KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Davacı Vekili
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 6 Aralık 2024
- Esas no
- 2022/1814
- Karar no
- 2024/1982
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 04/07/2022
- Numarası
- 2021/352 E. - 2022/194 K.
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük
Karar Metni
1.529 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 04/07/2022 tarih ve 2021/352 E. - 2022/194 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, davalı şahsın 2019/131861 sayılı "..." ibareli 40.sınıftaki marka tescil başvurusuna, müvekkilinin "...", "..." ibareli markalarına dayalı olarak TÜRKPATENT nezdinde gerçekleştirdiği itirazın dava konusu YİDK kararıyla kısmen kabul, kısmen reddedildiğini, müvekkilinin itiraza mesnet markalarının tanınmış olduğunu, markalar arasında ayniyet derecesinde benzerlik bulunduğunu, markanın karıştırılacağını, "..." kelimesinin ayırt edicilik sağlamadığını, daha önce de 2015/48375 sayılı aynı ibareli marka başvurusunun TÜRKPATENT tarafından reddedildiğini, dava konusu markanın aynı sınıfta tescil edilmek istendiğini,
seri marka izlenimi yarattığını, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, dava konusu 2021-M-7809 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2019/131861 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, markaların benzer olmadığını, "..." kelimesinin tek başına ayırt edici olmadığını, müvekkil markasının ülke çapında tanındığını, davacının İstanbul ve Kocaeli’de , müvekkilinin Bursa’da faaliyette bulunduğunu, mal ve hizmetlerin farklı olduğunu, davacı markasının kullanılmadığını, müvekkilin yirmi yılı aşkın bir süredir özellikle eşarp, şal, mendil gibi giysi aksesuarlarının perakende satışı ve üretimi alanlarında "..." ibareli markalar ve ticaret unvanı ile faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin 10.04.2013 başvuru, 09.09.2015 tescil tarihli "..." ibaresini içerir markasının bulunduğunu, davacı iddialarının haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle her ne kadar "..." ibaresi ortak yer alsa da markaların bütünselliği ilkesinden hareketle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı,
ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı,
( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ), davacı tarafın "..." ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının ve SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin "gıda, temizlik ve her türlü tüketim maddesinin üretim ve toptan satışı" alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin markaları ile dava konusu marka kapsamındaki uyuşmazlık konusu hizmetlerin aynı/aynı tür olduğunu, "..." ibaresinin ilgili sektörde ürün adı olduğundan ayırt ediciliğinin bulunmadığını, karşılaştırılan markalarda asli unsur olan "..." ibaresinin ortak olduğunu, davalı kumaş işi ilgilendiğinden "..." kelimesi bakımından kumaş/ kumaş dışı mal ve hizmet ayrımı yapılmasına gerek bulunmadığını, davalının müvekkili markalarının tanınmışlığından istifade etmeye çalıştığını,
SMK'nın 6/6.maddesi yönünden de davacının bu ibare üzerinde üstün hakka sahip olduğunu, davalının 2015/48375 sayılı markasının da TÜRKPATENT tarafından reddedildiğini, aynı ibarenin yeniden tescile konu edilmesinin kötüniyet teşkil ettiğini, haksız rekabet oluşturduğunu, bilirkişi raporuna haklı itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı şahsın, "..." ibaresinin 40. sınıf hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "...", "..." ibareli markalarına dayalı olarak iltibas iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği, davacının bu karara itirazının YİDK'nin 2021-M-7809 sayılı kararıyla kısmen kabul, kısmen reddedildiği, anılan kararın davacıya 11/10/2021 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 10/12/2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "...", "..." ibareli markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı, davacının markalarının tanınmışlığının ve ticaret unvanının başvurunun tesciline engel olup olmayacağı ve başvurunun kötüniyetle yapılıp yapılmadığı noktasındadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez.
Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir.
İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, başvuru kapsamındaki uyuşmazlık konusu 40. sınıf hizmetler, davacının mesnet markalarının kapsamındaki hizmetlerle aynı/aynı tür olduğundan, taraf markaları arasında emtia benzerliğinin gerçekleştiği anlaşılmıştır.
İşaret benzerliğine gelince; dava konusu başvuru "..." ibaresinden oluşmaktadır. Davacının mesnet markaları da "..." ve "..." asıl unsurludur. Bu durumda, taraf markaları arasında "..." ibaresini ortak olarak içermelerinden kaynaklanan yüksek düzeyde benzerlik söz konusudur. Başvurudaki "..." ibaresi de "..." ibaresine vurgu yapmakta, başvuruda ayırt ediciliği sağlayacak başkaca bir unsur yer almamaktadır.
Başvuruyu gören tüketicilerin bunun davacının itiraza mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabilmesi mümkün olmayıp, başvurunun davacı markalarının serisi gibi algılanma ihtimali bulunmaktadır.
Bu hale göre, işaret benzerliği de gerçekleştiğinden, Dairemizce, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu sonucuna ulaşılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.
Her ne kadar davacı vekili, SMK'nın 6/5. maddesi uyarınca tanınmışlık, 6/6. maddesi uyarınca ticaret unvanına dayalı fikri mülkiyet hakkı ve 6/9. maddesi uyarınca kötü niyet gerekçelerine de dayanmış ise de, davacı tarafça SMK'nın 6/5. maddesindeki koşulların oluştuğu kanıtlanamadığı gibi, ticaret unvanının 40. Sınıf uyuşmazlık konusu hizmetlerde kullanıldığı ve başvurunun kötü niyetle yapıldığına dair somut delil de ileri sürülmediğinden, davacı vekilinin bu itirazları yerinde görülmemiştir.
Davalı şahıs vekili tarafından, dava konusu ibare üzerinde müktesep hakları bulunduğu yönünde savunmalarda bulunulmuş ise de, müktesep hakka esas marka numarası bildirilmediği gibi davalı vekilinin beyan ettiği tescil tarihi itibariyle de davalı lehine müktesep hak şartları oluşmamıştır.
Bu itibarla, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunması nedeniyle ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/01/2025
Başkan · ... Üye · ... Üye · ... Katip · ...
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/1814, K. 2024/1982, 6 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama