KÜNYE
T.C. Adana Bam 9. Hukuk Dairesi T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 22 Nisan 2024
- Dosya no
- 2021/695
- Karar no
- 2024/657
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 17/12/2020
- Numarası
- ... ESAS-... KARAR
- Davacı
- —
- Vekilleri
- Av. ... -
Karar Metni
1.618 kelime·8 dk okuma·10 bölüm
Av. ...
DAVALI : ...-
VEKİLİ : Av. ... -
DAVA
İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 22/04/2024
YAZIM TARİHİ : 22/04/2024
.... Asliye Mahkemesi'nin 17/12/2020 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
İDDİALARIN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili ile davalı firma arasında 18.09.2012 tarihinde Ticari Hizmet Sözleşmesi imzalandığı, hizmet sözleşmesinde davalı firma işveren, davacı müvekkili şirketin ise hizmet sağlayıcısı olduğunu, Hizmet Sözleşmesinin konusu ise davalı şirketin işveren sıfatıyla “... ... projesi” işi müvekkili firmaca mekanikçi ve elektrikçi elemanı temini olduğunu, sözleşme gereği, davacı müvekkili şirketin bu iş için temin ettiği tüm personelin resmi maaş ödemeleri nakliye, vergi sigorta, konaklama ücretleri,
v.s. ve davacı müvekkile personel istihdamı karşılığında ödemek zorunda olduğu ücretle birlikte hepsi birlikte hak edişler halinde her ay düzenli olarak yapılacağını, bunun üzerine müvekkili firmanın gerekli elemanları temin ettiği, sözleşme çerçevesinde davacı müvekkili, kendi üzerine düşen edimini tam olarak yerine getirdiğini, bunun karşılığında fatura tanzim ettiği ve tüm bu faturaları borçluya tebliğ ettirdiğini, davalı şirket tarafından faturaların hepsi tebliğ alınmış olmasına rağmen süresi içerisinde fatura içeriklerine ve bedellerine herhangi bir itiraz söz konusu olmadığını, sözleşmeden doğan alacağın tahsili için ....
İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibine geçildiği bunun üzerine davalı borçluca bir kısım borcun ödendiğini, bakiye borcun ödenmemesi üzerine bu kez yeniden .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile takibe girişildiğini, ancak borçlu tarafından haksız, kötüniyetli, kanuni zeminden yoksun olarak hem yetkiye hem borca itiraz edilerek takibin durduğunu, davalı borçlunun .... İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı takip dosyasında ileri sürdüğü haksız itirazlarının iptaline ve duran icra takibinin devamına, davalının %20 icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davanın yetki yönünden usulden reddine, haksız olarak açılan davanın esastan reddine, kötü niyetli olarak icra takibine girişen ve iptal davası açan davacı aleyhine %40'ından az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
.... Asliye Mahkemesi'nin 17/12/2020 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile; davanın kısmen kabulü ile ... icra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibe itirazın kısmen iptali ile 35.358,17.TL asıl alacak üzerinden takibin takipteki şartlarla kısmen devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, hüküm altına alınan alacağın %20 oranında olmak üzere 7.071,63.TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
DAVALI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf talebi ile; cevap dilekçesinde de ifade edildiği üzere dava ... 'da değil ...
Adli yargı çevresinde açılması gerektiğini, yetki sözleşmesinin müvekkili şirket yetkililerince imzalanmamış olup yetki yönünden usulden reddi gereken davanın kabul edilmesi usule, kanuna ve hukuka aykırı olduğunu, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de açıkça kanuna ve hukuka aykırı olduğunu, kısmen reddedilen davada müvekkili lehine tazminata hükmedilmemesine itiraz ettiklerini, gerekçeli kararda davalı müvekkili defterlerinde yer alan ödemelerin davacı defterlerinde yer almadığı ifade edilmiş ise de bu ifade sanki ortada defter varmış da yer almıyormuş gibi anlaşılmaya müsait olduğunu,
gerçek durumun bu şekilde olmayıp aleyhe delilin saklandığı göz ardı edildiğini, müvekkili defterleri de dikkate alındığında bu durumun müvekkili lehine sonuç doğurması gerekirken oluşturmaması hatta kararda bu duruma rağmen davanın neden kabul edildiği yönünde bir gerekçe bulunmaması usule ve hukuka aykırı olduğunu, personel ücretlerinin yansıtılması kapsamında 2 adet fatura düzenlendiği, bu faturaların davacıya iletilmiş olmasına rağmen davacının bu faturaları incelenen deftere işlemediği,
bilirkişi tarafından usule uygun bir inceleme yapılmadığı için fiziken incelenmemiş defterlerde bir kayıt olup olmadığı da anlaşılamadığını, bu faturaların da borçtan düşmesi gerektiğini, anlatılan nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının tüm sonuçlarıyla kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
.... Asliye Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı dosyası.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava hukuki niteliği itibarıyla "İtirazın İptali" talebine ilişkindir.
Davacı şirket vekili tarafından, müvekkili şirket ile davalı arasında yapılan Ticari Hizmet Sözleşmesi'nden doğan alacağın ödenmediğinden yapılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durdurulduğundan bahisle itirazın iptaline karar verilmesi talep edildiği, davalı şirket vekilince ilk derece mahkemesinin yetkisine itiraz edilerek taraflar arasında varılan anlaşma gereğince davacı şirketten hizmet alımı yapıldığı, davalının ödemelerinden dökümü cevap dilekçesinde belirtilen kısmın davacı tarafından tutulan cari hesaba işlenmediği belirtilerek davanın reddine karar verilmesinin savunulduğu anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, işbu karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355.maddesi gereğince ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Davalı şirket vekili tarafından müvekkili şirketin merkezinin bulunduğu ... Mahkemelerinin yetkili olduğuna dair cevap dilekçesi sunulmuş, ilk derece mahkemesince davalı tarafın yetki itirazının reddine karar verilerek işin esasına geçilmiştir.Davalı tarafın ilk derece mahkemesinin yetkisine yönelik istinaf başvurusunun incelemesinde, davalı tarafça akdi ilişki inkar edilmediğinden TBK 89.maddesinin 1.fıkrasındaki ''Para borçları,
alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir" hükmü gereği davacı şirketçe tarafça seçimlik hakkı kullanılarak kendi merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde takip yapılmasında ve dava açılmasında bir usulsüzlük bulunmadığından ilk derece mahkemesince yetki itirazının reddine dair kararında isabetsizlik görülmemiş, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Davalı taraf, tartışmalı ödemelerin yapıldığı yıllara ilişkin davacının 2013 ve 2014 yılı ticari defterlerinin incelenmeden karar verildiği belirterek kararın kaldırılması istenilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 83. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi uyarınca, tarafların karşı tarafın defter kayıtlarına münhasıran dayanmış olmaları dışında karşı tarafın defterlerini ibraz zorunluluğu bulunmadığından ve davalı tarafça cevap dilekçesinde münhasıran davacı defterlerine dayanıldığı belirtilmediğinden davalı vekilinin bu istinaf sebebinin de yerinde olmadığı anlaşılmıştır (Yargıtay 19.HD'si 2014/550-16092 EK sayılı kararı da bu yöndedir).
İlk derece mahkemesince taraflara ait ticari defter ve kayıtların incelenmesi konusunda mali müşavir bilirkişi raporları alınmış olup mali müşavir bilirkişi ...'nün ilk derece mahkemesince hükme esas alınan 23.05.2017 tarihli raporunda 07.07.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; davacı şirketin yasal defteri ile desteklenen muavin defter föyüne göre davacının davalıdan 5.358,17 TL alacağının olduğunun görüldüğü, ancak davacı şirketin 2013 yılına ait yasal defterleri fiziki olarak ibraz edilmediğinden elektronik ortamda incelendiği,
her ne kadar davacı şirketin 2013 yılı defterleri fiziki olarak incelenmemiş olsa da 2013 yılında davalının davacıya yapmış olduğu 2 adet ödeme mevcut olup bu ödemeler davalı defterlerinde de görüldüğü için taraflar arasında 2013 yılı ile ilgili muamelelerde mutabakat bulunduğu ve bu bağlamda davacının 2013 yılı defterlerinin incelenmesine ihtiyaç bulunmadığı,
tarafların defterlerinde mutabakat sağlanamayan ödeme ve faturaların davalı defterlerine 25.12.2012 tarih ve ... yevmiye ile kaydedilen 600,00 TL ve 3.500,00 TL'lik ödemeler, davalı defterlerine 28.12.2012 tarih ve ... yevmiye ile kaydedilen davalının davacıya düzenlediği ... no'lu 12,756,81 TL bedelli fatura, davalı defterlerine 28.12.2012 tarih ve ... yevmiye ile kaydedilen 7.000,00 TL'lik ödeme, davalı defterlerine 04.01.2013 tarih ve ... yevmiye ile kaydedilen 460,00 TL'lik ödeme ile davalı defterlerine 13.02.2013 ve ... yevmiye ile kaydedilen 10.541,36 TL bedelli faturaya ilişkin olduğu,
davalı defterlerine kaydedilen ve davacı şirket defterinde kayıtlı olmayan banka dekontlarının incelenmesinden, banka dekontları ile transfer edilen paranın davalı şirketin çalışanı ... tarafından yine davalı şirketin çalışanlarına havale edilen paraların davacı şirketin borcuna yazılması ve ayrıca davacı davalı defterlerindeki 12,756,81 TL ve 10.541,36 TL bedelli faturaların ise personel ücreti yansıtması şeklinde düzenlenmiş olduğu,
dava dosyasında taraflar arasındaki ticari ilişkiden dolayı davalının davacıya personel ücreti yansıtma adı altında fatura düzenleyeceğine dair yazılı sözleşme bulunmadığından ve bu faturaların davacıya tebliğ edildiğine dair belge sunulmadığından davacı alacağından düşülmesinin yerinde olmadığı şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Bu haliyle, bilirkişi raporu gerekçeli ve denetime açık olup ilk derece mahkemesince hükme esas alınmasında bir isabetsizlik yoktur.
İtirazın iptali davalarında 2004 sayılı İİK’nın 67/2.maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının ödeme emrine itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir.Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur.
Likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (Hukuk Genel Kurulunun 23.01.2013 tarihli ve 2012/19-599 Esas-2013/145 Karar sayılı ilamı).
Somut olayda, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi kapsamındaki borç ilişkisinde, bakiye alacağın, davacı tarafça davalıya düzenlenen faturaların bedelleri toplamından davalının davacıya yapmış olduğu ödemelerin düşülmesi suretiyle tespitinin mümkün olmasına göre uyuşmazlık konusu alacak "likid" olduğundan ilk derece mahkemesince davalı aleyhine inkar tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmedmiş, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi reddedilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek hüküm fıkrasının aşağıdaki şekilde oluşturulması uygun görülmüştür.
... · Başkan · ... · ¸e-imzalıdır · ... · Üye · ... · ¸e-imzalıdır · ... · Üye · ... · ¸e-imzalıdır · ... · Katip · ... · ¸e-imzalıdır
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2021/695, K. 2024/657, 22 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama