KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2024/1817 - 2025/1397 T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2025
- Esas no
- 2024/1817
- Karar no
- 2025/1397
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Dava tarihi
- 25/03/2021
- Karar tarihi
- 21/03/2024
- Numarası
- 2022/68 Esas - 2024/213 Karar
- Davanın konusu
- Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı
Karar Metni
1.362 kelime·7 dk okuma·7 bölüm
Yukarıda ilk derece mahkemesi ve dosya numarası yazılı hükme karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi.
DAVA
Davacı vekili özetle; davacı şirketin inşaat alanında faaliyet gösterdiğini, Ankara 66. Noterliği'nin 18/02/2014 tarih ve 3755 yevmiye nolu kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile ... parselde inşaat başladığını, bu inşaat için davalı şirketten malzeme aldıklarını, ancak davacı şirketin işinin iyi gitmemesi nedeniyle 2018 yılında davalı şirketin teminat istediğini, davacı şirketin de kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği kendisine düşen B Blok 47, 48, 49, 50 nolu bağımsız bölümleri davalı şirkete devrettiğini, ancak taşınmazların tapuda malik ... adına olduğundan onun tarafından devredildiğini,
davalı şirket ile arasında inanç sözleşmesi yapıldığını, bunu malik ...'in de bildiğini, tanık olarak dinleneceklerini, inanç sözleşmesinin yazılı olması gerekmediğini, delil başlangıcı ile ispatının mümkün olduğunu, davalının taşınmazlarda bir tasarrufta bulunmadığını, 47 nolu iş yerinin davacı şirket yetkilisi ... tarafından kiraya verildiğini, 48 nolu dairenin davacı şirketin ofisi olduğunu, 49 ve 50 nolu bağımsız bölümlerin de kiraya verildiğini, tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, aksi halde rayiç bedelinin tahsiline, taşınmazların devrinin önlenmesi için tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili özetle; davacı ile aralarında inançlı işlem olmadığını, davalı şirketin aidat vs. masraflarını ödediğini, davacının haksız olarak taşınmazları kiraya verdiğini, kiracıların müteahhidin kızı olduğundan kullanmasına göz yumulduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Ankara 12. AHM'nin 2021/262 Esas sayılı dosyasında açılan davada, dosya Ankara 35. AHM'ne devredilmiş, mahkemenin 2021/609 Esas, 2021/134 Karar sayılı kararı ile Asliye Ticaret Mahkemesi'ne görevsizlik kararı verilmiş kesinleşen dosya süresi içerisinde mahkemesine gönderilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARAR ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince, " 1-Davanın aktif husumet yokluğundan usulden reddine, 2-31.03.2021 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, " karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili özetle; 18/02/2014 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesinin 14. maddesinde yüklenici kooperatifin bu sözleşmeyi davacı şirkete devredebileceğinin düzenlendiğini, davacı şirketin ticari defterinde yapılan incelemede de bilirkişilerce inşaatın davacı şirketin yaptığının belirlendiğini, mahkemenin tanık dinletme talebini kabul etmediğini, davalının kestiği faturalardan işin davacı şirket tarafından yapıldığının anlaşıldığını, ayrıca sözleşme tarafı kooperatif ile davacı şirket arasında devir sözleşmesi olduğunu, kooperatifinin genel kurul kararında bu hususu belirttiğini, taraflar arasındaki protokolün inanç sözleşmesinin ispatı olduğunu, mahkemece tedbirin kaldırıldığını, tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Tapu kaydı, Ankara 66. Noterliği'nin 18/02/2014 tarih ve 3755 yevmiye nolu kat karşılığı inşaat sözleşmesi, keşif, bilirkişi raporu, 12/08/2023 tarihli protokol vs.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SEBEP
Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedelin tahsili istemine ilişkindir.
İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir.
İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) ve yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir.
6100 sayılı HMK'nun 202/2 maddesinde;"Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Yine aynı yasanın "Belge" başlıklı 199. Maddesinde; "Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir." düzenlemelerine yer verilmiştir.
Somut olayda; davacı şirket kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile kendisine düşen bağımsız bölümleri, inşaat malzemelerini temin ettiği davalı şirketin alacağına karşılık teminat talebi üzerine dava konusu taşınmazları teminat olarak devrettiğini, davalı şirketin söz konusu taşınmazları davacı şirkete devretmediğinden bahisle inanç sözleşmesine dayalı tapu iptal tescil, terditli olarak bedel isteminde bulunmuş, mahkemece davacı şirketin kat karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafı olmadığından bahisle davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Ne var ki mahkeme kararının yerinde olduğunu söyleme olanağı bulunmamaktadır.
Şöyle ki; dosyada mevcut Ankara 66. Noterliği'nin 18/02/2014 tarih ve 3755 yevmiye nolu kat karşılığı inşaat sözleşmesinin arsa malikleri ve dava dışı S.S ... Konut Yapı Kooperatifi arasında imzalandığı ancak sözleşmenin 14. maddesinde, "YÜKLENİCİ iş bu sözleşmedeki yükümlülüklerini (... İthalat İhracat ve Makina Sanayi Ticaret Limited
Şirketi hariç) üçüncü bir kişiye veya şirkete devir veya ciro edemez.
" düzenlemesine yer verildiği, söz konusu kooperatifin genel kurul kararlarında da inşaat işinin davacı şirkete bırakıldığına dair kararların bulunduğu, dosyada mevcut fatura ve evraklardan davaya konu taşınmazların kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında davacı şirket tarafından yapıldığının anlaşıldığı,
davacı şirket vekili tarafından sunulan 12/08/2023 tarihli "PROTOKOLDÜR" başlıklı, davacı ve davalı şirket yetkililerinin imzalarının bulunduğu yazılı belgede, dava konusu 49 ve 50 numaralı ticarethanelerin davacı şirket yetkilisinin göstereceği kişilere devredileceği, 48 numaralı bağımsız bölümün davacı şirket tarafından 250 ton demirin teslimi veya bedelinin ödenmesi halinde davacı şirket veya göstereceği kişilere devredileceğinin kararlaştırıldığı, 21/02/2024 tarihli celsede davalı tarafın protokoldeki imzaya itiraz edildiği, davacı tarafça imza incelemesi yapılmasının talep edildiği,
ancak mahkemece bu hususlar incelenmeksizin karar verildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılması gereken 12/08/2023 tarihli protokolün aslı getirtilip imza incelemesi yapılarak imzanın davalı şirkete ait olduğunun belirlenmesi halinde söz konusu protokolün inanç sözleşmesi olarak kabulü ile az yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler kapsamında davacının taleplerinin değerlendirilmesi,
protokoldeki imzanın davalıya ait olmadığının tespiti halinde ise, davacı tarafça sunulan fatura ve diğer belgelerin delil başlangıcı niteliğinde olup olmadığı değerlendirilmeli ve yukarıda açıklanan ilkeler gereğince delil başlangıcı halinde ispata dair delilleri toplanmalı, bunların da mümkün olmaması halinde davacı tarafın yemin deliline dayandığı anlaşılmakla yemin delili hatırlatılıp sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yeterli inceleme ve araştırma yapılmaksızın yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi yerinde olmadığı gibi taşınmazın devrinin önlenmesine dair tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Dava konusu... parselde kayıtlı B Blok 48, 49, 50 numaralı bağımsız bölüm niteliğindeki taşınmazların tapuda davalı şirket adına kayıtlı olduğu görülmekle ve dairemizin kaldırma kararının niteliği de gözetilerek dava konusu taşınmazların üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için tedbir kararı verilmesi gerekmiş, 47 numaralı bağımsız bölümün 16/08/2018 tarihinde dava dışı ... Petrol Nakliyat Tah. San. ve Tic. Ltd. Şti'ne devrettiği, dava tarihinde taşınmazın davalı şirket adına kayıtlı olmadığı anlaşılmakla bu taşınmaz yönünden tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Hal böyle olunca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece Mahkemesince verilen kararın yukarıda belirtilen gerekçelerle ve esaslı deliller toplanmadan ve delil değerlendirmesi hiç yapılmadan verilmiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a/6. bendi gereğince kaldırılarak dosyanın mahalline gönderilmesine, tedbir talebinin kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 06/11/2025
... Başkan ... e- imzalıdır ... Üye ... e- imzalıdır ... Üye ... e- imzalıdır ... Katip ... e- imzalıdır
¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-imza ile imzalanmıştır. ¸
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2024/1817, K. 2025/1397, 6 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama