KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2024
- T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2021/2152 - 2024/1994
- Dosya no
- 2021/2152
- Karar no
- 2024/1994
- Başkan
- —
- Üye
- —
- Üye
- —
- Katip
- —
- İncelenen kararın mahkemesi
- .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 29/06/2021
- Numarası
- ... ESAS ... KARAR
- Davacı
- ... YÖNETİMİ ANONİM ŞİRKETİ -
- Vekili
- Av. H
- Davalılar
- 1-
- Vekili
- Av.
- Davalı
- 1 -
- Vekilleri
- Av.
- Davanın konusu
- Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- İstinaf kararının karar tarihi
- 27/11/2024
- Yazım tarihi
- 27/11/2024
Karar Metni
1.339 kelime·7 dk okuma·4 bölüm
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/06/2021 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNLARININ ÖZETİ
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... TAŞ ile muris ... arasında kredi sözleşmesinin imzalandığını, ...'in maliki bulunduğu mesken üzerine ... lehine 1.sırada 30.000,00.TL'lik ipotek tesis edildiğini, borcun süresinde ödenmemesi üzerine kendisine hesap kat ihtarnamesinin gönderildiğini, kendisi aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığını, ...'e gönderilen tebligatın iade edildiğini ve ... tarafından tebligat üzerinde ...'in vefat ettiğinin beyan edildiğini, ödeme emrinin mirasçılara gönderildiğini, mirasçıların itirazları sonucunda takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ..., ..., ... ve ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı delillerinin HMK 121. maddesi hükmü gereğince taraflara tebliğ edilmediğini, murisin şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını belirterek davanın reddine ve davacının %20 tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Yerel mahkemece verilen karar ile; .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı ve 17/12/2014 günlü kesinleşmiş kararı ile terekesinin borca batık olduğuna karar verildiğini, mirasçılarından ..., ... ve ...'in mirasın reddi hükümlerinden faydalandığını, bu nedenle adı geçen mirasçıların murislerinin borcundan sorumlu tutulamayacağını, ancak diğer mirasçılar tarafından davanın reddi savunmasında bulunan aynı murisin diğer mirasçılarının bundan ayrı tutulmasının hakkaniyete uygun düşmeyeceğini, bu nedenle murisin vefatı tarihi itibariyle terekesinin borca batık olduğu tespit edilmiş olduğundan davalı mirasçılarının sorumluluklarının bulunmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekilinin istinaf dilekçesinde özetle.
TMK. m. 610/II’ye göre, tereke işlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan mirasçının mirası reddedemeyeceğini, tüm bu hususlar ve mirası kabul eden bir mirasçı olup olmadığının mahalli mahkeme tarafından araştırılmadığını, terekenin sadece borca batık olduğunun tespitinin mirasın hükmen reddi için yeterli olmadığını, mirasçıların mirası kabul anlamında işlem tesis edip etmediğinin de araştırılması gerektiğini, terekenin borca batık olduğunun tespiti davasının tüm mirasçılar tarafından açılmadığını,
davalılardan ... ve ...'in terekinin borca batık olduğunun tespiti davası açmadığından yerel mahkemece bu davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyan ederek kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLER İLE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, kredi sözleşmesindeki borçtan kaynaklı takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı yan; dava dışı alacağı davacıya temlik eden banka ile muris ... arasında kredi sözleşmesinin imzalandığını, ...'in maliki bulunduğu mesken üzerine ipotek tesis edildiğini, borcun süresinde ödenmemesi üzerine kendisine hesap kat ihtarnamesinin gönderildiğini, kendisi aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin mirasçılara gönderildiğini, mirasçıların itirazları sonucunda takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına karar verilmesinin gerektiği ileri sürülmüş, davalı yanın ise; davanın reddini savundukları anlaşılmıştır.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Re'sen seçilen bankacı bilirkişiden alınan bilirkişi raporunda; 30.000,00.TL limitli Genel Taahhütnameyi asıl borçlu sıfatıyla imzalayan muris ...'in asaleten, müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan ...'in kefaleten 30.000,00.TL ile faiz ve fer'ilerinden sorumlu olduklarını, hesap kat tarihi olan 25/05/2007 tarihinten itibaren temerrüt tarihine kadar dava dışı bankanın belirlemiş olduğunu ve T.C Merkez Bankasına bildirimi yapılmış olan Kredili Mevduat Hesabı akdi faiz oranları üzerinden faiz, faiz tutarı üzerinden BSMV hesaplaması yapılması gerektiği yer almıştır.
Mahkemece; .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas-... Karar sayılı ve 17/12/2014 günlü kesinleşmiş kararı ile müteveffa kredi borçlusu ...'in mirasçılarından ..., ... ve ...'in mirasın reddi hükümlerinden faydalanmak amacıyla adı geçen murislerinin terekesinin borca batık olduğunun tespiti hususunda açmış olduğu davanın yargılaması sonucunda muris ...'in ölüm tarihi olan 09/12/2010 tarihi itibariyle terekesinin borca batık olduğunun tespitine karar verilmiş olduğu,
bu sebeple mirasın reddi hükümlerinden faydalanmayı amaçlayan adı geçen mirasçıların murislerinin borcundan sorumlu tutulamayacağı, terekenin borca batık olduğunu müstakil bir davayla istenebileceği gibi açılmış bir davada da savunulabileceği, her ne kadar kredi borçlusu murisin mirasçılarının bir kısmının onun terekesinin borca batık olduğunun tespitini talep ettikleri ve mahkemece bu taleplerinin kabulüne karar verilmiş, kesinleşen bu karar uyarınca bu mirasçıların murisin borçlarından sorumlu tutulamayacakları anlaşılmış,
ancak Yargıtay 11. HD'nin 2013/18050 Esas-2014/7308 Karar sayılı ve 14/04/2014 günlü ilamında da benimsenen şekilde diğer mirasçılar tarafından davanın reddi savunmasında bulunan aynı murisin diğer mirasçılarının bundan ayrı tutulmasının hakkaniyete uygun düşmeyeceğinden davacı yanın açtığı davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı yan istinaf dilekçesinde. Davalı mirasçıların haksız ve kötü niyetli olduğunu çünkü İcra dosyasındaki itiraz dilekçelerinde" geçilen icra takibinde muris babamın borcunu karşılayacak derecede yüksek değerli taşınmaz malları bulunmaktadır.
İİK maddeleri hükümlerince ipotekli bulunan taşınmaz satılarak paraya çevrildikten sonra geriye kalan bir alacak kalması halinde rehin açık belgesi alınarak söz konusu borç reddi miras yapmamam halinde tarafımdan sorumlu tutulmalıdır" şeklinde beyanda bulunmuş olduklarını, TMK. m. 610/II’ye göre, tereke işlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan mirasçının mirası reddedemeyeceği,
terekenin sadece borca batık olduğunun tespiti mirasın hükmen reddi için yeterli olmayıp mirasçıların mirası kabul anlamında işlem tesis edip etmediğinin de araştırılmasının da şart olduğu istinaf konusu yapılmıştır.
Türk Medeni Kanunu’nun 605/2. maddesi gereğince ölümü tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır. Terekenin borca batık olduğunun tespiti ayrı bir dava açılarak istenebileceği gibi açılmış bir davada def’i yolu ile de ileri sürülebilir. (Yargıtay 11. HD 2013/15375 Esas 2013/23518 Karar sayılı ilamı da aynı yöndedir.) Somut olayda, davalı mirasçılar def’i yolunu tercih etmişlerdir.
Mahkemece davalıların bu savunması doğrultusunda tüm kanıtlar toplanarak davalıların miras bırakanın borcunu ödemekten acziyetinin olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmadan doğrudan bu husus karine kabul edilerek “…davalılar tarafından mirasın hükmen reddedilmiş sayılması gerektiği…” gerekçesi ile davanın mirasçılar açısından reddine karar verilmesinin hatalı olduğu anlaşılmış, yine mirasın reddi kararına dayanılarak davanın reddine karar verilmesi Türk Medeni Kanunu'nun 612. maddesinde belirtilen usule de aykırıdır.
Zira, ilgili madde hükmü gereğince en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Mirasın iflas hükümlerine göre tasfiyesi için yasal prosedürün uygulanıp uygulanmayacağının düşünülmesi, mirasın iflas hükümlerine göre tasfiyesi sonuçlandırıldığı takdirde mirası reddeden davalı için atanacak ve yetkilendirilecek bir temsilci ile davaya devam edilmesi gerekir.
HGK'nun 03.07.2002 tarih E.15-572 K.577 sayılı kararında da açıklanan bu ilkelere değinilmiştir. (Aynı yönde bkz. 11. HD 23.09.2013 tarih ve 2015/6042-8196 sayılı Kararı) O halde yukarıda sözü edildiği gibi araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi de doğru olmamış, ayrıca davalılardan ...'in kefil olarak sorumlu olduğu dikkate alınmadan karar verilmesinin de hatalı olduğu anlaşılmıştır.
Bu açıklamalar ışığında davacı yanın istinaf isteminin kabulü ile Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına ve davanın yukarıda yapılan açıklamalar ilkeler doğrultunda yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2021/2152, K. 2024/1994, 27 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama