KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi
- Karar tarihi
- 29 Kasım 2024
- Esas-Karar No
- 2022/1707 - 2024/1932
- Esas no
- 2022/1707
- Karar no
- 2024/1932
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 09/02/2022
- Numarası
- 2021/125 E. - 2022/49 K.
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali
Karar Metni
2.392 kelime·12 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09/02/2022 Tarih ve 2021/125 Esas - 2022/49 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin 1995 yılında sakız üretimiyle ticari faaliyetlerine başladığını, ilerleyen yıllarda "..." markası altında yumuşak şeker üretimine geçtiğini, "..." ibareli seri markalarının bulunduğunu, müvekkilinin yine "..." ibaresini de içeren bir ambalaj şekli için 2020/30804 sayılı marka başvurusunu yaptığını, davalı Şirketin SMK'nın 6/3 ve 6/9 maddelerine dayalı olarak müvekkili başvurusuna itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından bu itirazın reddine karar verildiğini, ancak davalının yeniden inceleme talebinin, YİDK tarafından kabul edildiğini ve müvekkili başvurusunun reddedildiğini,
müvekkili başvurusunda "pembe ve beyaz" anlamına gelen "..." ibaresini tercih etmesinin işin doğası gereği olduğunu, sektörde pek çok aktörün yumuşak şeker/marşmelov ürünlerinin ambalajlarında ve markalarında aynı renkleri tercih ettiğini, yani bu renklerin marşmelow ürünü ile özdeşleştiğini, ayrıca pek çok üreticinin "..." ibarelerini bu üründe markasal hüviyette kullandığını, dolayısıyla bu kelimelerin kimsenin tekelinde olmadığını, itiraz dosyasına sunulan belgelerin, davalının gerçek hak sahibi olduğunu ileri sürdüğü ambalaj şeklinin markasal olarak kullanıldığını ispatlamaya yeterli bulunmadığını,
bir an için aksi kabul edilse dahi söz konusu işaret ile dava konusu edilen işaretin birbirlerinden farklı olduğunu, müvekkili markasında kullanılan işaretin özgün bulunduğunu, davalının "..." markasına yaptığı medya yatrımlarının ve bu markanın pazar hacminin, çatı marka için yapılmış olduğunu, uyuşmazlık konusu ambalaj şekli için bu yatırımların yapıldığının ispat edilemediğini, yine delil olarak sunulmuş olan kamuoyu araştırmalarının da "..." markasına ilişkin bulunduğunu, dava konusu edilen ambalaj şeklinin davacı adına 2019/00120 numaralı tasarım kapsamında tescilli olduğunu, davalının,
marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna dair herhangi bir delil sunmamasına rağmen, müvekkili başvurusunun kötü niyetli yapıldığına karar verilmesinin de hatalı bulunduğunu, asıl davalı Şirketin kötü niyetli hareket ettiğini ileri sürerek, YİDK’in 2021-M-1799 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, diğer davalı Şirketin "..." çatı markası altında "... ..." ibaresini içeren şekerleme ürününü, dava konusu başvuru tarihinden önce Türkiye’de ticaret alanında kullandığı yönünde yeterli belge ve delilin sunulduğunu, ayrıca, dava konusu işaret ile davalı firma tarafından önceden kullanılan işaret arasında genel görünüm ve kompozisyon açısından benzerlik bulunduğunu, davacının aynı sektörde faaliyet gösteren ve sektörde önemli bir konuma sahip olan markadan ve bu marka altında sunulan ürün ambalaj görünümünden haberdar olmaksızın tesadüf eseri dava konusu marka başvurusunu yapmış olmasının beklenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ...
Gıda Sanayi Anonim Şirketi vekili, Avrupa ve Amerika’da olduğu gibi Türkiye’de de tüketici nezdinde özellikle şekerleme denince ilk akla gelen markanın "..." markası olduğunu, dava konusu başvuruda, müvekkili ile özdeşleşmiş silindir şekerleme figürlerine yer verildiğini ve bu şekerlemelerin renklerinin dahi aynı seçildiğini, ayrıca işaretlerde geçen "..." ibaresinin de birebir aynı olduğunu, dava konusu başvuruda kullanılan işaret üzerinde müvekkilinin önceki kullanımlara dayanan gerçek hak sahipliğinin bulunduğunu, davacının başvuru konusu işareti seçerken iyi niyetli olmadığını,
zira tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdiklerini ve davacının, müvekkili markalarından ve ürün ambalajlarından haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı bulunduğunu, davacının "..." çatı markasının yazılım stilinde dahi müvekkilinin "..." çatı markasına benzemeye/yakınlaşmaya çalıştığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davalı Şirketin marka işlem dosyasına, eskiye dayalı yoğun ve ciddi kullanımını tevsik eder mahiyette yeterli nitelikte ve nicelikte delil sunduğu, bu delillerden davalının, "... ... ... ..." görselli ambalaj şekline, ciddi, yoğun ve yaygın kullanım sonucunda markasal hüviyette korunması gereken bir ekonomik değer kazandırdığının ispat edilebildiği, tarafların dava dosyasına yansıtılan önceki marka tescillerinden, işaretlerde geçen ".../..." ibarelerinin, tarafların “çatı markası” olduğunun tespit edildiği,
dolayısıyla bu kelimelerin karşılaştırılan işaretlerin esas unsurları olamayacakları ve işaretlere kattıkları ayırt ediciliğin arka planda kaldığı, davalının ilgili piyasada lider konumda bulunduğu, piyasa liderinin ürünlerini sunuş biçiminin/ambalajlarında kullandığı kompozisyonun/tanıtma vasıtasının piyasadaki diğer aktörler tarafından örnek alınmasının, sıklıkla karşılaşılan bir durum olduğu, karşılaştırılan işaretlerde ambalaj zeminine yayılmış ürün görsellerinin, "..." ibarelerinin, ambalajların aynı yerinde ürün şeklinden tasarlanmış bir çizgi/kurgusal karakterin aynı biçimde kullanılmasının da bundan kaynaklandığı,
bu benzerliklerin teknik bir zorunluluktan kaynaklanmadığı, ortada teknik bir zorunluluk yokken ve sayısız kompozisyonun seçilmesi özgürlüğü mevcut iken, davacının dava konusu edilen ambalaj şekli markasında, davalının tescilsiz olarak kullandığı ambalaj şekli tanıtma vasıtasının genel görünümüne, kompozisyonuna, imajına yaklaştığı, markalardaki bu yakınlaşmanın, potansiyel müşterilerin (bilhassa çocukların) daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yaptıkları ve bu nedenle de markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları gerçeği gözetildiğinde,
markalar arasında karıştırılma ihtimalini doğurduğu, davacının markasını tescil ettirmek istediği “şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler” malları ile davalının markasını tescilsiz olarak kullandığı tespit edilen “yumuşak şekerlemeler, ...” emtiasının aynı/benzer/türdeş emtialar olduğu,
dava konusu “Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler” malları açısından SMK'nın 6/3 hükmü uyarınca, davalı Şirketin gerçek hak sahipliği iddiasından kaynaklı olarak davacıya ait marka başvurusunun tescilini engelleyebileceği, sair davaya konu emtialar bakımından ise davalı şirketin bu yönde bir üstün hakkının bulunmadığı, davacının, davaya konu marka başvurusu kapsamında kalan bir kısım emtialar bakımından, davalı şirketi önceki tarihli tescilsiz kullanımına dayalı gerçek hak sahipliğinin bulunduğu,
bunun haricinde, davacının spekülasyon, engelleme, tuzak, şantaj gibi ticari dürüstlük kuralları ile bağdaşmayan bir kasıtla hareket ederek dava konusu marka tescil başvurusunda bulunduğuna ilişkin yeterli nesnel olgunun marka işlem dosyasında bulunmadığı, 4721 sayılı TMK m.3 hükmü uyarınca asıl olanın "iyi niyet" olduğu, davacının kötü niyetli olarak dava konusu marka tescil başvurusunda bulunduğuna ilişkin marka işlem dosyasında yeterli ispat aracı bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, "Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler.
Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar.
Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez." malları bakımından 2021-M-1799 sayılı YİDK kararının iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, davalı Şirket tarafından itiraza dayanak görselin, SMK'nın 6/3 maddesi kapsamında kullanıldığının ispat edilemediğini, buna rağmen mahkemece "Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler" malları yönünden davalının eskiye dayalı kullanımının kabul edildiğini, ancak hangi delillerden bu tespitin yapıldığının açıklanmadığını, yabancı dilde sunulan delillerin incelenmesinin mümkün olmadığını, davalı Şirketin ... GMBH ile organik bağını kanıtlayamadığını, müvekkili marka başvurusu ile davalı Şirketin kullandığını iddia ettiği görselin benzer olmadığını, taraf markalarında yer alan "..." ve "..." ibarelerinin çatı marka olarak değerlendirilemeyeceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, davalı Şirketin "..." çatı markası altında "... marsmallows" ibaresi içeren şekerleme ürününü, dava konusu başvuru tarihinden önce Türkiye'de ticaret alanında kullandığını ispat ettiğini, ayrıca başvuru konusu işaret ile davalı tarafından önceden kullanılan işaret arasında genel görünüm ve kompozisyon açısından benzerlik bulunduğunu, "... marsmallow" ibarelerinin her iki işarette de ortak olarak yer aldığı gibi ilgili ürün ambalaj şekilleri arasında da şekerlemelerin silindir biçiminde olması,
şekerlemelerin renkleri, orta kısımda yer alan ve sağ alt kısımda bulunan kurgusal karakter figürü bakımından benzerlik olduğunu, bu hususların yanı sıra davalı tarafından sunulan şekerleme türündeki ürünlerin çatı markası olan "..." markasının, ilgili sektörde önemli pazar payına ve bilinirlik düzeyine sahip bulunduğunu, davacının aynı sektörde faaliyet gösteren ve sektörde önemli bir konuma sahip olan davalı markasından ve bu marka altında sunulan ürün ambalaj görünümünden haberdar olmaksızın tesadüf eseri işbu davaya konu başvuruyu yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,
dolayısıyla dava konusu başvurunun iyi niyetli kabul edilemeyeceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
1-Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvuru kapsamında yer alan "Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler.
Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Sakızlar.
Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez." malları yönünden SMK'nın 6/3 maddesi koşullarının oluşmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının da ispat edilemediği anlaşılmakla davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; davacı Şirketin 2020/30804 sayılı "... ...+şekil" ibareli marka başvurusu, SMK'nın 6/3 ve 6/9 maddeleri kapsamında davalı Kurum tarafından reddedilmiş, bu kararın iptali için açılan eldeki davada ilk derece mahkemesince, dava konusu başvurunun kötü niyetli olmadığı, ancak başvuru kapsamında yer alan "Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler" malları yönünden SMK'nın 6/3 maddesi koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
6769 sayılı SMK'nın 6/3. maddesinde düzenlenen "gerçek hak sahipliği" ilkesi uyarınca, önceye dayalı hak sahipliğine dayanılabilmesi için, marka başvurusundan önce tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetler bakımından, işaretin yerelden daha geniş coğrafyada ve ciddi surette markasal kullanılması, bu kullanımla markaya konu işarete belirli ölçüde ayırt edici nitelik kazandırılması gerekmektedir. Markanın münferit kullanımları ile başvuru kapsamı dışında kalan mal ve hizmetler yönünden kullanımlar, ilgilisine önceye dayalı hak sahipliği vermeyecektir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2018/2275 Esas, 2019/3674 Karar ve 13/05/2019 tarihli kararı da bu yöndedir.
Somut uyuşmazlıkta, davalı tarafından işlem dosyasına sunulan delillerle, davalının itirazına mesnet görselin, dava konusu başvuru tarihinden önce SMK'nın 6/3 maddesi kapsamında kullanıldığı ispat edilmiştir. Bu itibarla, davalının SMK'nın 6/3 maddesi kapsamında kullandığı kabul edilen işaret ile dava konusu başvurunun karşılaştırılması gerekmektedir.
Dava konusu başvuru, pembe bir zemin üzerine konuşlandırılmış "...", "...", "..." ibarelerinden, pembe ve beyaz renkli ... olarak bilinen birden fazla ürün görselinin elips şeklinde çerçevelenmiş bir resminden ve işaretin sağ alt tarafına yerleştirilmiş, ... ürününden oluşturulmuş kurgusal iki karakterden müteşekkil bir ürün ambalaj
şeklinden oluşmaktadır. Davalının tescilsiz olarak kullandığı işaret de; mor-lacivert tonlu bir zemin üzerine
konuşlandırılmış "...", "...", "..." ibarelerinden, pembe ve beyaz renkli ... olarak bilinen birden fazla ürün görselinin dikdörtgen şeklinde çerçevelenmiş bir resminden ve yine işaretin sağ alt tarafına yerleştirilmiş, ... ürününden oluşturulmuş kurgusal bir karakterden müteşekkil bir ürün ambalaj
şeklidir. İşaretlerde kullanılan "..." ile "..." ibareleri, ambalaj zeminine konuşlandırılmış çok sayıda ürün görseli ve sağ alt tarafa yerleştirilmiş, ürün şeklinden oluşan çizgi karakter kurgusu, işaretlerde ortaktır. Karşılaştırılan işaretler,
ambalajın zemin rengi, "...-..." ibareleri ve "..." ibarelerinin konumlandırılış şekilleri açısından ise farklıdır. Taraf markalarında ortak olan "..." ibaresi, taraf şirketler tarafından söz konusu markalar altında piyasaya sunulan şekerleme ürününün adıdır. "..." ibaresi ise pembe ve beyaz anlamlarına gelmekte olup, sunulan şekerlemelerin rengini işaret etmektedir. Markalarda ortak olarak kurgusal karakterlerin görünümleri farklıdır.
Buna göre, taraf markalarında ortak olarak unsurların ayırt ediciliğe katkısı bulunmamaktadır. Tüm bu hususlar göz önünde bulundurularak taraf marka işaretleri karşılaştırıldığında, marka işaretleri arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik olmadığı kanaatine varılmıştır.
Zira, taraf markalarında ortak olarak yer alan unsurlar tanımlayıcı nitelikte olup, genel görünüm itibariyle dava konusu başvuru, davalı Şirketin önceki tarihlerden beri kullandığı ürün görselinden farklıdır.
Öte yandan, her ne kadar ilk derece mahkemesince, taraf markalarında yer alan "..." ve "..." ibarelerinin çatı marka olup, esas unsur olarak değerlendirilemeyecekleri kabul edilmiş ise de, marka görsellerinde yer alan diğer unsurların tamamen tanımlayıcı nitelikte olmaları ve tertip tarzı itibariyle anılan ibarelerin ilk bakışta dikkati çeken unsur niteliği taşımaları karşısında, ilk derece mahkemesinin anılan değerlendirmesi yerinde görülmemiş, bu ibarelerin markaların asli unsuru olduğu kabul edilmiştir.
Açıklanan tüm bu nedenlerle, dava konusu başvuru ile davalı Şirketin redde mesnet markası arasında benzerlik bulunmadığı, başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, bu itibarla SMK'nın 6/3 maddesi koşullarının somut olayda gerçekleşmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının kabulüne karar verilmiş, aksi yönde açıklamalar içeren bilirkişi raporuna itibar edilmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, dava konusu başvuru ile davalı Şirketin önceki tarihli markası arasında benzerlik olmadığı, SMK'nın 6/3 maddesi koşullarının somut olayda gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/11/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1707, K. 2024/1932, 29 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama