KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 4 Aralık 2025
- T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/2678 - 2025/2659
- Dosya no
- 2023/2678
- Karar no
- 2025/2659
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- .... Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 21.09.2023
- Numarası
- 2022/618 Esas, 2023/479 Karar
- Davacı
- ... -
- Vekili
- Av.
- Davalı
- 1- ... Sigorta Şirketi
- Vekili
- Av.
- Davalı
- 2- ...
- Dava
- Tazminat (ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 04/12/2025
Karar Metni
1.745 kelime·9 dk okuma·7 bölüm
.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.09.2023 tarih ve 2022/618 Esas, 2023/479 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. 08.10.2021 tarihinde müvekkili ...'un sevk ve idaresindeki elektrikli bisiklet ile ...'in sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı araç ile ... İli ... Mahallesi ...
Caddesi mevkinde kazaya karıştığını, iş bu kaza neticesinde müvekkilinin çeşitli bölgelerinde yaralanmalar ve kırıklar meydana geldiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla davanın kabulü ile maddi tazminat, geçici iş göremezlik ve kalıcı maluliyet tazminatı yönünden 200,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı ve 200,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini ayrıca maddi tazminatlar yönünden mevduat, manevi tazminat yönünden ise yasal faize hükmedilmesi ile tazminatlara kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... Sigorta A.Ş vekili sunduğu dilekçesinde, haksız ve mesnetsiz davanın usulden ve esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davanın davalılardan ... Sigorta A.Ş yönünden feragat nedeniyle, davalılardan ... yönünden ise ispatlanamadığından reddine karar verildiği görüldü.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davacı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu kazanın davalı ...'ın kusuru nedeniyle meydana geldiğini, iş bu hasarın oluşmasına sebebiyet veren kazadan dolayı aracın sigorta şirketi ve kazaya karışan aracı sevk ve idare eden ... ...'un açılan davada taraf olarak gösterilmiş olduğunu, sigorta şirketi ile sulh olduklarını ancak eldeki davaya, davalı ... yönünden ve manevi tazminat talebine ilişkin olarak devam ettiklerini ve bu hususu 06/06/2023 tarihli beyan dilekçesinde bildirdiklerini ancak ilk derece mahkemesinin talepleri hususunda yanlış değerlendirme yaptığını ve bu yönüyle kararın hatalı olduğunu,
savcılıktan alınan raporda davacı ...'in asli kusurlu olduğu, davalı ...'ın kusursuz olduğu yönünde bir değerlendirmenin mevcut olmadığını ayrıca bahse konu bilirkişi raporunda kazanın meydana geliş seyri kesin ve net olarak tespit edilemediğinden ötürü;
kusur tespiti konusunda, davalı ... ...'in ifadesine ve müvekkil ...'un ifadesine göre ayrı ayrı değerlendirme yapılma yoluna gidilmiş olduğunu ve bilirkişi raporunda müvekkilinin asli kusurlu olduğuna yönelik net ve kesin bir değerlendirmenin mevcut olmadığını ve ayrıca müvekkilinin davaya konu kazada asli ve tam kusurluymuş gibi hüküm kurup davayı davalı ... yönünden reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu,
hukuk mahkemesi hakiminin bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerle bağlı olmadığını ayrıca dosyada mevcut 12.05.2023 tarihli ATK raporunun incelenmesi halinde yine müvekkilinin kesin ve net olarak dava konusu kazada asli kusurlu olduğu yönünde kesin bir kanaate varılmamış ve alternatif kusur dağılımı yapılmış olduğunu, hem ilk derece mahkemesince atıfta bulunulan soruşturma dosyasından aldırılan rapor ve dosyadan aldırılan ATK raporunda müvekkilinin asli kusurlu olduğunun varlığının tespit edilememiş iken, müvekkilinin aslı kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın ... yönünden reddetmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu,
müvekkilinin geçirdiğinin kaza nedeniyle yaralanmalar ve BTM ile giderilemeyecek 3. derecede kırıkların mevcut olduğunu, müvekkilinin yaşadığı korkular ve acıların müvekkilini derinden üzmüş ve psikolojik olarak yıpratmış olduğunu, bu hususun ...
Devlet Hastanesinin müvekkiline ait düzenlenen kati raporu gereğince de sabit olduğunu, dava konusu kaza neticesinde manevi olarak da yaralanan müvekkiline, davalı ve kazada asli kusurlu olan ... tarafından manevi tazminat ödenmesine hükmedilmesinin gerektiğini beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3, 55 ve 56. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi ve manevi tazminat davasıdır.
İlk derece mahkemesince, davanın davalılardan ... Sigorta A.Ş yönünden feragat nedeniyle, davalılardan ... yönünden ise ispatlanamadığından reddine karar verildiği görüldü.
Hükmü, davacı vekili istinaf etmiştir.
Davacı vekilinin hükme esas alınan kusur oranına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Sürücülerden hangisinin kusurlu olduğunun toplanan tüm delillere rağmen kesin olarak tespit edilemediği durumlarda, tehlike sorumluluğuna katlanma ilkesi uyarınca, işletme tehlikeleri doğrultusunda tehlikeler eşit varsayıldığından, zararın yarı yarıya paylaştırılması gerekir. (Yargıtay 17. HD. 2014/22159 E. 2014/17827 K. , 2015/727 E. 2017/7073 K. 2016/211 E. 2018/10473K.)
Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda, davacının yaralanmasına neden olan trafik kazası sonrasında düzenlenen kaza tespit tutanağı incelendiğinde görevli polis memurları tarafından taraf beyanları dikkate almak sureti ile kazaya karışan her iki aracın da trafik kurallarına uygun şekilde seyir halinde olduğu beyanı karşısanda kazanın nasıl meydana geldiği tespit edilememiştir.
Bilindiği üzere kaza tespit tutanağı aksi sabit oluncaya kadar geçerli bir belgedir. Bu nedenle ihtimallere göre yukarıda açıklana Yargıtay 17. Hukuk dairesinin yerleşik içtihatlarında belirtildiği gibi iş bu dosyada davacının yaralanmasına neden olan kazada sürücülerin %50 eşit kusurlu olarak kabulü ile buna göre hüküm kurulması gerektiği anlaşılmıştır.
Bu bakımdan, 6098 TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne göre “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.”Aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmü uygulanmadır.
Somut olayda, 08.10.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı sürücüsü olduğu aracın, davacının sürücü olduğu araç ile çarpışması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacının vücudunda kemik kırığı oluşacak biçimde yaralandığı, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında davalı sürücünün % 50 oranında kusurlu olduğu kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacının yaşı, paranın satın alma gücü, olay tarihi birlikte değerlendirildiğinde 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Bu nedenle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönüyle kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3, 55 ve 56. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi ve manevi tazminat davasıdır.
davalı ... yönünden ise ispatlanamadığından manevi tazminat için reddine karar verildiği görüldü.
Türk Medeni Kanunun'un 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." 6098 sayılı TBK.nın zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. maddesinde, “Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.” düzenlemesi yapılmıştır.
Bu hale göre haksız fiilini bir türü olan trafik kazası nedeniyle yaralanmadan kaynaklanan zararın tazmini için açılan davada iddia olunan trafik kazasının varlığının ve varsa diğer araç sürücüsünün kusurunun iddia eden tarafından ispat edilmesi gerekir. Oysa davacı gerçekleşen kazada davalının kusurlu eylemini ispatlayamadığı gibi farazi bir kabule kusur oranı belirlenmesi hatalı bir uygulama olduğundan, sayın çoğunluğun görüşüne katılmayarak muhalefet ediyorum. 04.12.2025
Muhalif Üye ...
¸e-imzalıdır
İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/2678, K. 2025/2659, 4 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama