KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Vekili Davalı
- Karar tarihi
- 24 Ocak 2025
- Esas-Karar No
- 2022/1259 - 2025/114
- Esas no
- 2022/1259
- Karar no
- 2025/114
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 24/12/2020
- Numarası
- 2020/175 E. - 2020/379 K.
- Davacılar
- —
- Davanın konusu
- YİDK Marka Kararı İptali, Hükümsüzlük
Karar Metni
1.328 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/12/2020 tarih ve 2020/175 E. - 2020/379 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkili şirketin 2008/55255, 2000/04179, 2011/110596, 103490, 98/013222, 99/004781, 2001/05921, 2011/110650, 2011/110645, 2011/110653, 2011/110657, 2011/110663, 2005/37670, 2009/04690, 2011/110675, 2016/39889 sayılı ve "...", "... ..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin, bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “... ...+şekil” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2019/06699 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu,
ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkillerine ait “...” ve “... ...” markalarının tanınmış marka olarak kabul edildiğini, “...” ibareli markanın 29. Sınıfa bağlı eşyalar ve hizmetler için tescil ettirilmek istendiğini, davalının üçüncü kişileri yanıltmak amacı ile müvekkillerine ait markaların tanınmışlığından haksız bir şekilde yararlanma amacı taşıdığını, başvuru markasının esas unsurunun ‘...’ ibaresi olduğunu, başvuruda hem görsel hem de işitsel olarak tüketicinin kulağında kalan sesin “...” olacağını,
tüketici grubunun aynı olduğunu, müvekkilleri markasında yer alan “...” ibaresinin ayırt edici unsur haline geldiğini ve markanın esaslı unsuru olduğunu, başvuru markasında yer alan “M" ibaresinin amblem/logo tasarımı, "..." ibaresinin ise çatı/şemsiye markası, "..." ibaresinin ürünün cinsine, vasfına ve özelliğine yönelik niteleme sıfatı, "..." ibaresinin ise slogan ibaresi olarak kullanıldığını, başvuru markasının müvekkillerine ait “..." tanınmış markalarından farklılaştıramadığını ileri sürerek 2020-M-3699 sayılı YİDK kararın iptaline,
dava konusu marka tescil edilmiş ise tescil edilen markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, taraf markaları incelendiğinde, karşılaştırılan ibarelerin karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde benzer olmadığını, gösterilen markaların görsel, işitsel ve kavramsal yönden bütünsel olarak bıraktıkları izlenim itibariyle önemli farklılıklar içerdiğini, ... ibaresinin günlük dilde sıklıkla kullanılan, tüketicilerin sürekli maruz kaldıkları bir ibare olduğunu, tüketicilerin bu ibareyi duyduklarında herhangi bir işletme ile ilişkilendirmesinin mümkün olmadığını, ... ibaresinin tescil edilmiş olsa bile bir başka markanın tesciline her durumda engel olmayacağını, başvuru markasında ... ... ibaresinin ürüne vurgu yaptığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin tanınmış marka sahibi olduğunu, başvuru markasının iltibas yaratmadığını, tanınmış marka olan ... ibaresinin müvekkilinin tüm ürünlerinde kullanıldığını, davaya konu markanın şekil ve kelime kombinasyonundan oluştuğunu, süt sektöründe üretim yapan ve tüm ürünlerinin en temel özelliği ve ham maddesi olduğunu, ... renkli olan piyasada ... peynir çeşidi içerisinde geçen ... kelimesinin davacının tekeline alınmaya çalışıldığını, her iki davacının ... kelimesini içeren marka alabilmesinin, kullanabilmesinin aslında ... kelimesinin herkesin kullanımına açık olduğunun kanıtı olduğunu, taraf markalarının sesçil olarak benzer olmadığını, davacıların kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu başvurunun “... ... + şekil” ibaresinden oluştuğu, kapsamında 29. Sınıftaki "Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar.
Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları.
Patates cipsleri" mallarının bulunduğu, itiraza dayanak markanın ise "...", "... ..." ibarelerinden meydana geldiği ve koruma kapsamlarında 05, 29, 30, 31, 32, 35. sınıflardaki mal ve hizmetlerin yer aldığı, başvuru kapsamındaki 29. Sınıftaki malların itiraza dayanak markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı/aynı tür/benzer oldukları, davalı markası ile davacılardan ...’e ait markaların düşük düzeyde görsel benzerlik barındırdığı, ibarelerin söyleniş tarzları, kulakta bıraktıkları tını, ses uyumları, vurguları gözetildiğinde başvuru markası ile redde mesnet markalar arasında orta düzeyde işitsel benzerlik olduğu,
taraf markaları arasında kavramsal olarak da benzerlik bulunduğu, davacının önceye dayalı kullanım olarak ileri sürdüğü kullanımların, karıştırılma ihtimaline ilişkin değerlendirmelerde dikkate alınan tescilli markalar ile uyumlu olduğu, tanınmışlık iddiasının ispatı için sunulan deliller incelendiğinde markanın peynir ürünlerine özgü olduğu, çekişme konusu olan malların içinde et ürünleri, bitkisel yağlar, konserveler, kuru yemişler, yumurtalar ve patates cipsleri gibi malların bulunduğu,
belirtilen mallar doğrudan davacı markalarının tanınmış olduğu peynir ürünleri olmasa da aynı yerlerde satışa sunulmaları, reyonların birbirine son derece yakın olması karşısında belirtilen tanınmışlık düzeyinden kaynaklı olarak tescil engelinin oluşması söz konusu olabileceği, davalı şirketin kötüniyetli olmadığı gerekçesi ile Davacı ... ... Et ve Un San.A.Ş. tarafından açılan davanın reddine, davacı ...
Mamülleri San.A.Ş. tarafından açılan davanın kabulüne, YİDK'nin 2020-M-3699 sayılı kararının iptaline, 2019/06699 sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, marka benzerlik değerlendirmesinin markanın bütüncül olarak bıraktığı intiba göze alınarak görsel, işitsel ve anlamsal yönlerden yapılması gerektiğini, “... ...” kelime unsurlarından oluşan başvurunun davacı markalarından tamamen farklı bir çağrışımı olduğunu, karşılaştırılan ibarelerin karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde benzer olmadığını, davacıya ait “...” ibaresini taşıyan itiraz konusu markaların, ayırt edici niteliğinin düşük bulunduğunu, “...” ibaresi tescil edilmiş olsa bile bir başka markanın tesciline her durumda engel olamayacağını, bütüncül olarak değerlendirildiğinde,
“...” ibaresinin ön planda konumlandırılmadığını, her iki taraf markanın ilk bakışta farklı işletmelere ait iki farklı marka olduğunun ilgili tüketici kitlesi tarafından algılanacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali ve markanın sicilden terkini istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi anlamında tescili istenen marka ile tescilli markalar arasında karıştırılma ihtimaline yol açacak ölçüde benzerlikten bahsedilmek için üç ayrı ihtimalin varlığının söz konusu olması gerektiği, buna göre; markalar arasında ayniyet, ürünler arasında benzerlik bulunması, markaların benzer, ürünlerin aynı olması, markaların benzer ve ürünler arasında da benzerlik bulunması şeklinde üç ayrı ihtimalin varlığının söz konusu olduğu,
ayrıca 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi anlamında markaların karıştırılmasından söz edebilmek için, hedef tüketici kitlesi nezdinde, tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerektiği, karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacağı, karıştırma ihtimalinin tespitinde,
marka olarak kullanılan ibare ve şekillerin birbirlerine benzerlikleri, bütüncül bir bakış açısıyla görsel, kavramsal ve sesçil açıdan değerlendirilmesi gerektiği, önemli olanın bütüncül bir yaklaşım sonucu oluşan genel intiba olduğu, somut olayda, dava konusu başvurunun “... ... + şekil” ibaresinden oluştuğu, kapsamındaki malların, itiraza dayanak markaların koruma kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin aynı/aynı tür/benzer oldukları, davalı markası ile davacılardan ...’e ait ... esas unsurlu markalar arasında SMK’nın 6/1.maddesi hükmü anlamında ortalama tüketiciler tarafından karıştırılma ihtimali ve/veya tehlikesi olduğu,
davacı ...'ün ... esas unsurlu markalarının peynir ürünlerine özgü olduğu, çekişme konusu olan malların içinde et ürünleri, bitkisel yağlar, konserveler, kuru yemişler, yumurtalar ve patates cipsleri gibi malların bulunduğu, belirtilen mallar doğrudan davacı markalarının tanınmış olduğu peynir ürünleri olmasa da aynı yerlerde satışa sunulmaları, reyonların birbirine son derece yakın olması karşısında belirtilen tanınmışlık düzeyinden kaynaklı olarak tescil engelinin oluşması söz konusu olabileceği anlaşılmakla, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/01/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1259, K. 2025/114, 24 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama