KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Mart 2026
- T.c. ADANA Bam 3. HUKUK DAİRESİ Esas-karar No
- 2024/1088 - 2026/787
- Dosya no
- 2024/1088
- Karar no
- 2026/787
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- ... Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- ...
- Numarası
- ... Esas, ... Karar
- Davacılar
- 1- ...
Karar Metni
3.300 kelime·17 dk okuma·11 bölüm
2- ... 3- ... 4- ... 5- ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 1- ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 2- ... VEKİLİ : Av. ...
DAVA
Tazminat (Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat)
KARAR TARİHİ : 10.03.2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 10.03.2026
... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerin murisi ...'nun davaya konu edilen ... tarihli trafik kazasında vefat ettiğini, kazanın oluşumunda müvekkillerin murisi ...’ya atfedilir bir kusurun bulunmadığını, müvekkillerin bu kadar erken bir ölümün acısıyla yaşama tutunmaya çalışmakta olduklarını ve davanın kabulünün gerektiğini beyan ederek,
her bir müvekkilİ yönünden ayrı ayrı kaza tarihinden (...) tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte 100.000,00 TL olmak üzere toplam 500.000,00 TL manevi tazminat (manevi tazminat talepleri davalı ...'a yönelik olmakla) ve yine her bir müvekkili yönünden ayrı ayrı olmak üzere kaza tarihinden (...) tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte 20.000,00 TL olmak üzere toplamda 100.000,00 TL maddi (destekten yoksun kalma) tazminatın her iki davalıdan kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ISLAH
Davacılar vekili ... tarihli dilekçesi ile dava değerini maddi tazminat yönünden ve davacı ...'ya yönelik 43.593,00 TL'ye, davacı ...'ya yönelik 73.550,00 TL'ye ıslah etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kaza yerinin tek yönlü trafik akımının olduğu bir yer olduğunu, müteveffa ...'nun yaya geçidi bulunmayan bölümde ilk geçiş hakkını araçlara vermediğini, dikkatsiz hareket etmesi ve yaptığı kural hatası nedeni ile meydana gelen kazada asli kusurlu olduğunu, kaza olan yolun hız limitinin 60 km/sa olduğu, müvekkilinin ise bahse konu güzergahtaki hız sınırına uyduğunu, kusurunun bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle yetki itirazlarının bulunduğunu, sonrasında ise huzurdaki davadan önce sigorta şirketine yapılan başvuru üzerine aktüer tarafından yapılan hesaplama sonucunda kazanın oluşumunda müteveffanın %75 kusuru tenzil edilerek;
...için 11.647,86 TL ve ... için 20.966,00 TL olmak üzere toplam 32.614,00 TL destek yoksun kalma tazminatı tespit edilmiş ve bu miktarın davacılar taraf vekiline ... tarihinde ödendiğini, müvekkili şirketin üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirdiğini ve bizzat davacılar vekili tarafından verilen ibraname karşılığı ödeme yapıldığını, kardeşlerin destekten yoksun kalma tazminatı haklarının bulunmadığını, kazaya ilişin kaza tespit tutanağında; müteveffa yayanın yaya geçidini kullanmak yerine taşıt yoluna giriş yaparak kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiğinin tespit edildiğini ileri sürerek, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, açılan davanın kısmen kabulüne; davacı ... 'nun maddi tazminat talebinin kabulü ile. 43.593,00 TL'nin davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan ... tarihinden itibaren, diğer davalı ... yönünden olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak iş bu davacıya verilmesine, davacı ... 'nun maddi tazminat talebinin kabulü ile.
73.550,00 TL'nin davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan ... tarihinden itibaren, diğer davalı ... yönünden olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak iş bu davacıya verilmesine, diğer davacılar ..., ... ve ... 'nun maddi tazminat talebinin reddine, davacılar ..., ..., ..., ... ve ...'nun manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile;
davacılardan ...ve ... lehine ayrı ayrı 30.000,00'er TL, davacılar ..., ... ve ... lehine ayrı ayrı 15.000,00'er TL manevi tazminatın olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...' dan alınarak iş bu davacılara ayrı ayrı verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verildiği görüldü.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davacılar vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu'nun ... tarihli bilirkişi raporunda tespiti yapılan kusur durumuna itirazda bulunduklarını ancak itirazlarının gerekçe gösterilmeksizin reddedildiğini, işbu raporun eksik inceleme ile hazırlandığını ve hatalı olduğunu, davalı ... olayın cezai yönünden sorgu aşamasında alınan savunmasında ışıklandırmanın yetersiz olduğu ve maktulün üzerinde de yansıtıcı bir renk olmadığını savunmuş ise de;
kamera kayıtlarından olay net bir şekilde anlaşıldığı gibi olay günü ...'nun üzerinde beyaz tişört ve beyaz ayakkabı olduğunu, bu haliyle de, savunmanın gerçek dışı olup tamamen cezadan ve sorumluluktan kurtulmaya yönelik bir savunma olduğunu, ayrıca, olayın tek görgü tanığı olan ...'ın ceza dosyasında alınan beyanında sanık ...'ın araç kullanırken telefonu ile konuştuğunu gördüğünü beyan ettiğini, alınan beyanlarında bilirkişi raporunda değerlendirilmediğini, hesap bilirkişi raporunun hatalı olduğunu,
bilirkişi raporunda kardeşler yönünden tazminat hesabı yapılmamasına itiraz ettiklerini ancak bu itirazlarının da mahkemece gerekçe gösterilmeksizin reddedilmiş olduğunu, hükmedilen manevi tazminatların düşük olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
Karara karşı davalı ... vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; yargılama aşamasında belirttikleri savunmalarının yok sayıldığını, eksik inceleme neticesinde sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusur oranını kabul etmediklerini, başvuru konusu kazanın oluşumuna dava dışı araç sürücüsünün asli kusuru ile sebebiyet vermiş olup sigortalı araca kusur atfedilmesinin kabul edilebilir olmadığını, kusura ilişkin savunmalarının yok sayıldığını, gerekçeli kararda da savunmalarına hiçbir şekilde yer verilmediğini, kusura ilişkin itirazları baki kalmak kaydıyla, davacıların müracatı üzerine tazminat bedelinin ödenmiş olup,
huzurdaki taleplerin reddinin gerektiğini, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunun hatalı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
Karara karşı davalı ... vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; dosyadan aldırılan ve daha öncesinde dosyaya sunulan bilirkişi raporlarındaki çelişkiyi gidermek amacıyla alınan heyet raporundaki değerlendirmelere göre yapıldığını, ancak bu değerlendirme yapılırken daha önceden dosyaya sunulan raporlarda itiraz etmiş oldukları hususlar değerlendirmeye alınmadan;
doğrudan daha önce dosyaya sunulan raporlara göre bir değerlendirme yapılmış olduğunu, bu şekilde yapılan değerlendirmelerin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, tüm itirazlarının yok sayılarak hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalar neticesinde çıkarılan tazminat miktarına ilişkin meblağın;
somut olayın özelliklerine göre fahiş olduğunu, kazanın meydana gelmesinde asıl kusurlu olanın müteveffa olduğunu, esas alınan destek tarihlerinin hatalı olarak hesaplanmış olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının yüksek olduğunu, birden fazla davacı tarafından açılan davada müvekkili lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 53/1-3, 55 ve 56. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, destekten yoksun kalınmasından doğan maddi ve manevi tazminat davası olup, İlk derece mahkemesince davanın kısmen karar verilmiş ve verilen kararı davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili istinaf etmiştir.
Taraf vekillerinin hükme esas alınan kusur oranına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Somut olayda, ... günü saat 20.10 sıralarında davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobili ile ...Caddesini takiben ... Kavşağı istikametinden ... Kavşağı istikametine en sol şeritte seyir halinde iken kaza mahalline geldiği esnada otomobilin sol ön kısmı ile seyir istikametine göre yolun sağından karşıdan karşıya geçmek isteyen davacılar yakını destek yaya ...'ya çarpması neticesi davaya konu trafik kazası meydana gelmiştir.
Tüm dosya kapsamı iddianame, dava dilekçesi, ceza evrakları, kaza tespit tutanağı, kaza yeri krokisi, tüm beyanlar, bilirkişi raporları incelendiğinde mevcut verilere göre; davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobili ile gece vakti,aydınlatmanın bulunmadığı meskun mahaldeki olay yerinde hızını far ışığı altındaki görüş mesafesine göre ayarlamayıp yolun sağından karşıdan karşıya geçmek üzere kaplamaya girmiş olduğunu gördüğü yayaya karşı zamanında etkin fren ve direksiyon tedbiri almayıp yolun en sol kısmında,yolun büyük bir bölümünü katetmiş yayaya aracının sol ön kısmı ile çarptığı olayda %35 oranında kusurlu olduğu,
müteveffa yaya ... gece vakti aydınlatmanın,yaya geçidi veya kavşağın bulunmadığı olay yeri virajlı yol bölümünde araç trafiğini kontrol edip güvenli ortam oluştuktan sonra geçişini yapması gerekirken belirtilen hususlara riayet etmeyip gerekli ve yeterli kontrolleri yapmadan güvenli ortamın oluşumunu beklemeden yolun karşısına geçmek istediği, yolun solundan ilk geçiş hakkını bırakmadığı otomobil sürücüsünün seyir şeridini kapattığı kazada %65 oranında kusurlu olduğu anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.
Taraf vekillerinin hükme esas alınan hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
Desteğin kaybı nedeniyle uğranılan gerçek zarar miktarının tespit edilebilmesi için, öncelikle desteğin gelirinin ve desteğin başlangıç tarihinin doğru saptanması gerekir.
Destek payları hesaplanırken, Yargıtayın ve dairemiz uygulamalarına göre 18 yaşında gelir elde etmeye başladığı kabulü ile askere gideceği, askerlik görevini tamamladıktan sonra 2 yıl içinde evleneceği ve bir yıl sonra bir çocuğu daha sonra ikinci çocuğunun olacağı varsayılarak hayatın olağan akışına göre bekar olarak ölen çocuğun ileride evleneceği ve en az iki çocuk sahibi olacağı kabul edilerek,
desteğin evleninceye kadar gelirinin yarısını kendi ihtiyaçları yarısını da anne ve babası için ayıracağı varsayılarak bu dönemde desteğe iki anne ve babaya birer pay vermek suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında evlenmeden önceki dönem için de anne ve babanın her birine %25 pay verilmesi gerektiği, desteğin ileride evlenmesi ile birlikte desteğe iki, eşe iki, anne ve babaya birer pay verilerek, yine desteğin tüm gelirinin oranlanarak anne ve babaya %16’şar pay ayrılması,
desteğin bir çocuğunun olması durumunda iki pay desteğe, iki pay eşe, bir pay çocuğa ve birer pay anne ve babaya ayrılmak suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında anne ve baba için %14'er pay verilmesi daha sonra ikinci çocuğun doğacağı varsayılarak bu kez desteğe iki, eşe iki, çocukların her birine birer ve anne ve babaya birer pay verilerek desteğin tüm gelirine oranlanarak anne ve babaya %12,5’er pay verilmesinin uygun olacağı,
daha sonra anne ve babadan yaşam tablosuna göre hangisi destekten çıkacaksa kalan kişiye diğerinin payının ilave edilerek destek tazminatlarının varsayımsal hesabının yapılması gerekeceği yerleşik uygulaması gereğidir.
Öte yandan, Türk hukukunda destekten yoksun kalma tazminatı bakımından destek iki türde değerlendirilir. Bunlardan ilki, kanuni (hukuki) destek olup, kanundan doğan bakım ve geçindirme yükümlülüğüne dayanır. Bu kapsamda anne, baba, eş ve çocuklar yönünden destek ilişkisi karine olarak kabul edilmekte, ayrıca fiilî destek ispatı aranmamaktadır.
İkinci destek türü ise fiilî (veya muhtemel) destek olup, kanuni bir yükümlülük bulunmaksızın, ölenin sağlığında fiilen sağladığı ya da hayatın olağan akışına göre ileride sağlaması kuvvetle muhtemel olan maddi yardımı ifade eder. Anne, baba, eş ve çocuklar bakımından destek ilişkisi kendiliğinden varsayılmamakta, fiilî veya muhtemel desteğin somut olgularla ispatı gerekmektedir. Nitekim Yargıtay da yerleşik içtihatlarında bu ayrımı benimsemektedir (Yargıtay 17. HD,... E.,...
K.).
Hükme esas alınan ... havale tarihli hesap bilirkişi raporu bu husular gözetilerek, Yargıtay tarafından verilen emsal kararlarda davacıların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin kullanılarak yerinde bir hazırlandığı görülmüştür. Davalı sigorta şirketince yapılan başvuru üzerine davacı ...için 11.647,86-TL ve davacı ... için 20.966,00-TL olmak üzere toplam 32.614,00 TL destek yoksun kalma tazminatı tespit edilmiş ve bu miktar ... tarihinde ödenmiş ise de, ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemeler, davalıların sorumlu olduğu kusur oranı, TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yöntemi uygulandığında davacıların zararının karşılamadığı anlaşılmıştır.
Destek kardeşin vefat tarihinde 20 yaşında olduğu, refahta olduğu ya da ilerde olacağı kanıtlanmalı, desteğin olay tarihindeki yaşı itibariyle kardeşlerine henüz gerçekten yardımda bulunabilecek bir yaşta olmamasına ve kanuni nafaka yükümlülüğünün, yükümlünün refah halinde bulunması şartına bağlı olmasına ve çocuğun ilerde kazanacağı tahmin edilen gelirin miktarı itibariyle refah halinde bulunacağı kesin olarak anlaşılamamasına göre yine, davacılar vekili dava dilekçesinde tanık delilline dayanmadığı gibi, delil listesinde de tanık deliline dayanmadığı dikkate alındığında,
davacılar vekilinin bilirkişi raporuna itiraz dilekçesine tanık ismi bildirdiği ve yine ... duruşmada hazır edilmeyen bu ismin dinlenmesini talep etmiş ise de; süresi içinde tanık deliline dayanmadığı dikkate alındığında, taraf vekillerinin bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
Taraf vekillerinin hükmedilen manevi tazminat miktarına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
6098 TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne göre “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.”Aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda ... tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı Ozan'nın sürücüsü, olduğu aracın, davacılar murisine çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacıların murisinin vefat ettiği, alınan kusur raporlarına göre trafik kazasının meydana gelmesinde davalı sürücü ve işletenin % 35 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacıların ölene yakınlıkları, davacıların ve ölenin yaşı, paranın satın alma gücü, olay tarihi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatın düşük olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin reddine, davacılar vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun bu yönüyle kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/1088, K. 2026/787, 10 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama