KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Mart 2025
- T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/439 - 2025/808
- Dosya no
- 2023/439
- Karar no
- 2025/808
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 15/11/2022
- Numarası
- 2015/... Esas, 2022/... Karar
Karar Metni
2.245 kelime·11 dk okuma·23 bölüm
Asıl dosyanın tarafları;
DAVACI : ... -
VEKİLİ : Av. ... -
DAVALI : ... ANONİM ŞİRKETİ
VEKİLİ
Av. ... - UETS
DAVA
Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) Birleşen Denizli 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/... Esas 2017/... Karar sayılı dosya tarafları;
DAVACI : ... -
VEKİLİ : Av. ... -
DAVALI : 1- ... -
VEKİLLERİ
Av. ... - Av. ... -
DAVALI : 2- ... -
İHBAR OLUNAN : ... A.Ş. -
VEKİLİ
Av. ... - UETS
DAVA
Maddi ve Manevi Tazminat(Yaralamalı trafik kazası nedenine dayalı)
KARAR TARİHİ : 27/03/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 27/03/2025
Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/11/2022 tarih ve 2015/... Esas, 2022/... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA
Davacı vekili asıl davanın dava dilekçesinde özetle. 27/05/2015 tarihinde ...'nin sevk ve idaresinde bulunan davalı ... Şirketi tarafından ... sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı araç ile ... önünde bulunduğu sırada müvekkilinin sevk ve idaresinde olan ... plakalı araca çarpması sonucunda meydana gelen kazada müvekkilinin yaralandığını, kalıcı olarak beden gücü kaybına maruz kalan müvekkilinin kazadan sonra ...
Devlet Hastanesi'nde tedavi gördüğünü, daha sonra çeşitli operasyonlar geçirdiğini ancak vücudunda telafisi mümkün olmayan kalıcı hasarlar meydana geldiğini, müvekkilinin maluliyetinden kaynaklı olarak hali hazırda ve geleceğe yönelik ciddi kazanç mahrumiyetlerinin söz konusu olduğunu beyan ederek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili birleşen davanın dava dilekçesinde özetle; belirsiz alacak davası olarak açtığı davada, 27/05/2015 tarihinde ...'nin sevk ve idaresinde bulunan, diğer davalı ...'ye ait ... plakalı araç ile müvekkilinin sevk ve idaresinde olan ... plakalı araca çarpması sonucunda meydana gelen kazada müvekkilinin hayati tehlike geçirecek ve bel zincirlerinin kırılmasına yol açacak şekilde yaralanmasına neden olduğunu, kazada müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını, kazadan sonra ...
Devlet Hastanesi'nde tedavi gördüğünü, davalının her türlü masraf ve tazminatı ödeyeceğini beyan etmesine rağmen müvekkilinin zararlarının karşılanmadığını, müvekkilinin kaza tarihinde iş makinesi operatörü olarak çalıştığını, kazadan sonra çalışamaz hale geldiğini, bu nedenle meslekte kazanma gücü kaybı tazminatı olarak 500,00 TL, 40.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 40.500,00 TL tazminatın 27/05/2015 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ISLAH
Davacı vekili 06.07.2021 tarihli dilekçesi ile dava değerini sürekli iş göremezlik tazminatın bakımından ve asıl dosya yönünden 290.000,00 TL'ye, birleşen dava yönünden, sürekli iş göremezlik tazminatı bakımından 357.790,07 TL ve geçici iş göremezlik tazminatı bakımından ise 15.333,24 TL'ye ıslah etmiştir.
CEVAP
Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın 25/11/2014-2015 tarihleri arasında geçerli olacak şekilde müvekkili tarafından sigortalandığını, kusur oranlarının tespiti için dosyanın Trafik İhtisas Dairesi' ne gönderilmesi gerektiğini, maluliyet raporunun ATK'dan alınmasını istediklerini, SGK tarafından yapılan bir ödemenin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, davacının müterafik kusurundan dolayı tazminattan indirim yapılması gerektiğini, müvekkilinin dava açılmasına sebebiyet vermediğini bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle.
27/05/2015 tarihinde müvekkili ile davacının karıştığı yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği hususunda bir uyuşmazlığın bulunmadığını, müvekkilinin kazadan sonra davacıya zararlarını karşılamak amacıyla ödeme teklif ettiğini ancak miktarda anlaşamadıklarını, kusur oranlarının tespiti için dosyanın Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesi gerektiğini, maluliyet raporunun ATK'dan alınmasını istediklerini, müvekkilinin yüksek gelirinin bulunmadığını, bu nedenle müvekkilini büyük bir yıkıma sürükleyecek olan yüksek miktardaki taleplerin kabulünün mümkün olmadığını,
SGK tarafından yapılan bir ödemenin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, ayrıca ... plakalı aracın kaza tarihi itibariyle 3. şahısların uğradıkları zararların tazmini amacıyla poliçeyle güvence altına alındığını, bu nedenle davacının maddi ve manevi zararlarına ilişkin tazminat talepleri yönünden davanın ... A.Ş' ne ihbarını talep ettiklerini beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, asıl davanın reddine, birleşen davada; maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; kalıcı iş gücü kaybından dolayı 357.790,00 TL maddi tazminatın kazanın gerçekleştiği 27/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...' den müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 30.000,00 TL manevi tazminatın kazanın gerçekleştiği 27/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...' den müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği görüldü.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davacı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; birleşen davada hükmedilen manevi tazminat miktarının, müvekkilinin söz konusu kazada kusursuz olduğu ve yaşadığı sıkıntılar ile maluliyet oranının %34 olması karşısında düşük olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, yaralanmalı trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Manevi tazminatın miktarına yönelik yapılan incelemede:
6098 TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne göre “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” Aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hakimin takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)
Somut olayda 27.05.2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı ...'in sürücüsü olduğu aracın, davacının kullandığı araca çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacınnı, %34 oranında kalıcı maluliyet meydana gelecek şekilde yaralandığı, alınan kusur raporuna göre kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %75 oranında kusurlu olduğu,
buna göre eldeki dosyaya baktığımızda tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacının yaşı ve davacıda meydana gelen yaralanmanın niteliği, paranın satın alma gücü, olay tarihi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatın düşük olduğu, davacı tarafından talep edilen manevi tazminat miktarının hakkaniyete uygun olduğu anlaşılmıştır.
Bu nedenle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönüyle kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
(KARŞI OY)
KARŞI OY GEREKÇESİ
Dairemizin sayın çoğunluğu tarafından iş bu dosyada temyiz kesinlik sınırınını 6100 sayılı HMK'nın 362.
Maddesi ve aynı yasanın Ek 1/2 maddesi gereğince 544.000,00TL olduğu kabul edilerek buna göre Dairemizin kararının kesin olduğu belirtilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin 30/01/2025 günlü resmi Gazetede yayınlanan 2023/182 esas 2024/203 sayılı 04/12/2024 günlü kararı ile 6100 Sayılı HMK'nın 24/11/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanunun 44. Maddesi ile eklenen ek 1. Maddesinin 2 numaralı fıkrasında yer alan "...341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır." hükmündeki " 341 inci,
362 nci ve" ibarelerinin Anayasanın 13 ve 36 maddelerine aykırı olduğu gerekçesi ile iptaline karar verilmiştir. Söz konusu kanun maddesindeki "362." ibaresinin iptaline karar verilmiş olması nedeni ile artık 6100 sayılı yasanın 362. Maddesinde yer alan Bölge Adliye Mahkemelerince verilen kararların temyiz sınırını belirleyen parasal sınırlara ilişkin olarak Bölge Adiye Mahkemesince hüküm verildiği tarihteki miktarın uygulanması olanaklı değildir.
Zira temyiz sınırına ilişkin olarak Blge Adliye Adliye Mahkemesinin " karar tarihindeki" miktara göre temyiz sınırının belirlenmesine ilişkin hükmün Anayasa'nın 13 ve 36. Maddelerine aykırı olduğu Anayasa mahkemesince tespit edilmiş ve bu tespite ilişkin karar Resmi Gazetede yayınlanmıştır.
Dolayısı ile artık Anayasa'ya aykırı olduğu tespit edilen bir kanunun hükmüne göre temyiz kesinlik sınırının belirlenmesi olanaklı değildir.
Türk Anayasal sisteminde, "Devlete güven" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler.
Her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararının resmi Gazetede yayınlanmasından 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ise de
T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı).
Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında. “Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır.
Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler.
Bu sonuç Anayasa'nın, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." yolundaki 153. maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında ve yine 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.
Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.
Bu nedenlerle eldeki dosyada dosyamız davacısı tarafından ilk derece Mahkemesinin 15.11.2022 günlü kararına karşı istinaf yasa yoluna başvuru yapılmış olup bu/ tarihteki Temyiz sınırı olan 107.090,00 TL miktarı esas alınarak dairemizce verilen kararın temyize tabi olduğu kanaatinde olduğumdan dairemizin kararının kesin olduğu yönündeki karar katılmadığımdan dairemiz kararına bu yönü ile karşı oy kullanmaktayım.
... BAŞKAN ... İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/439, K. 2025/808, 27 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama