izleri ve sürtme izlerinin bulunduğunu, sürtme ve sürüklenme izlerinin ancak seyir halinde giden motosikletin devrilmesi sonucu yere sürtünerek hareket etmesiyle meydana gelebileceğini,
ancak tutanaklardan ve kazanın oluş şeklinden anlaşılacağı üzere mevcut kazada sürüklenme olmayıp devrilme meydana geldiğini, olay yeri mağdur araç sahibi davacı ...'nın iş yeri olan class rent a car önü olduğunu, mağdur ... plakalı aracın bir önceki kaza yerinin de aynı yer olduğunu, kaza şeklinin aynı olduğunun tespit edildiğini, ... plakalı motosikletin üzerindeki hasarların devrilme hasarı olmadığını, park halinde olamayacağını, seyir halinde devrilme sonucu sürüklenme hasarları olacağının sürtme izlerinden anlaşıldığını, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davalı-borçlunun Mersin 7. İcra Müdürlüğünün 2021/... Esas sayılı icra dosyasına yaptığı itirazının 27.849,10-TL asıl alacak ve 130,47-TL işlemiş faizi olma üzere toplam 27.979,57-TL alacak yönünden İPTALİNE, takibin iş bu alacak ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yasal faiz oranı üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin reddine, İİK'nın 67/2 maddesi uyarınca hükmolunan alacak üzerinden %20 oranında takdir edilen 5.595,91-TL icra inkar tazminatının davalı-borçludan tahsili ile davacı-alacaklıya verilmesine karar verildiği görüldü.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davalı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın gerekçeli olmadığını, dosya incelenmeden, işin esasına girilmeden maktu karar verilmiş olduğunu, taleplerinin ve itirazlarının reddedilme sebeplerinin, ödemelerine karar verilen tutarın yer aldığı hüküm kısmında yer alan tutara nasıl ulaşıldığının gerekçeleri ve hukuki dayanaklarının kararda mevcut olmadığını, hükme esas alınan raporda, bilirkişi heyeti tarafından kazanın iddia edilen şekilde olup olmadığı değerlendirilmemiş, sadece davacının zararının tespit edilmiş olduğunu, esasandı asıl uyuşmazlığın,
hasarın davacının iddia ettiği şekilde olup olmayacağı olduğunu, davaya konu alacağın tazminata ilişkin olmasından ve tazmini gereken gerçek bedelin mahkemece saptanması gerekeceğinden tazminat alacağının önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşımadığının kuşkusuz olduğunu ve bu durum karşısında İİK’nun 67. maddesinde belirlenen koşullar oluşmadığından, davacı tarafın icra-inkar tazminatı talebinin reddinin gerektiğini beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince kurulan 09.06.2023 tarihli ek karar ile; davalı vekiline gönderilen ihtarata rağmen 1 haftalık kesin süre içerisinde tamamlanılmayan posta giderine yönelik avans nedeniyle davalı vekilinin istinaf talebinde bulunmamış sayılmasına karar verildiği görüldü.
Davalı vekilince 09.06.2023 tarihli ek karara yönelik yapılan istinaf dilekçesinde özetle; kararı istinaf ettiklerini harçlar ve avansı yatırdıklarını, taraflarına gönderilen 23.03.2023 tarihli harç tamamlamasına yönelik muhtıra gereği eksik harcı süresinde dosyaya yatırdıklarını ve bu esnada mahkemenin muhtıra ile sadece harç talep ettiğini ve avans talebinde bulunulmadığını,
akabinde 27.03.2023 tarihi itibariyle dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilebilir durumda olmasına karşın bu tarihe kadar hala gönderilmemiş ve taraflarına 12.06.2023 tarihinde e-tebligat ile tebliğ edilen ek kararda ise istinaf posta masrafının yatırılmaması sebebi ile istinaf istemlerinin reddine karar verildiğini, ek kararda her ne kadar istinaf için gerekli gider avansının yatırılmadığı ileri sürülmüş olsa da karara karşı istinaf yoluna başvurulurken istinaf için gerekli masrafının dosyaya yatırıldığını,
dosyada dilekçe tarihi itibari ile hala avans olmasına karşın posta giderinin eksik olduğu iddia edilerek istinaf istemlerinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bir an için dosyadaki avansın yetersiz olduğu kabul edilse dahi avansız yetersiz olmasının sebebinin mahkemenin masrafı boşa kullanmış olması olduğunu, mahkemece gerekçeli karar, istinaf başvuru dilekçesi ve harç muhtırasının ikişer defa tebliğ edilerek gider avansının boşa kullanılmış olduğunu, mahkeme tarafından taraflarına tebliğ edilen 150,00 TL gider avansı taleplerinin boş şablon örneği olarak gönderilmiş,
zarf içinde muhtıra olduğuna dair gerekli ihtaratın zarf üzerine yazılmadığından söz konusu tebligatın usulsüz olduğunu beyan ederek ek karara karşı istinaf başvurularının kabulü ve ek kararın kaldırılması ile, esas karara karşı yaptıkları istinaf başvurusunun incelenmesini ve beyanları doğrultusunda kararın kaldırılması ile talepleri gibi karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklı hasar bedelinin sigortacıdan tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Öncelikle; her ne kadar mahkemece davalının süresi içinde gider avansı yatırmadığı gerekçesiyle istinaf talebinin reddine karar verilmişse de davalı vekilinin süresi içinde harç ve gider avansı yatırdığı, gider avansının mahkemece birden fazla tebligat ve muhtıra çıkarması nedeniyle eksildiği, davalı vekilinin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiği anlaşıldığından mahkemenin 09.06.2023 tarihli ek kararının kaldırılmasına, dosyanın esasının incelenmesine karar verilmiştir.
Davalı vekilinin istinafının incelenmesinde:
Davacı vekiline ait olan ... plaka sayılı araç park halinde iken, davalı şirketin trafik sigortalısı olan ... plakalı aracın kontrolsüz olarak geri manevra yapması nedeniyle davaya konu kazanın meydana geldiğini, müvekkilinin aracında maddi hasar meydana geldiğini, ancak davalı sigorta şirketinin ödeme yapmadığı gerekçesiyle eldeki dava açılmıştır.
Mahkemece bilirkişi raporuna dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmişse de raporun hüküm vermeye yeterli değildir.
Kaza sonrası incelemeyi yapan eksper, raporunda; davacıya ait ... plakalı motosikletin üzerindeki hasarların devrilme hasarı olmadığını, aracın park halinde olamayacağını, seyir halinde devrilme sonucu sürüklenme hasarları olacağının sürtme izlerinden anlaşıldığını bildirmiştir.
Fakat bilirkişiler tarafından bu hususta bir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır.
Olay sonrası çekildiği iddia edilen fotoğrafa göre davacının motosikletinin sigortalı aracın 1-1,5 metre uzağında sol tarafına yattığı görülmektedir. Oysa bilirkişi raporu ve eksper raporuna göre; davacının aracının sağ ve sol kısımlarında hasarlar bulunduğu anlaşılmaktadır. Üstelik hasarlar motosikletin sağ tarafında daha yaygın ve niteliklidir ve de sürtünme izleri mevcuttur. Oysa yukarıda da belirtildiği gibi kaza sonrasına ait olduğu iddia edilen fotoğrafta motosiklet sol tarafına doğru düşmüş durumdadır.
Geri manevra yapan aracın çarpması neticesinde düşme meydana gelmesi halinde (eğer geri manevra yapan araç çok yüksek hızla gelip de duran motosiklete hızla çarparak motosikletin takla atmasına ve belirli bir mesafe sürtünmesine neden olmamışsa), davacının aracında tespit edilen hasarın meydana gelmesi olası gözükmemektedir. Kaldı ki davacı da bu şiddette bir kaza olduğunu iddia etmemiştir. Dolayısıyla davacının aracındaki hasarın iddia edildiği haliyle, geri manevra yapan sigortalı aracın çarpması ve düşme neticesinde meydana gelmesi mümkün görülmemiştir.
İspat hukukunda iddia sahibi iddiasını ispatlamakla mükelleftir. Bu davada davacı kazanın iddia ettiği şekilde gerçekleştiği yönündeki iddiasını ispat edememiştir. Bilirkişi raporu da davacının iddiasını doğrulamamıştır. Bu durumda mahkeme davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi gerektiği halde kabulüne karar verilmiş olması hatalı olmuştur.
HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönüyle kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına, davanın ispatlanamaması nedeniyle reddine ve her ne kadar davalı vekili kötü niyet tazminatı talep etmişse de davanın reddedilmesinin sebebi ispatlanamaması olup davacının icra takibinde kötü niyetli olduğuna dair delil olmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/1503, K. 2025/1833, 12 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama