KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Mart 2025
- T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/440 - 2025/813
- Dosya no
- 2023/440
- Karar no
- 2025/813
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Numarası
- 2021/... Esas, 2022/... Karar
- Davacı
- ... -
- Vekili
- Av. ... - UETS
- Davalı
- ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ -
- Vekilleri
- Av. ... -
Karar Metni
2.080 kelime·10 dk okuma·11 bölüm
Av. ... - Av. ... -
DAVA
Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 27/03/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 27/03/2025
Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/12/2022 tarih 2021/... Esas, 2022/... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
06/06/2020 tarihinde sürücü ... idaresindeki ... plakalı kamyon ile seyir halinde iken park etmek için geriye doğru manevra yaptığı sırada park halinde olan ... plakalı araç ile çarpışması sonucu müvekkiline ait ... plakalı araçta maddi zarar meydana geldiğini, kazanın gerçekleşmesinde davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı ... plaka sayılı aracın sürücüsünün tam kusurlu olduğunu, kazanın neticesinde müvekkiline ait olan araçta maddi hasar meydana geldiğini,
davalı sigorta şirketine başvuruda bulunduklarını ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek müvekkilinin aracında meydana gelen kaza sonrası oluşan 100 TL değer kaybı ve 100 TL maddi tazminat olmak üzere şimdilik 200 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ISLAH
Davacı vekili 21.09.2022 tarihli dilekçesi ile dava değerini maddi tazminat alacağı yönünden 11.039,80 TL'ye, değer kaybı yönünden ise 3.000,00 TL'ye olmak üzere toplamda 14.039,80 TL'ye ıslah etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın dava ile talep ettikleri tazminatın teminat dışı olduğunu, tarafların kusur oranlarının ve kaza ile hasar durumunun tespiti açısından bilirkişiden görüş alınması gerektiğini, davacının değer kaybına ilişkin taleplerinin genel şartlar ekinde yer alan teminat dışı haller ve hesaplama yöntemi gözetilerek değerlendirme yapılması gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacı yanın faiz talebinin hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davanın kabulü ile; 11.039,80 TL hasar tazminatı ile 3.000,00 TL değer kaybı tazminatı olmak üzere toplam 14.039,80 TL alacağın dava tarihinden itibaren (09/07/2021) işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği görüldü.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davalı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; ıslah edilen miktar yönünden zaman aşımı itirazlarının olduğunu, davacı tarafça söz konusu kaza nedeniyle aracında meydana gelen hasar bedelinin tazmini için müvekkil şirkete başvurulduğunu, yapılan inceleme sonucunda konu hasarın tutanakta belirtilen kaza ile uyumsuz olduğu anlaşılmış olmakla, hasarın teminat dışı olduğundan reddedilmiş olduğunu ve bu nedenle red kararı verilmesi gerekirken kabul kararı verilmiş olmasının yerinde olmadığını,
kabul anlamına gelmemek kaydıyla trafik sigortası genel şartları’nın a.6.b maddesinde de belirtildiği üzere hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminatların teminat dışında kalan hallerden olduğunu, bu sebeple kusur oranlarının tespiti için dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Kurumuna sevk edilmesinin gerektiğini, yine kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının değer kaybına ilişkin talepleri bakımından genel şartlar ekinde yer alan teminat dışı haller ve hesaplama yöntemi gözetilerek değerlendirme yapılması ve fazlaya ilişkin taleplerin reddinin gerektiğini,
müvekkili şirketin söz konusu zarardan poliçe teminat limitleri dahilinde sorumlu olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat (hasar tazminatı ve değer kaybı) talebine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı ... Sigorta AŞ vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı vekilinin kaza ile hasarın uyumsuz olduğuna yönelik istinafı yönünden:
Davalı vekili davacının iddia ettiği kazanın gerçekleşme biçiminin iddia ile uyumlu olmadığını, davacının aracının başka bir yerde kaza yaptıktan sonra kaza mahaline getirilerek gerçeğe aykırı biçimde bir kaza görüntüsü yaratıldığını savunmuşsa da mahkemece alınan 03.01.2022 tarihli ve 18.05.2022 tarihli bilirkişi raporlarında ... plakalı aracın motor kaputundaki deformasyon ile hasar oluşumu arasında olağan dışı bir uyumsuzluk mevcut olmadığı davacının aracının karıştığı kaza sonucunda araçta oluşan hasarın kaza ile uyumlu olduğu belirlenmiş olup bilirkişi raporları dosya kapsamı ile uyumlu olduğundan davalı vekilinin bu yöndeki istinafı yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin kusura yönelik istinafının incelenmesinde:
Dava dışı ... şti. adına kayıtlı olup zorunlu trafik sigortasını davalının yaptığı, ...'ın sevk ve idaresindeki aracın, park halinde olan davacının aracına çarpması şeklinde gerçekleşen kazada davacının aracının park halinde olması nedeniyle %100 oranında kusurlu olduğu sabit olup mahkemece ayrıca ATK'dan kusur raporu alınmasına gerek bulunmamaktadır. Davalı vekilinin bu yöndeki istinafı haksız bulunmuştur.
Davalı vekilinin zamanaşımına yönelik istinafının incelenmesinde;
2918 sayılı KTK.nin 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." denilmektedir.
Aynı kanunun 109/2. maddesinde ise, "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir.
Davaya konu olay maddi hasarlı trafik kazası olup cezayı gerektiren bir fiilden doğmadığından ve kaza tarihi itibariyle zarar ve fail belli olduğundan, kaza tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresi esas alınacaktır.
Diğer yandan davacı vekili eldeki davada hasar bedeli ve değer kaybı talep etmiş, hasar bedeli talebinin kısmi dava olduğunu, değer kaybı talebinin ise belirsiz alacak davası olduğunu belirtmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan, usul ve yasaya ve denetime uygun 18/05/2022 tarihli bilirkişi raporunda; ... plakalı araçta meydana gelen kazadan dolayı oluşan hasarın bedelinin kaza tarihi itibari ile KDV dahil 11.039,80 TL olduğu, araçta kazadan dolayı oluşan değer kaybının tutarının kaza tarihi itibari ile 3.000 TL olduğu tespit edilmiştir.
Belirsiz alacak davalarında zamanaşımı ilk dava tarihi itibariyle kesilir. Davacının sonradan yaptığı ıslah ya da harç ikmali yönünden zamanaşımı söz konusu olmaz. Dava, zamanaşımı süresi içinde açıldığından değer kaybı talebi yönünden davalı vekilinin ıslah tarihi itibariyle zamanaşımının dolduğu yönündeki istinafı yerinde değildir.
Ancak davacı vekili hasar bedeline yönelik talebinin kısmi dava olduğunu belirtmiştir. Kısmi davada dava açılmakla zamanaşımı kısmi dava konusu yapılan miktar yönünden kesilir, dava edilmeyen kısım için işlemeye devam eder.
Dava, zamanaşımı süresi içinde açılmışsa da ıslah talebi 21.09.2022 tarihinde yapıldığından kısmi dava konusu olan hasar bedeli yönünden bu tarih itibariyle 2 yıllık zamanaşımı süresi (kaza tarihi 06.06.2020 olup Covid-19 pandemisi nedeniyle 15/06/2020 tarihine kadar duran 9 günlük zamanaşımı süresi de ilave edildiği halde) dolmuştur.
Davalı vekili süresi içinde ıslah talebine karşı zamanaşımı itirazında bulunmuş olup mahkemece kısmi dava konusu yapılan ilk miktarla sınırlı olarak davacının hasar talebini kabul edilmesi, ıslahla artırılan kısım yönünden zamanaşımı nedeniyle talebin reddedilmesi gerektiği halde davanın tümden kabulüne karar verilmiş olması hatalı olmuştur. Davalı vekilinin hasar talebinin ıslahla artırılan kısmına yönelik istinafı yerindedir.
Davalı vekilinin müvekkilinin değer kaybından sorumlu olmadığına ve rapora yönelik istinafının incelenmesinde;
2918 Sayılı KTK'nin 91-101. maddelerinde ZMSS düzenlenmiştir. ZMSS, motorlu bir aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitlerle sigortalamaktadır.
Hasar veren aracın trafik sigortacısı, işletenin 2918 sayılı KTK.nun 85/1. madde hükmünde yazılı hukuki sorumluluğunu aynı Kanun’nun 91/1. maddesi uyarınca üstlenmiş olup, gerek 85/1. madde hükmü gerekse zorunlu trafik sigortası poliçesi genel şartları gereğince, ölüm veya cismani zararlar yanında bir şeyin zarara uğraması halinin teminat kapsamında olduğunu öngörmüş bulunmaktadır.
Dolayısıyla, aracın uğradığı hasar, değer kaybı ve çekici ücreti gibi giderler gerçek ve doğrudan zararlar olup teminat kapsamında kalırken, malikin kazanç kaybı ve ikame araç gideri (araç mahrumiyeti) gibi dolaylı zararları teminat dışındadır.
Araçta tadilat işlemi sonucu oluşan değer kaybı, aracın trafik kazasından önceki haldeki ve kaza sırasında oluşan hasarı tamir edildikten sonraki piyasa rayiç değerleri arasındaki farka göre belirlenmesi gerekmektedir. Olay sonucu oluşan hasarın onarımı için aracın şasisinde onarım işlemleri yapılacağı için aracın piyasa rayiç değerinde azalma gerçekleşecektir.
Anayasa Mahkemesinin 07/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 günlü 2019/40 esas 2020/40 karar sayılı iptal kararı nazara alındığında davacının aracında oluşan değer kaybının belirlenmesinde ZMMS genel şartlarının uygulanmayacağı, davacının aracında 06/06/2020 gününde meydana gelen kazadan kaynaklı olarak aracın kazadan önceki ikinci el piyasa değeri ile onarıldıktan sonraki kazalı hali ile ikinci el piyasa değeri arasındaki farkın değer kaybı olarak kabul edilmesi gerektiği, buna göre alınan 18/05/2022 tarihli bilirkişi raporunda;
... plakalı araçta meydana gelen kazadan dolayı davacı araçta oluşan değer kaybının tutarının kaza tarihi itibari ile 3.000 TL olduğunun tespit edildiği, bilirkişi raporunun usule ve denetime uygun olması nedeniyle mahkemece hükme esas alınmasının yerinde olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinafı yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönüyle kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/440, K. 2025/813, 27 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama