KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 25 Nisan 2025
- T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/682 - 2025/777
- Dosya no
- 2022/682
- Karar no
- 2025/777
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 25/11/2021
- Numarası
- 2019/... ESAS 2021/... KARAR
- Davacılar
- 1-... -
Karar Metni
1.135 kelime·6 dk okuma·9 bölüm
2-... - ... VEKİLİ : Av. ...
DAVALI
... ANONİM ŞİRKETİ - ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... Av. ... Av. ...
DAVANIN KONUSU
Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 25/04/2025
YAZIM TARİHİ : 25/04/2025
Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/11/2021 tarih, 2019/... Esas, 2021/... Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNLARININ ÖZETİ
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle. İcra dosyasında bulunan dört borçludan ikisinin müvekkili olduğunu, söz konusu borcun dayanağı olarak iki adet Genel Kredi Sözleşmesi gösterildiğini, ...
Bankası birinci sözleşmeye dayanarak değil 27/06/2013 tarihli ikinci sözleşmeye dayanarak kredi kullandırıldığını, 22/05/2013 tarihli kredi sözleşmesinin kefili olan müvekkili ...'nın 27/06/2013 tarihli kredi sözleşmesinde imzasının bulunmadığını, iki sözleşmede müteselsil kefil olarak müvekkili ...'nın ismi ve imzasının bulunmadığını, kefaletin geçerli olabilmesi için gerekli kurucu unsur olan eş rızası sözleşmede bulunmadığını, müvekkili ... iki sözleşme imzalanırken de şirketin yetkilisi olmadığından söz konusu kefaletin hiçbir halde geçerlilik kazanamayacağını, geçersiz olan kefalete dayanarak yapılan takibin de kötü niyetli olduğunu,
müvekkilinin davalıya borcu olmadığını, davalının kötü niyetli olması dolayısıyla %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin dosyayı temlik almadan önce ... Bankası ile davacılar arasında iki adet Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, imzalanan Genel Kredi Sözleşmelerinde davacı ... her iki sözleşmede müteselsil kefil olarak imzası bulunduğunu, davacı ... ise sadece ilk sözleşmede müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğunu, davalı ...'nın ilk sözleşmede kefil iken ikinci sözleşmede kefil olmadığını, davacıların beyanlarının hukuki dayanaktan yoksun ve borçlarını ödemekten kaçınmaya yönelik olduğunu, Genel Kredi Sözleşmeleri'nin birbirini tamamlar nitelikte olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Yerel mahkemece verilen karar ile.
Sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan davacı ...'nın 22/05/2013 kefalet tarihi itibarıyla kredi kullanan şirketin tek ortağı ve yetkilisi olması nedeniyle eş muvafakatı aranmayacağını, kefil sıfatıyla imzaladığı sözleşme kapsamında kullandırılan taksitli ticari kredi bakiyesi ve kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumlu olduğunu, davacı ...'nın ise 22/05/2013-27/06/2013 itibarıyla evli olması nedeniyle eş muvafakatının bulunması gerektiğinden kefaletinin geçerli olmadığını, bu nedenle davanın kısmen kabulüne karar verilerek davacı ...'nın Adana 13. İcra Müdürlüğü'nün 2018/...
Esas sayılı takip dosyasında 135.539,87.TL yönünden davalı ... A.Ş.'ye borçlu olmadığınına, davacı ... yönünden davanın reddine, koşulları oluşmayan kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
TARAF VEKİLLERİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı ... vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; Dava dışı olan bankanın düzenlemiş olduğu iki adet kredi sözleşmesinden hangisine dayanarak kredi kullandırıldığının bilinmediğini, söz konusu kredi sözleşmelerinin 22.05.2013 tarihli olanında müvekkili ...'nın imzasının bulunduğunu, ancak 27.06.2013 tarihli olanda imzasının bulunmadığını, öncelikle mahkemeden ve bilirkişiden hangi kredi sözleşmesine dayanarak kredi kullandırıldığının tespit edilmesi gerektiğini, ancak böyle bir tespitin hiç yapılmadığını, zira müvekkilinin ikinci sözleşmede imzasının bulunmadığını, icra takibinin açıldığı 27/05/2015 tarihinde davalı tarafa söz konusu tutar kadar borçlu olmadığını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme'nin reddolunan kararı kısmından bozulması gerektiğini, temlik eden banka ile imzalanan sözleşme konusunun ticari kredi niteliği taşıdığını, bu şartlar altında eş muvafakatinin alınmadığı iddiası ile kefaletin geçersiz olduğu iddiasının öne sürülmesinin mümkün olmadığını, ayrıca Ticaret Sicil Gazetesi'nden de tespit edileceği üzere, ...'nın şirket ortağı ve müdürü olduğunu, davacı borçlunun, yasanın kendilerine tanınmış olan hakların kötüye kullanılması sureti ile sorumluluğu bertaraf etme çabası içerisinde olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLER İLE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklı takibe yönelik menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacılar; borcun dayanağı olarak iki adet Genel Kredi Sözleşmesi gösterildiğini, kredi sözleşmeleri ... Bankası ile düzenlendiğini, daha sonra ...
A.Ş'ye temlik edildiğini, Genel Kredi Sözleşmeleri 22/05/2013 ve 27/06/2013 tarihinde imzalanmış olduğunu, iki adet olmasının sebebi, birinci sözleşmeden sonra şirketin ünvan ve amaç-konu değişikliği yapmış olduğunu, 27/06/2013 tarihli ikinci sözleşmeye dayanarak kredi kullandırıldığını, 22/05/2013 tarihli kredi sözleşmesinin kefili olan ...'nın 27/06/2013 tarihli kredi sözleşmesinde imzasının bulunmadığını, iki sözleşmede müteselsil kefil olarak ...'nın ismi ve imzasının bulunmadığını, ancak kefaletin geçerli olabilmesi için gerekli kurucu unsur olan eş rızası sözleşmede bulunmadığını,
...'nın iki sözleşme imzalanırken de şirketin yetkilisi olmadığından söz konusu kefalet hiçbir halde geçerlilik kazanamayacağını, geçersiz olan kefalete dayanarak yapılan takibin de kötü niyetli olduğunun kabul edilmesi gerektiğini ileri sürmüş, davalı ise;
imzalanan Genel Kredi Sözleşmelerinde davacı ... her iki sözleşmede müteselsil kefil olarak imzası bulunduğunu, davacı ... ise sadece ilk sözleşmede müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğunu, davalı ...'nın ilk sözleşmede kefil iken ikinci sözleşmede kefil olmadığını, müteselsil kefil sıfatını etkilemeyeceğini, davacıların iddiaları müvekkil şirkete olan borçlarını ödemekten kaçmaktan öteye gitmeye gitmediğini savunmuş, yerel mahkemece işbu davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verildiği, davacı ve davalı vekilleri tarafından ise bu karara karşı ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı.
TBK 584. maddesi kapsamında şirket ortak ve yöneticisi olmayan ...'nın sözleşme imza tarihleri olan 22/05/2013 ve 27/06/2013 itibarıyla evli olduğundan ve eş muvafakatinin bulunmadığından kefaletinin geçerli olmadığı, sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan davacı ...'nın 22/05/2013 kefalet tarihi itibarıyla kredi kullanan şirketin tek ortağı ve yetkilisi olması nedeniyle eş muvafakatı aranmayacağından kefil sıfatıyla imzaladığı sözleşme kapsamında kullandırılan taksitli ticari kredi bakiyesi ve kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumlu olduğuna dair mahkemece isabetli şekilde değerlendirilme yapıldığı anlaşılmakla,
taraf vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
... · Başkan · ... ¸e-imzalıdır · ... · Üye · ... · ¸e-imzalıdır · ... · Üye · ... ¸e-imzalıdır · ... · Katip · ... ¸e-imzalıdır
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/682, K. 2025/777, 25 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama