KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 16 Temmuz 2025
- T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2025/1703 - 2025/1509
- Dosya no
- 2025/1703
- Karar no
- 2025/1509
- Başkan
- ...
- Üye
- ...
- Üye
- ...
- Katip
- ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSKENDERUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 16/04/2025
- Numarası
- 2025/585Esas
- Davacılar
- 1-...
Karar Metni
1.306 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
2-... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : 1 -... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALI : 2 -... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ...
DAVANIN KONUSU
Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ :16/07/2025
KARAR YAZIM TARİHİ :16/07/2025
İskenderun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/04/2025 tarihli 2025/585 Esas sayılı ara kararı aleyhine davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nun yetkilisi olduğu ....'ye ait ... adresi ile işletmesine ... aracılığı ile ... poliçe numaralı İşyerim ... poliçesi yapıldığını, 06/02/2023 tarihinde gerçekleşen deprem faciası ve deprem sonrası artçılar neticesinde poliçeye konu taşınmazın hasar durumunun ağır hasarlı olarak belirlendiğini, ancak müvekkilinin ... kapsamında yaptığı poliçede sigorta adresi olarak gösterilen kısmın, sigorta işlemini yapan firma tarafından yanlış bildirildiğini, dava konusu poliçeye istinaden müvekkiline ait iş yeri adresinin;
"..." olarak zeyil edilmesi gerektiğini, buna istinaden işlem tesis edilmesi ve poliçenin primsiz zeyil olarak güncellenmesi gerektiğini, ancak müvekkili tarafından davalı banka ile iletişime geçilmiş olmasına rağmen bu hususun düzeltilmediğini, müvekkilinin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, 06/02/2023 tarihinde gerçekleşen deprem faciası neticesinde poliçeye konu işletmenin içerisindeki eşyaların her biri büyük ölçüde hasar aldığını, deprem neticesinde müvekkilin işletmesi için mevcut poliçesi gereği sigortalı işletmenin,
sigortalı olması sebebiyle taşınırların hasarının poliçesi kapsamında sigorta şirketi tarafından müvekkiline ödenmesi şeklinde anlaşıldığını, söz konusu poliçenin tazminatının müvekkiline ödenmesi için başvurularda bulunulmuş olmasına rağmen sigorta şirketinin müvekkiline poliçeye dayalı sözleşmeleri dışında hareket ederek eksik ödeme yaptığını, müvekkilinin iletişimi sonrası sigorta şirketince herhangi bir karşılık verilmemiş ve poliçe kapsamında cam kırılması 5.000,00 TL, deprem bina 250.000,00 TL, enkaz kaldırma 10.000,00 TL, elektrik hasarları 2.500,00 TL olarak belirlenen teminat bedeli miktarlarının ödenmediğini,
davalı sigorta şirketinin sigorta poliçesinden doğan sorumluluklarından kurtulmaya çalıştığını, bu durum da müvekkilinin alacağının tahsilini risk altına soktuğunu, hasara ilişkin tüm rapor ve incelemeler davalı şirkete sunulduğu ve ihbar edilmiş olmasına rağmen, davalının suiniyetle hiçbir ödeme yapmadığını, bu nedenle müvekkilinin deprem nedeniyle doğan hasar tazminatı alacağının, güvence altına alınması için davalı sigorta şirketi adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz mallara ve banka hesaplarında bulunan paralara müvekkilinin alacağı oranda ihiyatı haciz, bunun kabul görmemesi halinde ihtiyatı tedbir konulmasına karar verilmesini,
müvekkilinin depremzede olduğunu ve adli yardım talep ettiklerini, arabuluculuk görüşmeleri sonucu anlaşamadıklarını, açıklanan nedenlerle davanın kabulünü; adli yardım talebinin kabulünü, müvekkiline şimdilik fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL maddi tazminat bedelinin ödenmesini, poliçeye konu adresin "..." olarak zeyil edilerek poliçenin primsiz zeyil olarak güncellenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN 16/04/2025 TARİHLİ ARA KARAR ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; "... Somut olayda mevcut deliller ile yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmemiş olduğu, İİK 257. maddesi gereği şartlar oluşmadığından, ihtiyati haciz talebinin reddi ile HMK'nin 389. maddesince ihtiyati tedbir yalnızca uyuşmazlık konusu hakkında verilebileceğinden ve davalının ihtiyati tedbire konu mal varlıkları dava konusu olmadığından, bu haliyle ihtiyati tedbirin şartları oluşmadığından davacı vekilinin talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir taleplerinin REDDİNE,..." şeklinde karar verildiği anlaşıldı.
DAVACILAR VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen ara kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, İİK M 257 kapsamında şartların gerçekleştiğini belirttiğini, mahkeme ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığını belirtmiş ancak davacılar davalının tazminat ödeme yükümlülüğü doğuracak şekilde eylemleri olduğunu mal kaçırma riski bulunduğunu ve tedbir kararı verilmemesinin mağduriyete oyla açacağını savunarak ihtiyati tedbir ve ihtiyati hacze yönelik taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
Dava, hukuki niteliği itibariyle tazminat istemine, istinaf konusu uyuşmazlık ise davacının ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik ara kararın kaldırılması talebine ilişkindir.
Davacılar vekilinin dava dilekçesinde özetle, müvekkillerinden ...'nun yetkilisi olduğu diğer davacı şirkete ait işletmeye ilişkin olarak ... düzenlendiği, 06.02.2023 tarihinde meydana gelen deprem ve bu depremin artçı sarsıntıları neticesinde poliçeye konu taşınmazın ağır hasarlı hale geldiğinin tespit edildiği, davalılardan poliçeyi düzenleyen davalı bankanın poliçede sigorta edilen taşınmazın adresini yanlış bildirdiği, poliçedeki adresin düzeltilmesi konusunda zeyilname düzenlenmesi gerektiğinden bu işlemin yapılmaması sonucunda davalı sigorta şirketince eksik ödeme yapıldığı ve bu sebeple zarara uğradıkları ileri sürülerek zararın tazmini ile ihtiyati tedbir ve haciz kararı verilmesi talep edilmiştir.
Mahkemece,16.04.2025 tarihli ara kararla, davacılar vekilinin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. İşbu ara karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi HMK'nun 355.maddesi gereğince davacılar vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılmıştır.
2004 sayılı İİK'nun 257. maddesi uyarınca, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Tanımdan da anlaşılacağı üzere ihtiyati haciz hukuki himaye tedbirinin işlerlik kazanabilmesi için ortada bir para borcu bulunmalı, buna ek olarak yasada belirlenen diğer koşullar gerçekleşmelidir.
Bir başka hukuki himaye tedbiri olan ihtiyati tedbir ise genel olarak 6100 sayılı HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Değinilen madde kapsamında, “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.” genel tanımına yer verilmiştir.
Her iki tanımdan da anlaşılacağı üzere ihtiyati haciz kurumu para alacaklarına, ihtiyati tedbir kurumu ise dava konusuna ilişkin olarak güvence sağlamaktadır.
1-İhtiyati Haciz Talebi yönünden; 2004 sayılı İİK'nun 257. maddesinde ihtiyati haciz talep edilebilmesinin koşulları sayılmıştır. 2004 sayılı İİK'nun 257. maddesine göre, ihtiyati haciz istenebilmesi için alacağın vadesinin gelmesi ve rehinle temin edilmemiş olması yeterli olup, tam ispat gerekmeyip yaklaşık ispat yeterli olduğu gibi, borçlunun gerçek kişi veya tüzel kişi olması şeklinde bir ayrım da söz konusu değildir.
Somut olayda, davacılar tarafın tazminat talebine konu alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirdiği, bu haliyle ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için gerekli yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen ihtiyati haciz talebinin reddine reddine dair ara kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.
2-İhtiyati Tedbir Talebi yönünden. İhtiyati tedbir kurumu genel olarak 6100 sayılı HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
Değinilen madde kapsamında, “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.” genel tanımına yer verilmiş olup, eldeki davanın konusunu ise sigorta poliçesi kapsamındaki bir miktar tazminat talebi oluşturmaktadır.
Para alacakları, kanun koyucu tarafından ihtiyati tedbirin özel bir hali olarak düzenlenen ihtiyati haciz talebine konu edilebilir. Bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir,
Yukarıda açıklanan sebeplerle, İlk Derece Mahkemesi'nce verilen ara kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davacılar vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan Üye Üye Katip
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/1703, K. 2025/1509, 16 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama