KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 12 Mayıs 2026
- T.c. ADANA Bam 3. HUKUK DAİRESİ Esas-karar No
- 2024/1938 - 2026/1570
- Dosya no
- 2024/1938
- Karar no
- 2026/1570
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 23.01.2024
- Numarası
- 2020/... Esas, 2024/... Karar
- Davacı
- ... - ... -
- Vekili
- Av. ... - [
- Davalı
- 1- .... -
- Vekili
- Av. ... -
- Davalılar
- 2-... - ... -
Karar Metni
1.846 kelime·9 dk okuma·11 bölüm
3-... -
DAVA
Tazminat (Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat)
KARAR TARİHİ : 12.05.2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 12.05.2026
Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.01.2024 tarih ve 2020/... Esas, 2024/... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'ne ait ... plakalı kamyonun 23/11/2018 tarihinde kaza yapması sonucu kamyonda yolcu konumunda olan müvekkili ...'un yaralandığını, aracın davalı ... Anonim Şirketi tarafından sigortalı olduğunu, davalının müvekkilinin uğradığı zararlardan sorumlu olduğunu, 1.000,00 TL maddi tazminatı ve 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 23/11/2018 tarihinden itibaren uygulanacak en yüksek ticari reeskont faiziyle birlikte davalılardan tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ISLAH
Davacı vekili 14.09.2022 tarihli dilekçesi ile dava değerini maddi tazminat yönünden 5.772,36 TL'ye ıslah etmiştir.
CEVAP
Davalı ... Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, sigortalısı olan araç sürücüsünün kazada kusursuz olduğundan davanın reddinin gerektiğini, mahkemece müterafik kusur ve hatır taşıması hususlarının araştırılarak tazminat tutarından indirim yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik zararları, bakıcı ve tedavi giderlerinin müvekkili şirketinin sorumluluğunun olmadığını, davacının manevi tazminat talepleri bakımının müvekkilinin sorumluğunun bulunmadığını, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davacının maddi tazminat taleplerine ilişkin davasının kısmen kabulü ile 4.872,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının davalı ... şirketinden 27/05/2019 tarihinden, diğer davalılar yönünden 23/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, davacının fazlaya dair talebinin reddine, Davacının davalı ... şirketi aleyhine açmış olduğu manevi tazminat talebin reddine, davacının davalılar ...
İnşaat San. Ltd. ve Şti. ve ... aleyhine açmış olduğu manevi tazminat talepli davasının kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın 23/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, davacının fazlaya dair talebinin reddine karar verildiği görüldü.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davacı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin maluliyeti yönünden eksik ve hatalı değerlendirme yapılmış olduğunu, ayrıca müvekkilinin halen iyileşememiş olup ciğerlerinde hava kistleri oluştuğunu ve buna ilişkin e-nabız dan aldıkları ciğer röntgenine ilişkin raporun da mahkemeye sunulan 14/11/2023 tarihli dilekçeleri ekinde yer aldığını, maluliyete yönelik raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğinin sabit olup kalıcı maluliyet yönünden dosyanın ATK Üst Kuruluna gönderilerek yeniden maluliyet belirlemesi yapılmasının gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3, 55 ve 56. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi ve manevi tazminat davası olup, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve verilen kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
Karar her ne kadar davalı ... tarafından da istinaf edilmiş ise de, istinaf harç ve avansının yatırılmamış olması nedeniyle davalıya muhtıra gönderildiği ve muhtıraya rağmen eksikliğin tamamlanmaması üzerine ilk derece mahkemesince kurulan 23.01.2024 tarihli karar ile davalının istinaf talebinin reddine karar verildiği, verilen red kararının davalıya tebliğ edildiği ve red kararının istinaf edilmediği görülmekle, davalı ... yönünden verilen istinaf başvurusu dilekçesi incelenmemiştir.
Davacı vekilinin hükme esas alınan maluliyet raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlenrdilmesinde;
Bilindiği üzere Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.
Buna göre 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" çerçevesinde düzenlenmiş düzenlenmiş sağlık kurulu raporu alınması gerekmektedir.
Mahkemesinde hükme esas alınan 27.09.2021 tarihli ATK maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 23.11.2018 tarihinde yürürlükte bulunan 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine düzenlendiği ve kaza ile oluşan yaralanma arasında illiyet bağı kurulacak şekilde davacının iş bu kaza nedeni ile kalıcı bir maluliyetinin bulumadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.
Davacı vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
6098 TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne göre “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.”Aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
Somut olayda 23.11.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı ...'nın sürücüsü, diğer davalı ... İnşaat Ltd. Şti.' nın işleteni olduğu aracın, davacıya çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacının vücudunda kemik kırığı oluşacak biçimde yaralandığı, alınan kusur raporlarına göre trafik kazasının meydana gelmesinde davalı sürücü ve işletenin % 100 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacının yaşı, paranın satın alma gücü, olay tarihi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatın düşük olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönüyle kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/1938, K. 2026/1570, 12 Mayıs 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama