KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 13 Ocak 2026
- T.c. ADANA Bam 3. HUKUK DAİRESİ Esas-karar No
- 2024/288 - 2026/156
- Dosya no
- 2024/288
- Karar no
- 2026/156
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen dosyanın mahkemesi
- Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 01/06/2023
- Numarası
- 2019/... Esas, 2023/... Karar
- Davacı
- ... - TC:
- Vekili
- Av.
- Davalı
- 1-... Sigorta A.Ş. -Vn:
- Vekili
- Av.
- Davalı
- 2-... - TC:
- Vekili
- Av.
- Davalı
- 3-... -
- Dava
- Tazminat (Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 13.01.2026
Karar Metni
1.661 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.06.2023 tarih ve 2019/... Esas, 2023/... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
09/11/2018 tarihinde Adana ili Seyhan ilçesi, Barajyolu bulvarında gerçekleşen sürücü ...'nın ... plakalı aracı ile seyir halinde iken yaya geçinden geçmekte olan müvekkiline çarpması sonucu yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin 7 gün boyunca yoğun bakımda kaldığını, Çukurova Doktor Aşkım Tüfekçi Devlet Hastanesinden 09/11/2018 tarihinde alınan genel adli muayene raporunda hastanın durumu basit tıbbi müdahale ile giderilmeyeceğini, vücuttaki kemik kırıklarının ağır (4.) derecede sınıflandırıldığını, olay anında bilinci yerinde olmayan müvekkilinin araç sürücüsünden şikayetçi olmadığını sehven beyan ettiğini,
ertesi gün şikayetçi olduğunu ancak Adana CBS'nin 19/02/2019 tarih, 2019/... Soruşturma No ve 2019/... sayılı kararı ile şikayet doğrultusunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini bu sebeple kazanın yargı makamına taşınmadığını, tarafların kusur oranını gösterir bilirkişi raporunun elde edilmediğini, kazaya karışan ... plakalı aracın davalı ... adına 06/06/2018 tarihli, ... poliçe numaralı Karayolları Motorlu Taşıtlar ZMSS ile diğer davalı ...
Sigorta A.Ş tarafından sigortalandığını, sigorta şirketine yazılı başvuru dilekçesi yazıldığını, tazminat miktarının ödenmesini talep ettiğini, sigorta şirketi cevabında tam teşekküllü devlet hastanesinden sürekli ibaresi ve sakatlık oranını içeren heyet raporu aslını ve tarafların kusur oranlarını gösterir bilirkişi raporu alınmasını istendiğini, arabuluculuk kurumuna başvurulduğunu, davalı şirketten müvekkiline tazminat miktarını ödemeleri talep edildiğini ancak herhangi bir anlaşma sağlanamadığını, davalı araç sürücüsü ...'nın hızını azaltmadığını, yayalara yol vermediğini, maddi ve manevi tazminat yönünden yükümlülüğü bulunduğunu,
davalı araç sahibi ...'nın Karayolları Trafik Kanununa göre araç sahibinin doğan zarardan sorumlu tutulabileceğini belirterek tüm davalılar yönünden müştereken ve müteselsilen olmak üzere 1.000,00-TL maddi tazminat ve davalılar ... ve ...'nın sorumlu olacağı şekilde 50.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden (09.11.2018) başlayarak işleyecek yasal faizi ile, aksi halde dava tarihinden başlayarak işleyecek yasal faizi ile beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ...
Sigorta şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketinin şahıs başına azami poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu bu sebeple Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu alınması gerektiğini, davacının her ne kadar arabuluculuğa başvurmuş olsa da yeterli ve gerekli evrakların kendilerine iletilmemesi nedeniyle sürecin olumsuz sonuçlandığını, dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Dairesinden maluliyet oranının tespiti için bilirkişi heyet raporu alınmasını talep ettiğini,
davacının geçici iş göremezlik zararı talebinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, Trafik Sigortası Genel Şartları ve Karayolları Trafik Kanunu gereği trafik poliçesi teminatı kapsamı dışında olduğunu, trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında olduğun SGK tarafından ödenmesi gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumundan herhangi bir ödeme alıp almadığını, müvekkil şirketin bakiye sorumluluğunun bulunup bulunmadığını, zarar hesabının aktüerya uzmanı bilirkişiden rapor alınması gerektiğini,
müvekkil şirketin poliçeden kaynaklı sorumluluğunu yerine getirmesinden ve müvekkili şirketin ibra edilmesinden dolayı davanın esastan reddine, müvekkili şirket aleyhine yargılama giderlerine, faize ve vekalet ücretine hükmolunmamasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, maddi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 30.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan 19/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiği görüldü.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davacı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu kaza sonrası müvekkilinin hayatının en önemli döneminde hastanelerde kaldığını, trafik kazası sonucu sağ ayağının üst kısmına takılan iki ayrı platin ile hayatını devam ettirmek mecburiyetinde kaldığını ve çalışma gücünde büyük bir kayıp oluştuğunu, kazadan birkaç gün sonra yeni işe başlayacağını ancak kaza sebebiyle başlayamadığı hususları karşısında hükmedilen tazminatın oldukça az olduğunu ve manevi tazminat davasının tümden kabulüne karar verilmesinin gerektiğini beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
Karara karşı davalı ... vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; karara etki eden ve gerekçede açıklanan nedenlerden tarafların sosyal ve ekonomik durumuna ilişkin değerlendirmenin hatalı olduğunu, dosya içindeki sosyal ekonomik durum yazılarına göre; davacının çalışmadığı, ek gelirinin olmadığı, adına kayıtlı taşınır taşınmaz malının bulunmadığı, eşinin evinde ikamet ettiği ve bakmakla yükümlü olduğu hiç kimsenin bulunmadığının açık ve tartışmasız olması ve davacının bu ekonomik durumu karşısında ve ayrıca davacıda oluşan maluliyetin %2 oranında olması karşısında takdir edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3, 55 ve 56. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi ve manevi tazminat davasıdır.
İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf etmiştir.
Davacı vekili ve davalı ... vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;
6098 TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne göre “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.”Aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda 09.11.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı İlknur'un sürücüsü, diğer davalı ... işleteni olduğu aracın, davacıya çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacının vücudunda kemik kırığı oluşarak, %2 oranında kalıcı maluliyet oluşacak biçimde yaralandığı, alınan objektif olayın gerçekleşme biçimine uygun ve yeniden bir biçimde hazırlanıp hükme esas alınan kusur raporuna göre trafik kazasının meydana gelmesinde davalı sürücü ve işletenin % 100 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır.
Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacının yaşı, paranın satın alma gücü, olay tarihi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatın düşük olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin reddine, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönüyle kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/288, K. 2026/156, 13 Ocak 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama