İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAKARAR

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2022/1770 K.2024/2032

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/04/2021 tarih ve 2019/175 Esas - 2021/130 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde…

Esas2022/1770Karar2024/2032Tarih13 Aralık 2024Okuma10 dk · 1.994 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Vekili Davalı

Karar tarihi
13 Aralık 2024
Esas-Karar No
2022/1770 - 2024/2032
Esas no
2022/1770
Karar no
2024/2032
İncelenen kararın mahkemesi
ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Tarihi
15/04/2021
Numarası
2019/175 E. - 2021/130 K.
Davacı
—
Davanın konusu
Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.994 kelime·10 dk okuma·5 bölüm

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/04/2021 tarih ve 2019/175 Esas - 2021/130 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili, müvekkilinin süt, süt ürünleri ve peynir sektöründe "..." markası ile tanındığını, müvekkilinin markasında yıllardır aynı şekli ve logoyu kullandığını, davalı yanın ise müvekkili markalarını taklit ederek ve aynı logoyu, aynı sektörde kullanarak tescil başvurusunda bulunduğunu, 2018/41610 sayılı ve "... + şekil" ibareli başvuruya yaptıkları itirazın diğer davalı ...

2019-M-2063 sayılı kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa davalının müvekkilinin şekil markasını aynen kopyaladığını, her iki tarafın da ürün gruplarının peynir olduğunu, davalının da bu nedenle müvekkili şirkete ait bir markaymış gibi algılanabileceğini, davalının tanınmış marka olan müvekkilinin ürünlerinde kullandığı ve üst markası olan "..." logosunu, şeklini kötü niyetle seçtiğini, bu sayede davalının iltibas yaratmaya çalıştığı, müvekkilinin isminden haksız yararlanma amacı taşıdığını ileri sürerek,

YİDK kararının iptali ile dava konusu markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı şahıs, davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, taraf markaları kapsamındaki emtiaların aynı, aynı tür ya da yüksek düzeyde benzer nitelikteki emtialar oluşları karşısında,

taraf markaları arasında iltibas ihtimali bulunmadığı yönünde bir kanaate varılabilmesinin ancak markaları oluşturan işaretlerin birbirlerinden ciddi şekilde farklılaşmış olmaları halinde mümkün olabileceği, somut olayda taraf markalarını oluşturan işaretler “...” ve “...” sözcük unsurları bakımından birbirlerinden ciddi şekilde farklılaşmış iseler de bu defa da markaları oluşturan görsel unsurlar bakımından birbirleri ile ayniyet düzeyinde benzerlik taşıdıkları, böyle bir durum ise birbirinden farklı sözcük unsuru içerir bu iki ayrı markanın,

aynı ekonomik kaynak tarafından piyasaya sürülmüş ürünler için kullanılan markalar oldukları algısını yaratabilecek bir sonuç ortaya koyacağından ortalama tüketicinin de önceden bildiği davacı markasına güvenerek dava konusu markayı da tercih etme eğiliminde olabileceği ve işaretleri birbirlerinin devamı, serisi olarak algıyabileceği; karıştırılma ihtimalinin temelinde, makul orandaki ortalama tüketicilerin, bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde, herhangi bir sebeple bir bağlantı kurmasının yer aldığı,

taraf markaları arasındaki benzerliğin tüketicinin bu bağlantıyı kurmasına neden olacak düzeyde oluşu nedeniyle somut uyuşmazlıkta iltibas ihtimalinin başvuruda yer alan tüm emtialar bakımından mevcut olduğu; davacı yanın markasının ... tanınmış markalar sicilinde T/02418 sayısı ile tescilli olduğu, yine dosya kapsamına sunulan emsal nitelikteki çeşitli kurum kararları, yargı ilamları, sektör dergileri, gazete haberleri, reklamlar gibi delillerin tamamının davacının fiili kullanımlarında markasını aktif olarak kullandığı ve bu markasını özellikle “süt ve süt ürünlerinde” tanınır hale getirdiği hususunu ortaya koyduğu,

davacı markalarının tanınmışlığının iltibas ihtimalini arttırıcı bir etken olduğu, dava konusu markada kullanılan şekil unsurunun doğrudan davacı yanın önceki tarihli ve tanınmış markalarındaki şekil unsuru ile ayniyet derecesinde benzer olduğu göz önüne alındığında başvuru sahibinin dürüstlük kurallarına uygun hareket etmediği, ilgili sektörde uzun yıllardır var olan ve davacı taraf ile özdeşleşmiş bu şeklin, davalı yanca tescil başvurusuna konu edilmesinin iyi niyet kuralları ile örtüşmediği,

başvurunun bu nedenle kötü niyetli olarak kabulünün gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile YİDK'nın 2019-M-2063 sayılı kararın iptaline, davalıya ait 2018/41610 kod nolu "...+şekil" ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, başvurudaki kırmızı şeridin esas unsur niteliğinde olmadığı gibi ayırt edici vasıfta da bulunmadığını, tüketicilerin zihninde şekil unsurundan çok kelime unsurunun kalacağını, uyuşmazlık konusu şeklin de ilgili mal ve hizmetlerin sunulduğu sektörde yaygın olarak kullanıldığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı gerçek kişinin, "..." ibaresinin, 29 ve 35. sınıf mal ve hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." ibareli markaları ve markalarındaki şekil unsuruna dayalı olarak, iltibas, gerçek hak sahipliği, tanınmışlık ve kötü niyet iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da, YİDK'nın 2019-M-2063 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 11.03.2019 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 06.05.2019 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.

İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı, aynı Kanun'un 6/5 maddesindeki koşullarını gerçekleşip gerçekleşmediği ve dava konusu başvurunun kötü niyetli olup olmadığı noktasındadır.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez.

Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir.

İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.

Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru "..." ibaresinden oluşmaktadır. Davacının itiraza mesnet markası ile "..." esas unsurludur. Görüldüğü üzere taraf markalarının kelime unsuru arasında bir benzerlik bulunmamaktadır. Davacının başvuruya yaptığı itiraz taraf markalarındaki şekil unsurlarının ayniyetinden kaynaklanmaktadır.

Zira, davacının markalarında "..." ibaresi, kırmızı kavisli şeridin içine beyaz harflerle yazılmış, şeridin üst orta kısmında daire içinde markanın ilk harfi "M" harfine yer verilmiş, şeridin alt ve üst kenarlarında ayrıca yaldızlı çizgiler kullanılmıştır. Bu şekil unsuru ve kompozisyon, davalının dava konusu markasında da aynen yer almaktadır.

İlk derece mahkemesince, davacının tanınmış markasındaki şekil unsurunun davalı taraf başvurusunda aynen kullanılmasının iltibasa sebebiyet vereceği ve kötü niyetli olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, çekişmeli şekil unsuru ayırt edici vasıfta olmayıp, taraf markalarının asli unsuru konumunda da değildir. Söz konusu şekil unsurunun tali unsur olması sebebiyle de benzerlik değerlendirmesinin markaların kelime unsurları üzerinden yapılması gerekir.

Dairemizce, bu kapsamda yapılan incelemede ise, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığı, çekişmeli şekil unsurunun markalar arasında iltibas oluşmasına sebebiyet vermeyeceği, tüketicilerin ayırt edici olmayan şekil unsuru nedeniyle markaları ilişkilendirmeyeceği, bu nedenle SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibasın oluşmadığı kanaatine varılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.

Tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, Dairemizce emtia benzerliği şartı yönünden değerlendirme yapılmasına gerek görülmediği gibi davacı markalarının tanınmış olması da sonuca etkili bulunmamıştır.

Davacı vekilince başvurunun kötü niyetle yapıldığı da ileri sürülmüş ve ilk derece mahkemesince de bu sonuca ulaşılmıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.07.2008 gün ve 2008/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir.

Dolayısıyla davalının başvurusunun davacı markalarıyla iltibas oluşturma ihtimalinin varlığının kabulü halinde, ayrıca tescille sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuruda bulunduğunun da ispatı gerekir. Kötü niyetin varlığı her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir.

Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca iyiniyetin asıl, kötüniyetin istisna olması sebebiyle davalının kötüniyetli olduğunun delil ve gerekçelerinin gösterilmesi gerektiğinden davacının, davalının kötüniyeti bulunduğunu kanıtlamalı ve mahkemece de bunun delil ve gerekçesi gösterilmelidir. Somut uyuşmazlıkta, Dairemizce, taraf markaları arasında iltibas ihtimali bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü de isabetli bulunmamıştır.

Somut olayda uyuşmazlığın niteliği ve istinaf edenin sıfatı gözetildiğinde, bir başka hususun daha tartışılması gereklidir. Zira somut uyuşmazlıkta davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde, gerçekte ayrı davaların konusunu oluşturan iki farklı talep birleştirilmiş ve davalı ... YİDK kararının iptali ile diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi birlikte talep edilmiştir.

Mahkemece her iki talebin de kabulüne karar verildiği halde, yerel mahkeme kararı, davalı gerçek kişi tarafından istinaf edilmemiştir. Davalı ...'in istinaf başvurusu ile YİDK kararının iptali davası yönünden oluşacak hukuki sonucun, diğer davalı gerçek kişiyi ilgilendiren hükümsüzlük davasına yansıması düşünülemez. Dolayısıyla Dairemizce, YİDK kararının iptali davası yönünden ulaşılan sonucun, yerel mahkemece verilen hükümsüzlük kararına yansıtılması mümkün olmamıştır.

Bu itibarla, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunmaması nedeniyle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 15/04/2021 gün ve 2019/175 Esas - 2021/130 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

2-YİDK kararının iptali istemli davanın REDDİNE,

3-Hükümsüzlük istemli davanın KABULÜ ile, dava konusu 2018/41610 sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,

4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 44,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 383,20 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

5-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,

6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,

7-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 1.800,00 TL bilirkişi ücreti, 253,50 TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 131,50 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 2.185,00 TL yargılama giderinin takdiren 1/2'sinin hükümsüzlük davası yönünden yapıldığının kabulü ile bu orana tekabül eden 1.092,50 TL'ye, 44,40 TL peşin harç ile 44,40 TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 1.181,30 TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

8-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 75,00 TL tebligat ve posta masrafı, 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 295,70 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,

9-Davalı ... tarafından ilk derece mahkemesi ve istinaf aşamasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip resen taraflara iadesine (HMK m.333),

11-Davalı ... tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talebi halinde davalıya iadesine,

12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 13/12/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 13/01/2025

Başkan

Üye

Üye

Katip

Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1770, K. 2024/2032, 13 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. Gerekçe
  7. Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarih: 13/01/2025
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1770
Karar No
2024/2032
Tarih
13 Aralık 2024

İlgili Kararlar

  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2022/1775 K.2024/2030
  • Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2022/1781 K.2024/1822
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi E.2022/1783 K.2024/1724
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2022/1785 K.2024/2058
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2022/1786 K.2024/2059
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2022/1788 K.2024/2036

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.