KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Mahkemesi
- Karar tarihi
- 24 Kasım 2023
- Esas-Karar No
- 2021/1575 - 2023/1528
- Esas no
- 2021/1575
- Karar no
- 2023/1528
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 10/06/2021
- Numarası
- 2020/282 E. - 2021/211 K.
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali
Karar Metni
1.374 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/06/2021 Tarih ve 2020/282 Esas - 2021/211 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin 09, 35, 36. Sınıflarda tescili için yaptığı "..." ibareli marka başvurusunun, davalı Şirketin "..." ibareli markasına dayalı olarak yaptığı itiraz sonucu Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından 36. sınıf hizmetler yönünden kısmen reddediliğini, bu karara karşı yaptıkları itirazlarının da dava konusu YİDK kararıyla reddine karar verildiğini, oysa taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı gibi müvekkilinin "..." ibareli markası nedeniyle müktesep hakkının bulunduğunu, ayrıca redde mesnet davalı markasının kullanıldığının da ispat edilemediğini ileri sürerek, YİDK'ın 2020-M-6293 sayılı kararının iptaline ve başvurunun tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Şirket vekili, taraf markaları arasında, başvurunun reddedildiği 36. sınıf hizmetler yönünden, iltibas bulunduğunu, müvekkilini markasının tescil tarihi itibariyle kullanım ispatının zorunlu olmadığını, davacının müktesep hakkının da bulunmadığını, zira önceki markalarındaki asli unsurların dava konusu başvurudan farklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, dava konusu 36. sınıf hizmetlerin davalının redde mesnet markasının kapsamında aynen yer aldığı gibi tarafların marka işaretlerinin de işitsel, görsel ve anlamsal olarak benzer bulunduğu, her ne kadar davacıya ait 2011/76212 sayılı ve “...” ibareli markanın kapsamında redde konu 36. sınıf hizmetler yer alsa da, 2011/76212 sayılı markada “...” ve “...” ibarelerinin yer aldığı dolayısıyla, dava konusu “...” ibareli markada, davacıya ait eski markanın asli unsurlarının dava konusu başvuruda muhafaza edilmediğinden, müktesep hak koşullarının oluşmadığı, dava konusu YİDK kararının yerinde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, müvekkilinin dava konusu başvurusu ile redde mesnet davalı Şirket markası arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, davalı Şirketin redde mesnet markasını kullandığını da ispatlayamadığını, diğer yandan müvekkilinin 2011/76212 sayılı markası nedeniyle müktesep hakkının bulunduğunu ileri sürerek, ilk derce mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, marka başvurusunun kısmen reddine dair YİDK kararının iptali ve başvurunun tescil işlemlerinin devamına karar verilmesi istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden, davacının 25.04.2019 tarihinde 2019/41827 sayılı, "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğu, marka kapsamında 9.35 ve 36 sınıf mal ve hizmetlerin yer aldığı, davalı Şirketin 2016/100462 sayılı ve "..." ibareli markasına dayalı olarak yaptığı itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen kabul edilerek, SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca başvuru kapsamından 36. sınıf hizmetlerin çıkarıldığı, başvuru sahibi davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da YİDK'ın 2020-M-6293 sayılı kararı ile reddine karar verildiği, anılan kararının başvuru sahibi davacıya 27.07.2020 tarihinde tebliğ edildiği, işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 24.09.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesinin kabulü ve davacının istinaf itirazları gösterildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının "..." ibareli başvurusu ile davalı Şirkete ait "..." ibareli redde mesnet marka arasında, uyuşmazlık konusu 36. sınıf hizmetler yönünden, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacı yararına müktesep hak koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.
Gerek dava konusu başvuru, gerekse de redde mesnet markanın asli unsurları "..." kelimesinden oluşmakta olup, başvuruda ve redde mesnet markada yer alan diğer kelime ve unsurlar, yardımcı unsur niteliğindedir. Dava konusu başvurunun reddedildiği 36. Sınıf hizmetler redde mesnet marka kapsamında da aynen yer aldığından, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunduğu açık olup ilk derece mahkemesinin bu yöndeki kabulü Dairemizce de yerinde bulunmuştur Ayrıca, davacının davalı Kurum nezdinde ileri sürmediği kullanım ispatı talebinin işbu davada dinlenmesi mümkün olmadığından, ilk derece mahkemesinin bu iddia yönünden bir değerlendirme yapmamasında da bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bununla birlikte, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19.09.2008 tarih ve 2007/7547 E.-2008/10251 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kazanılmış hakkın varlığının kabulü için, kazanılmış hakka dayanak teşkil eden tescilli marka ile yeni markadaki ibarelerde, asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markanın en azından hükümsüzlük davası açılabilecek kadar belli bir sürede çekişmesiz şekilde kullanılması, karşı taraf markalarına yanaşma niyeti olmadan ve iltibas tehlikesi yaratmayacak şekilde, eski ve yeni markalar arasında işletme ile bağlantının ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunmuş bulunması, yeni markada kazanılmış hak iddia edilen markaya nazaran emtia kapsamının genişletilmemiş olması şartlarının bir arada bulunması gerekmektedir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, davacının dava konusu başvuru yönünden, müktesep hak oluşturduğunu iddia ettiği 2011/76212 sayılı markasının "..." ibarelerinden oluştuğu, "..." ibaresinin davacının çatı markası olduğu, "..." ibaresinin de anılan markanın tescilli olduğu mal ve hizmetler bakımından ayırt ediciliği bulunmayan veya düşük olan tali unsur niteliğinde bulunduğu, bu duruma göre 2011/76212 sayılı davacı markasının asli unsurunun dava konusu başvuruda olduğu gibi "..." ibaresinden oluştuğu, uyuşmazlık konusu 36. sınıf hizmetlerde de tescilli bulunan anlan davacı markasının uzun süreli kullanım şartını da sağladığı,
davacının markasını, davalı markasına yanaştırmaya da çalışmadığı, dolayısıyla davacının 2011/76212 sayılı markasından kaynaklanan müktesep hakkı nedeniyle dava konusu başvuruyu tescil ettirebileceği kanaatine varıldığından, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde bulunmamıştır.
Davacı tarafça YİDK kararının iptali ile birlikte, dava konusu marka başvurusunun tescili işlemlerinin devam edilmesi yönünde karar verilmesi talebinde de bulunulmuştur. 6769 sayılı SMK kapsamında mahkemelere tescil isteminin kabulü ya da reddi yönünde tanınmış bir yetki bulunmamaktadır. Tescil işlemi idari nitelikte bir işlem olup Kurul kararının kabulüne bağlı doğal bir sonuçtur.
Yine davacının tescil işlemlerine devam edilmesine karar verilmesi istemi ayrı bir dava olarak değerlendirilemez. Bu nedenledir ki, açılan davada iki ayrı talebin olduğu ve başvurunun tescil işlemlerinin devamına yönelik isteminde reddedildiği gerekçesiyle davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemez.
Dolayısıyla Dairemizce davacının başvurunun tescil işlemlerinin devamına yönelik talebin reddine karar verilmiş, ancak bu nedenle davalılar yararına yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Yargıtay'ın emsal uygulaması da bu yöndedir (Yargıtay HGK.'nın 22.03.2017 gün ve 2017/11-78 E.-521 K.)
Bu itibarla, ilk derece mahkemesince, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında, uyuşmazlık konusu 36. sınıf hizmetler bakımından, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas koşulları oluşmasına rağmen, davacının 2011/76212 sayılı markası nedeniyle dava konusu başvuru üzerinde müktesep hakkı bulunduğundan, redde mesnet markanın dava konusu başvurunun tesciline engel olamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber,
kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/12/2023
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2021/1575, K. 2023/1528, 24 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama