KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Mahkemesi
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2024
- Esas-Karar No
- 2022/1680 - 2024/1859
- Esas no
- 2022/1680
- Karar no
- 2024/1859
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
- Tarihi
- 23/09/2021
- Numarası
- 2021/97 E. - 2021/307 K.
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
697 kelime·3 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/09/2021 tarih ve 2021/97 Esas - 2021/307 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, aynı ibarenin müvekkilinin ticaret unvanının asli unsurunu da oluşturduğunu, davalı gerçek kişinin "..." ibareli başvurusuna yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkiline ait gerek "..." gerekse de "..." ve "..." ibareli markaları arasında iltibas koşullarının oluştuğunu, müvekkilinin markları tanınmış olduğundan, dava konusu başvurunun haksız yarar sağlayacağını, müvekkilinin markalarının ayırt ediciliğinin zarar göreceğini,
dava konusu başvurunun müvekkiline ait ticaret unvanı arasında da iltibas bulunduğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2021-M-445 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, dava konusu 2020/21814 sayılı "..." ibareli başvuru markası ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markalar arasında, emtia benzerliği bulunmasına rağmen, marka işaretleri arasında iltibasa neden olabilecek bir benzerlik bulunmadığından, iltibas koşullarının oluşmadığı, davacının markasının tanınmışlığından ve ticaret unvanından kaynaklı tescil engelinin de oluşmadığı, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, dava konusu "..." ibareli başvuru ile müvekkiline ait "..." asıl unsurlu markalar arasında yüksek düzeyde benzerlik bulunduğunu, markalar arasında iltibas koşullarının oluştuğunu, dava konusu başvurunun asli unsuru olan "..." hecesinin müvekkili adına tescilli bulunan "..." ve "... " ibareli markaların ilk hecesi ile aynı olduğunu, müvekkilinin kendi adına tescilli markasının ilk hecesinin yanına eklemeler yaparak seri markalar oluşturduğunu, dava konusu başvurunun da müvekkilinin bu tarzda oluşturulan seri markası olarak algılanacağını, müvekkilinin "..." markasının tanınmış olduğunu,
dava konusu başvurunun bu tanınmışlıktan haksız yarar sağlayacağını, başvurunun SMK'nın 6/6 maddesi uyarınca da tescili engeli bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olmadığı,
zira karıştırılma tehlikesinin değerlendirilmesinde markaların hecelerine parçalanarak yapılamayacağı ve bir bütün olarak dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından davacı markalarının tanınmış olmalarının da başvurunun reddini gerektirmediği, aynı nedenle SMK'nın 6/6 maddesi koşullarının da oluşmadığı,
ayrıca davacının davalının Kurum nezdindeki itirazlarında ileri sürmediği ancak dava dilekçesinde dayandığı "..." ve "..." ibareli markalarının davadaki hükümsüzlük istemi bakımından dikkate alınabilecek olması ve dava konusu başvurunun tescil edilmemesi karşısında ilk derece mahkemesince bahsi geçen markalar yönünden bir değerlendirme yapılmamasının sonuca etkili bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :18/12/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1680, K. 2024/1859, 22 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama