KÜNYE
T.C. Adana Bam 9. Hukuk Dairesi T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 30 Aralık 2024
- Dosya no
- 2024/1800
- Karar no
- 2024/2301
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 09/05/2024
- Numarası
- ... ESAS ... KARAR
- Davacılar
- 1-... -
- Vekilleri
- Av. ...
- Davalı
- ... -
- Vekili
- Av. ... -
- Davanın konusu
- Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali
- İstinaf kararının karar tarihi
- 30/12/2024
- Yazım tarihi
- 30/12/2024
Karar Metni
2.091 kelime·10 dk okuma·4 bölüm
... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/05/2024 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, istinaf talebinin süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirilmiş olduğu ve istinafa başvuru koşullarının mevcut olduğu dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNLARININ ÖZETİ
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin tasfiye halinde S.S. ... Konut Yapı Kooperatifi’nin üyeleri olduğunu, davalı S.S. ... Konut Yapı Kooperatifi 21.09.2020 tarihinde, 2009 hesap yılı olağan genel kurul toplantısı düzenlemiş ve genel kurul karar tutanağının imza altına alındığını, bu kararları 20.09.2021 tarihinde öğrendiklerini söz konusu olağan genel kurul toplantısında. S.S. ...
Konut Yapı Kooperatifi’nin tasfiyeye girmesine ve tasfiye kuruluna ... ve ...’ın seçilmesine, S.S. ... Konut Yapı Kooperatifi yönetim kurulu üyelerinden ... ve ... tasfiye işleri ile ilgili olarak müştereken atacakları imzaları ile tüm özel, kamu kurum ve kuruluşları nezdinde en geniş manada hiçbir sınırlama olmaksızın 1 yıl süre ile temsil ve ilzam etmelerine, yönetim kurulu tasfiye sürecine yönetim kurulu üyelerinden ... ve ...’ın seçilmesine,
seçime istinaden görev taksimi için 1 yıl süre ile göreve gelmelerine ve kooperatif ibaresinin başına Tasfiye Halinde ibaresinin eklenmesine karar verildiğini, verilen bu kararlar Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından ilan edilerek uygulandığını, iş bu kararların alındığı 2019 olağan genel kurul toplantısı usul ve yasaya aykırı ve alınan kararlarında yok hükmünde olduğunu, S.S. ...
Konut Yapı Kooperatifi 21.09.2020 tarihinde olağan genel kurul toplantısı ve genel kurulun aldığı kararların geçerli olabilmesi için usulüne uygun çağrının yapılmış olmasını ve bir çağrının varlığından bahsedebilmek için; davetin tüm ortaklara yapılmış olması, kanun ve esas sözleşme hükümlerine göre yetkili kimseler tarafından yapılmış olması, şekil ve özü bakımından olağan bir dikkat ve özeni gösteren her ortağın belli bir yer ve zamanda genel kurulun toplanacağını anlayabileceği nitelikte olması gerektiğini, aynı zamanda dava konusu, davalı S.S. ...
Konut Yapı Kooperatifi 21.09.2020 tarihinde düzenlenen olağan genel kurul toplantısının yok hükmünde olması hasebiyle hukuka aykırı olarak gerçekleşen toplantıda alınan kararın da hukuka aykırı olduğunu, nihayetinde genel kurul kararlarının da uygulanmasının mümkün olmadığını, anılan kararlar kapsamında mülkiyeti S.S. ... Konut Yapı Kooperatifi’ne ait olan ... İli- ... İlçesi- ...
Mah.- 367 parsel sayılı taşınmazın satılması durumunda müvekkilleri açısından telafisi güç zararlara sebebiyet verecek iş bu genel kurul kararının ihtiyati tedbir yoluyla tatbikinin önüne geçilmesi gerektiğini, iş bu davadan önce de davalı kooperatife ve tasfiye kurulu üyelerine ... Noteri’nin 20.09.2021 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edildiğini, davalı S.S. ...
Konut Yapı Kooperatifi’nin 2019 hesap yılı olağan genel kurul toplantısının yapıldığı 21.09.2020 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların iptallerine; anılan kararlar kapsamında mülkiyeti davalı S.S. ... Konut Yapı Kooperatifi’ne ait olan ... İli- ... İlçesi- ...
Mah.- 367 parsel sayılı taşınmazın satışının yapılması yönünde yönetim kuruluna verilen yetkinin infazının durdurulması için davalı kooperatife ve tasfiye memurları ... ile ...’a ihtiyati tedbir mahiyetinde müzekkere yazılmasına, taşınmazın tapu kaydına da taşınmazın satışının, taşınmaz üzerinde ipotek tesisinin, taşınmaz aleyhine herhangi bir yükümlülük yaratacak işlem tesis edilmemesinin iş bu dava sonuna kadar durdurulduğuna dair ihtiyati tedbir mahiyetinde müzekkere yazılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde özetle; iş bu dava ile iyi niyet
kurallarına aykırı şekilde hareket etmek suretiyle genel kurul kararlarının iptalinin talep edildiğini,
ancak davacılar tarafından ikame edilen iş bu davanın hukuki dayanağının bulunmadığını, somut
uyuşmazlıkta ise davacıların ise pay devri ile ortaklıktan çıktığından davanın ön şartın yokluğu
nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konu kooperatifin ortaklık pay defterinde kayıtlı
olduğu üzere, davacılar kooperatifteki paylarını devrettiklerini, ortaklı pay defterinde davacıların
10.11.2016 tarihinde pay devrine ilişkin kaydı imzaladıklarını, bu nedenle davacıların pay devrinden
sonra kooperatif üyelikleri sona erdiğinden gerçekleşen toplantıda alınan kararların iptalini talep
etmede hukuki yararları bulunmadığını, Genel Kurul Toplantısı'nın usule uygun bir şekilde yapıldığını,
davacıların iddiasına konu genel kurul kararı usul ve yasaya uygun şekilde gerçekleştirildiğini, davacıların bedel karşılığı pay devri yaptıktan uzun bir süre sonra ve pay devrinden sonra yapılan
toplantıda alınan kararın iptalini talep etmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağını, kooperatif
genel kurulu usulüne uygun çağrıda bulunulduğunu, toplantı ve karar nisabında gerekli çoğunluk
sağlandığını, davacıların bu yöndeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, sadece çağrıdaki
usulsüzlüğün genel kurul kararının iptalini gerektirmeyeceğini, genel kurulda alınan kararların kanuna,
ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı nitelikte olduğunun söylenemeyeceğini belirtilerek,
davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatinde ise de
davacıların davasını ispat edemediğinden ve genel kurul kararının iptalini gerektirir herhangi bir
neden bulunmadığından davanın esastan reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Yerel mahkemece verilen karar ile; davacıların her kadar 21.09.2020 tarihinde
yapılan genel kurul toplantısında alınan tüm kararların iptallerini talep etmiş ise de; ... Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından sunulan yazı ekinde bulunan ortaklar pay defterine göre ortaklıktan ayrılan davacıların üyelikten çıkış tarihinin 10.11.2016 olarak belirtildiğini, davacıların 10/01/2016 tarihinde pay devrine ilişkin kaydı imzaladıklarını, düşünceler kısmına devir şeklinde açıklama yapıldığını, yine dosya arasında bulunan ...
Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü 22/10/2021 tarihli yazı ekinde olan ... başkanlığında, ... ve ... tarafından teşkil edilen 10.11.2016 karar tarihli 3 nolu yönetim kurulu kararına göre davacılar'ın üyeliklerinin sona erdiğini, yeni ortakların üyeliğe kabul edildiğini ve durumun ortaklar pay defterine işlendiğini, bu durumun dosya arasında bulunan bilirkişi kök ve ek raporlarında da sabit olduğunu, davacılar vekili her ne kadar üyelikten ayrılmaya dair imzalanmış bir belge bulunmadığını beyan etmiş ise de davacıların üyelikten çıkarılma işleminin iptali amacıyla ileri sürülen herhangi bir dava kaydı bulunmadığını,
buna göre davacıların pay devrinden sonra kooperatif üyeliklerinin sona erdiği ve davanın açıldığı tarihte kooperatif üyelik kaydı bulunmadığı anlaşılmakla davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekilinin istinaf dilekçesinde özetle.
Davacı tarafların ortaklıklarının sona erip ermediği bakımından dosya kapsamında, davalı taraf yönetim kurulu kararından başka, üyelikten ayrılan davacı tarafların imzasının bulunduğu herhangi bir belge bulunmadığını, bu sebeple davacı tarafların ortaklıktan ayrılmalarına ilişkin yazılı belgelerin davalı kooperatif tarafından dosyaya sunulması gerektiğini, müvekkillerinin toplantı yapıldığı tarih ve öncesinde kooperatif ortağı olduğunu, 10.11.2016 tarihinde üyelikten çıkış durumu söz konusu olmadığını, müvekkillerine yönelik üyelikten ayrılmaya ilişkin herhangi bir imzalı belge bulunmadığını,
iddia edilen ortaklar pay defteri çıkış tarihini kabul etmediklerini, müvekkillerinin, davalı kooperatifin doğal üyesi olduklarını, kooperatife devir ettikleri ve dava konusu genel kurulda satışına karar verilen taşınmazın hak sahipleri ve taşınmazın kooperatif tarafından iade edileceği kişiler olduğunu, bu nedenlerle aleyhlerinde karar alınan genel kurulun iptali davası açmalarında hukuki menfaatleri olduğunu, beyan ederek kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLER İLE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali istemine ilişkindir.
Davacı yan; kendilerinin tasfiye halindeki
S.S. ... Konut Yapı Kooperatifi’nin üyeleri oldukları, 21.09.2020 tarihinde 2019 hesap yılı
olağan genel kurul toplantısı düzenlendiği ve genel kurul karar tutanağı imza altına alındığını, bu
kararları 20.09.2021 tarihinde öğrendiklerini, söz konusu olağan genel kurul toplantısında
Kooperatifin tasfiyeye girmesine ve tasfiye kuruluna ... ve ...’ın
seçilmesine, bu kişilerin tasfiye işleri ile ilgili olarak müştereken atacakları imzaları ile tüm özel
kamu kurum ve kuruluşları nezdinde en geniş manada hiçbir sınırlama olmaksızın 1 yıl süre ile
temsil ve ilzam etmelerine karar verildiğini, Yönetim ve Denetim Kurullarının ibrasına karar verildiğini, mülkiyeti S.S. ... Konut Yapı Kooperatifi’ne ait olan taşınmazın satışı için yönetim kuruluna
yetki verildiğini, verilen bu kararlar Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından ilan edilerek uygulamaya
alınmışsa da iş bu kararların alındığı 2019 olağan genel kurul toplantısı usul ve yasaya aykırı olup
alınan kararlar da yok hükmünde olduğunu ileri sürdüğü, davalı yanın ise; işbu dava ile iyi niyet
kurallarına aykırı şekilde hareket etmek suretiyle genel kurul kararlarının iptalinin talep edildiğini,
ancak davacılar tarafından ikame edilen iş bu davanın hukuki dayanağının bulunmadığını, somut
uyuşmazlıkta ise davacıların ise pay devri ile ortaklıktan çıktığından davanın ön şartın yokluğu
nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konu kooperatifin ortaklık pay defterinde kayıtlı
olduğu üzere, davacılar kooperatifteki paylarını devrettiklerini, ortaklı pay defterinde davacıların
10.11.2016 tarihinde pay devrine ilişkin kaydı imzaladıklarını, bu nedenle davacıların pay devrinden
sonra kooperatif üyelikleri sona erdiğinden gerçekleşen toplantıda alınan kararların iptalini talep
etmede hukuki yararları bulunmadığını savunduğu, mahkeme tarafından ise; davacıların açmış oldukları davalarının aktif husumet yokluğundan dolayı reddine karar verildiği, davacılar vekilince bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Yerel Mahkemece; ... Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından sunulan yazı ekinde bulunan ortaklar pay defterine göre ortaklıktan ayrılan davacıların üyelikten çıkış tarihinin 10.11.2016 olarak belirtildiği, davacıların 10/1/2016 tarihinde pay devrine ilişkin kaydı imzaladıkları, düşünceler kısmına devir şeklinde açıklama yapıldığı, yine dosya arasında bulunan ...
Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü 22/10/2021 tarihli yazı ekinde olan ... başkanlığında, ... ve ... tarafından teşkil edilen 10.11.2016 karar tarihli 3 nolu yönetim kurulu kararına göre davacılar'ın üyeliklerinin sona erdiği, yeni ortakların üyeliğe kabul edildiği ve durumun ortaklar pay defterine işlendiği, bu durumun dosya arasında bulunan bilirkişi kök ve ek raporlarında da sabit olduğu, davacılar vekili her ne kadar üyelikten ayrılmaya dair imzalanmış bir belge bulunmadığını beyan etmiş ise de davacıların üyelikten çıkarılma işleminin iptali amacıyla ileri sürülen herhangi bir dava kaydı bulunmadığı,
buna göre davacıların pay devrinden sonra kooperatif üyeliklerinin sona erdiği ve davanın açıldığı tarihte kooperatif üyelik kaydı bulunmadığı anlaşılmakla davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine dair karar verildiği analaşılmaktadır.
Davada taraf sıfatı (husumet), dava konusu subjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı (husumet) dava konusu sübjektif hakka ilişkindir.
Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez. Bu durumda, dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir.
Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı (aktif husumet ehliyeti) da o hakkın sahibine aittir. Bir sübjektif hak kendisinden davalı olarak istenebilecek olan kişi, o hakka uymakla yükümlü olan kişidir (pasif husumet ehliyeti).
Taraf sıfatı, usul hukukuna değil, maddî hukuka ilişkin bir sorundur; diğer bütün maddi hukuk sorunlarında olduğu gibi, dava şartı değildir. Taraf sıfatının (davacı bakımından, aktif husumet ehliyetinin; davalı bakımından, pasif husumet ehliyetinin) yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def’i değil, bir itirazdır. Bu nedenle mahkemenin sıfat (husumet) yokluğunu re'sen gözetmesi gerekir.
Somut olayda; yerel mahkeme her ne kadar gerekçesinde "...10.11.2016 karar tarihli 3 nolu yönetim kurulu kararına göre davacılar'ın üyeliklerinin sona erdiği, yeni ortakların üyeliğe kabul edildiği ve durumun ortaklar pay defterine işlendiği, bu durumun dosya arasında bulunan bilirkişi kök ve ek raporlarında da sabit olduğu..." hususuna yer vermiş ise de, bilirkişi kök raporunda ve ek raporunda "...Davacı tarafların ortaklıklarının sona erip ermediği bakımından dosya kapsamında, davalı taraf yönetim kurulu kararından başka, üyelikten ayrılan davacı tarafların imzasının bulunduğu herhangi bir belge bulunmadığı,
bu sebeple davacı tarafların ortaklıktan ayrılmalarına ilişkin yazılı belgelerin davalı kooperatif tarafından dosyaya sunulması gerektiği..." şeklinde raporların her ikisinin son kısımlarının bilirkişi tarafından düzenlenmiş olmasına karşın davalı kooperatif tarafından davacı tarafların ayrılmalarına dair davacılarının imzalarını taşıyan herhangi bir bilgi veya belgenin dosyaya sunulmadığı halde bu bilirkişi raporlarında ortaya konmuş gibi karar verilmesinin yerinde olmadığı,
(Aynı yönde Yargıtay 23 Hukuk Dairesinin 07.04.2015 tarih 2014/8153 E. 2015/2353 K. ) dosya kapsamındaki hazirun cetvellerinde davacıların 23/11/2016 tarihli Genel Kurul dahil bu tarihten sonraki hiçbir genel kurul toplantısında yer almamış olmalarının davacılara sorulmadan ve bu eksik deliller toplanmadan husumetten ötürü davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Yukarıda belirtilen sebeplerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun haklı olup, İlk Derece Mahkemesi'nin eksik incelemeyle verilen kararı usul ve yasaya aykırı olduğundan istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yukarıda yapılan açıklamalar ışığından öncelikle eksik delillerin ikmali ile karar verilmek üzere dosyanın yeniden yargılama yapılmak için İlk Derece Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
... · Başkan · ... ¸e-imzalıdır · ... · Üye · ... ¸e-imzalıdır · ... · Üye · ... ¸e-imzalıdır · ... · Katip · ... ¸e-imzalıdır
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2024/1800, K. 2024/2301, 30 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama