KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Mahkemesi Davacı
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 11 Ekim 2024
- Esas-Karar No
- 2022/1306 - 2024/1607
- Esas no
- 2022/1306
- Karar no
- 2024/1607
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 14/04/2022
- Numarası
- 2021/202 E. - 2022/129 K.
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
738 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/04/2022 tarih ve 2021/202 E. - 2022/129 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkili adına tescilli 2019/34037 sayılı "..." ibareli markanın bulunduğunu, davalı Şirketin ise 2019/125194 sayılı "... ..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, markalar arasındaki tek farkın "e" ve "u" harflerinden kaynaklandığını, markalar arasında işitsel anlamda benzerlik bulunduğunu, "..." harflerinin taraf markaları arasında yeterli farklılık yaratmadığını, bu ibarenin dava konusu başvuruda tali unsur olarak kullanıldığını,
markaların esas unsurlarının "...-..." ibareleri olması nedeniyle taraf markaları arasında işitsel ve anlamsal benzerlik bulunduğunu ileri sürerek, 42. sınıf hizmetler yönünden YİDK'in 2021-M-3811 sayılı kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini
talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, müvekkilinin 2006 yılından beri "... ..." markasını nizasız ve fasılasız olarak kullandığını, yoğun kullanımları sonucunda markasını tanınır hale getirdiğini, müvekkili markasının aynı zamanda 2006/61527 sayısı ile 01, 17 ve 35. sınıf mal ve hizmetlerde tescilli olduğunu, dolayısıyla anılan markadan kaynaklı olarak müktesep hakkının bulunduğunu, müvekkilinin seri marka yaratma çabası içinde olduğunu, taraf markaları arasında hiçbir benzerliğin bulunmadığını, müvekkili markasının bütün olarak ayırt ediciliğinin bulunduğunu, davacı markasının asli unsurunun şekil unsuru olduğunu, taraf markalarının kapsamlarının da birbirinden farklı bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, dava konusu 2019/125194 sayılı marka başvurusu kapsamında yer alan 42. sınıftaki hizmetlerin davacı markasının kapsamında yer alan mal ve hizmetlerle benzer olduğu, bununla birlikte taraf marka işaretleri arasında görsel, işitsel ve kavramsal unsurların yarattıkları bütünsel algı itibariyle, ilgili tüketici kitlesi nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerliğin mevcut olmadığı, davalının 2006/61527 sayılı markasından kaynaklanan müktesep hakkının bulunmadığı, davacının dava konusu ibare üzerine fiili kullanıma dayalı üstün bir hakkının mevcut olmadığı, davalı Şirketin başvurusunun kötü niyetli olarak da değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, taraf markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğunu, zira taraf marka işaretlerinin aynı/ayırt edılemeyecek derecede benzerlik olduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda yer alan davalı Şirkete ait markanın "..." şeklinde algılanacağı yönündeki görüşün isabetli olmadığını, dava konusu başvuruda yer alan "...." ibaresinin, başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığını, taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresine ilişkin değerlendirmenin de hatalı biçimde yapıldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "... ...." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olmadığı,
zira dosyada mevcut bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin, profesyonel kelimesinin kısaltması olarak yaygın biçimde kullanılan bir ibare olduğu gibi kavramsal olarak da marka işaretlerinin benzemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/10/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1306, K. 2024/1607, 11 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama