KÜNYE
T.C. Adana Bam 9. Hukuk Dairesi T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 13 Ekim 2025
- Dosya no
- 2025/2101
- Karar no
- 2025/2045
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 15/05/2025
- Numarası
- 2024/997 Esas ve 2025/471Karar
- Davacı
- ... - ...
- Vekili
- Av. ... -
- Davalı
- ... LOJİSTİK NAKLİYE PETROL ÜRÜNLERİ TİCARET VE SANAYİ LİMİTED ŞİRKETİ - ...
- Vekili
- Av. ...
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- İstinaf kararının karar tarihi
- 13/10/2025
- Karar yazım tarihi
- 13/10/2025
Karar Metni
1.616 kelime·8 dk okuma·4 bölüm
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/05/2025 tarih, 2024/997 Esas ve 2025/471 Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait aracın davalı şirkete nakliye hizmeti sunduğunu ve bu hizmet karşılığında faturalar kesildiğini, davalı şirketin faturalarda yer alan alacakları ödemediğini, bunun üzerine ....
İcra Müdürlüğü'nün 2023/19991 esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, ancak davalı tarafından takibine itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu, ayrıca müvekkilinin maddi durumunun kötü olduğunu ve yargılama masraflarına karşılayacak durumu olmadığını belirterek, öncelikle müvekkilinin adli yardımdan faydalandırılmasını, ....
İcra Dairesi'nin 2023/19991 esas sayılı dosyasına borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davacı tarafın ticari defterlerinde müvekkilinden herhangi bir alacağının olmadığı gözükse de davacının geçmişte var olan tüm ticari iş ile ilgili gerçek veya gerçek dışı olan faturaları icra takiplerine konu ettiğini, davacının müvekkiline husumet güttüğünü ve bu nedenle de bedelleri ödenmiş ve zaman aşımına uğramış faturaları icra takiplerine konu ettiğini, ... adına kayıtlı araçla yapılan taşıma işinin ... ve ... tarafından vekaleten takip edildiğini, ....
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/693 esas sayılı dosyasında alınan raporda davacı ...'ye karşı müvekkilinin toplamda 197.000,00 TL borçlu olduğunun belirtildiğini, ancak davacı ile müvekkili arasında başka bir ticari ilişki bulunmamasına rağmen davacının elinde var olan tüm faturaları icra takiplerine konu ettiğini, müvekkilinin takibe konu fatura sebebi ile davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını , davanın reddine karar verilmesini, %20'den aşağı olmamak üzere davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/05/2025 tarih, 2024/997 Esas ve 2025/471 Karar sayılı kararında, takip talebi incelendiğinde, takibin dayanağının fatura oluğunu, iş bu faturanın taşıma ilişkisi kapsamında olduğunun tarafların kabulünde olduğunu, TTK 855. Maddesi'nde taşıma ilişkisi kapsamında sürelerin düzenlendiğini, taşıma ücreti alacağının da bu kapsamda olduğunu, iş bu uyuşmazlığın hizmet ilişkisinden değil taşıma ilişkisinden kaynaklandığı tarafların kabulünde olmakla, TTK'da taşıma sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda 1 yıllık zamanaşımı öngörülmesi ve 2013 yılında yapılan taşımacılık işine ilişkin 1 yıllık zamanaşamı süresi dolduğu gerekçesi ile davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın konusunun ticari nitelikteki hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak davası olduğu, müvekkilinin fatura alacağını icra takibine konu ettiğini ve icra takibine itiraz edildiğinden dolayı iş bu itirazın iptali davasının açıldığını, davanın konusunun taşıma ve nakliye hizmeti sözleşmesinden doğan alacağın davalıdan tahsili olduğu, davanın hukuki niteliğinin ticari hizmet sözleşmesine dayalı alacak davası olup bu sözleşme türü için zamanaşımı süresini düzenleyen ayrık bir hüküm bulunmadığından TBK 146.
Maddesi gereğince iş bu alacağın 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, hizmet sözleşmesine dayalı fatura alacağı için davalı tarafa yapılan icra takip dosyasınında 10 yıllık süre içinde açıldığı, ancak mahkemece yanlış hukuki tespit yapılarak iş bu davanın 6102 Sayılı TTK'nın 855/1 maddesinde taşıma sözleşmesinden kaynaklanan diğer zararda ki istem haklarının 1 yılda zamanaşımına uğrayacağı gerekçe göstererek haksız bir şekilde zamanaşımından dolayı reddettiği, mahkemece hukuka aykırı olarak iş bu davanın konusunun sanki taşıma sırasında müvekkilinde oluşan maddi zarar olarak ele alındığı ve haksız olarak reddedildiğini,
Yargıtay ilamında taşıma ve satım sözleşmesindeki alacağın zamanaşımının TBK 146. Maddesindeki 10 Yıllık zamanaşımı kuralına tabi olacağının vurgulandığı, açıklanan nedenlerle davanın zamanaşımı nedeniyle reddi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/05/2025 tarih, 2024/997 Esas ve 2025/471 Karar sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili tarafından, davacının davalı şirkete nakliye hizmeti vermesi sebebiyle davalıya 22.10.2013 tarihli ve 2.500. Dolar bedelli fatura kesildiği, davalının fatura bedelini ödememesi üzerine ....İcra Müdürlüğü'nün 2023/19991 Esas sayılı dosyasında fatura bedellerinin Türk Lirası karşılığının tahsili için icra takibinin başlatıldığı, davalının itirazı nedeniyle icra takibinin durdurulduğu ileri sürülerek itirazın iptaline karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı vekili tarafından, navlun faturasından kaynaklı alacağın zamanaşımına uğradığı, davalı adına yapılan taşımaların bedelinin davacıyı vekaleten temsil eden davadışı kişilere ödendiği, davacıya borçlarının bulunmadığı savunularak davanın reddi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi'nce davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Dava, uluslararası taşımadan kaynaklanan navlun alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Takip dayanağı faturaya konu taşımanın Özbekistan ülkesinden İstanbul'a yapılan nakliye sebebiyle düzenlenmiş olup mahkemece, TTK'nın 855. maddesi uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davaya konu taşıma, yapıldığı güzergaha göre CMR Konvansiyonu, yani “Eşyaların Karayolunda Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi” hükümlerine tabi bulunmaktadır. CMR Konvansiyonu Türkiye tarafından 30.10.1995 tarihinde kabul edilerek, bu tarihte yürürlüğe girmiştir. T.C.
Anayasası'nın 90. maddesinin son fıkrasında usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş Milletlerarası Antlaşmaların kanun hükmünde bulunduğunun belirtilmiş olmasına göre uluslararası taşımalarda ülkemiz tarafından onaylanmak suretiyle bir iç hukuk kuralı haline gelen CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Bu itibarla, davaya konu taşımanın niteliğine göre zamanaşımı defiinin ve uyuşmazlığın CMR Konvansiyonu hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gereklidir (Yargıtay 11.HD'nin 09.10.2017 Tarih ve 2016/5856 Esas - 2017/5143Karar sayılı ilamı da aynı mahiyettedir)
CMR'nin 32/1. maddesine göre, CMR Konvansiyonu gereğince yapılan taşımalardan doğacak davaların bir yıl içinde açılması gerekir. Ancak, bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlarda, bu süre üç yıldır.
Sürenin başlangıcı ise; "a) Teslimde kısmi kayıp, hasar veya gecikmelerde, teslim tarihinden itibaren, b) Tam kayıplarda, kararlaştırılan zaman limiti bitiminden 30 gün sonra kararlaştırılmış zaman limiti yoksa, yükün taşıyıcı tarafından teslim alınmasından sonraki 60 ıncı günde, c) Bütün diğer durumlarda, taşıma mukavelesinin akdedildiği tarihten sonraki üç aylık dönemin sonunda. Limit döneminin işlemeye başladığı gün bu döneme dahil edilmeyecektir." şeklinde belirtilmiştir.
Anılan maddenin 2. fıkrasında ise, yazılı bir istemin, taşımacı bunu yazılı bildiri ile geri çevirip, ona ilişkin belgeleri de iade edinceye kadar zaman limitini erteleyeceği düzenlenmiştir.
CMR’nin 32/1.maddesindeki "sözleşme gereğince yapılan taşımalardan doğacak davalar" şeklindeki geniş ifadenin kapsamına taşıyıcının taşıma ücreti (navlun) ve diğer alacakları için açacağı davalar da girmektedir.
CMR’nin 32/3. maddesi gereğince, zamanaşımının kesilmesi ve durması hususları ile ilgili olarak davanın açıldığı mahkemenin hukuku uygulanacak olup, bu durumda 6098 sayılı TBK’nın 153, 154 ve 157. maddeleri hükümlerinin de bu çerçevede gözetilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, davacı tarafından 22.10.2013 tarihli ve 2.500. Dolar bedelli faturaya konu navlun alacağının tahsili talebiyle yapılan icra takibine itirazın iptaline karar verilmesi talep edilmiş olup, takip dayanağı fatura Özbekistan ülkesinden İstanbul'a yapılan nakliye navlunu sebebiyle düzenlendiği belirtilmiştir. Uluslararası taşımadan kaynaklanan talepler, CMR'nin 32/1.maddesi uyarınca 1 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.
Davacının, takip dayanağı fatura dışında taşıma sözleşmesi ya da başkaca belge sunulmadığından, zamanaşımı süresinin başlangıcının ise, yine CMR'deki "Bütün diğer durumlarda, taşıma mukavelesinin akdedildiği tarihten sonraki üç aylık dönemin sonunda. Limit döneminin işlemeye başladığı gün bu döneme dahil edilmeyecektir." hükmü uyarınca belirlenmesi gerekir.
Bu durumda, 22.10.2013 tarihli fatura yönünden 1 yıllık zamanaşımı süresinin 22.01.2014 başladığı ve 22.01.2015 tarihinde sona erdiği, davacının ise faturaya dayanan icra takibini 06.10.2023 tarihinde başlattığı anlaşıldığından, davacının takibe ve davaya konu ettiği alacağın zamanaşımına uğradığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla, ilk derece mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olması isabetli ise de, uluslararası taşımadan kaynaklı uyuşmazlığa CMR Konvansiyonu hükümleri uygulanmak suretiyle davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, bu sonuca iç taşımaya ilişkin hükümler içeren 6102 sayılı TTK'nın 855. maddesi uyarınca yapılan değerlendirmeyle ulaşılması doğru olmamıştır.
Bu sebeple, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm tesisine, değişik gerekçeyle davanın zamanaşımı yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince farklı gerekçeyle davanın reddine ilişkin karar, sonucu itibariyle doğru olsa da; gerekçesi doğru olmadığından 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince davacının sadece gerekçe yönünden ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun kabülüne karar verilerek hüküm fıkrasının aşağıdaki şekilde kurulması uygun görülmüştür.
... · Başkan · ... · ¸e-imzalıdır · ... · Üye · ... · ¸e-imzalıdır · ... · Üye · ... · ¸e-imzalıdır · ... · Katip · ... · ¸e-imzalıdır
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/2101, K. 2025/2045, 13 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama