KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Mahkemesi Davacı Vekili
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 11 Ekim 2024
- Esas-Karar No
- 2022/1305 - 2024/1606
- Esas no
- 2022/1305
- Karar no
- 2024/1606
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 02/02/2022
- Numarası
- 2021/241 E. - 2022/38 K.
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali
Karar Metni
886 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/02/2022 tarih ve 2021/241 E. - 2022/38 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin, tıbbi estetik alanında 4 kuşaktır hizmet veren 120 yılı aşkın deneyime
sahip bir Şirket olduğunu, müvekkiline ait "www.....com.tr" adlı web sitesinden dermo kozmetik ürünlerin ticaretinin yapıldığını, müvekkili markasının dünya çapında ve Türkiye’de bilindiğini, dünya çapındaki tescillerle "..." esas
unsurlu markalarının gerçek hak sahibinin müvekkil olduğunu, bu kapsamda davaya konu 2020/35155 sayılı "
..." sayılı marka başvurusunu yaptığını, davalı Şirketin "..." ibareli markalarına dayalı olarak müvekkili başvurusuna itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından 2012/68995 sayılı markaya dayalı itirazın yerinde görülerek müvekkili başvurusunun reddine karar verildiğini, müvekkilinin bu karara yönelik itirazının ise YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkili başvurusu ile redde mesnet marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olmadığını, marka işaretlerinin birbirlerinden farklı bulunduğunu, SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-5307 sayılı kararının iptaline
karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, taraf markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, dava konusu marka başvurusundan çıkartılan mallar ile redde mesnet marka kapsamında yer alan malların aynı, aynı tür veya benzer olduğu, dava konusu marka başvurusunun esaslı unsurunun "...", redde mesnet markanın esaslı unsurunun ise "..." ibaresinden oluştuğu, karşılaştırılan esas unsurların görsel ve işitsel olarak benzer bulunduğu, esas unsurlar arasındaki tek farkın redde menet markada fazladan bulunan "V" harfi olduğu, bu farklılığın markalar arasındaki benzerliği bertaraf etmeye yetecek somut ayırt edici gücünün bulunmadığı,
her ne kadar markalar arasında "I" ve "İ" harflerinden kaynaklı başka bir farklılık daha bulunsa da, bu harflerin aynı harfin noktalı ve noktasız biçimleri olması nedeniyle markalara ciddi surette farklılık kattıklarının söylenemeyeceği, karşılaştırılan markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu,
davacı vekili her ne kadar davaya konu marka başvurusuna ilişkin olarak gerçek hak sahibi olduğunu ve söz konusu markanın tanınmış bulunduğunu ileri sürmüşse de, davalı ...'in SMK m.6/1 hükmü kapsamında ve nisbi tescil engeli bağlamında yaptığı değerlendirmede, gerçek hak sahipliği ve tanınmışlık iddialarını değerlendirme yükümlülüğü bulunmadığı, bu nedenle dava konusu marka başvurusu bakımından davacının gerçek hak sahibi olduğu veya davacı markasının tanınmış bulunduğu iddialarından bahisle SMK m.6/1 hükmünde düzenlenen nisbi tescil engelinin aşılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, başvuruya konu marka ile redde mesnet marka arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğu yönündeki değerlendirmenin hukuka aykırı bulunduğunu, mahkeme kararının gerekçesinde belirtilenin aksine markaların esaslı ve ayırt edici unsurlarının birbirinden farklı olduğunu, müvekkili başvurusunda stilize edilmiş bir logonun da yer aldığını, bu logonun başvurunun asli unsurunu oluşturduğunu, mahkemece yapılan hatalı değerlendirmelerin aksine müvekkil markasının esaslı unsurunun "..." ibaresinden değil, "..." figüratif unsur ile birlikte "..." ibaresinden meydana geldiğini,
redde mesnet markanın ayırt ediciliğinin de düşük bulunduğunu, bu haliyle taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak farklılaştığını, markaların hitap ettikleri tüketici kitlesi nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açacak nitelikte benzer olmadığını, bilirkişi deliline dayanmalarına rağmen mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın hüküm kurulmasının da hatalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "...+şekil" ibareli başvuru ile redde mesnet 2012/68995 sayılı "... ..." ibareli marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu,
zira başvuruda asli unsur olarak kullanılan "..." ibaresi ile redde mesnet markanın asli unsurunu teşkil eden "..." ibaresi arasında yüksek düzeyli görsel ve işitsel benzerlik olduğu, başvuruda yer verilen şekil unsurunun da ayırt ediciliği sağlamaya yeterli olmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11 E., 2016/778 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi iltibas değerlendirmesi,
hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, mahkemece bilirkişi raporu alınmamasında da bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/10/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1305, K. 2024/1606, 11 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama