KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.HUKUK Dairesi Davacı Vekilleri Davalı
- Karar tarihi
- 19 Nisan 2024
- Esas-Karar No
- 2022/439 - 2024/754
- Esas no
- 2022/439
- Karar no
- 2024/754
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 01/07/2020
- Numarası
- 2019/307 E. - 2020/131 K.
- Davanın konusu
- YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü
Karar Metni
1.744 kelime·9 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/07/2020 tarih ve 2019/307 Esas - 2020/131 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, davalı şahsın 2017/122091 başvuru numaralı ve “...” ibareli markanın 03. sınıf mallarda tescili için davalı Kuruma başvurduğunu, müvekkilinin bu başvuruya “...” esas unsurlu markalarını gerekçe göstererek itiraz ettiğini, itiraz Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen kabul edilmiş ise de, davalının bu karara yaptığı itiraz üzerine Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla bu kez itirazın reddedildiğini, oysa müvekkilinin 2008/71019 sayılı “...” ve 2009/11309 sayılı “... ...” sayılı markasının 03. sınıfta tescilli olduğunu, taraf markaları arasında benzerlikbulunduğunu,
müvekkiline ait “...” esas unsurlu markaların ayırt edici olduğunun mahkeme kararları ile ispatlandığını, davaya konu markada bulunan “dermo” ibaresinin dermatoloji kelimesinden geldiğini ve markaya ayırt edicilik kazandırmadığını, markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunduğunu ileri sürerek, Türk Patent ve Marka Kurumu YİDK’nın 2019-M-6076 sayılı kararının iptali ile tescili halinde 2017/122091 sayılı markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı vekili, TÜRKPATENT marka sicilinde “...” ibareli 100’e yakın marka bulunduğunu, 2008/64291 başvuru numaralı “lara ...” markasının tescil olduğunu, kendisine ait “...” ibareli marka ile davacıya ait markaların benzer olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, “03.
Sınıf: Deri, vinil, metal ve ahşap için parlatma ve bakım ürünleri: cilalar, bakım kremleri, cilalama amaçlı vaks.” malları hariç kalan emtialar yönünden emtia benzerliğinin gerçekleştiği, davaya konu marka başvurusunda ön plana çıkan unsurun bir bütün olarak “...” ibaresi olması, markalarda herhangi bir şekil yahut renk unsurunun bulunmaması, davacının itiraza mesnet 2009/11309 tescl numaralı markasında “...” ibaresine ek olarak “...” ibaresinin bulunması karşısında taraf markalarının görsel olarak benzerlik olmadıkları;
taraf markalarında ortak bulunan ve davacının benzerlik iddiasının temelini oluşturan “...” ibaresinin Türkçe'de "parıldamak, parlamak, parlatmak, parlaklık" anlamlarına geldiği, bu ibarenin davaya konu tescil sınıfı açısından ayırt ediciliğinin düşük olduğu, yine davaya konu marka başvurusunda bulunan “...” ibaresinin “dermokozmetik, dermatoloji” kelimelerinin yaygın olarak kullanılan kısaltması olduğu, sesçil benzerliğin de düşük kabul edileceği, taraf markaları arasında SMK’nın 6/1. maddesi kapsamında iltibas ihtimali bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, "..." ibaresinin 03. sınıfta ayırt edici olduğunu, bu ürünleri çağrıştırmadığını, buna dair mahkeme kararları bulunduğunu, şekil unsurunun başvuruya ayırt edicilik katmadığını, taraf markaları ile kapsamındaki malların da benzer olduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
Dava,YİDK kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı gerçek kişinin, "..." ibaresinin, 03. sınıf mallarda tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." ve "... ..." ibareli markalarına dayalı olarak, iltibas ve tanınmışlık iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazı Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen kabul edilerek başvurunun kısmen reddine karar verildiği, davalının bu karara karşı yaptığı itirazının ise, YİDK'ın 2019-M-6076 sayılı kararıyla kabul edilerek, davacının itirazın reddine karar verildiği, anılan kararın davacıya 05.08.2019 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 23.08.2019 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı, aynı Kanun'un 6/5 maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği noktasındadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez.
Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir.
İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, dava konusu başvuru 03. sınıf 01-06 alt sınıf mallarda tescil edilmiştir. Davacının itiraza mesnet markaları da 03. sınıf "Kişisel kullanım amaçlı koku vericiler. Sabunlar. Aşındırıcı ürünler (Zımpara bezleri, zımpara kağıtları, pomza taşları, pastalar dahil). Ağartma ve temizlik amaçlı maddeler. Diş bakımı ürünleri. Parfümeri; kozmetik ürünleri." bakımından tescilli olup, “03. Sınıf: Deri, vinil, metal ve ahşap için parlatma ve bakım ürünleri: cilalar, bakım kremleri, cilalama amaçlı vaks.” malları hariç taraf markalarının emtia listelerinin benzer olduğu anlaşılmıştır.
İşaret benzerliğine gelince; davalı başvurusu "..." ibaresinden oluşmaktadır. Başvuruda şekil ya da başkaca bir unsur bulunmamaktadır. Davacının itiraza mesnet markaları ise "..." ve "... ..." ibarelidir. Dolayısıyla her iki taraf markalarında "..." kelimesi ortaktır.
İptali talep edilen YİDK kararında "..." ibaresinin "parlatmak, parlaklık" anlamlarına geldiği ve ayırt ediciliğinin düşük olduğu değerlendirmesiyle sonuca ulaşılmış ise de, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin, 16.02.2015 tarih ve 2014/16930 E.- 2015/1951 K. sayılı, 24.01.2018 tarih ve 2016/6791 E.- 2018/631 K. sayılı ve 07.10.2019 tarih ve 2018/4580 E.- 2019/6266 K. ve 02.10.2019 tarih ve 2018/4557 E.- 2019/6118 K. sayılı kararlarında "..." ibaresinin 3. sınıf mallar yönünden ayırt ediciliğinin bulunduğu kabul edilmiştir.
Bu hale göre, başvuru ile davacının özellikle 2009/11309 sayılı ve "..." ibareli markaları arasında görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, "..." ibare ve biçimli işareti gördüğünde,
bunun "..." esas ibareli markadan farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, başvuruya konu markanın davacı adına tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının yüksek ihtimal dahilinde olduğu, benzer mallar yönünden SMK'nın 6/1. maddesi şartlarının oluştuğu kanaatine varılmıştır.
Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16.05.2023 tarih ve 2021/8722 E.-2023/3006 K. sayılı kararında "glamour ...", 06.06.2022 tarih ve 2021/1788 E.-2022/4513 K. sayılı kararında "miracle ..." ibareleri davacının itiraza mesnet markalarıyla benzer bulunmuştur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.
Her ne kadar davacı vekilince, tanınmışlık iddiasına dayalı olarak da davalının tescil talebinin reddinin gerektiği ileri sürülmüş ise de, davacının itiraza mesnet markalarının tanınmışlığı kanıtlanamadığı gibi, başvurunun tescilinin SMK'nın 6/5. maddesindeki şartların oluşma ihtimaline sebebiyet vereceği ispatlanmadığından, davacı vekilinin bu iddiası yerinde bulunmamıştır.
Sonuç olarak, ilk derece mahkemesince taraf markalarını oluşturan işaretler arasında iltibas bulunması nedeniyle, emtia benzerliğinin gerçekleştiği mallar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 03/05/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, E. 2022/439, K. 2024/754, 19 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama