KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 11 Mayıs 2026
- T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2024/3165 - 2026/1536
- Dosya no
- 2024/3165
- Karar no
- 2026/1536
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 03/10/2024
- Numarası
- 2024/144 Esas, 2024/601 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- Av.
- Davalı
- —
- Vekili
- Av.
- Davanın konusu
- Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 11/05/2026
Karar Metni
1.088 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03.10.2024 tarih 2024/144 Esas 2024/601 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 04.12.2023 tarihinde ... ve ... plakalı araçlar arasında trafik kazası meydana geldiğini, müteveffa ...' ın kaza esnasında ... plakalı araç sürücüsü olduğunu ve olay mahallinde hayatını kaybettiğini, müvekkillerinin müteveffanın annesi olduğunu ve destekten yoksun kaldığını, iş bu nedenlerle; müvekkilleri için 50.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işletilecek mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı ile birlikte tahsili talebinde bulunmuşlardır.
Davalı cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkilleri nezdinde kaza tarihini kapsar şekilde sigortalı olduğunu, kusur tespitinin ATK tarafından yapılması gerektiğini, SGK tarafından davacılara ödeme yapılıp yapılmadığının sorulması gerektiğini, müteveffanın kaza esnasından kask takmadığını ve müterafik kusurlu olduğunu, talep edilen faiz türünün hatalı olduğunu ve ancak yasal faize hükmedilebileceğini, iş bu nedenlerle davanın reddini talep etmişlerdir.
ISLAH
Davacı vekili 50.000,00 TL olarak talep etmiş oldukları miktarı 21.08.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile 1.200.000,00 TL'ye çıkararak ıslah etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ 03.10.2024 TARİHLİ KARARI: Davanın kabulü ile, 1.200.000,00 TL'nin 19/01/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6325 sayılı Kanunun 18/A-13. maddesi uyarınca 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına karar vermiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Müteveffa kuryenin görevini ifa ettiği esnada kaza meydana gelmiş olup olayın iş kazası olduğunun aşikar olduğunu, yerel mahkeme tarafından yeterli araştırma yapılmaksızın karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacıların SGK başvurusu olup olmadığının sorgulanması başvuruları bulunmuyorsa SGK'ya başvurup SGK dosyasının neticelenmesi için davacıya süre verilmesi ve dosyanın sonuçlandırılmasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, henüz bir ödeme yapılmamış olması,
davacı hak sahiplerine peşin sermaye değerli gelir bağlanmayacağı anlamına gelmediğini, bu sebeple SGK'dan davacıların rücuya tabi hakedişlerinin olup olmadığının sorulması gerektiğini, dava konusu kazanın iş kazası olması nedeniyle sosyal güvenlik kurum tarafından hak sahiplerine bağlanan peşin sermaye değerinin tespiti ile bu tutarın tespit edilecek tazminat miktarından mahsubunun gerektiğini, müteveffanın yeterli ehliyete haiz olmaksızın araç kullanmakta olduğundan olası bir tazminat hesabında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini,
müteveffanın E sınıfı ehliyet sahibi olup motosiklet için gerekli a2 sınıfı ehliyete sahip olmamasının müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalan davacının maddi tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı vekilinin müterafik kusura yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde (Borçlar Kanunu'nun 44.) düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir.
Yargıtay 4. H.D'nin 20.02.2023 tarihli 2021/23184 E. 2023/2035 K. Sayılı ilamı ile; "2918 sayılı Kanun'un "Sürücülerin ve yolcuların koruyucu tertibat kullanma zorunluluğu" kenar başlıklı 78 inci maddesi şöyledir; "Belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur. Kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir."
Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir.
Dosya kapsamından, desteğin sürücü belgesinin bulunmadığı, 0,28 promil alkollü olduğu ve kaskının takılı olduğu anlaşılmış, Müteveffanın ... plakalı motosikletin sürücüsü olması sebebiyle sürücü belgesinin bulunmaması yada alkollü araç kullanması (kaldı ki yapılan alkol ölçümünün 0,50 promil yasal sınırın altında olduğu anlaşılmakla) idari yaptırım kararını gerektiren bir durum olup, kazanın oluşumuna etki eden bir durum olarak değerlendirilemeyeceği,
diğer yandan ölü muayene tutanağından desteğin ölümünün genel beden travmasına bağlı kafa kemiği kırığından kaynaklandığı anlaşılmış ise de kaza tespit tutanağından ve olay anını gösterir kamera kayıtlarından müteveffanın kaza esnasında kaskının takılı olduğu anlaşılmakla müterafik kusurunun bulunduğunun kabul edilemeyeceği kanaatine varılmış, mahkemece bu hususta bir indirim yapılmamış olması yerinde görülmekle davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.
Davalı vekilinin SGK başvurusuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;
Davalı vekili, müteveffanın kuryelik görevini yerine getirirken kazanın gerçekleşmiş olduğunu, bunun bir iş kazası olduğunu, davacı tarafından SGK'ya başvuru yapılıp yapılmadığının sorulması ve sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, dosya kapsamı incelendiğinde mahkemece SGK İl Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye cevaben 05/04/2024 tarihli cevabi yazıda kuruma yapılan başvuru sonucunda davacıya dava konusu edilen kaza nedeniyle herhangi bir ödeme yapılmamış olduğu ve rücuya tabi bir gelirin bağlanmamış olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu da yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davanın kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/3165, K. 2026/1536, 11 Mayıs 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama