KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 9 Şubat 2026
- T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2026/230 - 2026/375
- Dosya no
- 2026/230
- Karar no
- 2026/375
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 29.09.2025
- Numarası
- 2025/1579 Esas
- Davacı
- ... OTOMOTİV SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ
- Vekili
- Av.
- Davalı
- ... DIŞ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ
- Vekili
- Av.
- Dava
- Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 09/02/2026
Karar Metni
814 kelime·4 dk okuma·4 bölüm
... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/1579 Esas sayılı dosyası ile verilen 29.09.2025 günlü ara kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 06.02.2023 tarihli meydana gelen deprem nedeniyle ... İli ... İlçesi ... Mahallesi ... Ada 5 Parselde bulunan gayrimenkul üzerindeki yapının müvekkiline ait gayrimenkul üzerine devrilmesi neticesinde hasar gördüğünü, müvekkiline ait olan ticari faaliyet konusu teşkil eden mallar zara görmüş ve gayrimenkul kullanılamaz duruma geldiğini belirterek maddi zararının tazminin ve davalı adına kayıtlı taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN 29.09.2025 GÜNLÜ ARA KARARININ ÖZETİ: Mahkemece HMK'nın karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
Karara karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili tarafından yapılan idari başvuru ile davaya konu ve müvekkilinin gayrimenkulünü kullanılamaz hale getiren yapının imar kanuna aykırı olarak inşa edildiğinin sabit olduğunu, davanın BK'nın 69. Maddesinden kaynaklı kusursuz sorumluluğa dayandığını, haksız fiilin vuku bulduğu anda davalının davalı sıfatına sahip olduğunu, davalının adına kayıtlı taşınmazı devretmesi halinde yeni malikin söz konusu davanın davalısı olamayacağını, davanın malik olma sıfatından kaynaklandığının kabulü ile ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, depremden kaynaklı binanın yıkılması nedeniyle davacıya ait binanın hasar görmesine bağlı uğranılan maddi zararın tazmini ve davalıya ait taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulması istemine ilişkindir.
Mahkemece 29.09.2025 günlü ara karar ile davacı vekilinin ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesinde “(1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.” hükmü yer almaktadır.
İstinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde, duruşma yapılmasına gerek olmadığına, dosya kapsamına, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlara, yasal gerektirici nedenlere göre ileri sürülen istinaf sebepleri, HMK'nın 389 ve devamı maddesindeki ihtiyati tedbir şartlarının somut olayda bulunmadığına karar verilmiş olması, davalı adına kayıtlı taşınmazın dava konusu edilmemiş olmasına göre incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurunun reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı vekili her ne kadar taşınmazın malikinin değişmesi halinde davalının taraf sıfatının kalmayacağını, bu nedenle tedbir kararı verilmesi gerektiğini belirtmiş ise de, dava haksız fiil nedenine dayalı tazminat davası niteliğinde olup, haksız fil tarihi itibarı ile depremin meydana geldiği tarih itibarı ile taşınmaz dosyamız davalı şirket adına kayıtlı olup taşınmazın elden çıkarılmış olması davalı şirketin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır.
Zira, haksız fiil tarihi itibarı ile davacının iddia olunan zararı meydana gelmiş ve bu zararının tazmininin gerek olup olmadığı hususunda inceleme ve değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Taşınmazın elden çıkarılmış olması, davalı şirketin haksız fiilden kaynaklı olarak var ise sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır.
Bu yönü ile ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiş olmasında bir yanlışlık bulunmadığı kanaatine varılmış, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun da reddine karar vermek gerekmiştir.
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2026/230, K. 2026/375, 9 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama