KÜNYE
T.C. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 11 Haziran 2025
- T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2025/749 - 2025/1188
- Dosya no
- 2025/749
- Karar no
- 2025/1188
- Başkan
- ...
- Üye
- ...
- Üye
- ...
- Katip
- ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- MERSİN 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 17/12/2024
- Numarası
- 2024/355 Esas ve 2024/1001 Karar
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı
- İstinaf kararının karar tarihi
- 11/06/2025
- Karar yazım tarihi
- 11/06/2025
Karar Metni
1.203 kelime·6 dk okuma·4 bölüm
Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/12/2024 tarih, 2024/355 Esas ve 2024/1001 Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı aleyhine davalı şirket tarafından Tarsus İcra Dairesi 2017/1528 Es. sayılı dosyası sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, borcun nedeni olarak davalı şirketin sigortalısı olan şirket ürünlerinin, davacının maliki olduğu fakat sevk ve idaresi ...’de olan aracın kaza yapması sonucu zayi olması ve davalı şirketin sigortalısı olan şirkete ödedikleri tazminatı gösterildiği, yani ödedikleri tazminatı davacıya rücu ettirmek istediklerini, davacının davalı şirkete karşı herhangi bir sorumluluğu ve borcu bulunmadığı,
bahse konu ve ekte sunmuş oldukları kira sözleşmesinde de görüleceği üzere aracın kaza tarihinden önce ...’ye kiralandığı ve davacının işleten vasfında olmadığı, bu noktada sorumluluğun kiracı ...’ye ait olduğu, davalı şirketin haksız yere başlatmış olduğu davanın kabulüne ve Tarsus İcra Dairesi 2017/1528 Es. sayılı dosyası sayılı icra takibinin iptaline, davacı lehine %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini taleple dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davanın kesin hüküm sebebiyle reddinin gerektiğini, davacı vekilinin davaya dayanak icra dosyası Tarsus İcra Md. 2017/1528 E sayılı dosyanın ilamlı takip dosyası olduğunu, ilama dayanak mahkeme kararının kesinleşmiş olması sebebiyle açılan davanın reddinin gerektiğini, açılan davanın kesin hüküm, zamanaşımı ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ
Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/12/2024 tarih, 2024/355 Esas ve 2024/1001 Karar sayılı kararında, davacı tarafından davalı şirkete karşı herhangi bir sorumluluğu ve borcu bulunmadığını, bahse konu kira sözleşmesinde de görüleceği üzere araç kaza tarihinden önce ...’ye kiralandığı ve davacının işleten vasfında olmadığını, sorumluluğun kiracı ...’ye ait olduğu, ileri sürdüğü anlaşılmışsa da, ileri sürülen sebeplerin yargılamanın iadesi davasında ileri sürülebilecek sebeplerden olduğunu, menfi tespit istenen icra takibine konu borcun, Tarsus 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2016/2 esas ve 2017/176 karar sayılı ilamına dayalı olarak talep edildiğini, alacağın ilama dayalı olduğu gerekçesi ile davanın dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin iddiasının, kazaya sebebiyet veren aracın işleteni veya gerçek maliki/sorumlusu olmadığını, aracı kaza tarihinden çok önce başkasına kiraya verdiği ve fiilen o kişinin sorumluluğunun bulunduğu yönünde olduğunu, Tarsus 2. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasında bu hususların dikkate alınmadığını, yahut kendisi açısından savunma hakkının tam kullanılamadığını iddia ettiğini,
mahkemece, “ilam kesinleşmiş olduğundan borçlu bulunmadığı iddiası menfi tespit davasıyla ileri sürülemez” değerlendirmesinin eksik ve yanlış bir yorum olduğunu, müvekkilinin talebi, ilamdaki maddi ve hukuki değerlendirmede araç işleteninin kim olduğunun yanlış saptanması sebebiyle, gerçekte kendisinin borçlu olmadığının belirlenmesi üzerine olduğunu, bu ise menfi tespitin kapsam alanına girer ve kişinin borçlu olmamasına rağmen icra tehdidi altında bırakılmasının hukuki yararının oluşturduğunu, davacının İleri Sürdüğü Kira Sözleşmesi ve İşleten Sıfatı Tartışması Görülmediğini, mahkemenin,
müvekkilinin dayandığı kira sözleşmesi ve müvekkilinin işleten vasfı taşımadığı yönündeki savunmayı esasen incelememiş olduğunu, sadece “ilamlı takip var, kesin hüküm var” diyerek kısa yoldan usulden ret kararı verildiğini, oysa, müvekkilinin öne sürülen deliller değerlendirilseydi, maddi gerçeğin ve gerçek borçlunun kim olduğunun ortaya çıkmasının sağlanacağını, mahkemenin bu aşamaya geçmeden, davayı “hukuki yarar yokluğu” gerekçesiyle ret yoluna giderek savunma hakkını kısıtlamış olduğunu ve usul ekonomisi ilkesine de aykırı biçimde karar verdiğini,
menfi tespit davası açılmasının davacıya sağladığı hukuki koruma kesinleşmiş bir ilam dahi olsa, kişinin gerçekte borçlu olmadığı bir konuda icra takibine maruz kalması, temel hak ve hürriyetlerinin zedelendiğini, menfi tespit davasının, bu gibi hallerde borçlu sıfatının yanlış biçimde yüklendiğinin tespiti için elzem olduğunu, mahkemece “yargılamanın iadesi” yoluna işaret edilmişse de, bu yol - kendi özel şartları ve süre koşulları itibariyle - her zaman menfi tespit davasının yerini tutmadığını, sonuç olarak mahkemenin, davayı usulden reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin, bu davayı açmasında hukuki yararın mevcut olup,
esasa dair inceleme yapılmaksızın karar verilmesi ciddi hak kaybına neden olduğunu, açıklanan nedenlerle.
Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 17/12/2024 tarih, 2024/355 E. - 2024/1001 K. sayılı kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına/bozulmasına, dava dosyasının yeniden ilk derece mahkemesine gönderilerek esastan incelenmesi suretiyle menfi tespit talebinin değerlendirilmesine veya bu aşamada Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yargılamaya devamla işin esasına girilerek davacının borçlu olmadığına dair karar verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline, karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/12/2024 tarih, 2024/355 Esas ve 2024/1001 Karar sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :
Dava, icra takibi nedeniyle borçlu olmadığına dair menfi tespit talebine ilişkindir.
Davacı tarafından, aleyhine Tarsus İcra Dairesi'nin 2017/1528 Esas sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığı, aracın maliki olduğu ancak aracı bir yıllığına üçüncü kişiye kiraladığı, kiracının sorumlu olduğu ileri sürülerek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talep edilmiş, davalı ise davaya konu Tarsus İcra Müdürlüğü'nün takip dosyasının ilamlı takip olduğu, kesin hüküm bulunduğu savunularak davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş ve iş bu karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Tarsus İcra Dairesi 2017/1528 esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... tarafından, borçlu ... ve ... hakkında Tarsus 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2016/2 esas ve 2017/176 karar sayılı ilamına dayanılarak 43.094,68 TL'nin tahsili için takip yapıldığı, takibin kesinleştiği görülmüştür. Tarsus 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2016/2 esas ve 2017/176 karar sayılı kararının da 03/10/2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere göre, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, davacı tarafından davalı sigorta şirketinin rücu sebebine konu aracın maliki olduğu ancak aracı üçüncü kişiye kiraladığı, kiracının sorumlu olduğu, bu nedenle sorumluluğu olmadığı ileri sürülmüş olup, menfi tespit talebine konu icra takibin Tarsus 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/2 Esas 2017/176 Karar sayılı ilamına dayalı olduğu,
davacının bu alacak yönünden borçlu bulunmadığının tespitini isteyemeyeceği, bu durumda ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu, ( Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 26.04.2010 Tarih 2009/8086 Esas 2010/5030 Karar Sayılı İlamı ) davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Yukarıda belirtilen sebeplerle İlk Derece Mahkemesi'nce verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan Üye Üye Katip
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/749, K. 2025/1188, 11 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama